İnsanlar biyoçeşitliliği nasıl etkiler?

'Frmartuklu Soru-Cevap Bölümü' forumunda Kayıtsız Üye tarafından 18 Ekim 2011 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    İnsanlar biyoçeşitliliği nasıl etkiler? konusu insanlar biyoçeşitliliği nasıl etkiler

    Biyolojik evrim işleyişinde belirtildiği gibi, evrimleşme sürecinde, yeni türlerin oluşmasının yanı sıra, bazı türlerinde yok olduğu belirtilmektedir. İnsan türünün orataya çıkmasından sonra, türlerin yok olma hızı, insanların etkinliği oranında artmıştır. Günümüzde yapılan bilimsel araştırma sonuçları, tropik bölgelerdeki kuş türlerinin yaklaşık dörtte birinin yok olduğunu göstermektedir. Yine bu araştırma sonuçlarında, canlı türlerinin yok olma hızının, yeni türlerin evrimleşip ortaya çıkış hzından 10000 kat daha hızlı olduğunu doğrulamaktadır. İnsan nüfusundaki artış hızının türlerin yok oluş hızıyla orantılı olarak artması, bu görüşü desteklemektedir. Nüfus arttıkça doğal yaşam alanları, yeni yerleşim alanları, tarım alanları, ulaşım yolları, fabrikalar, konutlar vb. insan etkinliklerinde kullanılmaları sonucunda parçalanıp bozulmaktadır. Ülkemiz biyolojik çeşitlilik bakımından, dünyanın en zengin coğrafi bölgelerinden biridir. Örneğin, Türkiye'deki tohumlu bitki türü sayısı, yaklaşık 1.000 kadardır. Bunun 3000 kadarı endemiktir. Türkiye'nin yanısıra, dünyanın çeşitli bölgelerinde bulunan birçok endemik tür, insanların etkenlerine bağlı olarak yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Ülkemizde, Marmara Denizi'nde, İç Anadolu'nun özellikle Tuz Gölü havzası, Konya Ovası, Akdeniz'in birçok bölgesindeki biyoçeşitlilik giderek azalmaktadır. Bu durum, Güney Afrika, Güney Batı Avustralya, Orta Amerika, Kaliforniya sahilleri, Hindistan yağmur ormanları ve dünyanın birçok bölgesi, aynı tehlikeyle karşı karşıya bulunmaktadır.
     
  2. Eylül

    Eylül Site Yetkilisi Editör

    Biyoçeşitlilik

    Biyoçeşitlilik, bir ekosistem, biyom veya tüm Dünya'da bulunan yaşam formlarının çeşitliliğidir. İnsanların yaşamlarını sürdürebilmesi için yaşadıkları çevrede, temiz su ve havanın, verimli toprakların, besinlerin ve diğer gereksinimlerinin karşılandığı, kullanacağı çeşitli maddelerin bulunması gerekir. Yaşam için gerekli madde ve koşullar, çevrenin abiyotik etkenleri ile bakteri, protista, mantar, bitki ve hayvanlar tarafından sağlanır. Bu canlıların tamamına biyoçeşitlilik denir. Bu çevredeki biyoçeşitlilik arttıkça o çevrenin ekolojik hizmetleri de o oranda artar. Yalnız bu artış biyolojik çeşitliliği oluşturan türler arasında dengeli etkileşimin gerçekleşmesi durumunda geçerlidir. Bu nedenle biyolojik çeşitlilik arttıkça, ekosistemlerdeki madde dolaşımı ve enerji akışları daha etkin halde gerçekleşir. Bunun aksine, ekosistemdeki biyolojik çeşitlilik azaldığında, ekoksistem hizmetlerinde azalma olur. Örneğin, yılan bulunduğu ekosistemdeki fare ve kurbağa gibi türleri besin olarak kullanır. Böylece fare ve kurbağa populasyonlarının aşırı artışı engellenir. Bunun sonucunda, fare ve kurbağalarla aynı besini paylaşan diğer hayvanların besinlerden yararlanmalarına olanak verilmiş olur.

    Her türün ekosistem hizmetlerinin oluşumunda etkisi vardır. Örneğin, ekosistemlerin kilit taşı türlerinin ekolojik işlevi diğer türlere oranla daha fazladır. Bu nedenle bu ekosisteme ait kilit taşı türleri yok olduğunda, ekosistem hızlı şekilde değişmekte, bunun etkisiyle, ekosistem hizmetleri büyük oranda aksar ya da tamamen bozulur.Azot bağlayan bakteriler, mikoriza mantarlar (Bitkilerle mutealizm ilişkisinde olan mantarlar) açık denizlerde yaşayan büyük kütleli algler, tropik bölgelerdeki palmiye ve incir türleri bulundukları ekosistemin kilit taşı türleridir.

    Biyolojik evrim işleyişinde belirtildiği gibi, evrimleşme sürecinde, yeni türlerin oluşmasının yanı sıra, bazı türlerinde yok olduğu belirtilmektedir. İnsan türünün orataya çıkmasından sonra, türlerin yok olma hızı, insanların etkinliği oranında artmıştır. Günümüzde yapılan bilimsel araştırma sonuçları, tropik bölgelerdeki kuş türlerinin yaklaşık dörtte birinin yok olduğunu göstermektedir. Yine bu araştırma sonuçlarında, canlı türlerinin yok olma hızının, yeni türlerin evrimleşip ortaya çıkış hzından 10000 kat daha hızlı olduğunu doğrulamaktadır. İnsan nüfusundaki artış hızının türlerin yok oluş hızıyla orantılı olarak artması, bu görüşü desteklemektedir. Nüfus arttıkça doğal yaşam alanları, yeni yerleşim alanları, tarım alanları, ulaşım yolları, fabrikalar, konutlar vb. insan etkinliklerinde kullanılmaları sonucunda parçalanıp bozulmaktadır. Ülkemiz biyolojik çeşitlilik bakımından, dünyanın en zengin coğrafi bölgelerinden biridir. Örneğin, Türkiye'deki tohumlu bitki türü sayısı, yaklaşık 1.000 kadardır. Bunun 3000 kadarı endemiktir. Türkiye'nin yanısıra, dünyanın çeşitli bölgelerinde bulunan birçok endemik tür, insanların etkenlerine bağlı olarak yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Ülkemizde, Marmara Denizi'nde, İç Anadolu'nun özellikle Tuz Gölü havzası, Konya Ovası, Akdeniz'in birçok bölgesindeki biyoçeşitlilik giderek azalmaktadır. Bu durum, Güney Afrika, Güney Batı Avustralya, Orta Amerika, Kaliforniya sahilleri, Hindistan yağmur ormanları ve dünyanın birçok bölgesi, aynı tehlikeyle karşı karşıya bulunmaktadır.

    Biyoçeşitliliğin azalmasında, bu ve benzeri nedenlere bağlı olarak, habitatların yıkıma uğramasının yanı sıra, ortama yabancı türlerin girmesi aşırı kullanma ve besin zincirlerindeki bozulmalar da etkili olur.


    Kaynak: wikipedia.org
     

Bu Sayfayı Paylaş