Sponsorlu Bağlantılar
   

Balkanlardaki Türk Mimari Eserleri Hakkında Bilgi

Ülke Kültürleri icinde Balkanlardaki Türk Mimari Eserleri Hakkında Bilgi konusu , Balkanlardaki Türk Mimari Eserleri Hakkında Bilgi Balkanlarda Türk Mimari Eserleri Konu, bugünkü Türkiye sınırları dışında, bütün Balkan yarımadası ile şimdiki Romanya ve Macaristan'ı içine almaktadır. Osmanlı İmparatorluğumun bu toprakları üzerinde, ...

Yeni Konu aç  Cevapla
 
Seçenekler
Alt 04-03-2011   #1 (permalink)
Standart Balkanlardaki Türk Mimari Eserleri Hakkında Bilgi

Sponsorlu Bağlantılar


Balkanlardaki Türk Mimari Eserleri Hakkında Bilgi

Balkanlarda Türk Mimari Eserleri


Konu, bugünkü Türkiye sınırları dışında, bütün Balkan yarımadası ile şimdiki Romanya ve Macaristan'ı içine almaktadır. Osmanlı İmparatorluğumun bu toprakları üzerinde, bugün Macaristan, Romanya, Bosna-Hersek, Bulgaristan, Arnavutluk ve Yunanistan olarak altı devlet bulunmaktadır. Buralardaki Türk eserleri hakkında, yerinde kalan pek azı dışında, en önemli kaynak Evliya Çelebi Seyahatnamesidir Evliya Çelebi'nin görmediği, uğramadığı yerler de bunun dışında kalmaktadır.
Kuzeyden başlanacak olursa, Dobruca gibi, büyük şehirlerin kurulmasına elverişli olmayan alçak ve bataklık arazi üzerinde Sultan II. Bayezid'den başlayarak, Osmanlılar, buradaki seyrek nüfusun ihtiyacını karşılayacak ölçüde mimari eserler yapmışlardır. Fakat bu eserlerin çoğu, 1828'de Edirne'ye kadar inen Rus orduları tarafından tahrip edildiğinden, daha sonra Sultan II. Mahmud, Abdülmecid, Abdülaziz tarafından yaptırılan camiler kalmıştır. Daha önceki devirden kurtulan üç eser, Sokullu'nun hanımı Esma Han Sultan'ın Mangalia'daki cami ve medresesi, Babadağı'nda Gazi Ali Paşa Camii, Medrese ve Türbesi ile küçük bir yapı olan Sarı Saltuk Türbesi, XVI. ve XVII. yüzyıl özelliklerini korumuştur.
XIX. yüzyılın son yarısı içinde Bükreş, Harşova, İbrail, İshaklı, Kalas, Köstence, Maçin, Mahmudiye, Mecidiye, Süne (Sulina) ve Tolca'da bulunan çatı örtülü basit camiler, tavan veağaç işlerindeki oymalar ve süslemeler bakımından değer taşır.
Kubbeli tek cami, Tuna'nın en kuzey ağzında, Süne (Sulina)'dadır. Kalas Camii'ni de 1900 yıllarında Sultan Abdülhamid yaptırmıştır. Böylece köy camileri ile birlikte, Dobruca'da 80 kadar cami ve 2 medrese, mektep vardır.
Bükreş'te küçük bir cami ile bir han, Yergöyü (Giurgiu), Kalafat, Orşova gibi kalelerde ve Dobruca - Buğdan sınırında İbrail'de şimdi kilise olan bir cami vardır.
Kanunî Sultan Süleyman devrinde fethedilen Banat'ta, hemen savaşın arkasından bütün gerekli Osmanlı müesseseleri yapılmaya başlanmıştır.
Sonraları doğu tarafından Avusturyalıların eline geçen birkaç şehri, Köprülü Mehmed Paşa geri almış (1668), daha savaş devam ederken Arad'da cami, mektep, imaret han, zaviye, köprü, hamam yaptırmıştır. Varat'ta da Sultan IV. Mehmed namına bir cami, bir medrese, bir okul ve Vezirköprüsü denilen köprüyü, Yanova (Borosyenö)'da Sultan IV. Mehmed Camii ile Köprülü Camii'ni yaptırmıştır. Daha sonra oğlu Fazıl Ahmed Paşa bir cami, bir okul, ayrı ayrı iki vezir de iki cami, bir saat kulesi ve çeşitli mescitler yaptırmışlardır.
XVIII. yüzyıla kadar Osmanlılar elinde kalmış olan Tamşuvar, yirmi altı eserle imar edilmiş ise de, bugün eski belediye binasının kapısına, duvara yerleştirilen Sultan İbrahim Hamamı kitabesinden başka iz kalmamıştır.
Macaristan'ın durumu biraz daha belirlidir Merkez Budin (Buda Pest) için Evliya Çelebi, yalnız varoşlarda 3500 ev, 24 mahalle göstermiştir. Yukarıhisar'dakiler bunun dışında kalmaktadır
Budin'deki eserler, 25 cami, 47 mescit, 12 medrese, 16 mektep, 10 tekke ve türbe, 8 kaplıca, 2 hamam, 9 han, 75 sebilhane, 10 çeşme, 1 baruthane, 1 saat kulesi, 1 bedesten olarak 217'yi bulmaktadır. Cami, mescit ve medreseler tamamen kaybolduğundan bunların şekli bilinmiyor. Yalnız Toygun Paşa Camii'nin mihrap duvarlarının bir kısmı ile bir köşesinin yerine göre yapılan restitüsyonu, Saraçhanebaşı'ndaki Dülgerzade ve Fındıklı Molla Çelebi camilerinin bir eşini vermektedir. Yalnız kubbe biraz daha büyük olup, son cemaat yeri de yanlara doğru taşmaktadır. Bu cami önce Fransisken Manastırı olmuş, sonra yıktırılarak şimdiki kilise yapılmıştır. Bu arada camiden kalan duvar ve köşe, Macarlarca temizlenerek meydana çıkarılmıştır. Sinan'ın Sokullu Mehmed Paşa Camii ve iki medresesi hakkında da bilgi yoktur, yalnız gravürlerden bunun kubbeli bir cami olduğu anlaşılmaktadır. Sinan'ın imparatorluk sınırlarının en kuzeyinde ve Macaristan'da yaptığı tek cami bu olmuştur. Kuzeyde, bundan sonraki eseri Drina Köprüsü, 350 km güneyde kalır Sinan'ın, Macaristan'da başka eserler yaptığı hakkında bilgiler gerçeğe dayanmaz.
Budin'de yerinde kalan en önemli eserler, dört kaplıcadan ibaret olup, onların da soğukluk kısımları yıkılmış, yalnız birisinin tek duvarı, pencere ve hücreleri bırakılmıştır. Aşıkî'nin yazmasından soğuklukların büyük kubbeli olduğu anlaşılmakta, kalan duvar da, bunu doğrulamaktadır. Kaplıcaların havuz kısmında da pencereler açılıp, halvetler bozularak değişiklik yapılmıştır.
Kaplıcalar, imparator tarafından subaylara hediye edilmiş, onlar da istedikleri değişikliği yapmışlardır. Horozkapısı Kaplıcası, Kırali ailesine verilmiş olup, aynı isimdeki apartmanın kapısından girişi vardır. Kalan soğukluk duvarı görülmektedir.
Bundan başka Budin'de kalan diğer bir eser, çok tanınmış Gül Baba Türbesi'dir. Önceleri şapel haline getirilen türbe, son yıllarda tamir edilip etrafı açılarak güzel bir bahçe içerisine alınmıştır Böylece Budapeşte'deki 217 eserden, bir türbe ile dört kaplıcadan başka bir şey kalmamıştır.
Fakat Pecs şehrinde kalan camiler, bize iyi bir fikir vermektedir. Sigetvar'da da iki cami vardır.
Macaristan'da kalan en büyük ve güzel cami Pecs'de 1579 tarihli Gazi Kasım Paşa Camii'dir. 16.35 m çapındaki kubbesi ile Üsküp ve Saraybosna camilerinden biraz daha büyüktür. Binada, kilise haline getirilirken yapılan barok değişiklikler ve ilâveler temizlenerek, muhteşem eser ortaya çıkmış ve şehir meydanına hayat vermiştir. Yalnız minaresi ve son cemaat revakı yıkılarak, yerine kilisenin narteksi gelmiştir.
Pecs'de kalan diğer bir eser, Yakovalı (Dakovica) Hasan Paşa Camii'dir. Kilise haline getirilmiş olan yapıda, son tamirde değişiklikler ve ilâveler kaldırılarak üslûba uygun şekilde restore edilmiş, duvarlar temizlenerek kalem işleri ve yazılar meydana çıkarılmış, minarede çan takmak için bozulan petek yeniden yapılmıştır. En iyi korunan ve içinde namaz kılınabilecek durumda bir camidir. Yalnız bir sütunu açıkta bırakarak son cemaat revakını kapatan ve kubbeden yukarıya yükselen bitişik manastır binası (şimdiki dispanser) yapıyı gölgelemektedir. Bir de cami içine konulan, torna işi, çirkinlik numunesi minber, kanser yarası gibi camiin ahenkli güzel mekânı içerisinde göze batmaktadır.
Aynı şehirde sekizgen İdris Baba Türbesi, kiremit örtülü kubbesi ile sade bir yapıdır. Yuvarlak pencereler sonradan, kilise haline getirilirken açılmış, kubbenin şekli de biraz değiştirilerek bozulmuştur. Son tamirde yeniden sanduka konularak türbe haline getirilmiştir.
Sigetvar'da Ali Paşa Camii kilise haline getirilirken, revak yerine bir koro ve org bölümü yapılmış, kubbe incil, Ahd-i atîk tasvirleri ile süslenmiş, pencereler örülerek loşluk içine sokulmuştur. Böyle büyük değişikliklere uğrayan camii, son zamanlarda eski haline koyma teşebbüsleri vardır. Sigetvar'da kale içinde çatı örtülü Sultan Süleyman Camii de, kilise iken sonra müzeye çevrilmiştir. Yan taraftaki ilâve dışında, camide fazla bir değişiklik yoktur. Kanunî Sultan Süleyman'ın ahşasının bulunduğu türbe yıkılmış, yerinde bir kilise yapılmıştır.
Evliya Çelebi'nin bildirdiğine göre Romanya ve Macaristan'da toplam 873 eser vardı. Bunlardan dört kaplıca, iki türbe, Pecs ve Sigetvar'da kiliseye çevrilmiş dört cami kalıntısı Sikloş'da ev haline sokulan pek harap kubbeli bir cami, Eğri (Eğer, Erlau)'de ve Hamza Bey Palankası (Eresi)'nda ve Budin'in 20 km güneyinde (Erd)'de çıplak birer minare olarak ancak 13 eser kalmıştır ki, nispeti yüzde bir buçuktan bile azdır.
Diğer Balkan devletleri, Yugoslavya, Bulgaristan, kısmen Yunanistan ve Arnavutluk’taki eserler için, Evliya Çelebi Seyahatname'sinden başka kaynaklar vardır. XVIII. yüzyıldan başlayan vakıf, tapu tahrir defterleri, salnamelerden başka, Yugoslavya için zengin, diğer yerler için perakende yayınlar vardır. Ekrem Hakkı Ayverdi, zahmetli çalışmaları ile iki cilt halinde toplayıp baskıya hazırladığı Yugoslavya'daki eserlerin sayısını, 7–8 bin olarak tahmin etmektedir. Bu Romanya ve Macaristan'daki eserlerin 9–10 misline varacaktır. Bulgaristan, Yunanistan ve Arnavutluk'taki eserlerin toplamı 5–6 bin olarak alınırsa, imparatorluğun Avrupa kısmında 13-14 bin eser yapıldığı tahmin edilebilir Roma İmparatorluğu’ndan çok daha zengin bir mimari tablo, imparatorluğun manevi birliğini sağlamakta önemli rol oynamıştır.
Gazi Hünkâr Murad Hüdavendigâr'ın 1364'te fethettiği Filibe'de, fetihten hemen sonra yaptırdığı Hüdavendigâr Camii, en erken tarihli eserlerden biridir 850 m çapında, üç kubbeli geniş orta nef, 6 m genişliğinde üçer çapraz tonozlu dar yan netlerle aynı yıllardan Bursa Şehadet Camii plânının uzatılmasından meydana gelen çok kubbeli bir camidir. Filibe'de Evliya Çelebi'nin adını verdiği 53 camiden yalnız bu cami ile Şehabeddin Paşa Camii kalmıştır.
Bundan sonra Çelebi Sultan Mehmed'in, Dimetoka'da, Bursa-Yeşil Cami'nin mimarı Hacı İvaz Paşa'ya yaptırdığı Çelebi Sultan Mehmed Camii'nde de, Bursa Şehadet Camii plânı geliştirilmek istenmiş, fakat sultanın ölümü ile kubbe örtüsünde vazgeçilerek, çatıya karar verilmiştir. İmparatorluğun Rumeli tarafında kalan camileri arasında, büyüklük itibarı ile Sofya'da Fatih devri yapısı Mahmud Paşa Camii ile Filibe Hüdavendigâr Camii'nden sonra üçüncü sırada gelir Üç satırlık büyük orijinal kitabesinde, Çelebi Sultan Mehmed adına, 823 Rebi I (Mart 1420)'de yapıldığı belirtilmiştir.
Kula Şahin adı ile tanınan Şebabettin Paşa'nın 848 (1444)'de Filibe'de yaptırdığı cami, Anadolu'nun kanatlı camiler dediğimiz grubuna girmektedir.
Makedonya Cumhuriyeti'nin merkezi Üsküp, hemen hemen Bursa, Edirne gibi bir Türk şehri karakteri taşır. Evliya Çelebi, burada 120 cami, mescit, 70 sıbyan mektebi, 7 misafirhane, 20 tekke ile ayrıca 6 medrese ve 4 han ve 3 hamamın adlarını vermektedir Bugün Üsküp'te tarihi ve kitabesi bilinen en eski yapı, Sultan II. Murad Camii'dir iki defa yanarak tamir görmüş, eski şekli bozulmuştur. Üçerden iki sıra paye üzerine çatı örtülü olmakla beraber, Üsküp'ün ve Balkanlar'ın en büyük camileri arasında yer alır.
Üsküp'te kitabesine göre 842 (1438) tarihli Alaca İshak Bey Camii de, kanatlı camiler grubuna girer. 925 (1519) tarihli ikinci bir kitabeden ishak Bey'in torunu Hasan Bey tarafından genişletildiği anlaşılmaktadır. Camie bağlı medrese, çifte hamam ve hanlardan eser kalmamış olup, yalnız sekizgen biçiminde yüksek türbe orijinal süslemeleri ile dikkat çeker.
Üsküp'te İshak Bey'in oğlu Gazi İsa Bey tarafından 880 (1475–76)'de yaptırılan İsa Bey Camii de aynı gruptan olup, Bursa camilerini ve İstanbul Murad Paşa Camii'ni andırır.
Sofya'da Mahmud Paşa Camii ise, Edime Eski Ca-mii'ne benzer görünüşte, dokuz kubbeli bir yapı olup, sınırlarımız dışında kalan Rumeli'nin en büyük camiidir. Evliya Çelebi'nin adını verdiği sekiz büyük camiden başka, diğer birçok cami, han, hamam, medrese ve tekkelerin bulunduğu zengin anıtlar şehri Sofya'da ayakta kalan iki camiden biri, şimdi müze olan bu cami, diğeri 974 (1566) tarihli Banyabaşı Camii adı ile tanınan Kadı Seyfullah Camii'dir.
Önünde son cemaat revakı ile tek kubbeli camilerin bugünkü sınırlarımız dışındaki en güzel örneği, kuzeydeki Priştine Fatih Camii'dir. Üç sıra pencereli yüksek duvarlar üzerine 14 m çapında pandantif kubbesi, üç gözlü revakı ve batıda yükselen minaresi ile titiz bir taş işçiliği gösteren, ahenkli, anıtsal bir eserdir Mermer oyma minberi de Rumeli'de kalan en zarif örnektir, denebilir.
Atina'da Fatih'in adını taşıyan küçük Fethiye Camii, dört yarım kubbeli merkezi plân şeması ile şaşırtıcı bir görünüştür. Bütün kubbeleri kiremit kaplı olup, duvarlar da moloz taşlarla itinasız bir işçilikle örülmüştür. Saraybosna bugünkü adıyla Sarajevo, 840 (1436)'da Osmanlı ülkesine katıldı. Bosna eyaletinin merkezi olan Saraybosna, Bursa, Edirne, Üsküp gibi yeni baştan kurulmuş bir Türk şehridir 1878'de Avusturya işgali olmuş, 1918'de Yugoslavya'ya verilmiştir. Evliya'ya göre 400 mahalleden 390'ı Müslüman, 10'u Sırp ve Bulgar, 2'si Yahudilere aitti Geniş saraylar vardı 177 cami ve 100 mescitten, 77'sinde cuma namazı kılınırdı 180 sübyan mektebi ile medreseler, darüşşifalar, tekkeler, çarşı ve hamamlar, üç kervansaray ve yirmi üç kale gibi han vardı.
Bosna-Hersek'teki Saraybosna'da 937 (1530) tarihli Gazi Hüsrev Bey Camii, Silivri'de Pirî Mehmed Paşa'nın aynı tarihli camiinin az farklı bir benzeridir. Yüksek duvarlar üzerine kare plânda, 15 m çapında kubbeli yapı, alçak tutulmuş mihrap yarım kubbesi ve yanlarda küçük birer kubbe ile geniş bir avlu ortasında yer almıştır Medrese, türbe, bedesten, han, hamam ve bir hanikâh, Hüsrev Bey'in camiine bağlı olarak yaptırdığı diğer eserlerdir.
Üsküp, Manastır, Saraybosna, Yeni Pazar, Yeni Kasaba, Novi, Travnik, Banyaluka, Kumanova gibi şehirlerin genel görünüşüne, bugün bile Türk mimari eserleri hâkimdir. Diğer birçok kasabaların da Osmanlı idaresinde daha parlak devirler yaşadığı anlaşılmaktadır.
Bulgaristan'da, XVIII. yüzyıl sonlarına kadar, birçok şehirlerde önemli eserler yapıldığına örnek olarak Şumnu (şimdi Kolarovgrad)'da, 1745 tarihli Şerif Halil Paşa Camii ve Külliyesi gösterilebilir.
Bugün Yunanistan'da kalabilen Türk eserleri, başta Atina ve Selanik gibi büyük şehirler olmak üzere, Makedonya'da Vardar Yenicesi, Karaferye, Kesriye, Florina, Ostrova, Vodina ve Kavala'da bulunmaktadır. Ayrıca Narda, Mizîstre, Benefşe, Pasova, Anabolu, Tırhala, Dimetoka, Halmyros'da ve Eğriboz ve Girit Adası'nda Türk camileri ve diğer mimari eserleri yapılmıştır Bugün bunların birçoğu yıktırılmıştır.
Evliya Çelebi, Atina akropolünde, İçkale Camii'nden başka eteklerde başka camiler ve mescitler bulunduğunu, ayrıca şehirde de, üç cami ve yedi mescit olduğunu kaydeder. 1763 tarihli Mustafa Ağa ve Altıfıskiye Camii, bugün işlemeler ve El Sanatları Müzesi olarak kullanılmakta olup, üç kubbeli son cemaat yeri ile fevkanî, tek kubbeli şirin bir eserdir. XVIII. yüzyılın ikinci yarısında, Yunanistan'da Türk mimarisinin hâlâ çok canlı olduğunu gösterir Atina'da Agora'nın yakınındaki revaklı medresenin, bugün yalnız portali kalmıştır.
Beş yüz yıl Türkler elinde kalan ve Atatürk'ün içinde doğduğu Selanik'te, Evliya Çelebi, yüz elli kadar cami ve mescit olduğunu kaydeder. 1913'te "Selanik Topografyası" adlı Fransızca eserin şehir plânında 37 adet cami, adları ile işaret edilmiştir. O zamanlar şehre karakteristik manzarasını veren minareler, hemen hemen tamamen yıktırılmıştır.
İnegöl’de külliyesi bulunan İshak Paşa tarafından yaptırıldığı tahmin olunan ve Evliya Çelebi'de adı geçen Alaca Camii, Selanik'te en önemli Osmanlı eseridir. Önünde beş kubbeli son cemaat yeri, arka arkaya iki kubbe ve yanlarda alçak kubbeli mekânlarla, XIV - XV. yüzyıllar Osmanlı camileri tipine uygundur.
XVII. yüzyıl başlarından kalma Hamza Bey Camii, tek kubbeli bir yapı olup, düz çatı ile yanlara doğru uzatılmıştır. Sultan II Murad'ın yaptırdığı 1463 tarihli hamam, bugün de bakımlı ve iyi durumdadır. Çoğu bugün de kullanılan Türk çeşmelerinin kitabeleri kaldırılmıştır. Selanik surlarında iki gösterişli kule, Beyaz Kule ve Zincirli Kule, Türk devrinin canlı hatıraları olarak ayaktadır.
Vardar Yenicesi'nde, Evliya Çelebi'nin bahsettiği 17 camiden birkaçı harap halde kalmıştır. Karaferye'de eski Türk evleri ve bir iki harap cami hâlâ vardır. Kesriye'de, tek kubbeli, harap haldeki iki cami ve birçok Türk evleri, bir de medrese kalmıştır. Vodina'da, önünde üç kubbeli son cemaat yeri ile tek kubbeli bir cami, Kavala'da iki cami ile büyük ölçüdeki Mehmed Ali Paşa Külliyesi vardır. Mora'da, Mizistre, Benefşe ve Pasova şehirlerinde Evliya Çelebi'nin anlattığı Türk eserlerinden pek azı harabe halinde kalmıştır. Anabolu'da minareleri yıkılmış halde kalan iki camiden biri sinema olmuştur Teselya'da, Tırhala'da, Evliya Çelebi'nin adlarını verdiği yedi camiden yalnız biri kalmıştır. Bu cami, 1568'de Tırhala'da ölüp, oradaki türbesine gömülen Mustafa Paşa oğlu Osman Şah tarafından Mimar Sinan'a yaptırılmış olup, yaptıranın adını almış olan Osman Şah Camii'dir. Tuğla-taş sıralarından dekoratif duvarlar üzerine, üç sıra pencereli ve tek kubbeli camiin daha 1929'da alınan resminde bile, önündeki beş kubbeli son cemaat yeri yıkılmış olup türbesi de çok haraptır. Eğriboz Adası'nda, Eğriboz şehrinde de, minaresi ve üç kubbeli son cemaat yeri yıkılmış, tek kubbeli bir cami kalmıştır.
Arnavutluk'ta XV. yüzyıldan, XX. yüzyıl başlarına kadar yapılan eserlerden çoğu bugün yok olmuştur. XV. yüzyıldan selâtin camileri, 1417 Berat, 1466 Elbasan, 1478'den az sonra İşkodra ve Lesh şehirlerinde yapılan eserlerdir.
XVI. yüzyılda, tamamen klasik Osmanlı tarzındaki kubbeli camilerden, Korça'da 1496 tarihli İmrahor Camii, Beratta 1540–1550 tarihli Kurşunlu Cami, Elbasan'da 1580–1590 tarihli cami vardır.
XVII. yüzyılda aynı mimarinin devamı olarak, Elbasan'da 1608 tarihli Hasan Balizade Camii ile 1660–1670 arasında Bıçakçızade Camii, Pekin'de 1660 tarihli Abdurrahman Paşa Külliyesi gösterilebilir.
1760–1830 arasında melez bir Osmanlı mimarisi ile yapılan eserlerde, İşkodra'da 1768tarihli Kurşunlu Cami, Görüce (Korça)'de 1780 tarihli Dolma Tekke, Beratta Halvetiye Tekkesi (1782), Beratta Bayezid Camii (1780–1790) ve Bekâr Camii (1827), Tiran'da Edhem Bey Camii (1794–1820), Pekin'de Saat Camii (1834) olmuştur Daha sonra Sultan II. Abdülhamid zamanında, bazı yeni eserler ve yeniden parlayan Bektaşilik dolayısı ile yeni tekkeler yapılmıştır.
Son devir eserleri, Berat İbrahim Paşa Camii (1853), Görüce Fatih Camii (1838), Preza Saat Kulesi (1852), Elbasan Saat Kulesi (1899), ayrıca İşkodra'da hükümet konağı ve kışlalarla, camiler ve Durreste camiler yapılmıştır. Ayrıca XV. ve XVI. yüzyıllardan kaleler, burçlar, hamamlar, mektepler gibi eserler, bu listenin dışında kalmaktadır.



Kaynak: Osmanlı Mimarisi Prof. Dr. Oktay ASLANAPA
TÜRKİYE İŞ BANKASI KÜLTÜR YAYINLARI

 

Mavi_inci isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Hızlı Cevap
Sponsorlu Bağlantılar
Yeni Konu aç  Cevapla

Sayfayı Paylaş

Hızlı Cevap
Kullanıcı isminiz: Giriş yapmak için Buraya tıklayın
Sorunun cevabını alttaki kutucuğa yazınız. (Gerekli)

Mesajınız:

Seçenekler


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Osmanlının Balkanlardaki Eserleri Mavi_Sema Tarihi Bilgiler 0 10-06-2011 18:49
Balkanlardaki Türk Eserlerinin Durumu Hakkında Bilgi Mavi_inci Ülke Kültürleri 0 04-03-2011 10:23
17. Yüzyıl Osmanlı Mimari Eserleri Hakkında Bilgi Mavi_inci Tarihi Bilgiler 0 22-02-2011 15:42
Türklerin Balkanlardaki Eserleri Nelerdir? Mavi_Sema Tarihi Eserler Antikalar 0 04-01-2011 00:36
Mimari eserleri ASİ MARDİNLİ Ege Bölgesi 0 24-03-2009 01:31


Saat: 00:02.


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO ©2011, Crawlability, Inc.
Frmartuklu.Net ©2008 - 2014