Sponsorlu Bağlantılar
   

Yardımlaşma ve Dayanışma Nedir

Seviyeli-Ciddi Konular icinde Yardımlaşma ve Dayanışma Nedir konusu , toplumsal dayanışma nedir - yardımlaşma ve dayanışma hakkında - toplumsal yardım - başarıda dayanışmanın önemi Toplumsal dayanışma toplumun kurum ve kuruluşlarıyla ortak değerlerde birleşmesi ve birlikte hareket etmesidir. Yaşamımızda toplumsal ...

Yeni Konu aç  Cevapla
 
Seçenekler
Alt 26-04-2010   #1 (permalink)
Standart Yardımlaşma ve Dayanışma Nedir

Sponsorlu Bağlantılar


toplumsal dayanışma nedir - yardımlaşma ve dayanışma hakkında - toplumsal yardım - başarıda dayanışmanın önemi


Toplumsal dayanışma toplumun kurum ve kuruluşlarıyla ortak değerlerde birleşmesi ve birlikte hareket etmesidir. Yaşamımızda toplumsal dayanışmanın çok önemli bir yeri olduğunu artık anlamamız gerekmektedir. Çünkü iyi yaşamamıza yardımcı olacak hareketlerden birisi dayanışmadır.

İyi bir başarı için çevre faktörlerimizi de iyileştirmek zorundayız. Çünkü insan sosyal bir varlıktır. Çevresindeki tüm olaylardan direk veya dolaylı etkilenir. Bu etkileşme insana zarar verdiği gibi zirveye çıkmasına da yardımcı olur. Dayanışmalar sayesinde toplumlar ve ülkeler kalkınır.
Kendi başarısızlığımız eğer bir toplum içinde olumsuz etki yapıyorsa oturup, düşünüp nerede neden hata yaptığımız irdelememiz gerekmektedir. Kısacası, birbirimizin gözünü oyacağımıza, pozitif dayanışma içerisinde olsak, hem kendimiz hem çevremiz hem de ülkemiz bundan faydalanacaktır.

Bireylerin beraber hareket etmeleri elbette ülkemiz için çok faydalı olur, buna en güzel örnek Kurtuluş Savaşıdır. Birlik ve beraberlik içinde olan toplum kendi kendini yönetir, dışarıdan müdehalelere izin vermez. Karşılaşılan sorunlar daha çabuk çözülür ve gelişmek için gerekli şartlar kolayca aşılır.

Kısaca Ülkemizin dünya ülkeleri arasında önemli bir yere gelmesi için, toplum olarak bir dayanışma (fikir birliği) içinde olmalıyız.

Atatürkün eğitime verdiği önem
Atatürk, büyük bir asker, büyük bir devlet adamı ve diplomat olduğu kadar, eğitim alanında da milletimizin çağ değiştirmesini, atılım yapmasını sağlayan büyük bir önderdir. Atatürk’ün Millî Eğitim konusuna gösterdiği ilgi ve bu konuda ileri sürdüğü görüşler incelendiği zaman, bu konuya adeta bir eğitim düşünürü gibi eğildiği, konunun bütün yönleriyle çok yakından ilgilendiği, çevresine Millî Eğitimin önemini anlatmak içni her fırsatı değerlendirdiği, Millî Eğitimde göz önünde tutulması gerekli amaç ve ilkeleri açıklığa kavuşturduğu görülür. Atatürk eğitim alanındaki yenileşmenin önderidir.
Atatürk’ün gözünde, Türk Millî Mücadelesi, sırf askerî mahiyette, düşmanı vatan topraklarından kovmayı tek amaç bilen bir hareket değildi. Askerî alanda kazanılacak zafer, millî kurtuluşun ilk şartı idi. Fakat zaferden sonra yapılacak işler, bağımsızlık savaşı kadar önemliydi. Savaş sürerken bile, Atatürk, savaş sonrasının sorunlarına hazırlanıyor, bu arada Millî Eğitim konusuna da eğiliyordu.
Bağımsızlık Savaşının en bunalımlı günlerinde, düşman kuvvetlerinin kesin sonuca ulaşmak hayaliyle baskılarını arttırdıkları, Ordumuzun Sakarya’ya kadar çekilmesine yol açan Kütahya-Eskişehir yöresindeki Yunan saldırısının tehlikeli şekilde geliştiği günlerde, 16 Temmuz 1921′de, Ankara’da “Maarif Kongresi” (Millî Eğitim Kongresi) toplanmıştır. Atatürk cephedeki şartların ağırlığına rağmen, bu Kongrenin ertelenmesine razı olmamış, hattâ Kongrenin açış konuşmasını kendisi yapmıştır.

Bu açış konuşmasında, -devam eden savaşa ve bütün maddî imkânların düşmanı vatanımızdan kovmak için kullanılması zorunluluğuna rağmen- “millî” ve “çağdaş” bir eğitimin temellerinin atılmasını, yapılacak işlerin sağlam bir programa bağlanmasını istemiştir. Bu konuşmasında:
“Yüzyıllarca süren derin idarî ihmallerin devlet bünyesinde açtığı yaraları iyileştirme yolunda harcanacak çabaların en büyüğünü, hiç şüphesiz, irfan (bilgi ve kültür) yo/unda kullanmalıyız” diyen Atatürk, acı bir gerçeğe parmak basar:
“Şimdiye kadar izlenen öğretim ve eğitim yöntemlerinin, milletimizin gerileme tarihinde, en önemli etken olduğu kanısındayım.

Ayrıntıları eğitim uzmanlarına bırakmak istediğini belirterek, bazı genel ilkelere değinen Atatürk, eski devrin hurafelerinden, boş inançlarından, Doğudan ve Batıdan gelebilecek zararlı etkilerden uzak, millî karakterimize ve tarihimize uygun bir kültüre muhtaç olduğumuzu vurgular. “Gelecekteki kurtuluşumuzun büyük önderleri” olarak selâmladığı öğretmenlere duyduğu derin saygıyı dile getirir. Çevresine inanç aşılar:
“Silahıyla olduğu gibi, dimağıyla da mücadele zorunda olan milletimizin, birincisinde gösterdiği kudreti ikincisinde de göstereceğine asla şüphem yoktur” der.

Atatürk’ün, yıllar sonra, “Cumhurbaşkanı olmasa idiniz, ne olmak isterdiniz?” sorusuna, “Millî Eğitim Bakanı olarak eğitim davasına hizmet etmek isterdim” diye cevap vermesi bile, eğitimi millet hayatında ne kadar önemli bir etken olarak gördüğünün işaretidir.

Birinci Dünya Savaşının galibi emperyalist ülkelere ve onların âleti olarak vatanımıza saldıran Yunanlılara karşı kazandığı zaferle, Gazı Mustafa Kemal Paşa, yalnız Türklüğün değil, Fas’tan Endonezya’ya kadar bütün islâm âleminin, bütün ezilen milletlerin kahramanı olmuştu. Fakat, O, bir an bile zafer sarhoşluğuna kapılmadı. Çok iyi biliyordu ki -kültür, eğitim ve iktisat zaferleri ile tamamlanmadıkça- askerî zafer tek başına millî kurtuluşu sağlamağa yetmeyecektir. Düşmanın İzmir’de denize dökülüşünden sadece bir buçuk ay sonra, Bursa’da, kendisini ziyarete gelen İstanbul öğretmenlerine söylediği şu sözler, O’nun, bu konuda ne kadar bilinçli olduğunu gösterir: ”
bugün eriştiğimiz noka gerçek kurtuluş noktası değildir…
Kurtuluş cemiyetteki hastalığı ortaya çıkarmak ve iyileştirmekle elde edilir. Hastalığın tedavisi ilim ve fennin gösterdiği yolla olursa hasta kurtulur. Yoksa hastalık müzminleşir ve tedavisi imkansız hale gelir…”

Orduların yönetilmesinde nasıl ilim ve fen rehber edinilerek zafere ulaşılmış ise, “milletimizi yetiştirmek için kaynak olan okullarımızın ve yüksek öğretim kurumlarımızın kuruluşunda da” ilim ve fennin yol gösterici olacağını belirten Atatürk, her fırsatta öğretmenlere şöyle sesleniyordu:
“Ordularımızın kazandığı zafer, sizin ve sizin ordunuzun zaferi için yalnız zemin hazırladı… Gerçek zaferi siz kazanacak, siz sürdüreceksiniz ve mutlaka başarıya ulaşacaksınız”.

Büyük Zafer’den az sonra, henüz Cumhuriyet kurulmadan Kütahya’da, “irfan ordusu” diye nitelendirdiği öğretmenlere hitaben söylediği şu sözler, bu kutsal mesleğin mensuplarına verdiği büyük değeri gösteriyordu:
“…Toplumumuzu hakikat hedefine, mutluluk hedefine ulaştırmak için iki orduya ihtiyaç vardır: Biri vatanın hayatını kurtaran asker ordusu, öteki milletin geleceğini yoğuran irfan ordusu…

Asker ordusu, vatanı yok etmeğe gelen düşmanı, vatanın harim-i ismetinde (yabancıların giremiyeceği temiz ve kutsal vatan topraklarında) boğup mahvetti. Yalnız, işimiz bu orduya sahip olmakla bitmiş, gayemiz yalnız bu ordunun başarısıyla gerçekleşmiş değildir. Bir millet savaş meydanlarında ne kadar parlak zaferler elde ederse etsin, o zaferlerin kalıcı sonuçları ancak irfan ordusu ile ayakta durabilir. Bu ikinci ordu olmadan, birinci ordunun hizmetleri ve kazandıkları yok olur”.

Eğitim milletlerin bağımsız yaşayabilmeleri, kalkınıp güçlenmeleri bakımından hayatî önem taşır. Atatürk’e göre, “en önemli, en esaslı nokta eğitim meselesidir”. Çünkü, “eğitim bir milleti ya hür, bağımsız, şanlı, yüce bir toplum halinde yaşatır, ya da bir milleti esarete ve sefalete terkeder”.

Atatürk, Millî Eğitime bir başka açıdan da büyük önem vermiştir: kurulan genç Cumhuriyet ve bu Cumhuriyetin dayandığı temel ilkeler, Türk inkılâbı, ancak yetişecek güçlü; aydınlık kafalı, sağlam karakterli yeni kuşaklarla ayakta durabilirdi. Türk inkılâbını ve Cumhuriyeti koruyacak kuşakları yetiştirmenin yolu eğitimdi.

Ankara’da toplanan “Muallimler Birliği” (Öğretmenler Birliği) kongresinde, Atatürk eğitimin bu görevini şu sözlerle ifade etmiştir:
“Sizin başarınız, Cumhuriyetin başarısı olacaktır.. Hiç bir zaman hatırınızdan çıkmasın ki. Cumhuriyet sizden ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek karakterli koruyucular ister”.

Atatürk’e göre, eğitime ve öğretmenlere düşen başka bir görev de şudur: “millet olma” bilincini geliştirmek, aynı millete mensup olma duygusunu güçlendirmek, millî beraberlik ve bütünlüğü pekiştirmek. Bu konuda, Atatürk şöyle diyor:
“Öğretmenden, eğiticiden mahrum bir millet henüz millet namını almak yeteneğini kazanamamıştır. Ona alelade bir kütle denir, millet denemez. Bir kütle millet olabilmek için mutlaka eğiticilere, öğretmenlere muhtaçtır. Onlardır ki bir toplumu gerçek millet haline getirirler’”.

Özetle, Atatürk’e göre, kaynaşmış bir millet haline gelmenin, çağdaşlaşmanın, kalkınmanın, hür ve demokratik bir toplum olabilmenin en etkili aracı eğitimdi.


Prof. Dr. Turhan FEYZİOĞLU
Atatürk Araştırma Merkezi Üyesi

Yardmlaşmanın Önemi
Yardımlaşma ve yardımseverlik, önemli ve yaygın bir toplumsal değerdir. Toplumsal hayatta karşılaşılan ve çözümünde zorlanılan problemler, yardımlaşma yoluyla kolaylıkla çözülür. nsanlar çok farklı konularda birilerine yardım edebilirler. Yardım ilişkisinde taraflardan birisini yardımsever, diğer tarafı ise yardıma muhtaç kesim oluşturur.

Değer, sözlüklerde, arzu edilen, ilgi duyulup peşinde koşulan, ayar ölçüsü olarak kullanılan şey anlamlarına gelir. Değer, ihtiyaç duyan, isteyen, amaç edinen bir varlık olarak insanın eşyayla veya diğer insanlarla gerçekleştirdiği ilişkilerde ortaya çıkar. Bu ilişkilerle şekillenen disiplinlerde; dinden ekonomiye, psikolojiden sosyolojiye kadar değişik alanlarda yaygın biçimde kullanılır. Kullanıldığı her disiplinde bazı ufak anlam farklarına sahiptir. Fakat, disiplinler arası farklılıklarına rağmen, temelde, insan eylemlerini seçme, meşrulaştırma ve olayları değerlendirmede bir ölçek olarak kullanılır. nsan, dünyayla olan ilişkilerinde, hayat ve eylemlerinin bütünlüğünün korunmasında mevcut değerleri esas alır. Her türlü amaç ve hedef, ilişki ve çıkar, tutku ve istek, güç ve iktidar, sevgi ve nefret, inanma ve inkâr, sadakat ve doğruluk bir değeri ifade eder ve bir değere yaslanır. Değerleri çeşitli yönleriyle sınıflamak mümkündür. Örneğin; içerik yönünden;

a. seçkin değerler,

b. Aşkın değerler,

c. Normatif değerler biçiminde bir sınıflandırma yapılabilir. Hiyerarşi bakımından ise;

1. Yüksek değerler
2. Araç değerler

Biçiminde bir başka sınıflandırma gerçekleştirilebilir. Yüksek değerler; idealler, inançlar, dürüstlük, dostluk, sadakat, saygı, sevgi gibi değerleri kapsar. Araç değerler ise fayda, ilgi, çıkar, her türlü maddi değer, güç ve iktidar güdülerini, ün ve şan gibi değer yargılarını ifade ederler. Bu araştırmanın temel terimi olan yardımlaşma, kolaylıkla anlaşılacağı üzere, içkin ve yüksek değerler sınıfında yer alan ve toplumsal yaşamın gerektirdiği zorlukları birlikte aşma, sorunlara birlikte daha kolay çözümler bulma deneyimlerinin ürünü olarak doğmuş ve önemi gereği din tarafından da büyük bir ısrarla desteklenmiş bir değerdir. htiyaç sahibinin ihtiyacını giderme biçiminde açığa çıkan yardımlaşma, uygulama olarak toplumsal yaşamda çok farklı biçimlerde oluşup gelişebilir: Bilmeyene öğretmek, yol bilmeyene göstermek, karnını doyuracak imkandan mahrum olanı doyurmak, hastayı tedavi etmek/ettirmek... vb. Yardımlaşmanın toplumsal yaşamda en yaygın biçimi, yaşamını sürdürmek için zorunlu şeylere sahip olmayan ve bunları karşılayacak güç veya imkandan da yoksun olan kişilerin ihtiyacını karşılama biçiminde açığa çıkmaktadır. Bunun en somut biçimi ise parasal yardımda bulunmaktır. Türkiye�de, bütün toplumlarda olduğu gibi, toplumsal yaşamın bir zorunluluğu olarak doğmuş bulunan yardımlaşma, önemli ve bu önemine bağlı olarak da kutsanan bir yüksek değerdir. Bunda dinin ( islam) önemli bir payı vardır. Çünkü, din (İslam) özellikle parasal yardımlaşmayı, zekat ve sadaka isimleri altında toplumda yaygınlaştırmış ve belirli ay veya günlerin değişmez özellikleri arasına katmıştır

 

DeMSaL isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Hızlı Cevap
Sponsorlu Bağlantılar
Yeni Konu aç  Cevapla

Sayfayı Paylaş

Hızlı Cevap
Kullanıcı isminiz: Giriş yapmak için Buraya tıklayın
Sorunun cevabını alttaki kutucuğa yazınız. (Gerekli)

Mesajınız:

Seçenekler


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Yardımlaşma ve dayanışma ile ilgili sloganlar - Yardımlaşma ile ilgili güzel sözler Mavi_Sema Atasözleri & Deyimler 9 18-04-2014 15:08
Atatürkün insan sevgisi yardımlaşma ve dayanışma konularındaki görüşleri nedir? Kayıtsız Üye Frmartuklu Soru-Cevap Bölümü 113 05-12-2013 17:19
Yardımlaşma ve dayanışma ile ilgili Atasözleri, Yardımlaşma ve dayanışma İle Deyimler SeLeN Atasözleri & Deyimler 1 12-08-2011 02:24
Toplumsal Dayanışmanın Önemi, Yardımlaşma ve dayanışma nedir, Dayanışma Hakkında SeLeN Seviyeli-Ciddi Konular 1 11-08-2011 23:29
Yardımlaşma Ve Dayanışma Nedir, Yardımlaşma Ve Dayanışma Neye Denir,Yardımlaşma Bilgi SeLeN Seviyeli-Ciddi Konular 0 07-08-2011 00:26


Saat: 13:10.


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO ©2011, Crawlability, Inc.
Frmartuklu.Net ©2008 - 2014