İkİ nehİr hİkayesİ (dİcle-firat)

'Masallar-Hikayeler-Destanlar' forumunda DilzaR tarafından 14 Ocak 2009 tarihinde açılan konu

  1. DilzaR

    DilzaR Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    İKİ NEHİR HİKAYESİ;
    Fırat'ın sermayesi yada Nehirler de göçer:
    Mezopotamya,Latince iki nehir arası anlamına gelır.Mezopotamya 'nın tüm çağlarda,doğla kaynak potansiyeliyle,diğer halklar için olduğu da bilinir.
    İşte bu Mezopotamya'nın iki nehiri olan Dicle ve Fırat!tan biri;FİRAT ismiyle hikayemizin konusudur.
    Erzurum'un kuzeydoğusundaki Dumlu dağindan doğarak,Erzurum ve Erzincan ovalarından,Munzur'un kuzeyindeki dar boğazlardan geçen KARASU ile Van Gölünün kuzeydoğusunda Alacadağdan doğup,Karaköse,Malazgirt ve Mus Ovasından geçen MURAT suyu,Elaziğ'ın Keban ilçesinin 12 km yukarısında birleserek FIRAT adını alır.
    İşte FIRAT'ın adını aldiği MURAT ile KARASU 'nun bu birlesme noktası öyle bir coğrafyadır ki,iki su adeta açarcasına havada çarpişarak şiddetli bir birlesme yaratırlar.Bu birlesme, o denli şiddetli ve görkemli yaşanır ki,o bölgede yasayanlar bu görüntüden etkilenerek FİRAT'A FİRHAT(uçarak gelen) adını yakıstırırlar.
    Kimileri FIRAT'A takılan küpe olarak ifade edilen Kebanın görüntüsü, Harput'un epeyce yukarısındakının üzerinden sevgilileri kavusturmada bir dilektir artık:
    ''Harput'un alti kelek,Dersim'e gidek gelek.
    Elin elimde olsun,kapı kapı dilenek.''
    Ama anlaşilan sevgililer kavuşamamiş ki bir baska ozan :
    ''Fırat kenarında kayık degilem ,
    Senden ayrılalı da ayık degilem.''diyor.
    Bugün önüne gem vurulan azgın FIRAT'IN bu noktada iki yakasını buluşturan PERTEK FERİBOTU'DUR
    Bu birlesmeden sonra FIRAT,güneye doğru akarak,doğu ve batıya dönük yaylar çizer.Malatya ovasının doğu kenarından geçerek Kuruçay,Tokma suyunu da alan FIRAT, Güneydoğu Toroslar arasından Ulubogazlara gider.Bu coğrafyada da 50 km süren ve bazen yüksekliği 500m yi bulan bu boğazdan Adıyaman-Gerger önlerine kadar gelir.Bu noktaya kadar aynı haşin ve şiddetli akiş da sürdüğğü için hep FIRAT (uçarak gelen hızlı gelen)olarak anılır.
    FIRAT,anlatılan coğrafyada,Elazığlı Derdo'nun sözleri ve İzzet Altınmeşe'nin sesinde artık ''Zalim FIRAT'TIR'':
    Şu FIRAT'IN suyu akar derindir,
    Yarimi götürdü kanlı zalimdir,
    Daha gün görmemiş taze gelindir,
    Kör olası zalim FIRAT ocaklar yakar,
    Ahbaplar oturmuş ağıtlar yakar.
    Ölem ölem Derdo ağıtlar yakar.''
    FIRAT nehri Gerger'den sonra hafifçe dalgalanarak geniş bir vadide akmaya baslar.Bu noktadan sonra sağindan Kahta suyu ve Göksu'yu alarak artık dağ sularıyla beslenme emginliğinden kopan FIRAT yada FİRHAT, yarı çöl topraklar üzerinde akmaya baslar.Artık Ahmet Arif'in RÜSTEMO şiirindeki konumundadır FIRAT:
    ''Modan Yaylası'ndan eskin almadan
    Maktele üzerinde sağımız
    Karbeyaz çermik dağları
    Solumuz kan kırmızısından FIRAT'TIR.''
    Kahtadan sonra Çermik ve Çunguş önlerinden itibaren geniş bir zemınde akarak giden FIRAT'İN, artık haşinliği kalmamiştir.Daha nazlı bir görüntüdür FIRAT adına gözlenen.İşte bu noktadan sonra artık,FIRAT,FİRHAT,FERAT,FERHAT(rahatlayarak,genişleyerek,ferhatlayarak,yayılarak gelen)olarak anılmaya başlar.
    Ve FIRAT artık Şivan'ın bestesinde bir nağmedir:
    ''KéFerat'a te be xum-xum û léw léw..
    Nayé bîrate ne râzan ne xew.
    Her dem dinalî bi qérin û feryadî,
    Lê kes nizanî tu çi dixwazî,
    Tu jî weki min dixwazî azadî.
    Ey FERAT FERAT!!!!!!!!''
    Ve artık da ne yapılabilir ki,çünkü FIRAT'IN sırtındakı kan,Bucaklar'in diyarından girmiştir.
    Sermayesi bu denli geniş bir coğrafyada yayılarak paylasılan FIRAT'LA birlikte,kaynaği yıne Mezopotamya coğrafyasında olan SERMİYAN kelimesini de tartısmak gerekır.
    İlk üretimle ilgili ilkel bir koy yeri olması dolayısıyla,kültür tarihi yönünden de çok önemli.Diyarbakır'in Ergani ile çermik ilçeleri arasındakı çay önünü Hilar mıntıkasındakı Bajargeran tepesi başlangıç noktamız olmalıdır.
    Dicle'nin Hüznü yada Nehirler de ağlar:
    Mezopotamya’nin bir baska nehri, Dicle… Uzunlugu 1900 kilometreyi bulan birçok medeniyet eskitmis, en anlamli adlarini da, Sumerce’de Tig-gal (ulu irmak), Suryanice’de Diglath, bati dillerinde de Tigris, Tigre olarak aldigi bilinen Dicle…

    Dicle, Guneydogu Toroslar’dan, Maden daglarindan dogar. Maden daglarindan dogdugu bu noktada, yukari dicle, Maden çayi olarak da anilir. Elazig’in Maden ilçesi onunden geçen Dicle Guneydogu’ya dogru yonelerek Diyarbakir’in uzerine yerlestigi lav sahanliginin dogu kenarina paralel olarak akar. Diyarbakir’in guneyinden itibaren de doguya dogru yonelir.

    Dicle, Diyarbakir onlerinde genis bir deltaya yaildiktan sonra artik Diyarbakir’la birlikte anilmaya baslamanin onurunu yasar. Bir kent, bir nehir, birbirlerinin nazini çekmede yarisirlar artik. Ve oyunlar baslar. Dicle’nin Diyarbakir’a giris yaptigi noktadan itibaren, içi oyularak bosaltilmis ve uzerinde delikler açilmis karpuzlarin iç zeminine konulan bir miktar kulun muzerine dokulen gazyagi yakilarak gece karanliginda suya birakilir. Ve bu gece karanliginda yasanan sudaki ates toplari artik Dicle’nin “çayda çira”sidir.

    Yine Diyarbakir’dan sonra, Dicle uzerindeki “Kelek”lerde yapilan tasimacilik da bir geçim kapisidir. Bir donemin Diyarbakir hinterlandinda Dicle uzerinden baslayan ve Irak içlerine kadar suren bir seruven kelekçilik.

    Dicle, Diyarbakir’in dogusu civarinda Guneydogu Toroslar’in yamaçlarindan inen sulari (Ambar çayi, Kuru çay, Pamuk çayi, Hazro çayi, Batman ve Gazan çayi) da alarak zenginlesir. Dicle’nin bu bolgede sinesine kattigi onemli sulardan biri de, Lice ilçesinin yakininda Korha daglarinin eteklerindeki Birkleyn çayidir. Diyarbakir-Bingol karayolunun, Lice ilçe sinirlari içerisinde, 104 km deki Birkleyn magaralarindan dogan Zebene suyunun kaynagi olan Birkleyn çayi, içinden akip çiktigi magara girisindeki Asur kalintilari ile unludur. Bu kalintilardan biri Dicle’ye katilan Birkleyn çayinin uzerindeki magaralarin girisinde duran Asur krali I. Tiglatpileser’e aittir.

    Diger bir kitabe ise yine Asur krali III. Salmanasar’a aittir. Iki kral da uç bin yil oncesinden adeta çagimiza seslenmektedirler : “Dicle’nin kaynagindan Firat’in kaynagina kadar olan yerleri bizler zaptettik” dmeektedirler.

    Dicle'nin, güneyden de MARDİN eşiğinden inen Göksu ve SAVURÇAYI'nı sinesine katmadan önce Diyarbakır'dan son geçiş noktası , bin yıllık geçmişi ile ONGÖZLÜ KÖPRÜ'dür.Diğer adıyla Dicle Köprüsü.Ayaklarından birinin altında,köprü yıklırsa onarımında kullanılmak üzere hazıne saklı durduğu rivayet edilen DİCLE KÖPRÜSÜ...
    Bu bölgeden sonra dicle önce doğuya daha sonra da Güneydoğu'ya yönelir.Dicle artık Botan coğrafyasında EHMEDê XANî'NİN diyarındadır. Ve MEM Û ZÎN destanında Mem 'in Dicle ile dertlesmesinin tanıklığıdır,CİZRELİLERE düşen
    MEM Bİ DÎCLERA DİPEYÎVE:
    "Naçar-î ji heyşetê di çu dür
    Hemderd-î di bü di gel şêtê kûr

    Kî : "Ey şibhetê eşkê min rewanê !"
    Bê sebr ü sikünî aşikane

    Bê sebr ü qerar ü bê sikûni
    Yan cihbetê min tu cinûnî ?

    Qet nîne ji bo tera qerarek
    Xalip di dîlê te da neyarek

    Her lehzê dibî li rex Cizîr'ê
    Êv şehreye ger ji bo te mehbûp

    Hasil gerîyaye bo te mezil
    Destê te li gerdanê hemaîl

    Hêja ji xwedê tû fikrê na kî
    Her rojî hezarê şikrê na kî

    Ev çend di kî hewar û gazî
    Êdî çi miradeki dixwazî ?

    Bêhüde çira di ki tû feryed ?
    Aware di çi dîyare Bexdad

    Ger ez bi girîm, we ber bi nâlim
    Wer ez bi mirim, we ger bi kalim

    Herçi WE û ez bikim rewaye
    Maqülî ji bo mera fenaye

    Carrek li dilê me ji guzer ke
    Serçemeyê çeşmê min nezer ke

    Derdê dilê kû bê devaye ?
    çeşmê terê min çima ceraye ?

    Dîwaneme, mi perî bi der da
    Ez Dîcle'me, zenberê me ber da

    Westanî û Nêrgizî û Seqlan
    Derwaze û Omerî Meydan

    Wan seyregehan tu lê di ki geşt
    Ez Mem e, ji bo mira der û deşt"

    EXMEDÊ XANÎ.

    İKİ NEHRİN KARDEŞLİĞİ:
    Su, tarimsal uretimin çaglar boyunca vargeçilmeyen en onemli kaynagi, yasamin kaynagi, adeta canlilarin varlik nedeni.

    Turkye’nin yerustu su potansiyelinin 186 milyar m3 oldugu bilinmektedir. Bunun içinde Firat ve Dicle’nin yillik akis miktari 47 milyar m3’tur. Bu rakam turkiye su potansiyelinin yuzde 25 payina denk dusmektedir.

    Bugun bu iki nehir uzerinde deglistirilen projelerle artik, Mardin esigi ile Karacadag’in guney-guney-batisindaki 1.083.000 hektarlik alani 7 projet ile Firat, kuzey-kuzey_dogudaki 558.000 hektarlik alani, 6 proje ile Dicle sulayacaktir.

    Firat ve Dicle, iki soylu, asi, serdengeçti ve sinir tanimaz nehir. Biri, Firat, once Suriye, ardindan Irak topraklarindan denizle bulusacagi zemini arar. Digeri de Dicle, turkiye ile Suriye arasinda bir sure sinir gorevini yuklenir. Daha sonra da Irak sinriindan Irak’a gider.

    Iki nehir de Irak topraklarina girisi, herhangi bir yasal prosedur gerektirmeden olur. Çunku bu cografyanin sairi Ahmed Arif, bu geçisin adini kendi bildigince koymustur
    :

    ''PASAPORTA ISINMAMİŞ İÇİMİZ,
    BUDUR KATLİMİZE SEBEB SUÇUMUZ!!!''
    Bu sınır geçişinden sonra artık iki nehir , FIRAT ile DİCLE birlesmeye can atan iki sevgilidir.Nihayet basra yakınlarında, Satturalap adını alarak yeni bir kimliğe bürünür ve birleşirler.
    Sonra beraberce Basra Körfezine akarlar.......
    Şeyhmus Diken'in Sırrını Surlarına Fısıldayan şehir;Diyarbakır adlı kitabından bi kaç bölüm alınmıştır...
     

Bu Sayfayı Paylaş