Sponsorlu Bağlantılar
   

Geçmişteki Taşlarım-Yaşam Hikayeleri

Masallar-Hikayeler-Destanlar icinde Geçmişteki Taşlarım-Yaşam Hikayeleri konusu , Geçmişteki Taşlarım Anneannem, Mart ayı yaklaştığında paniğe kapılırdı. Ailesinin bazı üyelerini, sene aralıklarıyla, Mart ayında kaybetmişti. Paniğinin sebebi buydu; kendisinin de aynı ayda öleceğini düşünürdü. 1979 yılıydı ve anneannem hastaydı. ...

Yeni Konu aç  Cevapla
 
Seçenekler
Alt 26-10-2010   #1 (permalink)
Standart Geçmişteki Taşlarım-Yaşam Hikayeleri

Sponsorlu Bağlantılar


Geçmişteki Taşlarım


Anneannem, Mart ayı yaklaştığında paniğe kapılırdı. Ailesinin bazı üyelerini, sene aralıklarıyla, Mart ayında kaybetmişti. Paniğinin sebebi buydu; kendisinin de aynı ayda öleceğini düşünürdü.

1979 yılıydı ve anneannem hastaydı. Aylardan Marttı. Gece, uykusundan, kabuslar görerek uyanıyordu. Yarı uyur haliyle yatağındaki hayali böcekleri kovmaya çalışıyor, bağırarak bizlerden yardım istiyordu. Eve gelen psikolog, bunun ölüm ve mezar korkusu olduğunu söyledi. Hayali böceklerin açıklaması buydu. 1 Mayıs akşamı, saat yirmi sularında, henüz bir aylık olan oğlumu alıp odasına gittim: “ Anneanne, bak kirpikleri birbirine yapışmış. Galiba nazar var. Bir okur musun? “ dedim. Güzel yüzü mutlu bir gülümsemeyle aydınlandı. İncitmekten korkarmış gibi oğlumu, torununun çocuğunu, kucağına aldı. Okudu, üfledi. Ablam hemen fotoğraf makinesini getirip üç neslin görüntüsünü resimledi. Dört saat sonra, gece yarısını biraz geçe, annem odamın kapısını tıklattı: “ Eser, anneanneni kaybettik “ dedi. 1904 doğumlu anneannem 1979 yılının Mayıs ayında, 75 yaşında, aramızdan ayrıldı.

Üç muhteşem kadınımdan birini kaybetmiştim. Elimde kalan, kaybetmeden dört saat önce çekilmiş, fotoğraftı.

Sonrasında anneannemi ve mezar korkusunu çok düşündüm. Aklıma takılan ama ismini koyamadığım bir şeyler vardı. Bir şeyler göründüğü gibi değildi. İç sesim bunu söylüyordu. Oğlumu büyütmek telaşı, ardından doğan kızımın koşturması arasında, düşünmeyi erteledim, öteledim. Otuz yıl kadar…

Geçen otuz yıl içinde hayat rayına oturdu. Çocuklar yollarını çizdiler. Ben büyüdüm. Olaylara bakışım, yaklaşımım, algılamam değişti.

Köklü bir değişimin ve yenilenmenin kavşağında, gideceğim yolu seçimimin ardından, çözüme ulaştıramadığım, akışına bıraktığım, “ sonra “ dediğim, adını koyamadığım şeyleri tekrar ele almaya başladım. “Eğer yenileneceksem, yeni bir hayat kuracaksam; geçmişten gelen hiçbir şeyi yanıma almamalıyım” diye düşündüm.

Geçtiğim yolları tekrar geri döndüm. İşaret olarak bıraktığım çakıl taşlarını toplamaya başladım, birer birer.

Bazı taşlarımı bulamadım. Kendiliklerinden yok olmuşlardı, zamanın içinde. Bir çoğuna ise öyle bir baktım ki; un ufak olup dağıldılar. Bir kısmını da elime alıp konuştum. Sohbetimiz bittiğinde de fırlatıp attım, yolumun dışına. Kimileri de öyle komik gözüktüler ki gözüme. “ Gençlik “ dedim. “ Çocukluk “ dedim. Yürüdüm gittim, kahkahalar eşliğinde.

1979’un Mayıs ayına geldiğimde aradığım taşı buldum. İsmini koyamadığım, anlamını kavrayamadığım o taşı, buldum: Anneannemin taşını.

Şöyle bir döndüm etrafında. Sonra bağdaş kurup, oturdum yanına. “ Hadi “ dedim. “ Anlat bana. Hazırım duyacaklarıma.”

Taş’ım dile geldi:

“ Biliyorsun yaşadığım hayatı. Uzun ve zor bir mücadeleydi. Yorucuydu. Molasızdı. Geçim di, çocuk tu, koca idi derken; geçti, gitti. Ve bir gün baktım ki; her şey bitmek üzere. Yolun sonuna gelmişim. Arkamda; kocaman bir hayat. Hiç benim olmamış. Hayallerim olmamış hiç. Hiç fark etmemişim; koşmaktan yürümeye fırsat bulamadığımı. Fark etmemişim; bir an olsun yüzümde rüzgarı hissetmediğimi, ellerimle yağmuru yakalamadığımı, bedenimin güneşle ısınmadığını. Kahkahalarım, inletmemiş gök kubbeyi. Komşunun oğlu dikkatimi çekmemiş, hiç. Cilveleşmemişim, hiç kimseyle. Sevişmelerim bile yarım yamalakmış.

Ben yaşamamışım…

Mademki beni sakladın bunca yıl ve şimdi anlamaya çalışıyorsun o zaman bir söz ver bana: Yarım yamalak yaşama, hayatı. Yaşayacaksan; dolu dolu yaşa. Tadına vararak, hissederek yaşa. Yaşadığını hissederek yaşa.

Sorunun her ne olursa olsun komik yanını bul, çıkart. Mutlaka vardır. Unutma; komedi ve trajedi aynı şeydir. Farkları; senin nasıl baktığındır.

Çözülmez dediğin derdini bir tiyatro oyununa çevir. Birileri sahnede senin için oynasınlar, sen de seyirci ol, izle. Sorun dediğin şeyin aslında ne kadar basit olduğunu göreceksin.

Biri seni üzdüğü zaman önce kendine dön: Ben de aynı şeyleri yapıyor muyum? Benziyor muyuz? Diye sor kendine. Cevabın seni ne kadar şaşırtacağına inanamayacaksın.

Yaptıklarını yük olarak görme. Onları eğlenceli hale getir.

Sevecen olursan, sevilen olacağını unutma.

Hoşça kal deme zamanın geldiğinde; yaşanmış bir hayat bırak ardında.

Çok yoruldum. Hadi bakalım herkes yoluna: Ben toprakla, sen hayatla kucaklaşmaya…”

Ve taş’ım sustu…

Eser Akpınar
22.10.2010

Alıntı..

 

KaRDeLeN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Hızlı Cevap
Sponsorlu Bağlantılar
Yeni Konu aç  Cevapla

Sayfayı Paylaş

Hızlı Cevap
Kullanıcı isminiz: Giriş yapmak için Buraya tıklayın
Sorunun cevabını alttaki kutucuğa yazınız. (Gerekli)

Mesajınız:

Seçenekler


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Sokaklardaki Çocuklarımız-Yaşam Hikayeleri KaRDeLeN Masallar-Hikayeler-Destanlar 0 26-10-2010 13:26
Bir Bakış Açısı -Yaşam Hikayeleri KaRDeLeN Masallar-Hikayeler-Destanlar 0 01-10-2010 11:32
Öğrenilmiş Başarısızlık -Yaşam Hikayeleri KaRDeLeN Masallar-Hikayeler-Destanlar 0 28-09-2010 15:08
Hayatın Armağanı -Yaşam Hikayeleri KaRDeLeN Masallar-Hikayeler-Destanlar 0 28-09-2010 15:05
Fark Oluşturmak Hikayesi- Yaşam Hikayeleri KaRDeLeN Masallar-Hikayeler-Destanlar 0 28-09-2010 15:02


Saat: 16:43.


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO ©2011, Crawlability, Inc.
Frmartuklu.Net ©2008 - 2014