Doğal kaynaklarımızı korumak için neler yapmalıyız?

'Frmartuklu Soru-Cevap Bölümü' forumunda Kayıtsız Üye tarafından 5 Nisan 2011 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    Doğal kaynaklarımızı korumak için neler yapmalıyız? konusu Doğal kaynaklarımızı korumak için neler yapmalıyız? aradığım araştırmamı bulamadığıma çoooooooooookk üzüldüm

    Doğal Kaynakları Korumak Yapılması Gerekenler:

    1- Bir ürünü alırken ambalajının geri dönüşümlü olmasına dikkat etmeliyiz.

    2- Atık kâğıtları çöp yerine biriktirerek ekonomiye kazandırmalıyız.

    3- Dişlerimizi fırçalarken suyu açık bırakmamalıyız.

    4- Çevremizdeki doğal güzellikleri kirletecek davranış ve hareketlerden kaçınmalıyız.

    Kirletenleri uyarmalıyız.

    5- Sağlığa zararlı kimyasal maddeler içeren temizlik ürünler yerine çevreye zarar

    vermeyen ürünleri tercih etmeliyiz.

    6- Ormanlık alanlarda kesinlikle ateş yakmamalıyız. Piknik yerlerini bulduğumuz

    gibi temiz bırakmalıyız.
     
  2. Mavi_inci

    Mavi_inci Özel Üye

    Doğal Kaynaklarımız - Bazı Canlı Türlerinin Yokolması - Doğal Kaynaklarımızı Korumak İçin Neler Yapmalıyız - Milli Parklar



    Yeryüzünde çok sayıda canlı yaşamaktadır.Canlılar, yaşamlarını çevreleriyle sürekli bir etkileşim içinde sürdürürler.Beslenme,barınma ve çoğalma gibi temel gereksinimlerini yaşadıkları bu doğal ortamdan karşılarlar.


    Doğal ortamda canlılarla cansızlar arasındaki sürekli ilişkiye doğal denge denir.Doğal ortamın zarar görmesi doğal dengenin bozulmasına da neden olur.Bu da o çevrede yaşayan canlıların yok olması veya türerinin azalması anlamına gelir.

    Canlılar arasında bulunduğu çevreyi en çok etkileyen ve ona zarar veren insandır.Günümüzde dünya nüfusu hızla artmaktadır.Artan nüfusun beslenme barınma vb gereksinimlerini karşılayabilmek için doğal ortam insanların bilinçsiz davranışları sonucunda bozulur.


    Ormanlar tarla açmak bina yapmak amacıyla veya yangınlarla yok edilir.Oysa ki ormanlar doğal dengeyi sağlayan çok sayıda canlının barınma ve beslenme ortamıdır.Ayrıca canlı tutan, güzelleştiren, erozyonu önleyen, toprak kaymalarını engelleyen ve insanlara pek çok ürün sağlayan doğal varlıklar yine ormanlardır.Bunların yok edilmesi, orada yaşayan canlıların da tükenmesine, insanların bu ürünlerden yoksun kalmasına ve doğal ortamın bozulmasına neden olur.

    Aynı şekilde sanayi artıkları ve daha başka maddelerle suların(deniz,göl ve akarsu) kirletilmesi de pek çok canlı türünün azalmasına veya yok olmasına neden olur.Av yasağına uymama ve aşırı avlanma da canlı türlerini yok eden bir başka emendir.Görülüyor ki doğal ortamın bozulmasının kaynağında hep insan vardır.İnsanın doğal ortama bu şekilde müdahalesi dünyanın zenginliğini büyük çapta yitirmesine neden olur.

    Sonuçta yaşamak için birbirlerine doğrudan veya dolaylı olarak muhtaç olan canlılardan birinin yok olması doğada düzeltilemeyecek bozulmalara yol açar.Bu bakımdan doğal çevreyi korumak önemlidir.Çevrenin korunması biz insanların çevreye karşı duyarlı olmasıyla mümkündür.

    Hepimize büyük yararlar sağlayan doğal çevremize karşı görevimiz, onu yok etmek değil, korumak, geliştirmek ve ondan bilinçli olarak yararlanmaktır.Bu nedenle tüm canlıları sevmeli ve doğayla dost olmalıyız.

    Son yıllarda, doğal dengenin bozulmasının doğuracağı sonuçların ne kadar önemli olduğunu anlayan ülkeler, çevre korunmasına büyük önem vermeye başlamışlardır.Yurdumuzda da doğal yaşamı korumak amacıyla pek çok millî park oluşturulmuştur.Kuşcenneti,Yedi göller Kovada gölü ve Ulu Dağ millî parkları bunlara örnektir.



    alıntı
     
  3. doğla kaynaklarımız korumak için
    1 suları kirletmemeli
    2 fabrika bacalarına filtre takmalı
    3-çöplerimizi çöp kutusuna atmalı
    4-ağaçları kesmemeliyiz

    ...
    ...
    ...
    ...
    ...
    ...
    ...
    ...
    ...
    ...
    ...
    ...
    ...
    =) EREN ÇÖP
     
  4. Doğal kaynaklar canlı ve cansız çevreyi belirleyen çevre bileşkenleridir. Hava, su, toprak, bitki örtüsü, hayvanlar ve madenler Dünyanın doğal kaynaklarını oluşturur. Bu nedenle doğal kaynakları,

    • Canlı doğal kaynaklar
    • Cansız doğal kaynaklar
    olarak iki temel kümede toplamak olanaklıdır.


    Canlı doğal kaynaklar denilince bitki hayvan ve mikro organizmalardan oluşan biyolojik çeşitlilik anlaşılır. Cansız doğal kaynaklar ise biyolojik çeşitliliğin bağımlı olduğu hava su ve topraktan oluşan yaşam ortamları ile madenler ve fosil yakıttan kapsayan yeraltı zenginlikleridir.

    Doğal Kaynakların tükenmesi demek ciddi bir şekilde ekosistemi oluşturan canlılar için tehdit anlamına gelmektedir. Ekosistemin dengesinin bozulması ekosisteme bağlı olan her canlıyı doğrudan etkileyecek kimi canlı türleri yok olacak onun yokluğundan etkilenen diğer canlı türleri de varlığını sürdürmekte zorlanacaktır. Bu süreç zincirleme bir şekilde devam edecektir. Sanayideki hızlı gelişim ve değişimler ve diğer nedenlerle yaşamsal önemdeki doğal kaynakların hızla tükendiğini görüyoruz. Doğal kaynakların hızla tükenmesi insan ve diğer canlıların yaşam kalitesini olumsuz etkiler. Biyolojik çeşitlilik bakımından zengin bir mirasa sahip olan ülkemiz birçok canlı türünün neslinin tehdit altında olduğu biliniyor. Nesli tehdit altında olan canlıların, varlıklarını sürdürebilmeleri için öncelikle tanınmaları, bilinmeleri ve yaşam alanlarının korunması gerekir

    1. Biyolojik Çeşitlilik

    Genel olarak belirli bir yerdeki tüm bitki hayvan ve mikro organizma türleri biyolojik çeşitlilik olarak tanımlanır. Bir ülkenin temel doğal kaynaklarını oluşturan bu çeşitliliğe kimi bilim adamları biyolojik zenginlik adını da vermektedirler insan türünün geleceği büyük ölçüde biyolojik çeşitliliğin değerlendirilmesine bağlıdır. Kaba bir tahminle bugün için Dünyadaki biyolojik çeşitliliğin çok az bir bölümünün örneğin bitki türlerinin ancak yüzde birinin yeterince incelendiği hayvan türlerinde ve mikro organizmalarda bu oranın giderek daha da düştüğü ileri sürülmektedir.

    • Çeşitlerin kaybolması
    • Türlerin kaybolması
    • Doğal alanların bozulması


    Zaman içinde kolay bozulmayan yaygın bir biçimde piyasaya sürülen dolayısıyla ticari değeri yüksek olan çeşitler yerel çeşitleri ve bunların yabani akrabalarını ortadan kaldırmaktadırlar. Böylece bir çeşit azalması ve giderek yok olması tohum ıslahında gerekli genetik kaynakların yavaş yavaş ortadan kalkmasına neden olmaktadır.


    Çeşit kaybını izleyen bir bakıma onun tamamlayıcısı olan bir tür kaybıdır. Türlerin sayıca azalması denilebilen tür kaybı da doğrudan ekonomik yaran olmayan türlerde yoğunlaşmakta ekolojik dengedeki yeri henüz saptanamamış bir çok tür yok olmuştur.


    Biyolojik çeşitliliğin yaşam ortamı bir diğer deyişle ekolojik çevresi çeşitlerin ve türlerin varlıklarını sürdürmelerini belirleyen temel öğedir. Canlı doğal kaynakların içinde bulunduğu doğal alanların korunması biyolojik zenginliğin sürdürülebilmesinin ilk koşuludur. Biyolojik çeşitlilik insanlığın refahına büyük katkıda bulunmaktadır. Günlük yaşamında insanlar çok ayırımına varmasalar bile bitki hayvan ve mikrop kökenli yüzlerce Madde kullanmaktadırlar. Canlı doğal kaynaklar ekonomiyi doğrudan etkilemekte tarım sanayi tıp ve eczacılık kesimlerine katkıda bulunmaktadır.


    İnsan ekonomik ussallığı içinde geleceğini güvence altına almak için doğaya sürekli müdahale etmektedir. Bunun son aşamasına örnek olarak DNA’nın yeniden dizilişi ve DNA’nın çözülüp yeni bileşikler biçiminde yeniden birleştirilmesi gösterilebilir. Genetik malzemelerin oynanmasına dayanan bu yeni bilgi ve teknoloji genetik mühendisliği olarak tanımlanmaktadır.


    DNA ile oynama olanağı veren bilgi birikimi 1970′li yıllarda fen işin biliminden teknolojisine geçmeye başlamış biyoteknoloji adı akında endüstrinin konusu olmuştur. Biyoteknoloji biyolojik yöntemlerle organizmalara uygulanan kendilerinden yararlanılması ve istenilen biçimlere ve ürünlere dönüştürülebilmesi amacıyla kullanılan bilimsel teknikler ve endüstriyel yöntemler olarak yorumlanmaktadır.


    Günümüzde biyoteknoloji tarımsal üretimin artırılması tıp ve eczacılıkta etkinliğin sağlanması endüstrinin geliştirilmesi çevre kirliliğinin önlenmesi gibi konularda bir kurtarıcı gibi görülmektedir. Bir bakıma Dünya’nın geleceğine ilişkin karamsar görüşler biyoteknoloji aracılığı ile aşılmak istenmektedir.
    2. Cansız Doğal Kaynaklar

    Cansız doğal kaynaklar kavramı canlıların doğal yaşama alanı kavramı ile eş anlamlıdır. Hava su ve toprak diye sıraladığımız bu asıl çevre öğelerine yeraltı zenginlikleri denilen madenler ve fosil yakıdan da eklemek gerekir.


    Cansız doğal kaynakların toplumların gözündeki göreli önemi çevrebilimsel kaygılardan çok ekonomik yararlılıktan kaynaklanmaktadır. Sınırsız ekonomik büyüme tutkusu kaynakların tükenmesine işlevlerini yerine getirememesine neden olmuştur.


    Hava su ve topraktaki bozulma insan faaliyetleri sonucunda bu alıcı ortamlara binen yükün artması aşırı yüklenme yüzünden kaynağın kendi kendini yenileyememesi temizleyememesi sonucu ortaya çıkmaktadır. Toprak altı zenginlikleri oluşturan madenler ve fosil yakıtlar ise yenilenemeyen kaynak kümesine girmektedirler. Sınırlı miktarda bulunan ve işletilmelerine koşut olarak belli bir sürede tükenecek olan bu kaynakların kullanılması ekonomik yeğlemeye bağlı kalmaktadır.


    Doğal Hayatı Koruma Derneği’nin açıklamalarına göre; insanlık tarihinde hiç olmadığı kadar hızlı ve büyük miktarlarda tüketilen doğal kaynaklar, son 40 yılda bir kaç kat daha artarak tahribata uğramıştır.
    Özellikle oksijen, su, bitki örtüsü, petrol gibi kaynakların büyük bir hızla azalması, canlıların yaşam alanlarını kısıtlamakta, çevresel felaketlere yol açabilecek iklim değişiklikleri (küresel ısınma) yaratmaktadır. Örneğin içilebilir su, hayatın ana maddesi olmakla kalmayıp; insanların can damarlarından biri olan elektrik enerjisi üretiminde ilk sırada gelmektedir.


    Uzun yıllar hava ve su serbest mal sayılmış üretime katkısının maliyeti sıfır olmuştur. Buna karşılık yeraltı ve yüzeysel su kaynaklan su yollan toprak ve toprakaltı zenginlikleri bireysel ulusal ve uluslararası düzeyde sürekli bir ekonomik çıkar ve bir çatışma konusu olmuştur. Bugün de söz konusu kaynaklar önce küresel ekonomik ve siyasal sorunların kaynağı olarak ele alınmakta savaş ve barışın nedeni olmaktadır. Küresel çevre sorunları başlığı altında doğal kaynaklara bakış ancak kaynaklarla birlikte ekonomik gelişmenin de sona ereceği korkusu ile gerçekleşmektedir. Henüz kaynak kullanımı ve çevre yönetimi alanında bilimsel gereklilik ekonomik çıkarlara kendisini kabul ettirememiş durumdadır.


    Ancak belirtmek gerekir ki doğal kaynakların korunması bu konuda stratejilerin belirlenmesi son yıllarda uluslararası toplumun önde gelen uğraşı olmuştur. Doğal kaynakların ekonomik gelişmenin kaynağı olduğu doğanın yeni bilimsel ve teknik ilerlemelere olanak sağladığı doğal kaynakların gelecek kuşaklara aktarılmasının moral olarak gerekli bulunduğu düşünceleri tartışmasız kabul görmeye başlamıştır.
     
  5. Milli kültürümüzün yanı sıra yaşamsal önem taşıyan, ormanlarımız, akarsularımız ve diğer doğal zenginliklerimiz milli değerlerimizin birer parçasıdır.

    Bunların içinde ormanlarımız en değerli milli servetimizdir. Ormanlarımız bilinçsizce kullanılıp yok edildiğinden toprak erozyonu, gelecek kuşakların karşı karşıya olacağı en önemli sorunlardan biri olacaktır. Bu nedenle, erozyon felaketinin doğuracağı sonuçlar ve erozyonu önlemede ağaçlandırmanın önemi hakkında kamuoyunu eğitmek, bilinçlendirmek her Türk evladının asli vazifesidir.

    Ormanlarımızın yanısıra, akarsularımız, göllerimiz ve denizlerimiz de milli servetlerimizdir. Bunların korunma tedbirlerinin alınması ve bu yönde halkımızın bilinçlendirilmesi en önemli vazifelerimizden biridir.
     
  6. erene katılıyorum kankammmmmmmmmmm...
     
  7. Suları kirletmemeliyiz
     
  8. doğal kaynakların korunması için suları kirletmemeliyiz fabrika bacalarına filtre takmalıyız.
    ve ağaçları kesmemeliyiz .
     
  9. bi bulamım aradığım şeyi
     
  10. SeLeN

    SeLeN Site Yetkilisi Editör

    Doğa ve insan sürekli olarak birbirini etkiler. İnsan, varlığını doğanın çevrimi içinde sürdürür; ihtiyaç duyduğu maddeleri doğadan alır ve atıklarını doğaya bırakır. Doğa, kendi çevrim döngüsü içinde tükenen kaynakları farklı hızlarda yeniler. Ancak, toplumumuzun ürettiği atıklar bugün gerek nitelik gerekse nicelik olarak doğanın yenileme kapasitesini zora sokmaya başladı. Doğanın sırtına yüklediğimiz yükü hafifletmek, dünyamız ile barış içinde yaşamak ve sürdürülebilir çevre hedefimize ulaşabilmek için uymamız gereken dört temel kural bulunuyor:

    1-Sınırlı kaynakları dikkatli kullanmak: Az bulunan bazı madenlerin yerine daha bol miktarda olanları kullanmalı, yeraltından çıkarılan bütün maddeleri verimli bir şekilde kullanmalı ve fosil yakıtlara olan bağımlılığımızı azaltmalıyız.

    2-İnsan yapısı maddelerin birikmesini önlemek: Ürettiğimiz atık miktarını azaltmalı, kalıcı olan ve yapay bileşimlerin yerine daha bol miktarda olanları ya da doğada kolayca çözünenleri tercih etmeli, toplumun ürettiği her ürünü verimli bir şekilde kullanmalıyız.

    3-Yenilenebilir kaynakların yerine yenilerini koymak: Kaynaklarımızı iyi yönetilen eko-sistemlerden elde etmeli, bu kaynakları üretken ve etkin bir şekilde kullanmalı ve doğayı değiştirirken dikkatli olmalıyız.

    4-Dünyanın her yerinde insanlığın uzun vadeli ihtiyaçlarını karşılamak: Bütün kaynaklarımızı verimli, adil ve sorumlu bir şekilde kullanmalı, böylece yaşamlarını etkilediğimiz insanların ihtiyaçlarının ve daha henüz doğmamış kuşakların gelecekteki ihtiyaçlarının karşılanmasını bugünden güvence altına almalıyız.
     
  11. bu konuda bir şey diyemiyeceim
     
  12. aradığım şeyi bulamıyorum
     
  13. Arkiler vallahi guzelmis yazdiklariniz bisy sorcm mirrors edge oyunununerden indirebiliriz?
     
  14. ağaçları kesmemeliyiz
     
  15. fabrikalardaki dumanları engellemeliyiz
     
  16. 1=akarsuları kirletmemek
    2=havaya zararlı kaynaklar göndermemek
    3=işyerinde olan bacalara filtre takmak
     
  17. yararlı bir konu xd yararlı beğendm
     
  18. Doğa ve insan sürekli olarak birbirini etkiler. İnsan, varlığını doğanın çevrimi içinde sürdürür; ihtiyaç duyduğu maddeleri doğadan alır ve atıklarını doğaya bırakır. Doğa, kendi çevrim döngüsü içinde tükenen kaynakları farklı hızlarda yeniler. Ancak, toplumumuzun ürettiği atıklar bugün gerek nitelik gerekse nicelik olarak doğanın yenileme kapasitesini zora sokmaya başlad
     
  19. Çok güzel olmuş yapana çok teşekkür ediyorum ve işime yaradıgı için onu kutluyorum ...

    :)
     
  20. agaçları kesmemek
    fabrikalara filtre taktırmak
    fabrıka atıklarını denize atmamak
    çöpleri yere atmamak
    yerlere tükürmeyip sakız atmamak
    ormanları korumalıyız
    =) !) ') ^_^
     

Bu Sayfayı Paylaş