Trafikle ilgili hikaye

'Frmartuklu Soru-Cevap Bölümü' forumunda Kayıtsız Üye tarafından 5 Aralık 2010 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    Trafikle ilgili hikaye konusu Trafikle ilgili hikaye bulmama yardım eder misiniz? Düzgün bir hikayenin çıkması

    Trafik kuralları ile ilgili, trafik kurallarına uymaz isek dikkatli davranmaz isek başımıza neler geleceği ile ilgili uyarıcı bir hikaye

    Bir cumartesi günü, öğle üzeri, Begliye okuldan çıkarken, babası onu kapının önünde karşıladı. Bayram hazırlığı için birtakım şeyler alacaklardı. Begliye, pek neşeli, babasıyla birlikte hızlı hızlı yürüyordu. Yaya geçidine gelince durdular. Gözlerini trafik lambasına dikmiş, “Geç” işaretinin yanmasını bekliyorlardı.

    Birden, acı bir çığlıkla irkildiler. Arabalar durdu. Yoldan geçenler, arabaların geliş yönüne doğru koşmaya başladılar. Begliye’nin babası da ileriye atıldı. Begliye, korkuyla, babasının arkasından koştu.

    Caddenin ortasında, yedi – sekiz yaşlarında bir kız çocuğu yatıyordu. Her yanı kanlara bulanmıştı. Herkes heyecanla soruyordu.
    —”Ölmüş mü?“

    —”Kazâ nasıl oldu?“

    —”Kimsesi yok mu çocuğun?“

    —”Zavallı yavrucak!“

    —”Ah, çok acı bir şey! Dayanamayacağım!..“

    Begliye çevresinde konuşulanlara kulak kabarttı. Gerçekten yaralı çocuğun görünüşü dayanılamayacak kadar acı veriyordu insana!

    Kazavı yapan şoförün yüzü kireç gibi olmuştu. Ağlamaklı bir sesle, titreyerek, olayı anlatmaya çalışıyordu:

    —”Valla benim suçum yok. Ben de babayım. Benim de bu yaşta bir kızım var. Ezmek ister miydim yavrucağı? Geçit hakkı benimdi. Normal bir hızla ilerliyordum. Birden… evet, işte o sırada oldu ne olduysa. Bu çocuk birdenbire ileri atıldı. Hemen frene bastım ama, olan olmuştu…”
    O sırada, apartmanlardan, birinden, bir kadın çıktı. Kızını bakkala yollamıştı. Geciktiğini görünce kuşkulanmış, bakkala gitmeye karar vermişti. Kalabalıkla karşılaşınca merakla sordu.

    —”N’olmuş burada?“

    Derken, yerde kanlar içinde yatan kızını gördü…

    Begliye’nin babası, neden sonra, kalabalık arasında kızını buldu. Elinden tuttu, üzüntüyle oradan uzaklaştılar. Babası kaldırımlarda bile kızının elini bırakmıyordu.

    Begliye: “Elimi bırak, baba.” dedi. “Korkma. Yaya geçitlerinden başka bir yerden karşıya geçmem ben.“

    Babası: “İyi edersin, kızım.” dedi. “Yalnız bunu değil, trafik kurallarının hepsini gözetmelisin. Bu arada, trafik polisinin işaretlerine de çok dikkat etmelisin. Trafik lambasının ışıklarının anlamlarını iyice biliyor musun?“

    —”Evet, babacığım. Öğretmenimiz öğretmişti; resim dersinde resmini bile yapmıştık. Yeşil lamba yanarsa, yol yayaların demektir. Kırmızı yanarsa, taşıtlar geçer. Sarı ışık “Dikkat!” demektir, “Geçmeye hazırlan!” anlamına gelir.”

    —”Başka neler biliyorsun bu konuda?“

    —”Karşıdan karşıya geçerken, önce sola. sonra sağa, sonra gene sola bak malıyız. Trafik polisi, sol kolunu kaldı rıp avucunu gösterdi mi, bu “Dur!” de mektir. İki kolunu yana açıp yolu’ arabalara kapayınca geçmek gerekir. Sonra, duran taşıtların önünden ya da arkasından karşıya geçmeye çalışmak da tehlikelidir. Hep yaya kaldırımlarından yürümeliyiz. Bisikletle caddelerde dolaşmamalıyız. Arabaların arkalarına ta-kılmamalıyız…”

    —”Güzel, yavrum! İşte böyle, hep dikkatli ol… Trafik kazâlarında pek çok kişi ölüyor, pek çok kişi de sakat kalıyor. Bunları unutma. Bil ki kazaların çoğu dikkatsizlikten, trafik kurallarını gözetmemekten ileri gelir.“
     
  2. SeLeN

    SeLeN Site Yetkilisi Editör

    Trafik Cezası (gerçek hikaye)

    Deniz yavaşlamadan önceTakometreye baktı: Hız limitinin
    90km olduğu yerde 110km ile gidiyordu ve son dört ay
    içerisinde dördüncü defa Polis tarafından durduruluyordu. Bir insan nasıl bu kadar şanssız olabilirdi? Deniz Arabasını sağa çekti."İnşAllah şu anda
    yanımızdan daha hızlı bir Araba geçer" diye düşünüyordu. Polis elinde kalın bir not defteri ile arabadan indi. Ali? Bu Polis camiden tanıdığı Ali değil mi? Deniz iyice
    arabasının koltuğuna sindi. Bu durum bir cezadan daha kötüydü. camiden tanıdığı bir Polis, hemde hızlı gidip,
    trafik kurallarını ihlal ettiği için.iyi Günler Ali Birbirimizi yeniden böyle görmemiz çok ilginç"
    "iyigünler Deniz" Ali gülümsemiyordu.
    "Beni; Eşimi ve çocuklarımı görmen için eve giderken yakaladın"
    "Evet öyle"
    Ali umursamaz görünüyordu.
    "Son günler eve hep çok geç geldim. Çocuklarım beni uzun süredir hiç görmedi. Ayrıca zeliha bana bu akşam mantı içli köfte ve biftek yiyeceğimizi söyledi. Ne demek istediğimi anlıyormusun?"
    "Evet ne demek istediğini anlıyorum.Ayrıca trafik kurallarını ihlal ettiğini de biliyorum."
    diye cevapladı Ali.
    "Eyvah! Bu taktik fazla işe yaramayacak gibi. Taktik değiştirmek gerekli"diye düşündü Deniz
    "Beni kaç ile giderken yakaladın?"
    "110. Lütfen arabana girer misin?" dedi ALİ.
    "Ah Ali, bekle bir Dakika lütfen. Seni gördüğüm anda,Takometreye baktım.Sadece 85 km ile gidiyordum."
    "Lütfen Deniz, arabana gir" diye üsteledi Ali,Deniz, canı sıkkın bir şekilde arabasına girdi, kapıyı çarparak kapattı.Ali, not defterine bir şeyler yazıyordu.
    "Ali niye benim ehliyetimi ve araba ruhsatımı istemiyor ki" diye düşündü Deniz, Ne olursa olsun, bundan sonra camide de bu adamın yanına oturmaktansa, birkaç Gün Deniz camiye gitmeyecekti.
    Ali kapıyı tıklatıyordu. Deniz arabasının penceresini 5 cm kadar açtı. Ali Deniz'e bir Kağıt verdi ve gitti."Ceza değil bu" diye kendi kendine söylendi Deniz. Bir anda sevinmişti. Bu bir yazıydı ve kağıtta şunlar yazıyordu:
    "Sevgili Deniz, benim bir kızım vardı. Altı yaşındayken çok
    hızlı araba kullanan biri tarafından öldürüldü. Bu
    kazadan dolayı, adam cezalandırıldı. 3 yıl hapishane cezasıydı bu. Bu adam hapishaneden çıkınca kendi çocuklarına sarılıp, öpüp, onları tekrar koklayabildi. ama ben öpebilmek için, cennete gidinceye
    kadar beklemem gerekiyor. Bin defa adamı affetmeye çalıştım Bin kerede başardığımı zannettim. Belki başarmışımdır,ama hala kızımı düşünüyorum.Lütfen benim için dua et ve dikkat et Deniz, tek bir oğlum kaldı..
    "Deniz 15 dakika kadar bir süre yerinden kıpırdayamadı.Daha sonra kendine gelip, yavaş yavaş evine gitti.Evine varınca, çocuklarına ve eşine sıkıca sarıldı.Hayat çok değerli, sürekli dikkat et.Dikkatli araba kullan ve başkalarının hakkına saygı göster. Hiçbir zaman unutma,istediğin kadar araba satın
    alabilirsin, AMA İNSAN HAYATINI ASLA................


    Alıntı
     

Bu Sayfayı Paylaş