İslamiyeti kabul eden ilk kişilerin isimleri

'Frmartuklu Soru-Cevap Bölümü' forumunda Kayıtsız Üye tarafından 30 Aralık 2010 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    İslamiyeti kabul eden ilk kişiler kimlerdir?
     
  2. Mavi_inci

    Mavi_inci Özel Üye

    İslamiyeti Kabul Eden İlk Kişi = Hz.Hatice(r.anh)



    Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)'in ilk hanımı olan Hz. Hatice (ra), aynı zamanda ilk Müslüman olan kadın olarak, üstün ahlakı ve imanıyla her zaman müminlere örnek olmuştur. Değerli validemiz aklı, feraseti, basireti ve hikmeti ile Kur'an ahlakının yayılmasında büyük bir çaba harcamış, Peygamber Efendimiz (sav)in en büyük destekçilerinden biri; tevekkülü, cesareti, fedakarlığı ile de tüm Müslümanlara örnek olmuştur.

    Yüce Allah’ın, Kur'an'da: “… Hayır, Biz onlara kendi şan ve şeref (zikir)lerini getirmiş bulunuyoruz…” (Müminun Suresi, 71) ,ayetiyle bildirdiği gibi, insanın sahip olduğu tüm özelliklere anlam kazandıracak olan tek değer onun imanıdır. İnsanın kişiliğini, karakterini sağlamlaştıran, ahlakını güzelleştiren, tavırlarını etkileyici kılan asıl olarak o kişinin imanı, Allah korkusu ve takvasıdır. Yüce Allahın izniyle bu samimi imanı yaşayan müminlerden biri olan Hz. Hatice (ra) de saygı duyulacak, onurlu ve vakarlı bir karaktere sahiptir.

    Peygamberimiz (sav), kendisine vahiy geldiğini ilk olarak Hz. Hatice (ra)'ye söylemiş; o da aklı, basireti, Peygamber Efendimiz (sav)'e olan tereddütsüz itaati ve güveni ile, onun Allah tarafından seçilmiş olduğunu anlamış ve hemen iman etmiştir. Yüce Allah'a ve Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)'e olan derin saygı ve sevgisi ile Peygamberimiz (sav)’e her zaman destek olmuştur. Nitekim Yüce Allah, Peygamberimiz (sav)'e, elçiye saygının ve onu savunup desteklemenin önemine ilişkin olarak şöyle vahyetmiştir:


    Şüphesiz, Biz seni bir şahid, bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak gönderdik. Ki Allah’a ve Resûlüne iman etmeniz, O'nu savunup-destekle-meniz, O'nu en içten bir saygıyla-yüceltmeniz ve sabah akşam O’nu (Allah’ı) tesbih etmeniz için. (Fetih Suresi, 8-9)


    Arapların önde gelen kavmi olan Kureyş kavminden olan ve ailesi de Peygamberimiz (sav) ile aynı soydan gelen Hz. Hatice (ra), yaşadığı Arap toplumunun cahiliye ahlakını yansıtan kuralları içerisinde pek çok zorlu imtihanla karşı karşıya kaldığı halde, çok güçlü ve dirayetli bir karakter sergilemiştir. İslam ahlakının, Allah’a gönülden iman etmenin, derin bir tevekkül ve teslimiyetin kendisine verdiği güç ile karşılaştığı tüm zorluklara rağmen onurunu ve vakarını korumuş, bu özellikleriyle insanlar arasında dikkat çeken bir tavır göstermiştir.

    Hz. Hatice (ra) validemizin kişiliğinde ve onurlu hayatında iman eden tüm kadınlar için güzel örnekler vardır.

    Hz. Hatice (ra)'nin Allah’a Olan Teslimiyeti

    Hz. Hatice (ra) Peygamber Efendimiz (sav)'e peygamberlik makamı verildiğinde: “Senin Allah’ın Resulü olduğuna şehâdet ederim” demiş ve Müslümanlığı kabul etmiştir.

    Kalbinde hiçbir kuşkuya yer vermeden Allah’a iman etmiş, imanındaki bu samimiyetini hayatının sonuna kadar sürdürmüştür. Rivayetlere göre hicretten üç yıl kadar önce (19 Nisan 620) vefat eden Hz. Hatice (ra), İslamın henüz hakimiyet kazanıp güçlenmediği bir dönemde yaşamıştır. O dönemde şartların güçlüğüne ve Mekkeli müşriklerin her türlü eziyetine rağmen hiçbir kuşku duymadan Allaha ve Peygamberimiz (sav)'e duyduğu teslimiyeti sürdürmüştür. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav)'in Yüce Allah'ın son peygamberi olduğuna dair inancını hiç kaybetmeyerek örnek bir mümin olmuştur. Rabbimiz’in kullarına olan sonsuz sevgisinden, rahmetinden, esirgeyiciliğinden ve bağışlayıcılığından emin, bu tevekküllü tavrını hayatının sonuna kadar korumuştur.

    Hz. Hatice (ra)'nin Zorluklar Karşısındaki Sabrı

    Hz. Hatice (ra), yeryüzünde sadece üç Müslümanın bulunduğu İslamiyet’in ilk günlerinde, Resûlullah (sav) ve Hz. Ali (ra) ile beraber bazen Kabe civarında, bazen evinde ibadet etmiştir.(Kuşkusuz bu, sapkın inançlara sahip bir toplum içinde, ibadetlerin, eziyet görmemek için zaman zaman büyük bir gizlilik içinde yapıldığı bir dönemdir.) Ayrıca ilk Müslümanlar, müşriklerden oldukça eziyet verici sözler işitmişler ve birçok zorluğa göğüs germek durumunda kalmışlardır. Konuyla ilgili bir Kur'an ayeti şöyledir:


    Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve şirk koşmakta olanlardan elbette çok eziyet verici (sözler) işiteceksiniz (Al-i İmran Suresi, 186)


    Hz. Hatice (ra), müşriklerin zulmü ve haksızlığı karşısında Resûlullah (sav)’i hiçbir zaman yalnız bırakmamış; Mekkeli müşrikler Şi’bü Ebi Talib’de Müslümanları kuşattığında, kendisi de Peygamberimiz (sav) ile birlikte yaklaşık üç yıl boyunca kuşatmaya cesur, kararlı ve yiğit bir tutumla sabretmiştir.
    Allah'ın:" …Eğer sabreder ve sakınırsanız (bu) emirlere olan azimdendir. (Al-i İmran, 186) hükmü gereği, Hz. Hatice (ra) bu zorluk anında Allah’a olan sevgisinde, teslimiyetinde ve güveninde kararlılık göstermiştir. Allah’ın adaletinden, her olayı hayır ve hikmetle yarattığından ve vaadinden asla dönmeyeceğinden emin olduğu için hiçbir zaman ümitsizliğe kapılmamış, Allah’ın yardımından asla şüpheye düşmemiştir. Güzel bir sabır ve teslimiyetle, her olayda bir hayır olduğuna kesin bir bilgiyle inanmıştır.

    Alıntı
     
  3. Mavi_inci

    Mavi_inci Özel Üye


    İSLAMİYETİ İLK KABUL EDENLER


    93- Resûl-i Ekrem Efendimiz kendisine peygamberlik gelince, ilk önce çevresinde bulunan bazı kişileri özel şekilde İslâm dinine çağırdı. Bu daveti ilk önce Hazret-i Hatice validemiz kabul edip İslâmiyet şerefine kavuştu. Sonra Kureyş'in büyüklerinden olan Ebû Bekir ile Peygamberirimizin azadlısı Zeyd İbni Harise ve peygamberimizin amcası Ebû Talip'in oğlu olan 9-10 yaşlarındaki Hazret-i Ali İslâmı kabul etmişlerdi. Az sonra da Hazret-i Ebû Bekir'in delâleti ile Osman İbnî Affan, Abdurrahman İbnî Avf, Sa'd İbni Ebû Vakkas, Zübeyr İbnî Avvam, Talha İbnî Ubeydullah hazretleri İslâmiyetle şereflendiler.


    94- Peygamber Efendimiz, daha sonra insanları açıkça dine çağırmaya başladı. Herkese Yüce Allah'ın birliğini, varlığını ve büyüklüğünü anlatarak ondan başka hiçbir şeye tapılmamasını söyledi. Bunun üzerine gerçeği anlayanlar müslüman olmaya can atıyorlardı. Cehaletten kurtulup mutluluğa eriyorlardı. Bir süre sonra peygamberimizin amcalarından Hazret-i Hamza İslâmiyeti kabul etti. Bundan az sonra da Ömer İbnî Hattab müslüman olarak İslâm dininin yayılmasına çalıştı. Artık müslümanların sayısı günden güne artıyordu.


    95- Peygamber Efendimizi görüp de ona iman edenlere çoğul olarak sahabe ve ashab denir. Bunun tekili "Sahabî'dir. Bu şerefe kavaşan hanımlara da "Sahabiyyat" denir ki, tekili "Sahabiyye"dir.
    Ashab-ı Kiramın en büyüklerinden olan Ebû Bekir, Ömer, Osman ve Ali Hazretlerine "Hulefa-i Raşidin, Çaryar-i Güzin" denir ki, bunlar Hazret-i Peygamberden sonra sırasıyla halifelik makamına geçmişlerdir. İslâm dinine pek çok hizmetler etmişlerdir. Bu dört sahabi ile Abdurrahman İbnî Avf, Sa'd İbnî Vakkas, Zübeyr İbnî Avvam, Talha İbnî Ubeydullah, Saîd İbnî Zeyd, Ebû Ubeyde İbnî Cerrah Hazretlerine de Aşere-i Mübeşşere (cennetle müjdelenen on kişi) denir ki, bunlar Hazret-i Peygamber tarafından cennetle, müjdelenmişlerdir.


    96- Peygamber Efendimiz görüp de ona iman edenlerin hepsi de mübarek, mukaddes, her yönden saygı değerdirler. Onların değer ve şerefleri diğer bütün müslümanlardan daha yüksektir. Bu da Peygamber Efendimize kavuşma şerefine erişmelerinin ve İslâm dinine ilk hizmet etmenin bir neticesi, bir mükâfatıdır.
    Onun için biz o yüksek zatların hepsine istisnasız hürmet ve sevgi besleriz. Onların arasında meydana gelmiş bazı olaylar, birer içtihada ve hikmete dayandığından biz o olayları kurcalamayız. O olaylardan dolayı hiç birine dil uzatamayız. Peygamberin ve diğer din büyüklerinin bizlere emir ve öğütleri bu şekildedir.
    Allah'a hamd olsun ki, Sünnet ehlinden olan bütün müslümanlar bu şekilde hareket eder, bütün ashab-ı kiramdan, "radıyallahu anhüm = Allah onlardan razı olsun," diyerek hayır dua ile anarlar. Bu konuda "Ashab-ı Kiram Hakkında müslümanların Nezih İtikatları" adlı eserimizde geniş bilgi vardır. Yüce Allah Hazretleri bütün ashab-ı kiramdan razı olsun, amîn...
     
  4. hz hatice hz zeyd hz ebubekir hz ali
     

Bu Sayfayı Paylaş