FrmArtuklu

FrmArtuklu

Kaliteli Paylaşımın Adresi


Go Back   FrmArtuklu > (¯`·.(¯`·.Aşk ve Sevgi Köşesi·´¯).·´¯) > En güzel şiirler > Şairlerimiz Ve Şiirleri



Sponsorlu Bağlantılar
   

Abdurrahim Karakoç Şiirleri - Abdurrahim Karakoç'tan Şiirler

Şairlerimiz Ve Şiirleri icinde Abdurrahim Karakoç Şiirleri - Abdurrahim Karakoç'tan Şiirler konusu , Abdurrahim Karakoç Şiirleri - Abdurrahim Karakoç'tan Şiirler Bayramlar seçilmiş rahmet günleri Bayramlar İslami vahdet günleri Bizleri uykudan uyandır Ya Rab Bitsin, uzamasın gaflet günleri. Bayramlar Bayram Ola - I Güneş ...

Yeni Konu aç  Cevapla
 
Seçenekler
Alt 18-02-2011   #1 (permalink)
Standart Abdurrahim Karakoç Şiirleri - Abdurrahim Karakoç'tan Şiirler

Sponsorlu Bağlantılar


Abdurrahim Karakoç Şiirleri - Abdurrahim Karakoç'tan Şiirler

Bayramlar seçilmiş rahmet günleri
Bayramlar İslami vahdet günleri
Bizleri uykudan uyandır Ya Rab
Bitsin, uzamasın gaflet günleri.

Bayramlar Bayram Ola - I


Güneş yükselmeden kuşluk yerine

Bir adam camiden döndü evine
Oturdu sessizce yer minderine

Kızı " bayram" dedi, yalınayaklı

Adam " Bayram" dedi tam ağlamaklı

Eli öpüldükçe içi burkuldu

Konuşmak istedi dili tutuldu
Güç bela ağzından bir " of" kurtuldu

Oğlu " Bayram dedi sırtı yamalı

Adam " he ya" dedi gözü kapalı

Düşündü kış yakın, evde odun Yok

Tenekede yağ yok, çuvalda un yok
Yok yoka karışmış: tuz yok, sabun yok

Avrat " Bayram" dedi eğdi başını

Adam " evet" dedi, sıktı dişini

Çalışsa ne iş var, ne cepte para

Dağ oldu içinde büyüyen yara
Dikti gözlerini karşı duvara

Takvim " Bayram" dedi, silindi yazı

Adam " öyle" dedi, bağrında sızı

Döndürse yönünü herhangi dosta

Yaralı, gariban, dul, yetim, hasta
Aylar, yıllar, günler erirken yasta;

Yer - gök " Bayram" dedi ağzını açtı;

Adam " Bayram" dedi evinden kaçtı.

Bayramlar Bayram Ola - II


Ana bu bayram mı? Aman çok ayıp

Çocukken gördüğüm bayramlar hani?
Mübarek elleri öpüp koklayıp
Yüzüme sürdüğüm bayramlar hani

Hani ya o özlem, hani ya o tad?

Ne dişim kaygusuz, ne içim rahat
Haftalar öncesi hergün, her saat
Babamdan sorduğum bayramlar hani?

Nur yağan geceler, gündüzler nerde?

Neşe paylaştığım öksüzler nerde?
Dost yollar, dost evler, dost yüzler nerde?
Huzura erdiğim bayramlar hani?

Kar çiçeğim solmuş kar yatağında

Can verir ırmağım dar yatağında
Arif'e gecesi yer yatağında
Üstüne serdiğim bayramlar hani?

Bayram demek takvimdeki yazı mı?

Bayram hasret, bayram ağrı, sızı mı?
Açıp yüreğimi, yumup gözümü
Özüne girdiğim bayramlar hani?

Bayram af günüdür, barış günüdür

Bayramlar rahmete giriş günüdür
Bayram hak menzile varış günüdür
Gönlümü verdiğim bayramlar hani?

Bayramlar Bayram Ola - III


Kalkarım her sabah kötü bir günde

Yüreğim zindanda sevgim sürgünde
Engeller yol vermez gelemem oğul

Taşırım başımda başı boşları

Konuşur karşımda mezar taşları
Diriler dil vermez bilemem oğul

Tecellim çiledir, çeker giderim

Gözyaşı selinde akar giderim
Dostlarım el ermez, kalamam oğul

Hasretim göl göldür, hicranım nehir

Toprağım kor ateş, havam som zehir
Arılar bal vermez, alamam oğul

Ben aşka koşarım, aşk beni vurur

Yaklaştığım deniz içimde kurur
Bahçeler gül vermez, gülemem oğul

Bayramlar kurşundur, canımda kalır

Yazdığım tebrikler yanımda kalır
Postacı pul vermez salamam oğul

Bayramlar Bayram Ola - V


Giden bayramlardan almadık bir tat

Gardaş bu senenin bayramı nasıl?
Şenay'larda bayram hergün, her saat
Elif'in Döne'nin bayramı nasıl?

İçinde boğulduk derdin acının

Uykusu bitmedi şeyhin, hacının
Üç gardaşı şehit vereh bacımın
Oğulsuz ananın bayramı nasıl?

Neşe topuğumda, elem boynumda

Sen çoğunu anla, ben az deyim de
Kim öldü, kim kaldı garip köyümde
Ya bizim hanenin bayramı nasıl?

Dert deşmek değildir gayem niyetim

Düşündükçe sızlar kemiğim etim
Gelini dul kalmış, torunu yetim
Ak saçlı ninenin bayramı nasıl?

Hangi eller sürer suçluyu suça

Güdümlü başların destesi kaça
Kimler zorlanıyor gönülsüz göçe
Boş kalan binanın bayramı nasıl?

İşkence altında ezilen canlar

Masum yiğitlerle dolu zindanlar
Ses verin mezardan ulu sultanlar
Yusuf’un Kenan’ın bayramı nasıl?

Bizden sandığımız bize yabancı

Görünen simalar göze yabancı
Kabukta bayram var, öze yabancı
Söyleyin mananın bayramı nasıl?

Sabahtan haber yok, ufuklar kara

Semerkant kan ağlar, yanar Buhara
Keşmir, Kabil, Kerkük hasret bahara
Kudüs'ün, Sina'nın bayramı nasıl?

Ayşe'nin bayramı gözyaşı, firak

Sultan'ı derdiyle baş başa bırak
Sormadan geçemem etmişim merak
Nükhet'in, Nana'nın bayramı nasıl?

Mücahid maddeye yapar akını

Devrimci soygundan tutar yükünü
Biz toprağa verdik Hikmet Tekin'i
Katil'in, Zana'nın bayramı nasıl?

Doğduğundan beri çamlar deviren

Ekranda iftira, yalan savuran
Salyası, ülkeyi göle çeviren
Boynuzlu dananın bayramı nasıl?

Aynaların Ötesi


Her ne kusur varsa geçen zamanda;

Suçsuzdur aynalar, ela gözlü yar
Mecnunlar Mevla'yı bulursa canda,
El olur Leylalar ela gözlü yar

Güzel açar güzelliğin sergisin

Gün ağartır kara saçın örgüsün...
Muhabbet faslında ölüm türküsün
Kim söyler, kim çalar ela gözlü yar

Estikçe iş çıkar işin içinde;

Gençliğin hasret yer sevda göçünde
Bilmez misin, dört mevsimin üçünde
Kar olur yaylalar, ela gözlü yar

Alı al, yeşili yeşilde ara;

Ahirete gider kalpteki yara...
Ne yapsan bir daha çıkmaz dallara,
Dökülen ayvalar ela gözlü yar

Vakit dolar, nakit biter kasanda...

Sevda bir kitaptır gönül masanda;
Okusan da olur, okumasan da...
Kapanır sayfalar ela gözlü yar

Ayrılık Havası


Ben nefret eyledim sizin gerçekten

Yalanı severim, yalanı gayri
Tiksindim bülbülden, gülden çiçekten
Yılanı severim, yılanı gayri

Yıllarca boş yere canımı sıktım

Nihayet yol buldum çığırdan çıktım
Beyden efendiden sayından bıktım
Ulanı severim ulanı gayri

Sapıtmış bu diye beni yeriniz

Hakkımda bin türlü hüküm veriniz
Omuzumda yüktür dirileriniz
Öleni severim öleni gayrı

Beşinci Mevsim


Düştü can evime dördüncü cemre

Dünyayı üçüncü gözümle gördüm.
Dörtyüz seksenbeş gün çekti bir sene
Onaltıncı aya takvimsiz girdim.

Aynalara baktım korku gösterdi

Saatler her sabah kırkı gösterdi
Namlular, nişanlar Türk'ü gösterdi
Hayatım boyunca hedefte durdum.

Gül sundum yediler, koklamadılar

Armağan can verdim saklamadılar
Gittim... gelir diye beklemediler
Kaybolan gölgemi yollara sordum.

Getirdim yanıma ay'ı bir karış

Ölçtüm ki dağların boyu bir karış
Şehiri bir adım, köyü bir karış
Damlada denizdir en küçük derdim.

Savurdum, eledim, seçtim zamanı

Yaprak yaprak tel tel açtım zamanı
Haftada üç asır geçtim zamanı
Nereye gittimse zamansız vardım.

Yırtıldı ruhlara çizdiğim resim

Yazık, kulaklara sığmadı sesim
Yaşadığım şimdi beşinci mevsim
Çağın çilesini sırtıma sardım.

Bir Güzel Ülkü


Yüreklerde kök bağlayıp yaşayan

Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.
Ezelden ebede müjde taşıyan
Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

Yesi'deki kutsal aşkın mayası

Malazgirt'te Alparslan'ın rüyası
Söğütteki has kilimin boyası
Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

Yunuslayın "Et-kemiğe bürünen"

Selim ruhta Yavuz serdar görünen
Şems misali cümle kirden arınan
Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

Bedenlerde Koç Köroğlu yüreği

Debreştikçe yakın eyler ırağı
İman kalesinin bayrak direği
Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

Riya duygusuyla dolup taşmamış

İlimden, irfandan uzaklaşmamış
Benlik çamuruna ayak basmamış
Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

Dedem Korkut töresiyle töreli

Edep, ahlâk, sevgi, saygı sıralı
Kırk yıl önce... aklım erdi ereli
Bir güzel ülküdür günül verdiğim.

Her kapıda bir hesaba girmeyen

İnancından zerre taviz vermeyen
Dost alnına kara leke sürmeyen
Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

Mazlumun yoldaşı, zalimin hasmı

Kendine put yapmaz heykeli, resmi
Hak'tır, adalettir, rahmettir ismi
Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

Bu ülkü candadır, sokakta yatmaz

Güneştir... bir doğdu, bir daha batmaz
Menfaat uğruna kimseyi satmaz
Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

Şiddeti, kavgası, kanı olmayan

İçinde öfkesi, kini olmayan
Sonsuza uzanan, sonu olmayan
Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

Bedir’den Bizans’a akıp gelen o

Küfür setlerini yıkıp gelen o
İlâhî kaynaktan çıkıp gelen o
Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

Sinan'da estetik, Itrî'de ahenk

Sebillerde hayat, kubbelerde renk
Mevlânâ'da ilim, Barbaros'ta cenk
Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

Nizâm-ı Âlem'dir Hak'kın sözü bu

Söylediğim cümle sözün özü bu
Tek damlada umman eyler bizi bu
Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

Ülkü demek makam, mevki, taç değil,

Ülkü demek totem, sembol, haç değil
Kul icadı kof ilkeler hiç değil,
Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

Taze filiz vermiş Edebali’yle

Çiçeklenmiş Haci Bayram Veli’yle
Ulubatlı Hasan’daki hâliyle
Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

Şehitlerin kanlarıyla ıslanan

Destan olup mavera’dan seslenen
Atıf'larla Said'lerle beslenen
Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

Türk'e ihsan olmuş "Kavm-i Necip"lik

Boş hayâldir bu şerefe rakiplik
Hayatlar gergeftir, ameller iplik
Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.

Ne yazdımsa inanç, ahlâk, örf ile

Postaladım gönül denen zarf ile
Anlatılmaz yirmi dokuz harf ile,
Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.


Uyan Türkiye!.

Bu bir cinnet krizi, gerçekler yolunuyor
Gönül parkımızdaki çiçekler yolunuyor
Kuzular yolunuyor, ördekler yolunuyor
Kazlar tüyünü döktü, uyan artık Türkiye!.
Iğdır'da şafak söktü, uyan artık Türkiye!.

Üç siyasi tecavüz, üç ortağın niyeti

Yapılan her yanlışta millet öder diyeti
Koru hukukumuzu, koru cumhuriyeti
Şerefimiz diz çöktü, uyan artık Türkiye!.
Rize'de şafak söktü, uyan artık Türkiye!.

Namaslu can derdinde, soyguncu mavi turda

Sosyete pazarında bütün eller uçkurda
Yabancı müfettişler ne halt ediyor burda?.
Yeter, uyanma vakti, uyan artık Türkiye!.
Ağrı'da şafak söktü, uyan artık Türkiye!.

Kimse senin adına borç alıp ruh satmasın

İşsiz, bunalmış gençler aklını oynatmasın
Çifte pasaportlular memleketi satmasın
Her zillet seni yaktı, uyan artık Türkiye!.
Sinop'ta şafak söktü, uyan artık Türkiye!.

Aldanma yalancının yalanına bir daha

Sarılma denenmişin yılanına bir daha
Yol verme haydutların talanına bir daha
Bayrağın boyun büktü, uyan artık Türkiye!.
İzmit'te şafak söktü, uyan artık Türkiye!.

Dünümüz yağmalandı, yarınlar ipotekli

Sevip büyüttüğümüz torunlar ipotekli
Elif'ler, Alparslan'lar, Harun'lar ipotekli
Kokla bak tuzlar koktu, uyan artık Türkiye!.
Muğla'da şafak söktü, uyan artık Türkiye!.

Avrupa sevdalısı âşıktan hayır gelmez

Ayının elindeki kaşıktan hayır gelmez
Teslim tünelindeki ışıktan hayır gelmez
Uyurken yılan soktu, uyan artık Türkiye!.
Mersin'de şafak söktü, uyan artık Türkiye!.

Kartel medya narkozu uyuşturmasın sizi

Hoyrat örselemesin, buruşturmasın sizi
Sistem birbirinizle vuruşturmasın sizi
Gök gürler-şimşek çaktı, uyan artık Türkiye!.
Hatay'da şafak söktü, uyan artık Türkiye!.

Sütü bozuk olmayan çok sever milletini

Hiç emdirmez kanını ve yedirmez etini
Kaybetmez inancını, çiğnetmez iffetini
Uykun pek fazla çekti, uyan artık Türkiye!.
Urfa'da şafak söktü, uyan artık Türkiye!.

Utansın paramızı pul yapan büyükbaşlar

Kesmesin yolumuzu küp başlar, kayık başlar
Bu sözlerim sizedir hür başlar, ayık başlar
Ahlar semaya çıktı, uyan artık Türkiye!.
Sivas'ta şafak söktü, uyan artık Türkiye!.

Doktor bizden olmalı, ilaç bizden olmalı

Başımıza giyecek her taç bizden olmalı
Ufuk bizden olmalı, miraç bizden olmalı
Dağlara sisler çöktü, uyan artık Türkiye!.
Konya'da şafak söktü, uyan artık Türkiye!.

Gel ki görkemli birlik birlikte gerçekleşsin

Gel ki Anadolu'da huzur rüzgârı essin
Gel ki leş kargaları korksun, sesini kessin
Mazlum canından bıktı, uyan artık Türkiye!.
Her yerde şafak söktü, uyan artık Türkiye!.

Suç Olsa Da


Ne diyorsa İslam dini

Uyacağız suç olsa da
Gerçeği örten kefeni
Yırtacağız suç olsa da.

Alnımız ak, yüzümüz ak

İslam olan olmaz korkak
Batıla batıl Hakka Hak
Diyeceğiz suç olsa da.

Çiçeklenir sevda serde

Cihad, düğün olur merde
Nur-u Kuranı her yerde
Yayacağız suç olsa da

Baba, Ana, Bacı, Kardaş

Ehl-i küfre açtık savaş
İslamın yoluna can baş
Koyacağız suç olsa da.

Cihad bize bayram düğün

Ta doğuştan haşre değin
Her an zikrullah gömleğin
Giyeceğiz suç olsa da.

Mana doldurmuş içleri

Gam mı maddenin suçları
Dine taş atan hiçleri
Sustururuz suç olsa da.

Ayıp


Kara gözlüm bu ayrılık yetişir,

İki gözüm pınar oldu gel gayrı.
Elim değse akan sular tutuşur
İçim dışım yanar oldu gel gayrı.

Ayların sırtında yıllar taşındı,

Sanma ki garibi eller düşündü.
Bebekler evlendi, yollar aşındı
Kozalaklar çınar oldu gel gayrı.

Hesap et gideli sen gurbet ile

Otuz ay tutuldu kolay mı dile?
Hapisler,sürgünler,esirler bile
Sılasına döner oldu gel gayrı.

Gönlüm sende,gözüm yollarda durdu,

Saat isyan etti, takvim kudurdu.
Hasret hançerini bağrıma vurdu
Yüreciğim kanar oldu gel gayrı.

Emeği boşadır yuvasız kuşun...

Nerdeyse toprağa değecek başın.
Beni düşünmezsen kendini düşün
Herkes seni kınar oldu gel gayrı.


Vatandaş Türküsü - I: Tohdur Beğ

Avrat yeğin sayrı, benim karnım aç,

Keyf için gelmedik bura tohdur beğ
Fukara harcından yaz da bir ilaç,
Olsun derdimize çare tohdur beğ.

Tama vatandaşık, gardaşık tama...

Bunca Pahilm'olur adam adama?
Geldik ta sabahtan kaldık akşama,
Yarına mümkün mü sıra tohdur beğ?

Yedi baş horanta yıkık hanede...

Tüm kazancım bini bulmaz senede;
Yüz pangunut helal olsun gene de;
Ben nereyim, beşyüz nere tohdur beğ?

Tek kaşıkla çorba içer dördümüz...

Kul başından ırak ola derdimiz
Senden, benden esker ister ordumuz
Candan da mı yeğdir para tohdur beğ?

Dert - bela tebelleş oldu başıma,

Her gece tahsildar girer düşüme...
Beni mahcup etme can yoldaşıma,
Erkeklik öldü mü bre tohdur beğ?

Büyük oğlan esker, öteki çırak,

Han için param yok oteli bırak...
Mevsim kış, yollar sarp, köy hayli ırak:
Bir değil, beş değil yara tohdur beğ

Memur gelir karşılarsın köşeden!

Zengin gelir kırılırsın neşeden
Öte kaçma bizim garip Eşe'den,
Bakıp boynundaki kire tohdur beğ

Hemi Müslümanım, insanım hemi;

Halimi arzettim darılma e mi?
İçinde mangır yok, gördün kesemi;
Bir de ceplerimi ara tohdur beğ

Daha sayayım mı? Noksan mı daha?

Yalvara yalvara tükendim aha...
Bu yüzle mi çikacaksın ALLAH'a?
Vallahi yanarsın nara tohdur beğ.

Vatandaş Türküsü - II: Hakim Beğ


Gene tehir etme üç ay öteye,

Bu dava dedemden kaldı hakim beğ
Otuz yıl da babam düştü ardına;
Siz sağolun, o da öldü hakim beğ.

Kırk yıl önce; yani babam ölünce,

Kadılıklar hakimliğe dönünce,
Mirasçılar tarla, takım bölünce,
İrezillik beni buldu hakim beğ,

Yaşım yetmişiki, usandım gel - git,

Bini geçti burda yediğim zılgıt;
Eğer diyeceksen " bana ne, öl git";
Oğlumun bir oğlu oldu hakim beğ.

Sekiz evlek tarla, bir geverlik su,

Yüz yılda höküme bağlanmaz mı bu?
Kazanmasam da hu, kazansam da hu!
Canım ta burnuma geldi hakim beğ.

Keşife, meşife, damgaya, harca

Kanımız kurudu harca da harca...
Sayenizde avukatlar yıllarca
Fakiri yoldu da yoldu hakim beğ.

Mubaşir itekler, katip zavırlar;

Değişti bizde de göya devirler
Yüz yıl önce adam yiyen gavurlar,
Tapucuyu aya saldı hakim beğ.

Kabahat sizde mi, kanunlarda mı?

Şaşırdım billahi yol, yordamı
Kızma sözlerime alam kadanı
Sıkıntıdan içim doldu hakim beğ.

Mülkün temeliydi adalet hani?...

Bizim hak temelde saklı mı yani?
Çıkartıp da versen kim olur mani?
Yoksa hırsızlar mı çaldı hakim beğ

Hem davacı pişman, hem de davalı

Bu yolda tükettik çulu, çuvalı
Sabret makamından çalma kavalı
Sürüler ekine daldı hakim beğ.

Vatandaş Türküsü - III: Mebus Beğ


Vallahi sıtkımı sıyırdım senden,

Tiksintimi naz belleme mebus beğ
Yoksulluktan yanan bağrımı,
Isınacak köz belleme mebus beğ.

Mosturan meydanda sağol çok yaşa(!)

Benim tütüne zam, senin maaşa...
Bulgur bulamazken çorbaya, aşa,
On kuruşu az belleme mebus beğ.

Yevmiyem on lira senede üç ay,

Dokuzu işsizlik vay efendim vay...
Üstelik benimle eylersin alay,
Vatandaşı yoz belleme mebus beğ.

Çalışa çalışa kuruyor kanım,

Vergi şeleğinden çıkıyor canım;
Sen insansın amma ben de insanım...
Yolunacak kaz belleme mebus beğ.

Gruba esirsin, lidere dayak...

Uçuruma sürür beni bu ayak
Tama vekilimsin, şu halime bak;
Haksızlığı hak belleme mebus beğ.

Görevin sırf parmak kaldırmak değil,

Biraz da milletin derdine eğil
Meclise hürmet et, ne döv, ne dövül...
Hizmet belle, söz belleme mebus beğ.

Vatandaş Türküsü - V


Alo: ağam beğim, efendim alooo!

Burası Türkiye, ben bir vatandaş
Hayatım illallah, geçimim abooo!
Ben tazıyım, tavşan oldu ekmek, aş.

Evimizde pencere yok, ışık yok;

Çocuk doğar beleyecek beşik yok;
Pilava yağ, tarhanaya kaşık yok;
Öte yandan, çoluk çocuk dokuz baş.

" Efendi köylü" yüm bir de şaka mı?

Cenderme keyfiçin tutar yakamı
Kimlere güvenip dönsem arkamı,
Gavur olur, irisinden vurur taş.

Verem, tifo, sıtma bende sayısız,

Şu koca dünyada kaldım dayısız
Ekmek telaşından gamsız, kaygusuz,
Geçmedi birgünüm sürdü bu savaş.

Sülemen'de hava, İbiş'te hava

Koltuğa girince bitiyor dava,
Nutuk bol, oy beleş, makam bedava...
Seçimden seçime ucuzlar traş.

Mamıdali zaten boynuzlu bela,

Kırmızı yoğurdu döküyor yola
Ben sağa giderim, o çeker sola
Nasıl uygun siyah göze sarı kaş.

Asker kaçakları çatar orduma;

Dinsiz fetva verir dini derdime!
Bir canım var adamışım yurduma;
Bende korku eğlenir mi be gardaş.

Nerelisin deme.. her yerde varım;

Memleketim Urfa, Manisa, Çorum,
Edirne, Hakkari, Muğla, Erzurum,
Antalya, Trabzon, belki de Maraş.

 

Mavi_inci isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Hızlı Cevap
Sponsorlu Bağlantılar
Alt 18-02-2011   #2 (permalink)
Standart Cevap: Abdurrahim Karakoç Şiirleri - Abdurrahim Karakoç'tan Şiirler


Kırkıncı Yıl Hesabı

Uykuları harman ettim, savurdum

Bir mübarek düş aradım kırk sene.
Ne usandım, ne yoruldum, ne durdum
İçi doğru dış aradım kırk sene.

Çıktım dağ boş, indim baktım ova boş

Toprak garip, su tedirgin, hava boş
Nere gitsem dallar kırık, yuva boş
Yumurtada kuş aradım kırk sene.

Aşk yükünü indirince arkamdan

Doğmadık bebekler tuttu yakamdan
Hesap-kitap ettim kaçtım rakamdan
On yitirdim, beş aradım kırk sene.

Binalar yükselir: Gözyaşı, kin, kan...

Koymuşlar adını "uygarlık, ümran"!
Yükseklerde, midelerdir hükümran
Alçaklarda, baş aradım kırk sene.

Gönül penceremi dünyaya açtım

Baktım manzaraya, ben benden geçtim...
Ucuzdan tiksindim, kolaydan kaçtım
Belâsı çok, iş aradım kırk sene...

Birbirinden çürük çıktı seneler

Öz yiğidi az doğurdu analar
Hayâl oldu gönlümdeki binalar
Temel için taş aradım kırk sene.

Adı "devrim" oldu avrat soyarak

Denge kurdu toklar açı yiyerek
Aptallara ibret olsun diyerek
Solucanda diş aradım kırk sene.

Konuşma


O dedi ki:

Bir gün bana gönül verdin
"Aşktır benim mayam" derdin
Sonsuz bir hisle severdin
Aklında mı?

Ben dedim ki:

Aşktan yana, histen yana
Gayri sual sorma bana
Belki dün bilirdim ama
Unutmuşum!

O dedi ki:

Yüreğime ektin bir köz
Yaralarım oldu göz göz
Yemin edip verdiğin söz
Aklında mı?

Ben dedim ki:

Yanan yakar iyi bil ki
Ben de yaralıyım belki
Unutmak ayıp değil ki
Unutmuşum!

O dedi ki:

Yalan söylemezdin yani
Unutmam derdin sen beni
Sormak suç olmasın yani
Aklında mı?

Ben dedim ki:

Hangi yalan, hangi gerçek?
Meyvesini yedi çiçek
Soru sorma, cevabım tek;
Unutmuşum!

O dedi ki:

Mühürledin dudaklarım
Düğümün kalpte saklarım
Mektup yazan parmakların
Aklında mı?

Ben dedim ki:

Ne mühür kaldı, ne senet
Er-geç kopar çürük kenet
Uçmuş akıl denen meret
Unutmuşum!

O dedi ki:

Beni, benden almıştın da
Çokla sen ben olmuştun ya
Gerçek sevgi, yalan dünya
Aklında mı?

Ben dedim ki:

Vazgeç gayri iş yok bende
Yitirmişim seni, sende
Kimin nesisin, adın ne?
Unutmuşum!

Ve bilenler dediler ki:

Aşk da, söz de yalan imiş
Akıl işi değil bu iş
Ve sonra hatırladık ki
Sevenler hep boşa sevmiş...

Kara Haber


Ellerin yurdunda çiçek açarken

Bizim ile kar geliyor kardeşim.
Bu hududu kimler çizmiş gönlüme?
Dar geliyor, dar geliyor gardaşım.

Güzel olmuş sıra sıra söğütler,

Dağ ardında unutulmuş şehitler.
Hürriyete seymen giden yiğitler,
İki gidip bir geliyor gardaşım.

Üç aylık bebekler tutldu taşa,

Düşmanlar geriden eyler temaşa.
Yaratan böylesin vermesin başa,
Zor geliyor, zor geliyor gardaşım.

Girdapda Bir Can


Yadelden yanıma çağırdım seni

Gelmek istiyorsun bırakmıyorlar
Rüyada, mektupta albümde seni
Bulmak istiyorlar bırakmıyorlar

Umutlar hayaldir acılar gerçek

Çileye mahkumsun, kim ne bilecek
Ya bir kuru selam, ya bir top çiçek
Salmak istiyorsun, bırakmıyorlar.

Otuz yıl ağladın hep yana yana

Yeter, yazık diyen olmadı sana
Vefasız dostluğa kalleş zamana
Gülmek istiyorsun bırakmıyorlar

Çalış derler ayak, bağlı el bağlı

Konuş derler, dudak bağlı,dil bağlı
Kalk git derler, kapı bağlı, yol bağlı
Kalmak istiyorsun bırakmıyorlar

Aydınlık ararsın hergün her yere

Çekerler önüne yedi kat perde
Zulüm kimden gelir, adalet nerde?
Bilmek istiyorsun, bırakmıyorlar

Yıllar boyu uykuların bölündü

Uçacakken kanatların yolundu
Hayat hakkın vardi elden alındı
Ölmek istiyorsun bırakmıyorlar.

Bebeğe Sitem


"Aman gelme" dedim, bak geldin işte

Dünyaya meylin var, beşer'sin bebek
Bir bilsen dünyamız neyin nesidir
Ayırır ağzını işersin bebek.

Kimisi su katar içtiğin süte

Kimisi at sokar yediğin ete
Günahtan, hileden, haramdan öte
Zulmet kuyusuna düşersin bebek.

Yukarıya gitsen "köle" sayarlar

Aşağıya insen tefe koyarlar
Her saat bir başka renge boyarlar
Baktıkça sen sana şaşarsın bebek.

Önün bal-petekli, elin mühürlü

Omuzun kötekli, dilin mühürlü
Haftan ipotekli, yılın mühürlü
Aydan, günden mahrum yaşarsın bebek.

Sevgimiz rüşvettir seversek seni

Aldatmak içindir ne versek seni
Kalleş çağımızla eversek seni
Gerdeğe girmeden boşarsın bebek.

Bulduktan Sonra Arama


Omuzumda sevda yükü

Yollarda Seni aradım.
Beste beste, türkü türkü
Tellerde Seni aradım.

Girdim yeşilden sarıya

Sordum ölüye, diriye
Çiçeği verdim arıya
Ballarda Seni aradım.

Aşk yalımı girdi cana

Gönlüm döndü gülistana
Gece-gündüz yana yana
Küllerde Seni aradım.

Yorulup demedim, yeter

Hasretin gözümde tüter
Keremden, Mecnundan beter
Çöllerde Seni aradım.

Bahçem çiçek, bağım gazel

Birleşir ebedle, ezel
Ayırmadım çirkin, güzel
Kullarda Seni aradım.

Ulaşmak için rahmete

Katlandım binbir zahmete
Karışıp söze, sohbete
Dillerde Seni aradım.

Cevapsız Kalan Sualler


Yürü: duvar beton, otur yer beton

Tavana bakarsın " bakma der" beton
- Yağmur kokan toprakların nerede?

Ne çiçekler açar, ne kuşlar öter

Yolların on adım ötede biter
- Serbest gezen ayakların nerede?

Her günü hasrettir haftanın ayın

Hani ya bayramın, düğünün, toyun?
- İlin, yurdun, konakların nerede?

Gönlün gamdan göçer, gama taşınır

Boş direkler boynu bükük düşünür
- Dalga dalga bayrakların nerede?

Deprem mi geçirdin, talan mı gördün?

Kanlı haydutlara haraç mı verdin?
- Obaların ocakların nerede?

İnancın cezalı, yüreğin tutsak

Konuşacak yerde çaresiz susmak
- Dudakların, dudakların nerede?

Benzettiler


Yeni bir afyondur yenen her lokma

Biber avrupalı, tuz avrupalı.
Gülücükler sahte kirpikler takma
Dudak Avrupalı, göz Avrupalı.

Bebeklikte benliğini yitiren

Tepe tepe tepemizde oturan
Bizi çıkmazlara alıp götüren
Ayak Avrupalı, iz avrupalı.

Birisi diskoda içer kıvırır

Birisi kulüpte konken çevirir
Yapmasını bilmez ki yıkar devirir
Ana avrupalı, kız avrupalı.

Kalıba uydurdu uyduklarımız

Yazmakla bitmez ki duyduklarımız
Paris modasıdır giydiklerimiz
Astar avrupalı, yüz avrupalı

En mahrem yerlerin kalktı örtüsü

Beş santim tırnaktır ellerin süsü
Bütün bunlar medenilik ölçüsü
Cilve avrupalı, naz avrupalı

İster sarı deyin isterse ırsi,

Büyük revaç buldu makbulün tersi
Duyduğumuz "okey, adiyös, mersi"
Ağız avrupalı, söz avrupalı

Her gün karşımıza on zıpır çıkar

Bağırır, çağırır, devirir yıkar
Dinler kulağımız gözümüz bakar
Şarkı avrupalı, saz avrupalı.

Başımız ayıkmaz binlerce halttan

Örf, adet gemimiz delindi alttan
Analar Muğla'dan, Van'dan, Tokat'tan
Bebek avrupalı, bez avrupalı

Sahnede ekranda hıyar dinleriz

Deliye, densize uyar dinleriz
Saçma çığlıkları duyar dinleriz
Şarkı avrupalı, saz avrupalı

Herkes soyunuyor açılmıyor ki

Sokakta boynuzdan geçilmiyor ki
Müslüman gavurdan seçilmiyor ki
Şekil avrupalı, poz avrupalı

Türklük bu mu desem bu diyecekler

Şampanyayı sorsam su diyecekler
Bir gün kökümüze hu diyecekler
Kabuk avrupalı, öz avrupalı.

Büyükler Bilir


Yalan dolan ile devran sürmeyi

Biz ne bilek beyim büyükler bilir
Milletin başına çorap örmeyi
Biz ne bilek beyim büyükler bilir

Rüşvet vermek rüşvet almak nasıl şey

Hazineden para çalmak nasıl şey
Terlemeden zengin olmak nasıl şey
Biz ne bilek beyim büyükler bilir

Erken palazlanıp erken ötmeyi

Değirmenler kurup baş öğütmeyi
Hele... meydan meydan adam gütmeyi
Biz ne bilek beyim büyükler bilir

Anlamayız kopya nedir, asıl ne

Perde, sahne, solo, koro, fasıl ne
Üçkağıtta erkan nedir usul ne
Biz ne bilek beyim büyükler bilir

Viski, votka çekip keyif çatmayı

Dansöz kucağında stres atmayı
Milleti bölmeyi, vatan satmayı
Biz ne bilek beyim büyükler bilir

Seyrettikçe ana-baba filmini

Hissederiz baskısını zulmünü
Lisans üstü maskaralık ilmini
Biz ne bilek beyim büyükler bilir

Adettir gerekmez malumu ilam

Taklide günaydın, asıla selam
Ne hınzırlık varsa hasıl-ı kelam
Biz ne bilek beyim büyükler bilir

Bırakmıyorlar


Yad elden yanıma çağırdım seni

Gelmek istiyorsun bırakmıyorlar
Rüyada, mektupta albümde seni
Bulmak istiyorsun bırakmıyorlar

Umutlar hayaldir acılar gerçek

Çileye muhkumsun, kim ne bilecek
Ya bir kuru selam, ya bir top çiçek
Salmak istiyorsun, bırakmıyorlar.

Otuz yıl ağladın hep yana yana

Yeter, yazık diyen olmadı sana
Vefasız dostluğa kalleş zamana
Gülmek istiyorsun bırakmıyorlar

Çalış derler ayak, bağlı el bağlı

Konuş derler, dudak bağlı, dil bağlı
Kalk git derler, kapı bağlı, yol bağlı
Kalmak istiyorsun bırakmıyorlar

Aydınlık ararsın hergün her yere

Çekerler önüne yedi kat perde
Zulüm kimden gelir, adalet nerde?
Bilmek istiyorsun bırakmıyorlar

Yıllar boyu uykuların bölündü

Uçacakken kanatların yolundu
Hayat hakkın vardı elden alındı
Ölmek istiyorsun bırakmıyorlar

Noktada Zaman


Gönül kurşun yemiş yaralı ceylan

Döndüğü noktadan bin yıl uzakta
Yürek ateş düşmüş kuru bir harman
Yandığı noktadan bin yıl uzakta

Ne nişan bozulur, ne düşer tetik

Zaman kanlı tezgah, acılar mekik
Umut yavrusun yitiren keklik
Konduğu noktadan bin yıl uzakta

Şans ne ki? Bir doğar, ölür bin kere

En güzel arzular kalır mahşere
Sevginin meyvesi dalından yere
İndiği noktadan bin yıl uzakta

Çıkar oyunbazlar ikbal katına

Tepeler dağları alır altına
Dostluk sürücüsü vefa atına
Bindiği noktadan bin yıl uzakta

Esasta her canlı mutlak bir ceset

Dünyamız soluyan ufak bir ceset
Evren teneşirde çıplak bir ceset
Yunduğu noktadan bin yıl uzakta
Mavi_inci isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Hızlı Cevap
Yeni Konu aç  Cevapla

Sayfayı Paylaş

Hızlı Cevap
Kullanıcı isminiz: Giriş yapmak için Buraya tıklayın
Sorunun cevabını alttaki kutucuğa yazınız. (Gerekli)

Mesajınız:

Seçenekler


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Abdurrahim İsminin Anlamı, Abdurrahim Ne Demek Eylül İsimler Sözlüğü 0 14-12-2011 17:10
Abdurrahim Akdağ Kimdir - Abdurrahim Akdağ Biyografisi Mavi_Sema Biyografi & Otobiyografi 0 18-05-2011 15:29
Abdurrahim Karakoç Şiirleri KaRDeLeN Şairlerimiz Ve Şiirleri 12 28-04-2010 17:04
Abdurrahim Tırsi (Abdurrahim Tırsi Kimdir? - Abdurrahim Tırsi Hakkında) Mavi_Sema Şairlerimiz Ve Şiirleri 0 15-02-2010 02:45
Abdurrahim Karakoç Dine Şairlerimiz Ve Şiirleri 0 29-08-2009 06:43


Saat: 11:29.


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO ©2011, Crawlability, Inc.
Frmartuklu.Net ©2008 - 2014