Çağdaş Çok Sesli Türk Müziği Nedir?

'Müzik Türleri ve Enstrümanları' forumunda Mavi_inci tarafından 4 Mayıs 2011 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_inci

    Mavi_inci Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Çağdaş Çok Sesli Türk Müziği Nedir - Çağdaş Çok Sesli Türk Müziği Hakkında Bilgiler

    Daha 19. yüzyılın ortalarına doğru Osmanlı müziğinde Batı etkileri görülmeye başlanmış yüzyılın sonlarına doğru ise bu etkiler oldukça güçlenerek genelde teksesli (monodik) yapıdaki Osmanlı müziğini çoksesli (polifonik) hale dönüştürmeye yönelik çalışmalara olanak sağlamıştı.

    1923'te Cumhuriyetin ilanı üzerine o sıralarda Avrupa'da müzik eğitimi gören Cemal Reşid Rey Türkiye'ye dönmüş ve İstanbul'da kurulan müzik okulunda hocalığa başlamıştı. Bu arada bazı yetenekli gençler de Cumhuriyet yönetimi tarafından müzik eğitimi almak üzere Avrupa'nın çeşitli kentlerine gönderildiler. Bu gençler yurda döndükten sonra Çağdaş Çoksesli Türk Müziğinin temellerini atan ve sonraları Türk Beşleri olarak adlandırılan grup oluştu. Bu grubun ortak amacı geleneksel Türk Müziği temalarını kullanarak eğitimini aldıkları Batı Sanat Müziği değerleri içinde çağdaş çoksesli yeni yapı ortaya çıkarmaktı. Sonraki aşamalarda daha özgür çağrışımları hedefleyen her besteci halk ezgilerinin renklerini ve gizemini kendine özgü bir yolla yorumlamış ve giderek bilinen halk ezgilerini doğrudan ele almak yerine soyutlama yöntemleri ile farklı sentezlere ulaşmaya çalışmıştır.

    Türk beşleri olarak bilinen kadro; Cemal Reşit REY Ulvi Cemal ERKİN Hasan Ferit ALNAR Ahmet Adnan SAYGUN ve Necil Kazım AKSES'den oluşmaktadır. Türk beşlerinden sonra bu alanda Nuri Sami KORAL Kemal İLERİCİ Ekrem Zeki ÜN Bülent TARCAN v.d. ikinci; Sabahattin KALENDER Nevit KODALLI Ferit TÜZÜN İlhan USMANBAŞ Bülent AREL İlhan MIMAROĞLU v.d. üçüncü; Muammer SUN Cenan AKIN Cengiz TANÇ Kemal SÜNDER İlhan BARAN Yalçın TURA Ali Doğan SİNANGİL v.d. dördüncü kuşak olarak bu alanda ürünler vermişler ya da vermeye devam etmektedirler. Bu kuşaktan sonra da yine bu alanda giderek artan oranda bir çok besteci ürün vermeye devam etmektedir. Günümüzde ise bu alanındaki besteci sayısı 60'a yaklaşmıştır.

    Çok Sesli Müzik
    Türlü sesleri kulağa hoş gelecek şekilde dizme sanatına verilen ad. Güzel sanatların bir kolu olan müzik insanlığın doğuşu ile başlamıştır. İlkel toplumlarda yapılan din törenlerinde bu törenlerin kutsallığı çoklukla çalınan müzik aletlerinin söylenen dini şarkıların yardımı ile daha da artmıştır ilk çağlarda eski Yunanlıların din törenlerinde müziğe verdikleri önemin büyüklüğü bunu gösteren örneklerdir. Ortaçağ boyunca halk müziğinin yanı sıra dini müziğin de önem kazanması bulunan yeni yeni müzik aletleri ile toplumlara daha geniş ölçüde etki yapan bir sanat durumuna gelmesi sonucunu doğurmuştur.


    Fakat müzik alanında asıl gelişmeler Yeniçağla birlikte başlar. Ortaçağda meydana çıkan çok sesli müzik Yeniçağda daha büyük gelişmeler kazanmış matbaacılığın keşfi müzik notalarının çok yaygın olması sonucunu doğurmuş yetişen büyük besteciler müziği insanlığın ölmez bir sanatı haline getirmiştir.

    Müzik ses ve ritm arasındaki bağlantılarla meydana gelir. Zaman içinde akıp giden ses ölçülebilen ve tekrarlanabilen parçalara bölünebiliyorsa başka bir deyimle ritmleşmişse o sese müzik denir.

    Müzik sesleri bir çeşit müzik yazısı olan nota ile tespit edilebilmektedir.

    Klasik batı müziği genelde yüksek kültür seviyesi ile bağdaştırılan halk müziklerinden net çizgilerle ayrılmıştır. Avrupa kökenli ve ağırlıklı müzik türüdür. Batı denmesi bu yüzdendir. Bütün Avrupa Amerika ve Latin ülkelerinde yaygındır. En önemli özelliği çok sesli olmasıdır.


    Klasik Batı Müziği Çalgıları:
    Yaylı çalgılar: Yayla sürtündüğünde titreşen tellerden oluşan tahta çalgılardır. Diğer bir adı da "keman ailesi"dir.

    Keman: Yaylı çalgıların en küçüğüdür. Soprano ses verir.
    Viyola: Kemandan biraz daha büyük tınısı daha lirik bir çalgıdır. Alto ses verir.
    Çello (Viyolonsel): Sesi insan sesine en yakın olan çalgı olarak da bilinir. Bir ucu yere dayanarak çalınır. Tenor ses verir.
    Kontrbas (veya sadece Bas): Yaylı çalgılar arasında en büyük olanıdır (Boyu bir insan boyuna ulaşır). Bas ses verir.


    Üflemeli çalgılar:

    İçlerine üflenen nefes sayesinde titreşen çalgılardır. İki gruba ayrılırlar: Tahta üflemeliler ve Bakır üflemeliler. Bu gruplar çalgıların imal edildikleri maddeye göre ayrılmaz çalışma stillerine göre ayrılır.


    Flüt: Bir tahta üflemelidir. 19. yüzyılda tahtadan imal edilirken günümüzde metalden imal edilmekte olan konser flütü (yanflüt) tatlı ve sakinleştirici bir ses çıkarır.
    Klarinet: Tek kamışlı tahta üflemelidir. 19. yüzyılda kullanılmaya başlanmıştır. Hafif boğukça fakat parlak bir ses çıkarır.
    Saksofon: 20. yüzyıl klasik müzik eserlerinde yer alan (örneğin Ravel ve Gershwin'in eserlerinde) tek kamışlı tahta üflemelidir.

    Obua: Çift kamışlı tahta üflemelidir. Barok dönemden beri orkestraların en popüler çalgılarındandır. Keskin ve acıklı bir sesi vardır.
    Fagot: Çift kamışlı tahta üflemelidir. Gizemli ve kadifemsi bir sesi vardır.
    Trompet: Pistonlu bakır üflemelidir. Parlak ve coşkulu bir sesi vardır.
    Trombon: Sürgülü bakır üflemelidir. Trompetten daha kalın ses çıkarır. Sesi biraz daha boğuktur.
    Korno: Pek çok yerinden bükülmüş çok uzun bir borudan oluşur. Dairesel bir şekle boğuk bir sese sahiptir.
    Tuba: En kalın sesli bakır üflemelidir. Kornonun daha büyüğü sayılabilir. Pistonludur.


    Vurmalı çalgılar (Perküsyon):
    Tokmak baget veya fırça gibi cisimlerle vurularak titreştirilen çalgılardır. Orkestranın en arkasında bulunurlar.


    Timpani: Küçük orkestra davullarıdır. Yarım küre biçimindedirler. Çıkaracakları nota derileri gerilerek ayarlanabilir.
    Zil: İki dairesel bakır levhadan oluşur birbirlerine çarpılarak ses çıkartılır.
    Üçgen: Bir metal çubuğun üçgen şekli oluşturacak şekilde bükülmesiyle yapılır. Küçük bir sopayla vurularak kısa ama etkili bir çın sesi verir.
    Kastanyet: İspanyol kökenlidir. İki küçük tahta parçasından oluşur bunların birbirine vurulmasıyla ses çıkarır.
    Çıngırak: Metalden yapılmış konik biçimli bir çalgıdır. İçinde yine metalden küçük bir tokmak asılıdır çıngırak sallandıkça koninin iç yüzeyine çarparak ses verir.
    Tef: Yuvarlak bir tahta kasnağın bir veya iki yanına deriden bir örtü geçirilerek yapılır ve parmak vuruşlarıyla çalınır. Her vuruşta kasnaktaki ince pirinçten 4-8 çift küçük zil tınlar.
    Trampet: Dairesel bir metal gövdenin iki tarafına gerilmiş deriden ve bir derinin hemen altındaki gerili kirişlerden oluşur. Bagetle vurulduğunda deriler kirişlerle titreşir ve güçlü keskin bir pat sesi çıkar.

    Alıntı
     
  2. katılıyorum...:):):)
     
  3. ya kısa bi bilgi yok muuuuuuuu?
     
  4. 19.Yüzyılın ortasında Osmanlı müziğinde batılaşma etkileri görülmeye başlanmıştı. 19. yüzyılın sonlarına doğru ise bu batılılaşma güçlenmiş ve genelde tek sesli olan osmanlı müziği çok sesli hale dönüşmeye başlamıştır.


    1923 Yılında Cumhuryetin ilanından sonra o sıralarda Avrupada müzik dersi gören Cemal Reşid Rey Türkiye’ye geri gelmiş ve İstanbul’da kurulmuş olan müzik kursunda öğretmenliğe başlamıştır. Bu öğretmenliğinde yetenekli gençler keşfetmiştir. Bu gençler cumhuriyet yönetimi tarafından müzik eğitimi almaları için Avrupaya gönderildi. Bu gençler avrupadan geldikten sonra çağdaş çoksesli Türk müziğinin temelini attılar ve Türk beşleri olarak sınıflandırılan grubu oluşturdular.

    Bu grubun amacı geleneksel olan Türk müziğinin temeaları kullanıp eğitim almış oldukları batı sanat müziğinin değerleri içerisinde çağdaş çok sesli Türk müziği adında yeni bir yapı ortaya çıkarmaktı.

    Türk beşleri olarak bilinen kadro; Cemal Reşit REY, Ulvi Cemal ERKİN, Hasan Ferit ALNAR, Ahmet Adnan SAYGUN ve Necil Kazım AKSES’den oluşmaktadır. Türk beşlerinden sonra bu alanda, Nuri Sami KORAL, Kemal İLERİCİ, Ekrem Zeki ÜN, Bülent TARCAN, v.d. ikinci; Sabahattin KALENDER, Nevit KODALLI, Ferit TÜZÜN, İlhan USMANBAŞ, Bülent AREL, İlhan MIMAROĞLU, v.d. üçüncü; Muammer SUN, Cenan AKIN, Cengiz TANÇ, Kemal SÜNDER, İlhan BARAN, Yalçın TURA, Ali Doğan SİNANGİL, v.d. dördüncü kuşak olarak bu alanda ürünler vermişler ya da vermeye devam etmektedirler. Bu kuşaktan sonra da yine bu alanda, giderek artan oranda bir çok besteci ürün vermeye devam etmektedir. Günümüzde ise bu alanındaki besteci sayısı 60′a yaklaşmıştır.
     
  5. katılmlyorum ccccccccooooooook yanlış
     
  6. çok teşekkür ederim, biraz uzun olabilir ama çok güzel bir bilgi. :)
     
  7. bu ödevi yaptım 100 bekliyorum :)
     
  8. çok güzel ama çok uzun nası yazıycam napalımm inşallah 100 :D alırım :D
     
  9. Çok teşekkür ederim . İnşallah herkes beğenir . Başka sitelerde neredeyse 10 sayfa sürecek uzunlukta vardı ama bu sitede çok kısa olduğundan beğendim inşallah 100 alirim :):):):):)
     
  10. bunada kısamı diyorsunn :D
     
  11. çok güzel bir bilgi elleriize sağlık
     
  12. hmmmmm:) anladım sanırımmmm:d :d:d
     
  13. kısa ca dedikk up uzun bune yaa :( :)
     
  14. Kısa Ve Öz Olması Lazım :( :)
     
  15. çoooooooooook iyi bir bilgi aldım sağoluuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuun.................:)))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))
     
  16. bencede çok yararlı ödevden 100 bekliyorum :))))))))
     
  17. çok güzel ama biraz uzun
     
  18. hee aynen çok uzun :/
     
  19. bu bilgiyi çok dogru buluyorum .Bu siteyi herkese tavsiye ediyorum.Yüz alıcağıma100/de 100,
    eminim
     
  20. bende katılıyorum uzun ama güzel





    bilgi
     

Bu Sayfayı Paylaş