Göstergeleri İnceleyen Bilim Dalı Nedir

'Frmartuklu Soru-Cevap Bölümü' forumunda Kayıtsız Üye tarafından 11 Nisan 2011 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    Göstergeleri İnceleyen Bilim Dalı Nedir konusu Göstergeleri Inceleyen Bilim Dalı Nedir?
    Göstergeleri inceleyen bilim dalına ne ad verilir
    Göstergeleri inceleyen bilim dalı hakkında bilgi verir misiniz?
    Göstergebilim nedir bilgi verebilir misiniz?
     
    En son bir moderatör tarafından düzenlenmiş: 11 Nisan 2011
  2. Mavi_inci

    Mavi_inci Özel Üye

    Semiyoloji (Göstergebilim)

    GÖSTERGEBİLİM


    Toplumların kullandıkları göstergelerin incelenmesi uzun süre dil incelemesiyle karıştırıldı. Bir başka deyişle, göstergelerin incelenmesi kimi kez dil felsefesi kimi kez de ileride dilbilim diye adlandırılacak olan dillerin genel kuramı içinde değerlendirildi. Göstergelerin genel bilimi olarak tasarlanan ve Türkçe'de göstergebilim terimiyle karşılanan semiyoloji (Fransızca semiologie, İngilizce semiology) veya semiyotik (Fransızca semiotoique, İngilizce semiotics) ise, bazen dildışı göstergelerin incelenmesiyle sınırlı tutulsa da, Avrupa'da ve ABD'de XIX. yy'ın sonlarında eşzamanlı olarak ortaya çıktı.
    Batı kültür geleneğinde, gösterge sorunu ilkin MÖ III. yy'da Stoacılarda tartışma konusu yapıldı: Stoacılar mantık alanında sürdürdükleri araştırmalar sonucunda tasımdaki öğelerin geçerliliğini bir anlam kuramı içinde belirlemek zorunda kaldılar. Bu sorun uzun süre felsefecilerin tekelinde kaldı ve Ortaçağ'da gerçekçilerle adcıların tartışmalarına konu oldu. Daha sonra ise, Port-Royal Mantığı (Logique de Port-Royal) Leibniz'in göstergeleri bütünüyle matematikleştirme tasarısı, Locke'un «Insan Anlığı Üzerine Bir Deneme»yi (An Essay Concerning Human Understanding) ve Condillac'ın dil konusundaki çalışmalarıyla “laikleştirildi”. Ama yine de bütün bu sistemlerde, anlam sorunu, epistemoloji veya metafizik açısından değerlendiriliyordu.

    Charles Sanders Peirce: Üç öğeli gösterge
    Genel bir göstergeler kuramı oluşturmaya çalışan ilk kişi, John Locke'un semiyotik terimini alarak kullanan ABD'li Charles Sanders Peirce (1839-1914) oldu. Ancak ölümünden sonra bir araya getirilebilmiş yazılarında, Peirce göstergeyi üç öğeli bir bütün olarak değerlendiriyordu: representamen, nesne ve yorumlayan. Bu üçlü ilişki içinde representamen, yorumlayana sunulmuş bir işaret, bir simgedir; yorumlayan onunla bir nesne arasında bağlantı kurar. Peirce'ün önerileri ve kullandığı terimler bir yazısından öbürüne değişiklikler içerdiğinden, görüşlerinin tam ve tutarlı bir özetini vermek oldukça güçtür. Ama günümüzde konuyla ilgili hemen herkes tarafından benimsenmiş ayrımlardan biri de Peirce'ün önerdiği şu üç ayrı gösterge kategorisidir: görüntüsel gösterge (veya ikon), benzerliğe dayalı olârak işlev görür (ağacı temsil eden bir ağaç deseni onun görüntüsel göstergesidir); belirti (veya endis), olguların bitişikliğine göre işlev görür (ağacın gölgesi ağacın belirtisi, duman da ateşin belirtisidir); simge (veya sembol), itibarî olarak işlev görür (Lübnan bayrağındaki sedir ağacı bu ülke simgesidir). Peirce'ün araştırmaları felsefeci Ernst Cassirer «Simges ler Felsefesi» (Philosophie der Symbolischen Fomıen, 192 felsefeci ve mantıkçı Bertrand Russell «Anlam ve Doğrulu Soruşturma» (An Inquiry into Meaning and Truth, 1940), çı Rudolf Carnap «Dilin Mantıksal Sözdizimi» (Logische S Sprache, 1934) ve özellikle de mantıkçı Charles Morris « Göstergeler Kuramının Temelleri» (Foundations of the Theory o 1938) tarafından geliştirildi.

    Ferdinand de Saussure ve iki yüzü olan gösterge
    Türkçe'de göstergebilim olarak karşıladığımız iki terimi olan «semiyoloji» (Yunanca'da «gösterge» anlamına gelen semaion ile «söz» ve «bilgi» anlamına gelen logos'tan) Isviçreli Ferdinand de Saussure (1857-1913) tarafından önerildi (ölümünden sonra ders notları öğrencileri tarafından yayınlandı). Genel Dilbilim Dersleri (Cours de linguistique generale, 1916) Saussure bu terimle «toplum içindeki göstergelerin yaşamını inceleyecek bilim» diye tanımladığı alanı belirtmek istiyordu. Bu tasarının özünde de iki yüzü olan bir bütünlük biçiminde düşünülmüş gösterge kavramı yer alıyordu: Bir işitim imgesine indirgenebilecek gösteren ile kavramı veya gerçekliği belirten gösterge iki öğe (yüz) arasındaki bağıntının temel özelliğiyse nedensiz keyfi olmasıydı. Dilsel göstergeler üstüne geliştirilmiş bir düşünce sisteminden kaynaklanan ve yapısal dilbilimin temelini oluşturan bu tanımlamalar sonradan daha geniş bir alan olan göstergebilimde de sık sık kullanıldı. Beçikalı dilbilimci Eric Buyssens'e «Diller ve Söylem» (les ges et de Discours, 1943) göre, göstergebilim yalnızca bildirişim olgusuna dayalı gösterge sistemlerini, yani göstergelerin iletmek isteğiyle kullanıldıkları sistemleri inceler. Danimarkalı Louis Hjelmslev ise «Dil Kuramının Temel İlkeleri» (Omkring soriens Grundlaeggelse, 1943) adlı Danca eserinde (bu 1953'te Ingilizce'ye, 1968'de de Fransızca'ya çevrildikte daha çok tanınmıştır) modern göstergebilimi kuramsal bir temele oturtmaya çalıştı: bu amaçla da düzanlamlı dilleryananlamlı diller(göstereni bir dil oluşturan diller) ve üstdiller (gösterileni bir dil oluşturan diller) ayrımım yaptı. Fransız göstergebilimcisi Roland Barthes da bu üçlü ayrımı bazı küçük değişikliklerle işledi ve göstergebilim çözümlemelerinde önemli bir yer tutmasını sağladı.
     

Bu Sayfayı Paylaş