Türkiye'de yasanan doğal afetler nelerdir?

'Frmartuklu Soru-Cevap Bölümü' forumunda Kayıtsız Üye tarafından 11 Nisan 2011 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    Türkiye'de yasanan doğal afetler nelerdir? konusu türkiyede yasanan doğal afetler nelerdir

    Türkiye’de doğal afetler deprem, heyelan, erozyon, sel-taşkın, ve çığ olmak üzere 5 bölümde incelenmektedir.

    Türkiye’de Doğal Afetler

    1) Türkiye’de Deprem: Fay hatlarına bağlı olarak meydana gelen sallanma hareketlerine deprem denilir. Ülkemiz genç oluşumlu bir yapıya sahip olduğu için fay hatları daha canlıdır ve ülkemizde deprem riski yüksektir.

    Kuzey Anadolu Fay Hattı: Marmara bölgesi Saros Körfezi’nden başlayıp İzmit, Adapazarı üzerinden Orta Karadeniz’e de uğrayarak Van Gölü ve Muş Varto’ya kadar uzanan fay hattıdır.
    Doğu Anadolu Fay Hattı: Ülkemizde Hatay’dan giriş yaparak Kahramanmaraş, Malatya, Elazığ üzerinden Van Gölü ve Muş Varto’ya kadar uzanan fay hattıdır.

    Fay hatlarının birleştiği yerlerde depremler çok daha kuvvetli olur. Bunun örneği ülkemizde Doğu Anadolu Bölgesi’dir.

    Batı Anadolu Fay Hattı: Ege bölgesinde horst ve grabenleri takip ederek bölgenin iç kesimlerine kadar uzanan birçok kırıklı fay hattı bölgesidir.

    Türkiye’de deprem riskinin en az olduğu bölgeler, Ergene havzası, Tuz Gölü, Konya Ovası, Anamur, Doğu Karadeniz kıyısı, Şanlıurfa ve Mardin Şırnak arasıdır.
    Dikkat edecek olursak Türkiye’de oluşan fay hatları ile kaplıca, ılıca ya da volkanik sahaların dağılışı paralellik göstermektedir. Kpss sorularında bu gibi ayrıntılar ezber kısmını azaltabilmektedir.

    * Oluşumlarına Göre Deprem Türleri:

    Tektonik Depremler: Fay hatlarına bağlı olarak meydana gelen, Türkiye’de en çok görülen, şiddeti ve hasarı en çok olan deprem türüdür.

    Kuzey Anadolu Fay Hattı, Doğu Anadolu Fay Hattı, Batı Anadolu Fay Hattın üzerinde oluşan depremler tektonik depremlerdir.

    Çöküntü Depremleri: Yeraltı boşluklarının çökmesine bağlı olarak oluşan bu depremlerin etki alanı sınırlıdır ve Akdeniz Bölgesi’nde görülür.

    Zonguldak’ta meydana gelen maden çökmeleri ya da Konya’da tarım olarak yeraltı suyunun kullanılması sonucu oluşan boşluklara çökme beşeri faktörlerle beraber gerçekleşen çöküntü depremleridir.

    Volkanik Depremler: Volkanik patlamalarla oluşan depremlerdir. Etki alanı sınırlıdır.

    Türkiye’de aktif yanardağ bulunmadığı için volkanik depremlerin ülkemizde oluşması söz konusu değildir.

    2) Türkiye’de Heyelan: Tabakaların kütlesel olarak hareket etmesine heyelan denir. Heyelan en fazla Karadeniz Bölgesi’nde yaygındır. Özellikle Doğu Karadeniz kıyısında fazla görülmektedir. İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde heyelan riski düşüktür.
    Karadeniz bölgesinde yer alan Tortum, Sera, Yedigöller ve Zinav Gölü, heyelan sonucunda oluşan heyelan set göllerine örnek teşkil etmektedir.

    Heyelan oluşumu için aşağıdaki etkenlerden birinin olması gerekir.

    Eğim: En temel etkendir ve tabakaların aşağıya hareket etmesini kolaylaştırır.
    Yağış: Tabakaların kayganlaşmasını ve kütlelerin daha rahat hareket etmesini sağlar ve heyelan için etkili sebeptir.
    Tabakaların Yapısı ve Uzanışı: Suyu çeken kayaçlar ve tabakaların eğime paralel uzanması heyelanı tetikler.
    Deprem: Yamacın dengesini bozan depremler heyelanı etkilemektedir.
    Tüm bunların dışında yol, tünel ya da kazı çalışmaları gibi beşeri faktörler de heyelanı tetikler.

    * Heyelandan Korunma Çalışmaları:

    Drenaj kanalları açarak tabakalarda fazla suyun birikmesi engellenmelidir.
    İstinat duvarları yapılarak yamacın dengesi sağlanmalıdır.
    Heyelan bölgesinde yerleşim yeri kurulmamalıdır.
    Yamaçların doğal dengesi sağlanmalıdır.
    Beşeri yapılanmalar heyelan bölgelerinden uzakta olmalıdır.

    3) Türkiye’de Erozyon: Toprak tabakasının süreç içinde aşınmasına erozyon denir.

    Türkiye’de doğal afetler konusu içinde yer alan erozyon, İç Anadolu (özellikle Konya ve Tuz Gölü civarı) ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde rüzgar erozyonu, Doğu Anadolu Bölgesi’nde de akarsu erozyonu olarak karşımıza çıkar. Türkiye’de en az erozyon Karadeniz Bölgesi’nde görülür.
    Türkiye’de matematik konumu nedeniyle buzul erozyon etkili değildir.
    Erozyon yavaş ilerleyen bir olaydır. Heyelan gibi birden olmaz.

    * Erozyonu Oluşturan Nedenler:

    Eğim, en temel sebeptir.
    Ormanların tahrip edilmesi.
    Bitki örtüsünün cılız olması.
    Meraların aşırı otlatılması.
    Nadas uygulaması.
    Sağanak yağışlar.
    Toprağın kuru ve taneli olması.
    Anız örtüsünün yakılması. (Mahsulden sonra kalan artıkların yakılması)
    Düzensiz yağış rejimi.
    Yanlış arazi kullanımı

    Tarımda eğime paralel sürülme yapılması buna örnektir.

    Erozyon ile beraber,tarımsal verim ve üretim azalır. Toprak tabakası inceldiği için çölleşme başlar. Toprağın su tutma kapasitesi ve barajların ömrü kısalır. Erozyon olduğu zaman delta ovaları genişler, çünkü delta ovalarını akarsu erozyonları beslemektedir. Ayrıca tarımla uğraşanların sayısı azalacağı için köyden kente göç artar. Bitki ve hayvan türlerinde de azalma meydana gelir.

    * Erozyondan Korunma Çalışmaları:

    Mera hayvancılığı yerine ahır hayvancılığı yapmak.
    Ağaçlandırma yapmak.
    Tarlaları eğim yönüne dik sürmek.
    Eğimli yamaçlarda basamak (taraça) yapmak.
    Nadasa alternatif olarak nöbetleşe tarım yapmak. Bir yıl başka diğer yıl başka ürün ekilmesi durumudur.
    İnsanlar bilinçlendirilmeli ve erozyona karşı bunun eğitimi verilmelidir.
    Barajların yanında ağaçlandırma yapılmalıdır.

    4) Sel ve Taşkın: Türkiye’de doğal afetler içinde en büyük ekonomik kayıplara neden olan afetler sel ve taşkınlardır.

    * Sel ve Taşkınların Sebepleri:

    Eğim
    Drenaj özelliği
    Bitki örtüsü
    Ani sağanak yağışlar
    Yanlış arazi kullanımı

    Özellikle Bartın, Filyos Çayları, Fırtına Deresi, İyidere gibi Karadeniz’e dökülen akarsularda taşkınlar fazladır. Can ve mal kaybına yol açan sel ve taşkınlar, ormanların tahrip edilmesi sonucu toprağın suyu tutma kapasitesinin düşmesiyle de meydana gelir.

    5) Çığ: Türkiye’de doğal afetler içinde en son işleyeceğimiz konu olan çığ, yoğun kar kütlesinin aşağıya doğru toplanarak hareket halinde çoğalması sonucu oluşur. Doğu Karadeniz, Hakkari, Yukarı Murat – Van bölümleri dağlık ve engebeli olduğu için çığ olayının en yaygın olduğu alanlardır.
     
  2. SeLeN

    SeLeN Site Yetkilisi Editör

    Türkiye'de Yaşanan Bazı Büyük Depremler

    28 Nisan 1903 – Malazgirt: Sismik aletlerle ölçülen ilk depremlerden biri olan bu depremde 2626 kişi yaşamını yitirdi. Depremin büyüklüğü 6,7 olarak belirlendi.
    9 Ağustos 1912 - Mürefte: Büyüklüğü 7,3 olan bu depremde 216 kişi yaşamını yitirdi, 466 kişi de yaralandı.
    6 Mayıs 1930 – Hakkâri: Hakkâri'nin sınır bölgesinde gerçekleşen bu depremde 2514 kişi öldü. Depremin büyüklüyüyse 7,2'ydi
    26 Aralık 1939 – Erzincan: Türkiye'nin bu yüzyılda yaşadığı en şiddetli deprem olan Erzincan depremi hâlâ hafızalarda. Kışın en şiddetli günlerinde Erzincan halkını vuran bu felakette açıklanan ölü sayısı 32 962. 7,9 büyüklüğündeki bu depremin ardından yurt çapında yas ilan edilmişti. Yardım konvoyları, soğukla da mücadele eden depremzedelere ancak iki gün sonra ulaşabildi. İlk kez depreme karşı önlemler tartışıldı; gazetelerde depremle nasıl yaşanması gerektiği yazıldı.
    20 Aralık 1942 – Niksar/Erbaa: Büyüklüğü 7,0 olan bu depremde 3000'e yakın insan ölmüş, yaklaşık 6300 kişi de yaralanmıştı.
    26 Aralık 1943 – Tosya/Ladik: 2824 kişinin yaşamına mal olan bu depremin büyüklüğü 7,2 olarak ölçülmüştü.
    1 Şubat 1944 – Bolu/Gerede: 7,2 büyüklüğündeki depremde 3959 kişi öldü, çok sayıda insan evsiz kaldı.
    31 Mayıs 1946 – Varto/Hınıs: Yazın başlangıcında yaşanan bu depremde 839 kişi yaşamını yitirdi, 349 kişi yaralandı.
    19 Ağustos 1966 – Varto: Varto'nun karşılaştığı bu en şiddetli depremde 2394 kişi öldü 1489 kişi yaralandı. Derinliği 26 km olan bu depremim büyüklüğü Richter ölçeğine göre 6,9'du. Varto'da bir önceki yıl yaşanan ve 4,0 büyüklüğünde olduğu hesaplanan bu depremde de 12 kişi yaşamını yitirmişti.
    28 Mart 1970 – Gediz: Gediz'de meydana gelen 7,2 büyüklüğündeki depremin ortaya koyduğu felaket tablosu: 1086 ölü, 1260 yaralı.
    6 Eylül 1975 – Lice: 2385 kişinin öldüğü 3339 kişinin yaralandığı depremin büyüklüğü Richter ölçeğine göre 6,9.
    24 Aralık 1976 – Çaldıran/Muradiye: Yaşanan en büyük depremlerden biri olan bu depremin büyüklüğü 7,2 olarak ölçüldü. Can kaybı 3840'tı. 497 kişi yaralandı, birçok kişi evsiz kaldı.
    30 Kasım 1983 – Erzurum/Kars: 6,8 büyüklüğündeki deprem, büyük hasara ve can kaybına yol açtı. Depremde 1155 kişi öldü, 1142 kişi yaralandı.
    13 Mart 1992 – Erzincan: Erzincanla birlikte Tunceli'yi de vuran bu deprem, 6,8 büyüklüğündeydi. Depremde 653 kişi yaşamını yitirdi. Yaralı sayısıysa 3850 olarak belirlendi.
    1 Kasım 1995 – Dinar: 5,9 büyüklüğündeki depremde ölü sayısı 94.
    27 Haziran 1998 – Ceyhan: 6,3 büyüklüğündeki deprem başta Ceyhan olmak üzere bütün Adana'yı etkiledi. 84 kişinin hayatını yitirdiği depremde 310 kişi yaralandı, yüzlerce ev hasar gördü.
     

Bu Sayfayı Paylaş