FrmArtuklu

FrmArtuklu

Kaliteli Paylaşımın Adresi


Go Back   FrmArtuklu > (¯`·.(¯`·.Aşk ve Sevgi Köşesi·´¯).·´¯) > En güzel şiirler > Şairlerimiz Ve Şiirleri



Sponsorlu Bağlantılar
   

Mehmet Akif Ersoy Şiirleri - Mehmet Akif Ersoyun En Güzel Şiirleri

Şairlerimiz Ve Şiirleri icinde Mehmet Akif Ersoy Şiirleri - Mehmet Akif Ersoyun En Güzel Şiirleri konusu , Mehmet Akif Ersoy Şiirleri - Mehmet Akif Ersoyun En Güzel Şiirleri - Mehmet Akif Ersoya Ait Şiirler Hayatın Anlamı Senın Bakıslarında Eski zamanların birinde bir adam hayatın anlamının ne olduğuna ...

Yeni Konu aç  Cevapla
 
Seçenekler
Alt 09-01-2011   #1 (permalink)
Standart Mehmet Akif Ersoy Şiirleri - Mehmet Akif Ersoyun En Güzel Şiirleri

Sponsorlu Bağlantılar


Mehmet Akif Ersoy Şiirleri - Mehmet Akif Ersoyun En Güzel Şiirleri - Mehmet Akif Ersoya Ait Şiirler



Hayatın Anlamı Senın Bakıslarında


Eski zamanların birinde bir adam hayatın anlamının ne olduğuna takmış kafayı... Bulduğu hiçbir cevap ona yeterli gelmemiş ve başkalarına sormaya karar vermiş.. Ama aldığı cevaplar da ona yetmemiş. Fakat mutlaka bir cevabı olmalı diyormuş. Dolaşıp herkese bunu sormaya karar vermiş. Köy, kasaba, ülke dolaşmış bu arada za...man da durmuyor tabi ki. Tam umudunu yitirmişken bir köyde konuştuğu insanlar ona 'Şu karşıki dağları görüyor musun, orada yaşlı bir bilge yaşar. İstersen ona git belki o sana aradığın cevabı verebilir.' demişler.Çok zorlu bir yolculuk sonunda bilgenin yaşadığı eve ulaşmış adam. Kapıdan içeri girmiş ve bilgeye hayatın anlamının ne olduğunu sormuş. Bilge 'Sana bunun cevabını söylerim ama önce bir sınavdan geçmen gerekiyor.' demiş. Adam kabul etmiş. Bilge bir çay kaşığı vermiş adamın eline ve içine de silme bir şekilde zeytinyağı doldurmuş. 'Şimdi çık ve bahçede bir tur at tekrar buraya gel. Yalnız dikkat et kaşıktaki zeytinyağı eksilmesin eğer bir damla eksilirse kaybedersin.' Adam gözü çay kaşığında bahçeyi turlayıp gelmiş. Bilge bakmış 'Evet, kaşıkta yağ eksilmemiş, peki bahçe nasıldı? '. Adam şaşkın bir şekilde şunu söylemiş: 'Ben kaşıktan başka bir yere bakmadım ki.'. Bunun üzerine bilge 'Şimdi tekrar bahçeyi dolaşıyorsun kaşık yine elinde olacak ama bahçeyi inceleyip gel.' demiş. Adam tekrar bahçeye çıkmış gördüğü güzellikler büyülemiş muhteşem bir bahçedeymiş çünkü. Geri geldiğinde bilge, adama 'Bahçe nasıldı? ' diye sormuş. Adam gördüğü güzellikler karşısında büyülendiğini anlatmış. Bilge gülümsemiş, 'Ama kaşıkta hiç yağ kalmamış.' demiş ve eklemiş: 'Hayat senin bakışınla anlam kazanır. Ya sadece bir noktayı görürsün hayatın akıp gider sen farkına varmazsın.. Ya da görebileceğin tüm güzelliklerin tam ortasında hayatı yaşarsın akıp giden zamanın anlam kazanır... Hayatının anlamı senin bakışlarında gizlidir.'..........


Mehmet Akif Ersoy

 

Mavi_inci isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Hızlı Cevap
Sponsorlu Bağlantılar
Alt 09-01-2011   #2 (permalink)
Standart Cevap: Mehmet Akif Ersoy Şiirleri - Mehmet Akif Ersoyun En Güzel Şiirleri


Seyfi Baba

Geçen akşam eve geldim. Dediler:
- Seyfi Baba
Hastalanmış, yatıyormuş.
- Nesi varmış acaba?
- Bilmeyiz, oğlu haber verdi geçerken bu sabah.
- Keşki ben evde olaydım... Esef ettim, vah vah!
Bir fener yok mu, verin... Nerde sopam? Kız çabuk ol!
Gecikirsem kalırım beklemeyin... Zîrâ yol
Hem uzun, hem de bataktır...
- Daha a'lâ, kalınız
Teyzeniz geldi, bu akşam, değiliz biz yalınız.
Sopa sağ elde, kırık camlı fener sol elde;
Boşanan yağmur iliklerde, çamur tâ belde.
Hani, çoktan gömülen kaldırımın, hortlayarak;
'Gel! ' diyen taşları kurtarmasa, insan batacak.
Saksağanlar gibi sektikçe birinden birine,
Boğuyordum! müteveffâyı bütün âferine.
Sormayın derdimi, bitmez mi o taşlar, giderek,
Düştü artık bize göllerde pekâlâ yüzmek!
Yakamozlar saçarak her tarafından fenerim,
Çifte sandal, yüzüyorduk, o yüzer, ben yüzerim!
Çok mu yüzdük bilemem, toprağı bulduk neyse;
Fenerim başladı etrâfını tektük hisse.
Vâkıâ ben de yoruldum, o fakat pek yorgun...
Bakıyordum daha mahmurluğu üstünde onun:
Kâh olur, kör gibi çarpar sıvasız bir duvara;
Kâh olur, mürde şuâ'âtı düşer bir mezara;
Kâh bir sakfı çökük hânenin altında koşar;
Kâh bir ma'bed-i fersûdenin üstünden aşar;
Vakt olur pek sapa yerlerde, bakarsın, dolaşır;
Sonra en korkulu eşhâsa çekinmez, sataşır;
Gecenin sütre-i yeldâsını çekmiş, uryan,
Sokulup bir saçağın altına gûyâ uyuyan
Hânüman yoksulu binlerce sefilân-ı beşer;
Sesi dinmiş yuvalar, hâke serilmiş evler;
Kocasından boşanan bir sürü bîçâre karı;
O kopan râbıtanın, darmadağın yavruları;
Zulmetin, yer yer, içinden kabaran mezbeleler:
Evi sırtında, sokaklarda gezen âileler!
Gece rehzen, sabah olmaz mı bakarsın, sâil!
Serserî, derbeder, âvâre, harâmî, kaatil...
Böyle kaç manzara gördüyse bizim kör kandil
Bana göstermeli bir kerre... Niçin? Belli değil!
Ya o bîçâre de râhmet suyu nûş eyliyerek,
Hatm-i enfâs edivermez mi hemen 'cız! ' diyerek?
O zaman sâmi'anın, lâmisenin sevkıyle
Yürüyen körlere döndüm, o ne dehşetti hele!
Sopam artık bana hem göz, hem ayak, hem eldi...
Ne yalan söyliyeyim kalbime haşyet geldi.
Hele yâ Rabbi şükür, karşıdan üç tâne fener
Geçiyor... Sapmıyarak doğru yürürlerse eğer,
Giderim arkalarından... Yolu buldum zâten.
Yolu buldum, diyorum, gelmiş iken hâlâ ben!
İşte karşımda bizim yâr-ı kadîmin yurdu.
Bakalım var mı ışık? Yoksa muhakkak uyudu.
Kapının orta yerinden ucu değnekli bir ip
Sarkıtılmış olacak, bir onu bulsam da çekip
Açıversem... İyi amma kapı zâten aralık...
Gâlibâ bir çıkan olmuş... Neme lâzım, artık
Girerim ben diyerek kendimi attım içeri,
Ayağımdan çıkarıp lâstiği geçtim ileri.
Sağa döndüm, azıcık gitmeden üç beş basamak
Merdiven geldi ki zorcaydı biraz tırmanmak!
Sola döndüm, odanın eski şayak perdesini,
Aralarken kulağım duydu fakîrin sesini:
- Nerde kaldın? Beni hiç yoklamadın evlâdım!
Haklısın, bende kabâhat ki haber yollamadım.
Bilirim çoktur işin, sonra bizim yol pek uzun...
Hele dinlen azıcık anlaşılan yorgunsun.
Bereket versin ateş koydu demin komşu kadın...
Üşüyorsan eşiver mangalı, eş eş de ısın.
Odanın loşluğu kasvet veriyor pek, baktım
Şu fener yansa, deyip bir kutu kibrit çaktım.
Hele son kibriti tuttum da yakından yüzüne,
Sürme çekmiş gibi nûr indi mumun kör gözüne!
O zaman nîm açılıp perde-i zulmet, nâgâh,
Gördü bir sahne-i üryân-ı sefâlet ki nigâh,
Şâir olsam yine tasvîri otur bence muhâl:
O perîşanlığı derpîş edemez çünkü hayâl!
Çekerek dizlerinin üstüne bir eski aba,
Sürünüp mangala yaklaştı bizim Seyfı Baba.
- Ihlamur verdi demin komşu... Bulaydık, şunu, bir...
- Sen otur, ben ararım...
- Olsa içerdik, iyidir...
Aha buldum, aramak istemez oğlum, gitme...
Ben de bir karnı geniş cezve geçirdim elime,
Başladım kaynatarak vemeye fincan fincan,
Azıcık geldi bizim ihtiyarın benzine kan.
- Şimdi anlat bakalım, neydi senin hastalığın?
Nezle oldun sanırım, çünkü bu kış pek salgın.
- Mehmed Ağ'nın evi akmış. Onu aktarmak için
Dama çıktım, soğuk aldım, oluyor on beş gün.
Ne işin var kiremitlerde a sersem desene!
İhtiyarlık mı nedir, şaşkınım oğlum bu sene.
Hadi aktamıyayım... Kim getirir ekmeğimi?
Oturup kör gibi, nâmerde el açmak iyi mi?
Kim kazanmazsa bu dünyâda bir ekmek parası:
Dostunun yüz karası; düşmanının maskarası!
Yoksa yetmiş beşi geçmiş bir adam iç yapamaz;
Ona ancak yapacak: Beş vakit abdestle namaz.
Hastalandım, bakacak kimseciğim yok; Osman
Gece gündüz koşuyor iş diye, bilmem ne zaman
Eli ekmek tutacak? İşte saat belki de üç
Görüyorsun daha gelmez... Yalınızlık pek güç.
Ba'zı bir hafta geçer, uğrayan olmaz yanıma;
Kimsesizlik bu sefer tak dedi artık canıma!
- Seni bir terleteyim sımsıkı örtüp bu gece!
Açılırsın, sanırım, terlemiş olsan iyice.
İhtiyar terliyedursun gömülüp yorganına...
Atarak ben de geniş bir kebe mangal yanına,
Başladım uyku teharrîsine, lâkin ne gezer!
Sızmışım bir aralık neyse yorulmuş da meğer.
Ortalık açmış, uyandım. Dedim, artık gideyim,
Önce amma şu fakîr âdemi memnûn edeyim.
Bir de baktım ki: Tek onluk bile yokmuş kesede;
Mühürüm boynunu bükmüş duruyormuş sâde!
O zaman koptu içimden şu tehassür ebedî:
Ya hamiyyetsiz olaydım, ya param olsa idi!


Mehmet Akif Ersoy
Mavi_inci isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Hızlı Cevap
Alt 09-01-2011   #3 (permalink)
Standart Cevap: Mehmet Akif Ersoy Şiirleri - Mehmet Akif Ersoyun En Güzel Şiirleri


Ah O Din Nerde

Ah o din nerde, o azmin, o sebatın dini;
O yerin gökten inen dini, hayatın dini?
Bu nasıl dar, ne kadar basmakalıp bir görenek?
Müslümanlık mı dedin? ... Tövbeler olsun, ne demek!


Mehmet Akif Ersoy
Mavi_inci isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Hızlı Cevap
Alt 09-01-2011   #4 (permalink)
Standart Cevap: Mehmet Akif Ersoy Şiirleri - Mehmet Akif Ersoyun En Güzel Şiirleri


Âhiret Yolu

sokakta sâde bir 'âmîn! ' sadâsıdır gidiyor:
mahalle halkı birikmiş, imam duâ ediyor.
basık bir ev; kapının iç yanında bir tâbût,
başında çınlayan âvâzı dinliyor, mebhût;
denildi: 'fâtiha! '; âmîni kestiler bu sefer,
göğüsler inledi, derken, açık duran eller,
hazîn alınları bir kerre okşayıp indi;
deminki zemzemeler bir zaman için dindi.
duyuldu sonra imâmın nidâ-yı mağmûmu,
diyordu:
- söyleyin allâh için şu merhûmu,
nasıl bilirsiniz ey müslümanlar?
- iyi biliriz!
-yarın huzûr-i ilâhîde toplanıp hepiniz,
bu yolda hüsn-i şehâdet edersiniz ya?
- evet!
- imâm efendi, helâllık da iste, merhamet et...
- helâl edin hadi öyleyse şimdi hakkınızı.
- helâl edin hadi bekletmeyin adamcağızı!

cemâatin yüreğinden kopup 'helâl olsun! '

nidâ-yı saffeti, birden cenâze, ah-ı derûn,
misâli uğradı evden; fezâda yükseldi
içerde başladı bir cûş-i nevhadır şimdi;
baş örtüsüyle kadınlargözüktü pencereden:
-bıraktın öyle mi, en sonra kardeşim, bizi sen!
-yıkıldı dostlar evim, barkım... ah gitti kocam! ..
-dayım melek gibi insandı; ben nasıl yanmam!
-tamam otuz senedir komşuyuz da bir kerre,
kızıp da 'ey! ' demiş insan değildi, hemşîre!
-zavallı remziye! boynun büküldü evlâdım...
-babam ne oldu?
-baban... öldü.
-etme ayşe hanım,
bu söylenir mi ya? hicrân olur zavallı kıza...
ayol, şu öksüzü bir parçacık avutsanıza...
açın da cumbayı etrâfa baksın ağlamasın...

göründü cumbada baktım ki tombalak, sanşın,

sevimli bir küçücek kız... beiinde ancak var.
donuk yanakları üstünde parlayan yaşlar,
zavallının eriyen ruh-i bî-günâhı idi.
benim o mersiye yâdımda ağlıyor ebedî.
sefine pâre ki sırtında mevc-i bî-hissin,
yüzer... önünde ademden nişâne bir engin,
çeker durur onu sâhil-cüdâ açıklarına;
bakar mı bir taşın üstünde durmuş ağlıyana?
cenâze dûş-i cemâatte çalkalandıkça,
o tahta pâreye benzerdi, düşmüş emvâca.
nasıl duyar ki uzaklarda inleyen kadını?
nasıl görür ki yetîmin huruş eden yaşını?
bu hây ü hûy-i kıyâmet-nümûn içinde söner,
samîm-i hilkati sûzân eden enîn-i beşer.

değilmiş öyle geniş nâlenin hudûdu meğer:

sokak bitip dönülürken kesildi mâtemler.
o tahta pâre-i câmid, o iğbirâr-ı samût,
güzer-gehindeki eşbâhı bir mehîb sükût
içinde haşr ederek dalgalarla seyrediyor;
zemîne bakmıyor artık semâ deyip gidiyor.
bu mahmilin neye sık sık değişsin efrâdı?
suâli fikre büyük bir hakîkat anlattı:
evet bekâ ezecek cism-i zâr-ı fânîyi,
vücûd çekmiyecek ömr-i câvidânîyi,
bu bâr-ı müdhişin altında titreyip dizler,
dayanmıyor üç adımdan ziyâde dûş-i beşer!
ağır ağırgidiyorken cenâze kâfilesi,
nihâyet oldu musallâ birinci merhalesi.
çıkınca üstüne son minberin hatîb-i memât,
açıldı dîde-i im'âna perde perde hayât.
*******
senin en son serîrindir şu bî pervâ uzanmış taş;
ki nermin hâb-gâhından çıkar, bir gün vurursun baş!
elinden yok halâs imkânı, mâdâme'l-hayât uğraş...
o, mutlak sedd-i râhındır, aşılmaz.. muktedirsen aş! '

musallâ: müncemid bir mevcidir eşk-i yetîmânın;

musallâ: ahıdır, berceste, mâtem-zâr-ı dünyânın;
musallâ: minber-i teblîğidir dünyâda, ukbânın;
musallâ-: ders-i ibrettir durur pîşinde, irfânın.

bu minberden iner nâsûta en müdhiş hakîkatler,

bu yerden yükselir lâhûta en hâlis kanâ'atler.
civârından geçer zulmette bî pâyan hayâletler:
kefen-ber-dûş geçmişler, kalan üryan sefâletler!

babam, kardeşlerim, evlâdım, annem
... belki bunlardan
muazzez bildiğim kıymetli birçok yâr-ı can el'ân
bu taştan atfeder zanneylerim dünyâya son im'ân...
benim rûhum bu heykelden duyar hâmûş bin efgân!
serîr-i saltanatlar devrilir, alt üst olur dünyâ;
müşeyyed bürc ü bârülar düşer bir bir, bu taş hâlâ,
zamânın dest-i tahrîbiyle, durmuş, eyler istihzâ;
bütün mevcûda hâkim bir adem timsâlidir gûyâ.

namaz kılındı; duâ bitti
. kârban, yoluna
düzüldü taht-ı memâtın girip birer koluna.
yarım sâat henüz olmuştu. yolcular durdu;
demek ki; komşusu dünyânın âhiret yurdu.
cenâze indi omuzdan yavaş yavaş, sonra,
sokuldu servilerin ortasında bir çukura,
atıldı üstüne üç beş kürek kemikli çamur
kabardı toprağın altında bir an, bir ur!
evet, çıban, ki yatan duymuyorsa dehşetini,
dönün de arkadakinden sorun fecâ'atini·
sükûn içinde uyurken şu bir yığın toprak
ilel'ebed o küçük rûh çırpınıp duracak! ...


Mehmet Akif Ersoy
Mavi_inci isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Hızlı Cevap
Alt 09-01-2011   #5 (permalink)
Standart Cevap: Mehmet Akif Ersoy Şiirleri - Mehmet Akif Ersoyun En Güzel Şiirleri


Atiyi Karanlık Görerek Azmi Bırakmak

Âtiyi karanlık görerek azmi bırakmak...
Alçak bir ölüm varsa, emînim, budur ancak.
Dünyâda inanmam, hani görsem de gözümle.
İmânı olan kimse gebermez bu ölümle:
Ey dipdiri meyyit, 'İki el bir baş içindir.'
Davransana... Eller de senin, baş da senindir!
His yok, hareket yok, acı yok... Leş mi kesildin?
Hayret veriyorsun bana... Sen böyle değildin.
Kurtulmaya azmin neye bilmem ki süreksiz?
Kendin mi senin, yoksa ümîdin mi yüreksiz?
Âtiyi karanlık görüvermekle apıştın?
Esbâbı elinden atarak ye'se yapıştın!
Karşında ziyâ yoksa, sağından, ya solundan
Tek bir ışık olsun buluver... Kalma yolundan.
Âlemde ziyâ kalmasa, halk etmelisin, halk!
Ey elleri böğründe yatan, şaşkın adam, kalk!
Herkes gibi dünyâda henüz hakk-i hayâtın
Varken, hani herkes gibi azminde sebâtın?
Ye's öyle bataktır ki; düşersen boğulursun.
Ümîde sarıl sımsıkı, seyret ne olursun!
Azmiyle, ümidiyle yaşar hep yaşayanlar;
Me'yûs olanın rûhunu, vicdânını bağlar
Lânetleme bir ukde-i hâtır ki: çözülmez...
En korkulu câni gibi ye'sin yüzü gülmez!
Mâdâm ki alçaklığı bir, ye's ile sirkin;
Mâdâm ki ondan daha mel'un daha çirkin
Bir seyyie yoktur sana; ey unsur- îman,
Nevmid olarak rahmet-i mev'ûd-u Hudâ'dan,
Hüsrâna rıza verme... Çalış... Azmi bırakma;
Kendin yanacaksan bile, evlâdını yakma!

Evler tünek olmuş, ötüyor bir sürü baykuş
...
Sesler de: 'Vatan tehlikedeymiş... Batıyormuş! '
Lâkin, hani, milyonları örten şu yığından,
Tek kol da yapışsam demiyor bir taraftan!
Sâhipsiz olan memleketin batması haktır;
Sen sâhip olursan bu vatan batmayacaktır.
Feryâdı bırak, kendine gel, çünkü zaman dar...
Uğraş ki: telâfi edecek bunca zarar var.
Feryâd ile kurtulması me'mûl ise haykır!
Yok, yok! Hele azmindeki zincirleri bir kır!
'İş bitti... Sebâtın sonu yoktur! ' deme, yılma.
Ey millet-i merhûme, sakın ye'se kapılma.



14 Mart 1913



Mehmet Akif Ersoy
Mavi_inci isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Hızlı Cevap
Alt 09-01-2011   #6 (permalink)
Standart Cevap: Mehmet Akif Ersoy Şiirleri - Mehmet Akif Ersoyun En Güzel Şiirleri


Ayrılık Hissi Nasıl Girdi Sizin Beyninize?

Müslümanlık sizi gayet sıkı, gayet sağlam,
Bağlamak lazım iken, anlamadım, anlıyamam,

Ayrılık hissi nasıl girdi sizin beyninize?

Fikr-i kavmıyyeti şeytan mı sokan zihninize?

Birbirinden muteferrik bu kadar akvamı,

Aynı milliyetin altında tutan islam'ı,

Temelinden yıkacak zelzele, kavmiyettir
.
Bunu bir lahza unutmak ebedi haybettir...

Arnavutlukla, Araplıkla bu millet yürümez
..
Son siyasetse bu! Hiç böyle siyaset yürümez!

Sizi bir aile efradı yaratmış Yaradan;

Kaldırın ayrılık esbabını artık aradan.

Siz bu davada iken yoksa, iyazen-billah,

Ecnebiler olacak sahibi mülkün nagah.

Diye dursun atalar: 'Kal'a içinden alınır
.'
Yok ki hiç bir kişiden... Millet-i merhume sağır!

Bir değil mahvedilen devlet-i islamiyye
...
Girdiler aynı siyasetle bütün makbereye.

Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez;

Toplu vurdukca yürekler, onu top sindiremez.

Bırakın eski hükümetleri meydandakiler

Yetişir, şöyle bakıp ibret alan varsa eğer.

işte Fas, işte Tunus, işte Cezayir, gitti!

işte Irak'ı da taksim ediyorlar şimdi.

30 Muharrem 1331

27 Kanunuevvel 1328
1913


Mehmet Akif Ersoy
Mavi_inci isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Hızlı Cevap
Alt 09-01-2011   #7 (permalink)
Standart Cevap: Mehmet Akif Ersoy Şiirleri - Mehmet Akif Ersoyun En Güzel Şiirleri


Azmine Sarıl

Ye's öyle bir bataktır ki,
Düşersen boğulursun
Azmine sarıl sımsıkı
Bak ne olursun


Mehmet Akif Ersoy
Mavi_inci isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Hızlı Cevap
Alt 09-01-2011   #8 (permalink)
Standart Cevap: Mehmet Akif Ersoy Şiirleri - Mehmet Akif Ersoyun En Güzel Şiirleri



BAYRAM


Âfâk bütün hande, cihan başka cihandır;


Bayram ne kadar hoş, ne şetâretli zamandır!



Bayramda güler çehre-i mâ'sûm-i sabâvet,


Ümmîd çocuk sûret-i sâfında ıyandır




Her cebhede bir nûr-i mücerred lemeânda;


Her dîdede bir rûh demâdem cevelândır
.



Âlâm-ı hayâtın iki kat büktüğü ecsâd


Feyzindeki te'sîr ile âsûde revandır
.



Ferdâ-yı sükûn perveridir sâl-i cidâlin,


Nevmîd düşen kalbe ümîd-âver-i candır
.



Heycâ-yi maîşetteki feryâd-ı mehîbin


Dünyâda biraz dindiği an varsa bu andır
.



Subhunda bahârın şu sabâhat bulunur mu?


Bak çehre-i gabrâya: Nasıl şen, ne civandır!




Her sînede bir kalb-i meserret darabanda,


Her kalbde bir âlem-i eşvâk nihandır
.



Raksân oluyor cünbüş-i dûşiyle anâsır,


Gûya ki bütün sadr-ı zemin pür-galeyandır
.



Eşbahı da cûşân ediyor feyz-i mübîni,


Yâ Rab bu nasıl rûh-i avâlim-sereyandır!




Bayramda gelir yâ da ne hoş hâtıralar ki:


Bin ömre verilmez, o kadar kadri girandır,



Iydin bana dâim görünür levh-i kerîmi:


Mâzî-i tufûliyyetimin yâd-ı besîmi
.


Birinci gün hava bir parça nâ-müsâiddi;


İkinci gün açılıp, sonra pek güzel gitti
.



Dedim ki: 'Fâtih'e çıksam yavaşça, bir yanda


Durup o âlemi seyreylesem de meydanda,




Ziyâret etsem ehibbâyı sonradan
... Hoş olur.

Bütün gün evde oturmak ne olsa pek boştur
. '



Bu arzû-yi tenezzüh gelince, artık ben


Durur muyum? Ne gezer! Fırladım hemen evden
.



Gelin de bayramı Fâtih'te seyredin, zirâ


Hayâle, hâtıra sığmaz o herc ü merc-i safâ,




Kucakta gezdirilen bir karış çocuklardan


Tutun da, tâ dedemiz demlerinden arta kalan,




Asırlar ölçüsü boy boy asâli nesle kadar,


Büyük küçük bütün efrâd-i belde, hepsi de var!




Adım başında kurulmuş beşik salıncaklar,


İçinde darbuka, teflerle zilli şakşaklar,




Biraz gidin; Kocaman bir çadır
... Önünde bütün,

Çoluk çocuk birer onluk verip de girmek için




Nöbetle bekleşiyorlar
. Acep içinde ne var?

'Caponya'dan gelen insan suratlı bir canavar! '




Geçin: sırayla çadırlar
. Önünde her birinin.

Diyor: 'Kuzum, girecek varsa durmasın girsin
.'



Bağırmadan sesi bitmiş ayaklı bir îlân,


'Alın gözüm buna derler
...' sadâsı her yandan.



Alettirikçilerin keyfi pek yolunda hele:


Gelen yapışmada bir mutlaka o saplı tele
.



Terazilerden adam eksik olmuyor; birisi


İnince binmede artık onun da hemşerisi:




'Hak okka çünkü bu kantar
... Frenk îcâdı gıram

Değil! Diremleri dörtyüz, hesapta şaşmaz adam
.'



- Muhallebim ne de kaymak!


- Şifalıdır macun!


- Simit mi istedin ağa?


- Yokmuş onluğun, dursun
.



O başta: Kuşkunu kopmuş eğerli düldüller,


Bu başta: Paldimi düşmüş semerli bülbüller!




Baloncular, hacıyatmazlar, fırıldaklar,


Horoz şekerleri, civ civ öten oyuncaklar;




Sağında atlıkarınca, solunda tahtırevan


Önünde bir sürü çekçek, tepende çifte kolan




Öbek öbek yere çökmüş kömür çeken develer
...

Ferâğ-ı bâl ile birden geviş getirmedeler
.



Koşan, gezen, oturan, mâniler düzüp çağıran
.

Davullu zurnalı 'dans' eyliyen, coşup bağıran,




Bu kâinât-ı sürûrun içinde gezdikçe,


Çocukların tarafındaydı en çok eğlence,




Güzelce süslenerek dest-i nâz-ı mâderle;


Birer çiçek gibi nevvâr olan bebeklerle




Gelirdi safha-i mevvâc-ı ıyde başka hayât
...

Bütün sürûr u şetâretti gördüğüm harekât!




Onar parayla biraz sallandırdılar
... Derken,

Dururdu 'Yandı! ' sadâsıyle türküler birden,




- Ayol, demin daha yanmıştı a! Herif sen de,


- Peki kızım, azıcık fazla sallarım ben de
.



'Deniz dalgasız olmaz


Gönül sevdasız olmaz


Yâri güzel olanın


Başı belâsız olmaz!


Haydindi mini mini maşallah


Kavuşuruz inşallah
...'



Fakat bu levha-i handâna karşı, pek yaşlı,


Bir ihtiyar kadının koltuğunda gür kaşlı,




Uzunca saçlı güzel bir kız ağlayıp duruyor
.

Gelen geçen 'Bu niçin ağlıyor? ' deyip soruyor
.



- Yetim ayol
... Bana evlâd belâsıdır bu acı

Çocuk değil mi? 'Salıncak' diyor
...

- Salıncakçı!



Kuzum, biraz da bu binsin
... Ne var sevâbına say...

Yetim sevindirenin ömrü çok olur
...

- Hay hay!



Hemen o kız da salıncakçının mürüvvetine


Katıldı ağlamıyan kızların şetâretine
.


MEHMET AKİF ERSOY



Mehmet Akif Ersoy
Mavi_inci isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Hızlı Cevap
Alt 09-01-2011   #9 (permalink)
Standart Cevap: Mehmet Akif Ersoy Şiirleri - Mehmet Akif Ersoyun En Güzel Şiirleri


Bir Gece

On dört asır evvel yine bir böyle geceydi
Kumdan ayınon dördü bir öksüz çıkıverdi
Lakin o ne hüsrandı ki hissetmedi gözler
Halbuki kaç bin senedir bekleşmedelerdi
Nerden görecekler göremezlerdi tabi
Bir kere zuhur ettiği çöl en sapa yerdi
Bir kere de ma'mure-i dünya ozamanlar
Buhranlar içindeydi bugünden de beterdi
Sırtlanları geçmişti beşer yırtıcılıkta
Dişsiz mi bir insan onu kardeşleri yerdi
Fevza bütün afakını sarmıştı zeminin
Salgındı bugün Şark'ı yıkan tefrika derdi

Derken büyüyüp kırkına gelmişti ki öksüz

Başlarda gezen kanlı ayaklar suya erdi
Bir nefhada kurtardı insanlığı o masum
Bir hamlede kayserleri kisraları serdi
Aczin ki, ezilmekti bütün hakkı, dirildi
Zulmün ki, zeval akılına gelmezdi, geberdi
Alemlere rahmetti evet şer-i mübini
Şehbalini adl isteyenin yurduna gerdi
Dünya neye sahipse onun vergisidir hep
Medyun O'na cemiyeti medyun O'na ferdi
Medyundur o masuma bütün bir beşeriyyet
Ya Rab! Bizi mahşerde bu ikrar ile haşret


Mehmet Akif Ersoy
Mavi_inci isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Hızlı Cevap
Alt 09-01-2011   #10 (permalink)
Standart Cevap: Mehmet Akif Ersoy Şiirleri - Mehmet Akif Ersoyun En Güzel Şiirleri


Birlik

Cehennem olsa gelen, göğsümüzde söndürürüz.
Bu yol ki Hak yoludur, dönme bilmeyiz, yürürüz;

Düşer mi tek taşı sandın harim-i namusun,

Meğer ki harbe giden son nefer şehid olsun.

Şu karşımızdaki mahşer kudursa, çıldırsa,

Denizler ordu, bulutlar donanma yağdırsa,

Bu altımızdaki yerden bütün yanardağlar

Taşıp da kaplasa âfakı bir kızıl sarsar,

Değil mi cephemizin sinesinde iman bir;

Sevinme bir, acı bir, gaye aynı, vicdan bir;

Değil mi ortada bir sine çarpıyor, yılmaz,

Cihan yıkılsa emin ol bu cephe sarsılmaz!


Mehmet Akif Ersoy
Mavi_inci isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Hızlı Cevap
Sponsorlu Bağlantılar
Yeni Konu aç  Cevapla

Sayfayı Paylaş

Hızlı Cevap
Kullanıcı isminiz: Giriş yapmak için Buraya tıklayın
Sorunun cevabını alttaki kutucuğa yazınız. (Gerekli)

Mesajınız:

Seçenekler


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Mehmet Akif Ersoy'un Hayatı ve Şiirleri SeLeN Biyografi & Otobiyografi 0 29-10-2012 23:20
Mehmet Akif Ersoyun Şiirleri Eylül Şairlerimiz Ve Şiirleri 0 17-11-2011 21:10
Mehmet Akif Ersoyun En Güzel Şiirleri Eylül Şairlerimiz Ve Şiirleri 3 15-11-2011 19:03
Mehmet Akif Ersoy Sözleri - Mehmet Akif Ersoyun Güzel Sözleri Mavi_Sema Güzel Sözler-Mesajlar 0 25-01-2011 01:41
Mehmet Akif Ersoy Şiirleri ( Resimli ) Dine Şairlerimiz Ve Şiirleri 3 30-04-2010 10:49


Saat: 08:37.


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO ©2011, Crawlability, Inc.
Frmartuklu.Net ©2008 - 2014