Şairlerimiz Ve Şiirleri icinde Abdurrahim Karakoç Şiirleri - Abdurrahim Karakoç'tan Şiirler konusu , Abdurrahim Karakoç Şiirleri - Abdurrahim Karakoç'tan Şiirler Bayramlar seçilmiş rahmet günleri Bayramlar İslami vahdet günleri Bizleri uykudan uyandır Ya Rab Bitsin, uzamasın gaflet günleri. Bayramlar Bayram Ola - I Güneş ...
| |
| | Seçenekler |
| | #1 (permalink) | ||
| | Sponsorlu Bağlantılar Abdurrahim Karakoç Şiirleri - Abdurrahim Karakoç'tan Şiirler Bayramlar seçilmiş rahmet günleri Bayramlar İslami vahdet günleri Bizleri uykudan uyandır Ya Rab Bitsin, uzamasın gaflet günleri. Bayramlar Bayram Ola - I Güneş yükselmeden kuşluk yerine Bir adam camiden döndü evine Oturdu sessizce yer minderine Kızı " bayram" dedi, yalınayaklı Adam " Bayram" dedi tam ağlamaklı Eli öpüldükçe içi burkuldu Konuşmak istedi dili tutuldu Güç bela ağzından bir " of" kurtuldu Oğlu " Bayram dedi sırtı yamalı Adam " he ya" dedi gözü kapalı Düşündü kış yakın, evde odun Yok Tenekede yağ yok, çuvalda un yok Yok yoka karışmış: tuz yok, sabun yok Avrat " Bayram" dedi eğdi başını Adam " evet" dedi, sıktı dişini Çalışsa ne iş var, ne cepte para Dağ oldu içinde büyüyen yara Dikti gözlerini karşı duvara Takvim " Bayram" dedi, silindi yazı Adam " öyle" dedi, bağrında sızı Döndürse yönünü herhangi dosta Yaralı, gariban, dul, yetim, hasta Aylar, yıllar, günler erirken yasta; Yer - gök " Bayram" dedi ağzını açtı; Adam " Bayram" dedi evinden kaçtı. Bayramlar Bayram Ola - II Ana bu bayram mı? Aman çok ayıp Çocukken gördüğüm bayramlar hani? Mübarek elleri öpüp koklayıp Yüzüme sürdüğüm bayramlar hani Hani ya o özlem, hani ya o tad? Ne dişim kaygusuz, ne içim rahat Haftalar öncesi hergün, her saat Babamdan sorduğum bayramlar hani? Nur yağan geceler, gündüzler nerde? Neşe paylaştığım öksüzler nerde? Dost yollar, dost evler, dost yüzler nerde? Huzura erdiğim bayramlar hani? Kar çiçeğim solmuş kar yatağında Can verir ırmağım dar yatağında Arif'e gecesi yer yatağında Üstüne serdiğim bayramlar hani? Bayram demek takvimdeki yazı mı? Bayram hasret, bayram ağrı, sızı mı? Açıp yüreğimi, yumup gözümü Özüne girdiğim bayramlar hani? Bayram af günüdür, barış günüdür Bayramlar rahmete giriş günüdür Bayram hak menzile varış günüdür Gönlümü verdiğim bayramlar hani? Bayramlar Bayram Ola - III Kalkarım her sabah kötü bir günde Yüreğim zindanda sevgim sürgünde Engeller yol vermez gelemem oğul Taşırım başımda başı boşları Konuşur karşımda mezar taşları Diriler dil vermez bilemem oğul Tecellim çiledir, çeker giderim Gözyaşı selinde akar giderim Dostlarım el ermez, kalamam oğul Hasretim göl göldür, hicranım nehir Toprağım kor ateş, havam som zehir Arılar bal vermez, alamam oğul Ben aşka koşarım, aşk beni vurur Yaklaştığım deniz içimde kurur Bahçeler gül vermez, gülemem oğul Bayramlar kurşundur, canımda kalır Yazdığım tebrikler yanımda kalır Postacı pul vermez salamam oğul Bayramlar Bayram Ola - V Giden bayramlardan almadık bir tat Gardaş bu senenin bayramı nasıl? Şenay'larda bayram hergün, her saat Elif'in Döne'nin bayramı nasıl? İçinde boğulduk derdin acının Uykusu bitmedi şeyhin, hacının Üç gardaşı şehit vereh bacımın Oğulsuz ananın bayramı nasıl? Neşe topuğumda, elem boynumda Sen çoğunu anla, ben az deyim de Kim öldü, kim kaldı garip köyümde Ya bizim hanenin bayramı nasıl? Dert deşmek değildir gayem niyetim Düşündükçe sızlar kemiğim etim Gelini dul kalmış, torunu yetim Ak saçlı ninenin bayramı nasıl? Hangi eller sürer suçluyu suça Güdümlü başların destesi kaça Kimler zorlanıyor gönülsüz göçe Boş kalan binanın bayramı nasıl? İşkence altında ezilen canlar Masum yiğitlerle dolu zindanlar Ses verin mezardan ulu sultanlar Yusuf’un Kenan’ın bayramı nasıl? Bizden sandığımız bize yabancı Görünen simalar göze yabancı Kabukta bayram var, öze yabancı Söyleyin mananın bayramı nasıl? Sabahtan haber yok, ufuklar kara Semerkant kan ağlar, yanar Buhara Keşmir, Kabil, Kerkük hasret bahara Kudüs'ün, Sina'nın bayramı nasıl? Ayşe'nin bayramı gözyaşı, firak Sultan'ı derdiyle baş başa bırak Sormadan geçemem etmişim merak Nükhet'in, Nana'nın bayramı nasıl? Mücahid maddeye yapar akını Devrimci soygundan tutar yükünü Biz toprağa verdik Hikmet Tekin'i Katil'in, Zana'nın bayramı nasıl? Doğduğundan beri çamlar deviren Ekranda iftira, yalan savuran Salyası, ülkeyi göle çeviren Boynuzlu dananın bayramı nasıl? Aynaların Ötesi Her ne kusur varsa geçen zamanda; Suçsuzdur aynalar, ela gözlü yar Mecnunlar Mevla'yı bulursa canda, El olur Leylalar ela gözlü yar Güzel açar güzelliğin sergisin Gün ağartır kara saçın örgüsün... Muhabbet faslında ölüm türküsün Kim söyler, kim çalar ela gözlü yar Estikçe iş çıkar işin içinde; Gençliğin hasret yer sevda göçünde Bilmez misin, dört mevsimin üçünde Kar olur yaylalar, ela gözlü yar Alı al, yeşili yeşilde ara; Ahirete gider kalpteki yara... Ne yapsan bir daha çıkmaz dallara, Dökülen ayvalar ela gözlü yar Vakit dolar, nakit biter kasanda... Sevda bir kitaptır gönül masanda; Okusan da olur, okumasan da... Kapanır sayfalar ela gözlü yar Ayrılık Havası Ben nefret eyledim sizin gerçekten Yalanı severim, yalanı gayri Tiksindim bülbülden, gülden çiçekten Yılanı severim, yılanı gayri Yıllarca boş yere canımı sıktım Nihayet yol buldum çığırdan çıktım Beyden efendiden sayından bıktım Ulanı severim ulanı gayri Sapıtmış bu diye beni yeriniz Hakkımda bin türlü hüküm veriniz Omuzumda yüktür dirileriniz Öleni severim öleni gayrı Beşinci Mevsim Düştü can evime dördüncü cemre Dünyayı üçüncü gözümle gördüm. Dörtyüz seksenbeş gün çekti bir sene Onaltıncı aya takvimsiz girdim. Aynalara baktım korku gösterdi Saatler her sabah kırkı gösterdi Namlular, nişanlar Türk'ü gösterdi Hayatım boyunca hedefte durdum. Gül sundum yediler, koklamadılar Armağan can verdim saklamadılar Gittim... gelir diye beklemediler Kaybolan gölgemi yollara sordum. Getirdim yanıma ay'ı bir karış Ölçtüm ki dağların boyu bir karış Şehiri bir adım, köyü bir karış Damlada denizdir en küçük derdim. Savurdum, eledim, seçtim zamanı Yaprak yaprak tel tel açtım zamanı Haftada üç asır geçtim zamanı Nereye gittimse zamansız vardım. Yırtıldı ruhlara çizdiğim resim Yazık, kulaklara sığmadı sesim Yaşadığım şimdi beşinci mevsim Çağın çilesini sırtıma sardım. Bir Güzel Ülkü Yüreklerde kök bağlayıp yaşayan Bir güzel ülküdür gönül verdiğim. Ezelden ebede müjde taşıyan Bir güzel ülküdür gönül verdiğim. Yesi'deki kutsal aşkın mayası Malazgirt'te Alparslan'ın rüyası Söğütteki has kilimin boyası Bir güzel ülküdür gönül verdiğim. Yunuslayın "Et-kemiğe bürünen" Selim ruhta Yavuz serdar görünen Şems misali cümle kirden arınan Bir güzel ülküdür gönül verdiğim. Bedenlerde Koç Köroğlu yüreği Debreştikçe yakın eyler ırağı İman kalesinin bayrak direği Bir güzel ülküdür gönül verdiğim. Riya duygusuyla dolup taşmamış İlimden, irfandan uzaklaşmamış Benlik çamuruna ayak basmamış Bir güzel ülküdür gönül verdiğim. Dedem Korkut töresiyle töreli Edep, ahlâk, sevgi, saygı sıralı Kırk yıl önce... aklım erdi ereli Bir güzel ülküdür günül verdiğim. Her kapıda bir hesaba girmeyen İnancından zerre taviz vermeyen Dost alnına kara leke sürmeyen Bir güzel ülküdür gönül verdiğim. Mazlumun yoldaşı, zalimin hasmı Kendine put yapmaz heykeli, resmi Hak'tır, adalettir, rahmettir ismi Bir güzel ülküdür gönül verdiğim. Bu ülkü candadır, sokakta yatmaz Güneştir... bir doğdu, bir daha batmaz Menfaat uğruna kimseyi satmaz Bir güzel ülküdür gönül verdiğim. Şiddeti, kavgası, kanı olmayan İçinde öfkesi, kini olmayan Sonsuza uzanan, sonu olmayan Bir güzel ülküdür gönül verdiğim. Bedir’den Bizans’a akıp gelen o Küfür setlerini yıkıp gelen o İlâhî kaynaktan çıkıp gelen o Bir güzel ülküdür gönül verdiğim. Sinan'da estetik, Itrî'de ahenk Sebillerde hayat, kubbelerde renk Mevlânâ'da ilim, Barbaros'ta cenk Bir güzel ülküdür gönül verdiğim. Nizâm-ı Âlem'dir Hak'kın sözü bu Söylediğim cümle sözün özü bu Tek damlada umman eyler bizi bu Bir güzel ülküdür gönül verdiğim. Ülkü demek makam, mevki, taç değil, Ülkü demek totem, sembol, haç değil Kul icadı kof ilkeler hiç değil, Bir güzel ülküdür gönül verdiğim. Taze filiz vermiş Edebali’yle Çiçeklenmiş Haci Bayram Veli’yle Ulubatlı Hasan’daki hâliyle Bir güzel ülküdür gönül verdiğim. Şehitlerin kanlarıyla ıslanan Destan olup mavera’dan seslenen Atıf'larla Said'lerle beslenen Bir güzel ülküdür gönül verdiğim. Türk'e ihsan olmuş "Kavm-i Necip"lik Boş hayâldir bu şerefe rakiplik Hayatlar gergeftir, ameller iplik Bir güzel ülküdür gönül verdiğim. Ne yazdımsa inanç, ahlâk, örf ile Postaladım gönül denen zarf ile Anlatılmaz yirmi dokuz harf ile, Bir güzel ülküdür gönül verdiğim. Uyan Türkiye!. Bu bir cinnet krizi, gerçekler yolunuyor Gönül parkımızdaki çiçekler yolunuyor Kuzular yolunuyor, ördekler yolunuyor Kazlar tüyünü döktü, uyan artık Türkiye!. Iğdır'da şafak söktü, uyan artık Türkiye!. Üç siyasi tecavüz, üç ortağın niyeti Yapılan her yanlışta millet öder diyeti Koru hukukumuzu, koru cumhuriyeti Şerefimiz diz çöktü, uyan artık Türkiye!. Rize'de şafak söktü, uyan artık Türkiye!. Namaslu can derdinde, soyguncu mavi turda Sosyete pazarında bütün eller uçkurda Yabancı müfettişler ne halt ediyor burda?. Yeter, uyanma vakti, uyan artık Türkiye!. Ağrı'da şafak söktü, uyan artık Türkiye!. Kimse senin adına borç alıp ruh satmasın İşsiz, bunalmış gençler aklını oynatmasın Çifte pasaportlular memleketi satmasın Her zillet seni yaktı, uyan artık Türkiye!. Sinop'ta şafak söktü, uyan artık Türkiye!. Aldanma yalancının yalanına bir daha Sarılma denenmişin yılanına bir daha Yol verme haydutların talanına bir daha Bayrağın boyun büktü, uyan artık Türkiye!. İzmit'te şafak söktü, uyan artık Türkiye!. Dünümüz yağmalandı, yarınlar ipotekli Sevip büyüttüğümüz torunlar ipotekli Elif'ler, Alparslan'lar, Harun'lar ipotekli Kokla bak tuzlar koktu, uyan artık Türkiye!. Muğla'da şafak söktü, uyan artık Türkiye!. Avrupa sevdalısı âşıktan hayır gelmez Ayının elindeki kaşıktan hayır gelmez Teslim tünelindeki ışıktan hayır gelmez Uyurken yılan soktu, uyan artık Türkiye!. Mersin'de şafak söktü, uyan artık Türkiye!. Kartel medya narkozu uyuşturmasın sizi Hoyrat örselemesin, buruşturmasın sizi Sistem birbirinizle vuruşturmasın sizi Gök gürler-şimşek çaktı, uyan artık Türkiye!. Hatay'da şafak söktü, uyan artık Türkiye!. Sütü bozuk olmayan çok sever milletini Hiç emdirmez kanını ve yedirmez etini Kaybetmez inancını, çiğnetmez iffetini Uykun pek fazla çekti, uyan artık Türkiye!. Urfa'da şafak söktü, uyan artık Türkiye!. Utansın paramızı pul yapan büyükbaşlar Kesmesin yolumuzu küp başlar, kayık başlar Bu sözlerim sizedir hür başlar, ayık başlar Ahlar semaya çıktı, uyan artık Türkiye!. Sivas'ta şafak söktü, uyan artık Türkiye!. Doktor bizden olmalı, ilaç bizden olmalı Başımıza giyecek her taç bizden olmalı Ufuk bizden olmalı, miraç bizden olmalı Dağlara sisler çöktü, uyan artık Türkiye!. Konya'da şafak söktü, uyan artık Türkiye!. Gel ki görkemli birlik birlikte gerçekleşsin Gel ki Anadolu'da huzur rüzgârı essin Gel ki leş kargaları korksun, sesini kessin Mazlum canından bıktı, uyan artık Türkiye!. Her yerde şafak söktü, uyan artık Türkiye!. Suç Olsa Da Ne diyorsa İslam dini Uyacağız suç olsa da Gerçeği örten kefeni Yırtacağız suç olsa da. Alnımız ak, yüzümüz ak İslam olan olmaz korkak Batıla batıl Hakka Hak Diyeceğiz suç olsa da. Çiçeklenir sevda serde Cihad, düğün olur merde Nur-u Kuranı her yerde Yayacağız suç olsa da Baba, Ana, Bacı, Kardaş Ehl-i küfre açtık savaş İslamın yoluna can baş Koyacağız suç olsa da. Cihad bize bayram düğün Ta doğuştan haşre değin Her an zikrullah gömleğin Giyeceğiz suç olsa da. Mana doldurmuş içleri Gam mı maddenin suçları Dine taş atan hiçleri Sustururuz suç olsa da. Ayıp Kara gözlüm bu ayrılık yetişir, İki gözüm pınar oldu gel gayrı. Elim değse akan sular tutuşur İçim dışım yanar oldu gel gayrı. Ayların sırtında yıllar taşındı, Sanma ki garibi eller düşündü. Bebekler evlendi, yollar aşındı Kozalaklar çınar oldu gel gayrı. Hesap et gideli sen gurbet ile Otuz ay tutuldu kolay mı dile? Hapisler,sürgünler,esirler bile Sılasına döner oldu gel gayrı. Gönlüm sende,gözüm yollarda durdu, Saat isyan etti, takvim kudurdu. Hasret hançerini bağrıma vurdu Yüreciğim kanar oldu gel gayrı. Emeği boşadır yuvasız kuşun... Nerdeyse toprağa değecek başın. Beni düşünmezsen kendini düşün Herkes seni kınar oldu gel gayrı. Vatandaş Türküsü - I: Tohdur Beğ Avrat yeğin sayrı, benim karnım aç, Keyf için gelmedik bura tohdur beğ Fukara harcından yaz da bir ilaç, Olsun derdimize çare tohdur beğ. Tama vatandaşık, gardaşık tama... Bunca Pahilm'olur adam adama? Geldik ta sabahtan kaldık akşama, Yarına mümkün mü sıra tohdur beğ? Yedi baş horanta yıkık hanede... Tüm kazancım bini bulmaz senede; Yüz pangunut helal olsun gene de; Ben nereyim, beşyüz nere tohdur beğ? Tek kaşıkla çorba içer dördümüz... Kul başından ırak ola derdimiz Senden, benden esker ister ordumuz Candan da mı yeğdir para tohdur beğ? Dert - bela tebelleş oldu başıma, Her gece tahsildar girer düşüme... Beni mahcup etme can yoldaşıma, Erkeklik öldü mü bre tohdur beğ? Büyük oğlan esker, öteki çırak, Han için param yok oteli bırak... Mevsim kış, yollar sarp, köy hayli ırak: Bir değil, beş değil yara tohdur beğ Memur gelir karşılarsın köşeden! Zengin gelir kırılırsın neşeden Öte kaçma bizim garip Eşe'den, Bakıp boynundaki kire tohdur beğ Hemi Müslümanım, insanım hemi; Halimi arzettim darılma e mi? İçinde mangır yok, gördün kesemi; Bir de ceplerimi ara tohdur beğ Daha sayayım mı? Noksan mı daha? Yalvara yalvara tükendim aha... Bu yüzle mi çikacaksın ALLAH'a? Vallahi yanarsın nara tohdur beğ. Vatandaş Türküsü - II: Hakim Beğ Gene tehir etme üç ay öteye, Bu dava dedemden kaldı hakim beğ Otuz yıl da babam düştü ardına; Siz sağolun, o da öldü hakim beğ. Kırk yıl önce; yani babam ölünce, Kadılıklar hakimliğe dönünce, Mirasçılar tarla, takım bölünce, İrezillik beni buldu hakim beğ, Yaşım yetmişiki, usandım gel - git, Bini geçti burda yediğim zılgıt; Eğer diyeceksen " bana ne, öl git"; Oğlumun bir oğlu oldu hakim beğ. Sekiz evlek tarla, bir geverlik su, Yüz yılda höküme bağlanmaz mı bu? Kazanmasam da hu, kazansam da hu! Canım ta burnuma geldi hakim beğ. Keşife, meşife, damgaya, harca Kanımız kurudu harca da harca... Sayenizde avukatlar yıllarca Fakiri yoldu da yoldu hakim beğ. Mubaşir itekler, katip zavırlar; Değişti bizde de göya devirler Yüz yıl önce adam yiyen gavurlar, Tapucuyu aya saldı hakim beğ. Kabahat sizde mi, kanunlarda mı? Şaşırdım billahi yol, yordamı Kızma sözlerime alam kadanı Sıkıntıdan içim doldu hakim beğ. Mülkün temeliydi adalet hani?... Bizim hak temelde saklı mı yani? Çıkartıp da versen kim olur mani? Yoksa hırsızlar mı çaldı hakim beğ Hem davacı pişman, hem de davalı Bu yolda tükettik çulu, çuvalı Sabret makamından çalma kavalı Sürüler ekine daldı hakim beğ. Vatandaş Türküsü - III: Mebus Beğ Vallahi sıtkımı sıyırdım senden, Tiksintimi naz belleme mebus beğ Yoksulluktan yanan bağrımı, Isınacak köz belleme mebus beğ. Mosturan meydanda sağol çok yaşa(!) Benim tütüne zam, senin maaşa... Bulgur bulamazken çorbaya, aşa, On kuruşu az belleme mebus beğ. Yevmiyem on lira senede üç ay, Dokuzu işsizlik vay efendim vay... Üstelik benimle eylersin alay, Vatandaşı yoz belleme mebus beğ. Çalışa çalışa kuruyor kanım, Vergi şeleğinden çıkıyor canım; Sen insansın amma ben de insanım... Yolunacak kaz belleme mebus beğ. Gruba esirsin, lidere dayak... Uçuruma sürür beni bu ayak Tama vekilimsin, şu halime bak; Haksızlığı hak belleme mebus beğ. Görevin sırf parmak kaldırmak değil, Biraz da milletin derdine eğil Meclise hürmet et, ne döv, ne dövül... Hizmet belle, söz belleme mebus beğ. Vatandaş Türküsü - V Alo: ağam beğim, efendim alooo! Burası Türkiye, ben bir vatandaş Hayatım illallah, geçimim abooo! Ben tazıyım, tavşan oldu ekmek, aş. Evimizde pencere yok, ışık yok; Çocuk doğar beleyecek beşik yok; Pilava yağ, tarhanaya kaşık yok; Öte yandan, çoluk çocuk dokuz baş. " Efendi köylü" yüm bir de şaka mı? Cenderme keyfiçin tutar yakamı Kimlere güvenip dönsem arkamı, Gavur olur, irisinden vurur taş. Verem, tifo, sıtma bende sayısız, Şu koca dünyada kaldım dayısız Ekmek telaşından gamsız, kaygusuz, Geçmedi birgünüm sürdü bu savaş. Sülemen'de hava, İbiş'te hava Koltuğa girince bitiyor dava, Nutuk bol, oy beleş, makam bedava... Seçimden seçime ucuzlar traş. Mamıdali zaten boynuzlu bela, Kırmızı yoğurdu döküyor yola Ben sağa giderim, o çeker sola Nasıl uygun siyah göze sarı kaş. Asker kaçakları çatar orduma; Dinsiz fetva verir dini derdime! Bir canım var adamışım yurduma; Bende korku eğlenir mi be gardaş. Nerelisin deme.. her yerde varım; Memleketim Urfa, Manisa, Çorum, Edirne, Hakkari, Muğla, Erzurum, Antalya, Trabzon, belki de Maraş.
| ||
| | |
| Sponsorlu Bağlantılar |
| | #2 (permalink) |
| | Kırkıncı Yıl Hesabı Uykuları harman ettim, savurdum Bir mübarek düş aradım kırk sene. Ne usandım, ne yoruldum, ne durdum İçi doğru dış aradım kırk sene. Çıktım dağ boş, indim baktım ova boş Toprak garip, su tedirgin, hava boş Nere gitsem dallar kırık, yuva boş Yumurtada kuş aradım kırk sene. Aşk yükünü indirince arkamdan Doğmadık bebekler tuttu yakamdan Hesap-kitap ettim kaçtım rakamdan On yitirdim, beş aradım kırk sene. Binalar yükselir: Gözyaşı, kin, kan... Koymuşlar adını "uygarlık, ümran"! Yükseklerde, midelerdir hükümran Alçaklarda, baş aradım kırk sene. Gönül penceremi dünyaya açtım Baktım manzaraya, ben benden geçtim... Ucuzdan tiksindim, kolaydan kaçtım Belâsı çok, iş aradım kırk sene... Birbirinden çürük çıktı seneler Öz yiğidi az doğurdu analar Hayâl oldu gönlümdeki binalar Temel için taş aradım kırk sene. Adı "devrim" oldu avrat soyarak Denge kurdu toklar açı yiyerek Aptallara ibret olsun diyerek Solucanda diş aradım kırk sene. Konuşma O dedi ki: Bir gün bana gönül verdin "Aşktır benim mayam" derdin Sonsuz bir hisle severdin Aklında mı? Ben dedim ki: Aşktan yana, histen yana Gayri sual sorma bana Belki dün bilirdim ama Unutmuşum! O dedi ki: Yüreğime ektin bir köz Yaralarım oldu göz göz Yemin edip verdiğin söz Aklında mı? Ben dedim ki: Yanan yakar iyi bil ki Ben de yaralıyım belki Unutmak ayıp değil ki Unutmuşum! O dedi ki: Yalan söylemezdin yani Unutmam derdin sen beni Sormak suç olmasın yani Aklında mı? Ben dedim ki: Hangi yalan, hangi gerçek? Meyvesini yedi çiçek Soru sorma, cevabım tek; Unutmuşum! O dedi ki: Mühürledin dudaklarım Düğümün kalpte saklarım Mektup yazan parmakların Aklında mı? Ben dedim ki: Ne mühür kaldı, ne senet Er-geç kopar çürük kenet Uçmuş akıl denen meret Unutmuşum! O dedi ki: Beni, benden almıştın da Çokla sen ben olmuştun ya Gerçek sevgi, yalan dünya Aklında mı? Ben dedim ki: Vazgeç gayri iş yok bende Yitirmişim seni, sende Kimin nesisin, adın ne? Unutmuşum! Ve bilenler dediler ki: Aşk da, söz de yalan imiş Akıl işi değil bu iş Ve sonra hatırladık ki Sevenler hep boşa sevmiş... Kara Haber Ellerin yurdunda çiçek açarken Bizim ile kar geliyor kardeşim. Bu hududu kimler çizmiş gönlüme? Dar geliyor, dar geliyor gardaşım. Güzel olmuş sıra sıra söğütler, Dağ ardında unutulmuş şehitler. Hürriyete seymen giden yiğitler, İki gidip bir geliyor gardaşım. Üç aylık bebekler tutldu taşa, Düşmanlar geriden eyler temaşa. Yaratan böylesin vermesin başa, Zor geliyor, zor geliyor gardaşım. Girdapda Bir Can Yadelden yanıma çağırdım seni Gelmek istiyorsun bırakmıyorlar Rüyada, mektupta albümde seni Bulmak istiyorlar bırakmıyorlar Umutlar hayaldir acılar gerçek Çileye mahkumsun, kim ne bilecek Ya bir kuru selam, ya bir top çiçek Salmak istiyorsun, bırakmıyorlar. Otuz yıl ağladın hep yana yana Yeter, yazık diyen olmadı sana Vefasız dostluğa kalleş zamana Gülmek istiyorsun bırakmıyorlar Çalış derler ayak, bağlı el bağlı Konuş derler, dudak bağlı,dil bağlı Kalk git derler, kapı bağlı, yol bağlı Kalmak istiyorsun bırakmıyorlar Aydınlık ararsın hergün her yere Çekerler önüne yedi kat perde Zulüm kimden gelir, adalet nerde? Bilmek istiyorsun, bırakmıyorlar Yıllar boyu uykuların bölündü Uçacakken kanatların yolundu Hayat hakkın vardi elden alındı Ölmek istiyorsun bırakmıyorlar. Bebeğe Sitem "Aman gelme" dedim, bak geldin işte Dünyaya meylin var, beşer'sin bebek Bir bilsen dünyamız neyin nesidir Ayırır ağzını işersin bebek. Kimisi su katar içtiğin süte Kimisi at sokar yediğin ete Günahtan, hileden, haramdan öte Zulmet kuyusuna düşersin bebek. Yukarıya gitsen "köle" sayarlar Aşağıya insen tefe koyarlar Her saat bir başka renge boyarlar Baktıkça sen sana şaşarsın bebek. Önün bal-petekli, elin mühürlü Omuzun kötekli, dilin mühürlü Haftan ipotekli, yılın mühürlü Aydan, günden mahrum yaşarsın bebek. Sevgimiz rüşvettir seversek seni Aldatmak içindir ne versek seni Kalleş çağımızla eversek seni Gerdeğe girmeden boşarsın bebek. Bulduktan Sonra Arama Omuzumda sevda yükü Yollarda Seni aradım. Beste beste, türkü türkü Tellerde Seni aradım. Girdim yeşilden sarıya Sordum ölüye, diriye Çiçeği verdim arıya Ballarda Seni aradım. Aşk yalımı girdi cana Gönlüm döndü gülistana Gece-gündüz yana yana Küllerde Seni aradım. Yorulup demedim, yeter Hasretin gözümde tüter Keremden, Mecnundan beter Çöllerde Seni aradım. Bahçem çiçek, bağım gazel Birleşir ebedle, ezel Ayırmadım çirkin, güzel Kullarda Seni aradım. Ulaşmak için rahmete Katlandım binbir zahmete Karışıp söze, sohbete Dillerde Seni aradım. Cevapsız Kalan Sualler Yürü: duvar beton, otur yer beton Tavana bakarsın " bakma der" beton - Yağmur kokan toprakların nerede? Ne çiçekler açar, ne kuşlar öter Yolların on adım ötede biter - Serbest gezen ayakların nerede? Her günü hasrettir haftanın ayın Hani ya bayramın, düğünün, toyun? - İlin, yurdun, konakların nerede? Gönlün gamdan göçer, gama taşınır Boş direkler boynu bükük düşünür - Dalga dalga bayrakların nerede? Deprem mi geçirdin, talan mı gördün? Kanlı haydutlara haraç mı verdin? - Obaların ocakların nerede? İnancın cezalı, yüreğin tutsak Konuşacak yerde çaresiz susmak - Dudakların, dudakların nerede? Benzettiler Yeni bir afyondur yenen her lokma Biber avrupalı, tuz avrupalı. Gülücükler sahte kirpikler takma Dudak Avrupalı, göz Avrupalı. Bebeklikte benliğini yitiren Tepe tepe tepemizde oturan Bizi çıkmazlara alıp götüren Ayak Avrupalı, iz avrupalı. Birisi diskoda içer kıvırır Birisi kulüpte konken çevirir Yapmasını bilmez ki yıkar devirir Ana avrupalı, kız avrupalı. Kalıba uydurdu uyduklarımız Yazmakla bitmez ki duyduklarımız Paris modasıdır giydiklerimiz Astar avrupalı, yüz avrupalı En mahrem yerlerin kalktı örtüsü Beş santim tırnaktır ellerin süsü Bütün bunlar medenilik ölçüsü Cilve avrupalı, naz avrupalı İster sarı deyin isterse ırsi, Büyük revaç buldu makbulün tersi Duyduğumuz "okey, adiyös, mersi" Ağız avrupalı, söz avrupalı Her gün karşımıza on zıpır çıkar Bağırır, çağırır, devirir yıkar Dinler kulağımız gözümüz bakar Şarkı avrupalı, saz avrupalı. Başımız ayıkmaz binlerce halttan Örf, adet gemimiz delindi alttan Analar Muğla'dan, Van'dan, Tokat'tan Bebek avrupalı, bez avrupalı Sahnede ekranda hıyar dinleriz Deliye, densize uyar dinleriz Saçma çığlıkları duyar dinleriz Şarkı avrupalı, saz avrupalı Herkes soyunuyor açılmıyor ki Sokakta boynuzdan geçilmiyor ki Müslüman gavurdan seçilmiyor ki Şekil avrupalı, poz avrupalı Türklük bu mu desem bu diyecekler Şampanyayı sorsam su diyecekler Bir gün kökümüze hu diyecekler Kabuk avrupalı, öz avrupalı. Büyükler Bilir Yalan dolan ile devran sürmeyi Biz ne bilek beyim büyükler bilir Milletin başına çorap örmeyi Biz ne bilek beyim büyükler bilir Rüşvet vermek rüşvet almak nasıl şey Hazineden para çalmak nasıl şey Terlemeden zengin olmak nasıl şey Biz ne bilek beyim büyükler bilir Erken palazlanıp erken ötmeyi Değirmenler kurup baş öğütmeyi Hele... meydan meydan adam gütmeyi Biz ne bilek beyim büyükler bilir Anlamayız kopya nedir, asıl ne Perde, sahne, solo, koro, fasıl ne Üçkağıtta erkan nedir usul ne Biz ne bilek beyim büyükler bilir Viski, votka çekip keyif çatmayı Dansöz kucağında stres atmayı Milleti bölmeyi, vatan satmayı Biz ne bilek beyim büyükler bilir Seyrettikçe ana-baba filmini Hissederiz baskısını zulmünü Lisans üstü maskaralık ilmini Biz ne bilek beyim büyükler bilir Adettir gerekmez malumu ilam Taklide günaydın, asıla selam Ne hınzırlık varsa hasıl-ı kelam Biz ne bilek beyim büyükler bilir Bırakmıyorlar Yad elden yanıma çağırdım seni Gelmek istiyorsun bırakmıyorlar Rüyada, mektupta albümde seni Bulmak istiyorsun bırakmıyorlar Umutlar hayaldir acılar gerçek Çileye muhkumsun, kim ne bilecek Ya bir kuru selam, ya bir top çiçek Salmak istiyorsun, bırakmıyorlar. Otuz yıl ağladın hep yana yana Yeter, yazık diyen olmadı sana Vefasız dostluğa kalleş zamana Gülmek istiyorsun bırakmıyorlar Çalış derler ayak, bağlı el bağlı Konuş derler, dudak bağlı, dil bağlı Kalk git derler, kapı bağlı, yol bağlı Kalmak istiyorsun bırakmıyorlar Aydınlık ararsın hergün her yere Çekerler önüne yedi kat perde Zulüm kimden gelir, adalet nerde? Bilmek istiyorsun bırakmıyorlar Yıllar boyu uykuların bölündü Uçacakken kanatların yolundu Hayat hakkın vardı elden alındı Ölmek istiyorsun bırakmıyorlar Noktada Zaman Gönül kurşun yemiş yaralı ceylan Döndüğü noktadan bin yıl uzakta Yürek ateş düşmüş kuru bir harman Yandığı noktadan bin yıl uzakta Ne nişan bozulur, ne düşer tetik Zaman kanlı tezgah, acılar mekik Umut yavrusun yitiren keklik Konduğu noktadan bin yıl uzakta Şans ne ki? Bir doğar, ölür bin kere En güzel arzular kalır mahşere Sevginin meyvesi dalından yere İndiği noktadan bin yıl uzakta Çıkar oyunbazlar ikbal katına Tepeler dağları alır altına Dostluk sürücüsü vefa atına Bindiği noktadan bin yıl uzakta Esasta her canlı mutlak bir ceset Dünyamız soluyan ufak bir ceset Evren teneşirde çıplak bir ceset Yunduğu noktadan bin yıl uzakta |
| | |
| |
| Seçenekler | |
| | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Abdurrahim İsminin Anlamı, Abdurrahim Ne Demek | Eylül | İsimler Sözlüğü | 0 | 14-12-2011 16:10 |
| Abdurrahim Akdağ Kimdir - Abdurrahim Akdağ Biyografisi | Mavi_Sema | Biyografi & Otobiyografi | 0 | 18-05-2011 14:29 |
| Abdurrahim Karakoç Şiirleri | KaRDeLeN | Şairlerimiz Ve Şiirleri | 12 | 28-04-2010 16:04 |
| Abdurrahim Tırsi (Abdurrahim Tırsi Kimdir? - Abdurrahim Tırsi Hakkında) | Mavi_Sema | Şairlerimiz Ve Şiirleri | 0 | 15-02-2010 01:45 |
| Abdurrahim Karakoç | Dine | Şairlerimiz Ve Şiirleri | 0 | 29-08-2009 05:43 |