Can Yücel Şiirleri - Can Yücelin En Güzel Şiirleri

'Şairlerimiz Ve Şiirleri' forumunda Mavi_inci tarafından 6 Kasım 2010 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_inci

    Mavi_inci Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    AKDENİZ YARAŞIYOR SANA

    Akdeniz yaraşıyor sana
    Yıldızlar terler ya sen de terliyorsun
    Aynı ıslak pırıltı burun kanatlarında
    Hiç dinmiyor motorların gürültüsü
    Köpekler havlıyor uzaktan
    Demin bir çocuk havladı
    Fatmanım cumbadan çarşaf silkiyor yine
    Ali dumdum anasına sövüyor saatlerdir
    Denizi tokmaklıyor balıkçılar
    Bu sesler işte sessizliğini büyüten toprak
    O sesinin sardunyalar gibi konuşkan sessizliği
    Hayatta yattık dün gece
    Üstümüzde meltem
    Kekik kokuyor ellerim hala
    Senle yatmadım sanki
    Dağları dolaştım
    Ben senden öğrendim deniz yazmayı
    Elimden düşmüyor mavi kalem
    Bir tirandil çıkar gibi sefere
    Okula gidiyor öğretmenim
    Ben de ardından açılıyorum
    Bir poyraz çizip deftere
    Bir ada var sırf ebabil
    Dönüyor dönüyor başımda
    Senle yaşadığım günler
    Gümüş bir çevre oldu ömrüm
    Değince güneşine
    Neden sonra buldum o kaçakçı mağarasını
    Gözlerim kamaşınca senden
    Ölüm belki sularından kaçırdığım
    O loş suda yıkanmaktır
    Durdukça yosundan yeşil
    Kulaç attıkça mavi
    Ben düzde sanırdım yıkıntım
    Örenim alkolik asarım
    Mutun doruğundaymışım meğer
    Senle çıkınca anladım
    Eski Yunan atları var hani
    Yeleleri bükümlü
    Gün inerken de öyle
    Ağaçtan izdüşümleriyle
    Yürüyor Balan tepeleri
    Yürüyor bölük bölük can
    Toplu bir güzelliğe doğru
    Kadınım Yaraşıyorsun sen Akdenize

    CAN YÜCEL



    AKİS


    Sen çaldıkça Teodorakis

    Bir mor yağıyor üstüme...

    Dudaklarım öpüşmekten mosmor...

    Bir putum sanki ilahilerle
    denize fırlatılmış
    Ve bir deniz yağıyor üstüme
    Bakma sen sevgili Teodorakis
    Açgözlü güvercinlerin didiştiklerine!
    Avluların o en çakırkeyiflisine
    Mısır daneleri gibi serpilmişler ama
    Mısır danesi değil ki bu adalar
    Ne de biz güverciniz...


    Sekerek o güneş güzeli çakılların üzerinden

    Çıplak ayaklarımızın su sesleriyle
    Birbirimize
    Ve kendimize
    Bilakis

    Sen çaldıkça Teodorakis

    Bir mor yağıyor üstüme

    CAN YÜCEL



    AL BİR UZUN HAVA


    Çekirgeydi Raşko’nun elindeki güvercin

    Raşko’da mengeneydi, bu beynimizde kalsın!
    Çekmişler ıstor diye muhribin dumanını
    Böyle aşk, böyle barış, Allah belamı versin! Bugün kitabım verdim tek pedal matbaaya
    Bu yol beni götürür sağlam Selimiye’ye
    Ağlıyorsam gözyaşım iki gözüme dursun
    Vermişim ben canımı al-uzun bir havaya

    CAN YÜCEL



    ANAYASASI İNSANIN


    Paul Eluard için yazılmıştır


    Kan yasası bu insanın:

    Üzümden şarap yapacaksın
    Çakmak taşından ateş
    Ve öpücüklerden insan!

    Can yasası bu insanın:

    Savaşlara yoksulluklara
    Ve binbir belaya karşın
    İlle de yaşayacaksın!

    Us yasası bu insanın:

    Suyu şavka döndürüp
    Düşü gerçeğe çevirip
    Düşmanı dost kılacaksın!

    Anayasası bu insanın

    Emekleyen çocuktan
    Uzayda koşana dek
    Yürürlükte her zaman

    CAN YÜCEL


    ARKAMDAN KONUŞMASINLAR DİYE


    Her Donkişotun bir yeldeğirmeni vardır

    Benim ki Heybeli’de
    Yarı yarıya yıkık
    Üstünde
    Kırmızı üstüne beyaz beyaz harflerle
    Kocaman
    TÜRKİYE HALK BANKASI
    Yazılı
    Vallahi billahi de
    Beş kuruş almadım o reklam için

    CAN YÜCEL


    ASLANDAN AL HABERİ


    Romalılar aslanlara atarlarmış Hıristiyanları
    .
    O Hıristiyanlar ki
    Romalılardan daha dürüst, daha düzgün, daha uygar bir
    düzene
    inanmaktan başka suçları yoktu...

    Romalılar oyalamak için işsiz yığınlarını
    O zamanın gazetesi
    Ve Hürriyet’i olan Coliseum stadyomunda
    Aslanlara atarlarmış sen gibi ben gibi
    Mehmet Turgut gibi insanları O Mehmet Turgut ki
    İşsiz olmaktan başka suçu yoktu
    İşsiz parasız evsiz-barksız
    Ve aslanın kafesine girdiğini farketmeyecek
    kadar uykusuz...

    O Mehmet Turgut ki
    Libya’ya gitmek için sıra bekleyen bir
    Kunuri Aslanıydı
    Adana’nın Girne yolunda bir lunaparkta
    Buldular parçalanmış vücudunu...

    Sade Adana’nın Girne yolunda değil
    Roma’da da böyle
    Oyalamak için işsiz yığınlarını
    Ve belki de azalsın diye işsizlerin sayısı
    O zamanın gazetesi
    Ve Hürriyet’i olan Coliseum stadyomunda
    Aslanlara atarlardı sen gibi ben gibi
    Mehmet Turgut gibi insanları... Ama Ali adındaki
    O kendi de müebbete mahkum aslan
    Aslanlar akıllanıyorlar mı nedir
    Yemedi kardeşim yemedi
    Kore Gazisi Mehmet Turgut’un göğsündeki
    Silver Star nişanını!

    CAN YÜCEL




    ASLANDAN AL HABERİ


    Romalılar aslanlara atarlarmış Hıristiyanları
    .
    O Hıristiyanlar ki
    Romalılardan daha dürüst, daha düzgün, daha uygar bir
    düzene
    inanmaktan başka suçları yoktu...

    Romalılar oyalamak için işsiz yığınlarını
    O zamanın gazetesi
    Ve Hürriyet’i olan Coliseum stadyomunda
    Aslanlara atarlarmış sen gibi ben gibi
    Mehmet Turgut gibi insanları O Mehmet Turgut ki
    İşsiz olmaktan başka suçu yoktu
    İşsiz parasız evsiz-barksız
    Ve aslanın kafesine girdiğini farketmeyecek
    kadar uykusuz...

    O Mehmet Turgut ki
    Libya’ya gitmek için sıra bekleyen bir
    Kunuri Aslanıydı
    Adana’nın Girne yolunda bir lunaparkta
    Buldular parçalanmış vücudunu...

    Sade Adana’nın Girne yolunda değil
    Roma’da da böyle
    Oyalamak için işsiz yığınlarını
    Ve belki de azalsın diye işsizlerin sayısı
    O zamanın gazetesi
    Ve Hürriyet’i olan Coliseum stadyomunda
    Aslanlara atarlardı sen gibi ben gibi
    Mehmet Turgut gibi insanları... Ama Ali adındaki
    O kendi de müebbete mahkum aslan
    Aslanlar akıllanıyorlar mı nedir
    Yemedi kardeşim yemedi
    Kore Gazisi Mehmet Turgut’un göğsündeki
    Silver Star nişanını!

    CAN YÜCEL




    BAŞKA TÜRLÜ BİR ŞEY


    başka türlü bir şey benim istediğim

    ne ağaca benzer, ne de buluta
    burası gibi değil gideceğim memleket
    denizi ayrı deniz,
    havası ayrı hava..

    bir başka yolculuk dalından düşmek yere

    yaşadığından uzun

    bir tatlı yolculuk dalından inmek yere

    ağacın yüksekliğince
    dalın yüksekliğince rüzgarda
    ve bir yeni ömür
    vardığın çimen yeşilliğince

    nerde gördüklerim

    nerde o beklediğim
    rengi başka
    tadı başka..

    CAN YÜCEL
     
  2. Mavi_inci

    Mavi_inci Özel Üye

    Bİ DAMLACIK

    Duru bir yeşildi ortalık

    Akşam güneşi kırılmış bir mızrak boyu
    Ve çocuk sesleriyle iniyordu ışık,
    Ağlarda sanki dargın bir kılınç balığı
    Pullarını döküyor üstüme
    Bir sessizliği anlatmak için yazıldı bu şiir
    Belki de anmak için
    bi damlacık bir sessizliği

    CAN YÜCEL



    BİR SEN EKSİKTİN AYIŞIĞI


    Bileklerimizi morartmış yeni Alman kelepçeleri,

    Otobüsün kaloriferleri bozuldu Kaman'dan sonra
    Sekiz saat oluyor karbonatlı bir çay bile içemedik,
    Başımızda pirensip sahibi bir başçavuş.

    Niğde üzerinden Adana Cezaevine gidiyoruz...


    Bi sen eksiktin ayışığı

    Gümüş bir tüy dikmek için manzaraya!

    CAN YÜCEL



    BU DA ÖYLE BİR AŞK

    Sırtımda çıplak
    Islak nefesin
    Bi gidip bi geliyor

    Biz senlen yatmıyoruz ki

    Yaşamıyoruz da
    Hep yarışıyoruz
    Sen mi ben mi
    Önce kim
    Ölümü öldürecek diye

    CAN YÜCEL





    BU KADARCIK


    Su istemeye geldiler çocuklar

    Kumsalda çimerken farımışlar
    Mayolarıyla geldiler
    En arkada sarışın şipşirin
    Olsun olsun dört yaşında bir oğlan
    Güler su veriyor onlara

    Ben de olsam onlara daha ne verebilirim ki

    Musluktan taşan su seslerine karışan
    O cıvıl cıvıl seslerini cankulağıylan
    Dinlemekten başka?

    CAN YÜCEL




    BULUŞMAK ÜZERE


    Diyelim yağmura tutuldun bir gün

    Bardaktan boşanırcasına yağıyor mübarek
    Öbür yanda güneş kendi keyfinde
    Ne de olsa yaz yağmuru
    Pırıl pırıl düşüyor damlalar
    Eteklerin uça uça bir koşudur kopardın
    Dar attın kendini karşı evin sundurmasına
    İşte o evin kapısında bulacaksın beni
    Diyelim için çekti bir sabah vakti
    Erkenceden denize gireyim dedin
    Kulaç attıkça sen
    Patiska çarşaflar gibi yırtılıyor su ortadan
    Ege denizi bu efendi deniz
    Seslenmiyor
    Derken bi de dibe dalayım diyorsun
    İçine doğdu belki de
    İşte çil çil koşuşan balıklar
    Lapinalar gümüşler var ya
    Eylim eylim salınan yosunlar
    Onların arasında bulacaksın beni
    Diyelim sapına kadar şair bir herif çıkmış ortaya
    Çakmak çakmak gözleri
    Meydan ya Taksim ya Beyazıt meydanı
    Herkes orda sen de ordasın
    Herif bizden söz ediyor bu ülkenin çocuklarından
    Yürüyelim arkadaşlar diyor yürüyelim
    Özgürlüğe mutluluğa doğru
    Her işin başında sevgi diyor
    Gözlerin yağmurdan sonra yaprakların yeşili
    Bi de başını çeviriyorsun ki
    Yanında ben varım

    CAN YÜCEL




    BUNAYDIN


    Bir limon kalmış güneşten

    Bi de daluçlarında buhur
    Bulutlar ki kar
    Bulutlar yağıyor
    Dizdüşümlerime...
    Bir tahtaboştasın loş
    Sarmanlar gelip gidiyor
    Silüsler beyazdan da yılan
    Sen bu tipiden çıkmıyacan...
    Bir limon kalsada güneşten
    Bide ölümcül umut
    Sen bu umuttan iflah
    Olamaya
    Can. .

    CAN YÜCEL




    BÜYÜK CAN DEDİ Kİ


    Kovalamayın beni yatağa

    Hiç uykum yok
    Daha lafınıza karışacağım
    Ortalığı dağıtacağım
    Televizyonu kapatacağım
    Ayçiçeği resmi yapacağım daha
    Başparmağıma şiir okuyacağım
    Islık çalacağım
    Daha çok işim var
    Gecenizi karartacağım
    Kütahya vazonuzu kıracağım
    Vakitsiz yatırmayın beni
    Daha çok erken

    CAN YÜCEL




    CENNEŞANUHU


    Baykuş aslen bir hatundur bakmayın baylığına

    Mekânı cennet ola, makâmı şattaraban
    Her mendakkadukkada bir dokuz doğuran ...
    Kuşkonmaz sütüyle emziriyor geceyi
    Ve zifirî yıldızlar ürüyor eski samanyollarından

    Yavruları yetişip süzüldü müydü dünyaya

    Kadifeden çıtı çıkmaz kanatlarıyla
    Düşlerini yiyorlar, gümüşü düşlerini gülibrişim
    ağaçlarının
    Nasıl yerse ayçiçeği çekirdeklerini çocuklar
    Dişlerinin arasında çatırdatarak çıtır çıtır

    Tuh sana Puhu Kuşu

    Çini mürekkebinlen sarı, susak ve uykusuz nehrime
    Batırdığın bu kaçıncı tahtel - bahir !

    CAN YÜCEL
     

Bu Sayfayı Paylaş