Dille İlgili Deyimler Anlamları

'Atasözleri & Deyimler' forumunda Eylül tarafından 5 Ekim 2011 tarihinde açılan konu

  1. Eylül

    Eylül Site Yetkilisi Editör

    Sponsorlu Bağlantılar
    Dille İlgili Deyimler ve Anlamları

    *Ağzı dili tutulmak
    1) konuşamamak; 2) beklenmedik bir durum karşısında heyecanlanmak, hayranlık duymak: “Kızları gördün, ağzın dilin tutuldu gayri.” -N. Cumalı.


    *Ağzı var dili yok
    1) “pek sessiz, kendi hâlinde” anlamında kullanılan bir söz: “Benim gibi ağzı var dili yok bir kadınla ne zevkleniyorsunuz?” -B. Felek. 2) “konuşamayan, derdini anlatamayan” anlamında kullanılan bir söz: “Hey zavallı balık, diyor, ağzın var dilin yok.” -S. F. Abasıyanık.


    *(birinde) dil bir karış
    Saygısızca karşılık verenler için kullanılan bir söz.


    *(birine) dil çıkarmak
    Alay etmek, eğlenmek.


    *(birinin) ağzını dilini bağlamak
    Birini konuşamaz duruma getirmek: “O şıllık basmış büyüyü, adamcağızın ağzını dilini bağlamıştı.” -R. N. Güntekin.


    *(birinin) diline düşmek
    Yermek veya alay etmek amacıyla birinin kötü veya yanlış davranışını sürekli söylemek: “Mahallede acubelerin diline düşmekten korkuyorum.” -P. Safa.


    *Dil ağız vermemek
    Ağız dil vermemek: “Çocuk, hâlâ dil ağız vermeden yatıyordu.” -R. N. Güntekin.


    *Dil (diller) dökmek
    Kandırmak, inandırmak veya yararlanmak için tatlı sözler söylemek: “Ninniyi mutlaka söylemesi için ona bir sürü dil döktü.” -O. C. Kaygılı.


    *Dil otu yemek
    Çok konuşmak: “Mütemadiyen gülüp söylüyordum. Hacı Kalfanın ellerini dizlerine vurarak: -Dil otu mu yedin be kızım? diye bir gülmesi var ki…” -R. N. Güntekin.


    *Dil tutmak
    esk. sorguya çekmek için düşman askeri yakalamak.


    *Dil uzatmak
    Bir kimse veya bir şey için kötü söylemek: “Başka ulusların kabahatleri ne olursa olsun, dost ve düşman bize nasıl dil uzatırlarsa uzatsın…” -T. Halman.


    *Dilden düşmez olmak
    Herkes tarafından sürekli tekrar edilir olmak: “Kapsamı iyice belirtilmeyen, gerektiği gibi tanımlanmayan sanat sözü, dillerden düşmez oldu.” -S. Hilav.


    *Dilden düşürmemek
    Sürekli tekrar etmek.


    *Dile (dillere) düşmek
    Hakkında dedikodu yapılmak: “Yâr adını desem olmaz / Düşer dillere dillere” -Erzurumlu Emrah.


    *Dile dolamak
    Bir şeyi veya konuyu sık sık tekrar etmek.


    *Dile gelmek
    1) dile düşmek; 2) konuşma kudreti, yeteneği, olmayan varlık konuşmak, dillenmek, lisana gelmek: “Günlerce elin, dile gelmeyen çocuğunu bağrına basan fabrika sahibine acındı.” -L. Tekin.


    *Dile getirmek
    1) konuşturmak: “Yıllar yılı, bu amaçları devlet adamlarımız, basınımız, sanat âlemimiz dile getirip durmuştur.” -T. Halman. 2) belirtmek, anlatmak, açıklamak, ifade etmek: “Kendi kendime, adlı şiirinde bunu şöyle dile getirir.” -S. Birsel.


    *Dile vermek
    Gizli tutulması gereken bir şeyi açığa vurmak, duyurmak, yaymak.
     

Bu Sayfayı Paylaş