Saltanat Nedir - Saltanatın Kaldırılmasının Nedenleri

'Tarihi Bilgiler' forumunda Mavi_Sema tarafından 21 Kasım 2010 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    saltanat nedir, saltanatın anlamı nedir, saltanat ne zaman kaldırıldı, saltanatı kaldırmanın nedenleri, saltanatı kaldırmanın önemi, saltanatı kaldırmanın sonuçları


    SALTANAT : Osmanlı Devletinde babadan oğula geçen tahtın adıdır. yepyeni Türk Devletinin siyasal yapısını sağlamlaştıracak ilk adım, saltanatın kaldırılması olacaktı. yalnız bu ilk adımın atılması kolay değildi. Türk ulusu tarih boyunca başında 1 hükümdarın bulunmasına alışmıştı. Eski Orta Asya Türklerindeki hakanlar, Selçuklu ve Osmanlı devirlerinde Padişah bi şekilde yaşamışlardı. Eski Türk anlayışına göre, hakimiyet kutsal kavramdı. Bu kutsallığı gök tanrısı, 1 aileye vermişti. Ailenin üyelerinden başkası, ulusu yönetme hakkına sahip değildi. Türkler, İslamlığı kabul ettikten sonraları bu kutsal hakimiyet kavramı, yepyeni dinsel kurallarla da desteklendi. Peygamberlerin vekili olan halifeler, Türk hakanlarına, ulusu yönetmek hakkını dinsel kurallara dayanarak verdiler. böylelikle, eski Türk hakimiyet anlayışı, İslam ilkeleriyle bağdaşınca saltanatın önemi de arttı. Osmanlılar hem Bizans imparatorlarının kayıtsız şartsız hükümdarlık etme anlayışını benimsediler, hem de XVI. yydan sonraları kendilerine Halife şanı da vererek, son aşama güçlendiler. Yüzlerce sene süren bu yönetim biçimi öylesine kökleşmişti ki padişahsız 1 Türk devletinin var olabileceğini, ancak halk değil, 1 epey aydın dahi düşünemiyordu. Bu nedenle Atatürk, egemenliği, padişahtan alıp,hakikat sahibi olan ulusa verme işini, pek dikkatli ve ihtiyatlı şekilde gerçekleştirmiştir. Mustafa Kemal, Anadoluya çıktığı günden itibaren ulusal egemenliğe dayalı bağımsız 1 devlet kurmayı hedefliyordu. ama bu hedefi gerçekleştirebilmek için öncelikle milli güçleri birleştirmek, politik birlik ve beraberliği sağlamak ve savaşın kazanılmasına öncelik vermek gerekiyordu. Mustafa Kemal 1 yandan milli güçleri birleştirmeye ve Kurtuluş Savaşının yönetim mekanizmasını kurmaya çalışırken, 1 yandan da ulusal hakimiyet anlayışını çevresindekilere benimsetmeye çaba etti. Genelge ve kongrelerle ulusal hakimiyet anlayışını çevresinde yaydı. TBMMyi açmakla da ulusal hakimiyet ilkesini yürürlüğe koydu. TBMMnin kurulmasından itibaren ulusal hakimiyet ilkesi uygulanıyordu. Saltanatın varlığını sürdürmesi bu ilkeye ters düşmesine rağmen, kamuoyunun hazır olmamasından dolayı saltanata dokunulmamıştı. Mudanya Ateşkes Antlaşmasından sonraları sulh konferansı hazırlıkları başladığında İstanbul Hükümeti ve padişah, Kurtuluş Savaşı süresince Kuva-i Milliye Hareketini bölmeye çalışmış ve padişahlık makamının sürdürülmesi uğruna İtilaf Devletleriyle işbirliği sürdürülmüştü. İtilaf Devletleri Lozan Konferansında Osmanlı Devletinin temsilci gönderilmesini istemiştir. böylelikle Türk tarafında ikililik yaratarak bölücülük yapacaklar ve güçsüz düşeceklerdi. Halbuki Kurtuluşa Osmanlı Devletinin 1 yardımı olmadığı gibi, bu hareketi engellemeye çalışmışlardı. TBMM bu duruma sert tepki gösterdi. 23 Nisan 1920de kurulan yepyeni Türk devleti egemenliğin ulusa aitliğini belirtirlerken, 1 yandan da padişaha bağlantılı olduklarını söylüyorlardı. Atatürk zafere adım adım koştukça bu sorunun çözülmesi biraz daha kolaylaştı. Düşmanlarla işbirliği yapan 1 hükümdarın, zaferi kazanan yepyeni Türk Devletine baş olması bundan sonra kabul değildi. yalnız ya farklı 1 Osmanlı prensi veya Atatürkün kendisi padişah olmalı idi. bütün 2 çözüm yolunun da milli hakimiyet ilkesi karşısında tutarlı yolu yoktu. Lozan Konferansı arifesinde, İstanbuldaki padişah hükümetinin sulh görüşmelerine çağırılması, Atatürke fırsat verdi. her aydınların düşüncesi adaletli 1 sulh yapılması üzerinde düğümlendiği sırada saltanat sorunu kestirme yoldan çözümlenecekti. ulusal egemenliği bütün bi şekilde gerçekleştirebilmesi ve demokratik 1 düzenin kurulabilmesi için saltanatın kaldırılması gerekiyordu.

    SALTANATI KALDIRMANIN NEDENLERİ

    1) Saltanat sisteminin ulusal hakimiyet anlayışına ters düşmesi.

    2) Osmanlı Devletinin TBMM Hükümeti yanında Lozan görüşmelerine çağrı edilmesi ve durumun Türk Milletinin çıkarına ters düşmesi.

    3) İstanbul Hükümeti ve padişahının, Kurtuluş Savaşı sırasında milli direnişe karşı olması.

    4) Bir ülkede 2 hükümetin bulunmasının ulusal menfaatlerle bağdaşmaması.

    5) TBMM Hükümetinin padişahın da yanında bulunduğu İtilaf Devletlerine karşı kesin zafer kazanılması.

    27 Ekim 1922de İtilaf Devletleri TBMM Hükümeti yanında İstanbul hükümetini de Lozan görüşmelerine çağrı ettiler. İtilaf Devletlerinin amacı; görüşmeler sırasında 2 hükümeti birbiri ile düşürerek Türk Milleti aleyhine kararlar kabul ettirmektir. Bu durum saltanatın kaldırılmasını hızlandırmıştır. Bu gelişmeler ve nedenlerden dolayı Mustafa Kemal Paşa, padişahlıkla halifeliği birbirinden ayırıp politik İktidarı temsil eden saltanatın kaldırılması, halifeliğin ise sürek etmesi şeklinde 1 çözüm yolu buldu. Komisyonda görüşmelerinin çıkmaza girdiğini gören Mustafa Kemal Paşa, 1 sıranın üzerine çıkarak şunları söylemiştir. Efendiler, egemenliği, asla kimse, asla kimseye bilim gereğidir, diye görüşmeyle tartışmayla vermez. hakimiyet güçle, kudretle ve zorla alınır. Osman oğulları zorla Türk milletinin egemenliğine el koymuşlardır. Bu yolsuzluklarını altı 100 yıldan beri sürdürmüşlerdir. Şimdi de Türk Milleti, bunlara yeter diyerek ve bunlara karşı ayaklanarak egemenliğini kendi eline almış bulunuyor. Bu 1 oldu bittidir dedi.

    SALTANATI KALDIRMANIN SONUÇLARI

    1) Milli Egemenliğin gerçekleşmesi yolunda kritik 1 adım atıldı. Saltanatın kaldırılmasıyla TBMM Hükümeti Türkiyede yönetimi tek başına ele almıştır.

    2) Devletin Laikliği konusunda ilk derece gerçekleştirildi. Bu gelişme birlikte din ve devlet işleri birbirinden ayrılmıştır.

    3) TBMMnin açılışından sonraları ikinci büyük İnkılap hareketi gerçekleştirilmiştir.

    4) Altı 100 yıllık Osmanlı Saltanatı sona erdi. böylelikle Türkiyedeki 2 başlılığın ve 2 hükümetin bulunması sona erdi.

    5) Ulusal egemenliğin bütün bi şekilde sağlanması için kritik 1 adım atıldı.

    6) Son Osmanlı padişahı VI Mehmet Vahdettin, 17 Kasım 1922de İngiltereye sığınarak ülkeyi terk etti.

    7) TBMM halifeliğinin İngiltere tarafından kullanılmasının engellenmesi amacıyla, Osmanlı hanedanından Abdülmecid Efendiyi halife seçtiğini duyuru etti.

    TBMMde tartışmalar daha da artarak Meclisin çalışmaları olumsuz yönde etkilendi. Bununda etkisiyle, TBMMnin seçimlere gitmesi hızlandı.

    9) Türkiyede devlet başkanlığı sorunu ortaya çıktı. Bu mesele Cumhuriyetin ilanını hızlandırmış ve devlet başkanlığı sorunu Cumhuriyetin ilanı birlikte çözümlenmişti.

    SALTANATI KALDIRMANIN ÖNEMİ

    1) Birinci TBMMnin ilk ve tek inkılabıdır.

    2) Cumhuriyetçilik ilkesi doğrultusunda yapılmış esas inkılaptır.

    3) Cumhuriyete geçiş süresi hızlanmış demokratik 1 düzenin kurulmasının önündeki en kritik ehemmiyet kaldırılmıştır.

    4) Halifelik ulusal egemenliğe bağlantılı sembolik 1 kurum halin getirilmiştir.

    Saltanatın 16 Mart 1920 tarihinden itibaren yok sayılması yerine bunu 23 Nisan 1920ye götürmek daha yerinde olurdu. Çünkü milli hakimiyet ilkesinin uygulanmaya başlamasından itibaren, şahsi hakimiyet son ermiştir. 16 Mart 1920 tarihinde saltanatın kalkmış sayılması TBMM birlikte kurulan düzenin hiç geçici olmadığını anlatmış bulunuyordu.

    TBMM daha yepyeni halifeyi seçmeden 17 Kasım gecesi Vahdettin, İngiliz donanmasına sığınarak vatan dışına kaçtı. Nedeni; Kendisinin İngiltereye sığınırken halife sıfatını kullanmış olmasındandır. Bunun üzerine TBMM, 18 Kasımda verdiği 1 kararla Vahdettinin halife olmadığını belirtti. 20 Kasım tarihli kararı birlikte de Osmanlı ailesinden Abdülmecidi halife seçti. Vahdettin bu hadiseler sonucunda Malta adsına oradan da Hicaz adsına gitti. Daha sonraları 65 yaşında iken 1926da San-Remada öldü.
     
  2. bu soruyu bilemeyene aşk olsun :)
     

Bu Sayfayı Paylaş