Kuranı Kerimin Kitap Haline Getirilmesi ve Çoğaltılması

'Kuran'ı Kerim ve Tefsirleri' forumunda SeLeN tarafından 6 Şubat 2014 tarihinde açılan konu

  1. SeLeN

    SeLeN Site Yetkilisi Editör

    Sponsorlu Bağlantılar
    Kuranı Kerimin Kitap Haline Getirilmesi ve Çoğaltılması konusu Kuranı Kerimin kitap haline getirilmesi ve çoğaltılması kısaca,
    Kuranı Kerimin kitap haline getirilmesi ve çoğaltılması özeti,


    Kur’an-ı Kerim İslam’ın kutsal kitabıdır. Cebrail meleği yoluyla Allah tarafından Hz. Muhammed peygambere indirilmiş bir kitaptır. Bir araya toplayan, yazdıran, okutan gibi anlamları olan Kur’an-ı Kerim Arapça dilindeki ka rae’den gelmektedir.

    Kitabın temel parçaları ayetlerdir. 114 sure’ye ayrılan kitaptaki bu sureler de ayetlere ayrılır. Ayetlerin toplamı tam 6666′dır. Aslında ayetlerin sayısı hususunda din bilginleri ayrılmaktadır. Fakat sure sayısı kesindir. Ayetler belli bir sırada vahiylerle gelmiştir. Kitap da bu sıraya göre kronolojik olarak düzenlenmiştir. Ayetlerin yerleri Hz. Muhammed tarafından saptanmış olup kendisine ilk gelen ayetler ilk 96 surede yer alır. Buyruklardan ve yasalardan oluşan Kur’an’da ahlak, toplumsal ilişki, ibadet, iman gibi konular işlenmiştir. Bunun yanı sıra bazı bilimsel bilgiler de mevcuttur. Örneğin anatomi, fizik ve astronomi.

    Cebrail tarafından yavaş yavaş indirilen sözler vahiydir. 23 yılda yavaş yavaş bu vahiyler birikmiştir ve Kur’an oluşmuştur. Kureyş lehçesinde Arapça diliyle yazılmıştır. Peygamber ve etrafındaki sahabeler gelen ayetleri hemen ezberliyorlardı. Katipler de bunları hurma dallarına, kürek kemiklerine, derilere ve ince taşlara yazıyorlardı. Bu katiplere vahiy katipleri deniyordu. Zeyd bin Sabit, Halid bin el-Velid, Ubeyy bin Ka’b, Sabit bin Kays, Muaviye bin Ebu Süfyan ve dört İslam halifesi bu katiplerdendir. Başkaları da vardır fakat bilinenler bunlardır.

    Hz. Muhammed hayatta olduğu müddetçe yeni vahiyler gelebileceği ihtimali bulunduğundan Kur’an kitap haline getirilmemiştir. Sonrasından onun vefatı ile halifeler tarafından bu iş yapılmıştır.

    Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer, peygamberimiz öldükten sonra halktan büyük kitleler halinde İslamiyetten dönüş olduğunu görmüştür. Bunun için önlemler almayı düşünmüşlerdir.

    Kur’an’dan parçaların yazıldığı musaflar o sırada sıralı bir halde değildir. Hz. Ömer Hz. Ebubekir’e ısrar etti ve bunların toplanmasını sağladı. Daha sonra Zeyd bin Sabit’e gittiler ve ona bunu kitap haline getirmesi görevini verdiler. Elinde Kur’an metinleri bulunan müslümanlardan bunlar istendi ve ikişer de şahit istendi. Bu şahitler o metinlerin direk olarak peygamberimizin ağzından yazdığına dair şahitlerdi. Metinler birleştirilerek Kur’an kitap haline getirildi. Bu kitap Hz. Ebubekir’e verildi. Ondan Hz. Ömer’e ve ondan da kızı Hafsa’ya geçti.

    Arapça’nın pek çok lehçesi mevcuttur. Mekke dışına gittikçe bu lehçeler değişmektedir. Bu sebeple Hz. Ömer Şam ve Filistin’deki Kur’an’ı ezberlemiş müminlere Kur’an’ı gönderdi. Herkesin farklı lehçeyle okuyor olması kaygılandırıcıydı. Osman Halife döneminde buna bir son vermek adına Kur’an’ın çoğaltılması kararlaştırıldı. Zey bin Sabit dört kişilik bir komisyonun başına getirildi ve bu komisyon Hafsa’dan Kur’an nüshasını aldı. İlk olarak beş veya yedi adet nüsha çıkarıldı. Şam, Basta, Küfe ve Mekke’ye gönderildiler. Bir tanesi de halifenin bulunduğu yer olan Medine’de kaldı. Sonrasında bu metinlerle çelişen yalancı metinlerin yakılmasına karar verildi. Günümüzde Kur’an’ın hiç değişmeden bize ulaştığına emin olmamızın sebebi de bu çoğaltma işlemidir. O dönemki metinler kaybolmuştur belki ama çoğaltıldığı için değişmediğine şüphe yoktur.
     

Bu Sayfayı Paylaş