FrmArtuklu

FrmArtuklu

Kaliteli Paylaşımın Adresi


Go Back   FrmArtuklu > (¯`·.(¯`·.Eğitim Portalı ·´¯).·´¯) > Teknik Bİlgiler > Hukuk



Sponsorlu Bağlantılar
   

Milletvekili Seçilme Şartları Nelerdir

Hukuk icinde Milletvekili Seçilme Şartları Nelerdir konusu , Milletvekili Seçilme Şartları I. Milletvekili Seçilme Yeterliliği Milletvekili seçilme yeterliliğiAnayasanın 76’ncı maddesinde düzenlenmiştir. Milletvekili seçilebilme bazı şartlara bağlanmıştır. Bu şartları “olumlu şartlar” ve “olumsuz” şartlar olmak üzere iki grupta toplayabiliriz. ...

Yeni Konu aç  Cevapla
 
Seçenekler
Alt 24-10-2010   #1 (permalink)
Standart Milletvekili Seçilme Şartları Nelerdir

Sponsorlu Bağlantılar


Milletvekili Seçilme Şartları


I. Milletvekili Seçilme Yeterliliği

Milletvekili seçilme yeterliliğiAnayasanın 76’ncı maddesinde düzenlenmiştir. Milletvekili seçilebilme bazı şartlara bağlanmıştır. Bu şartları “olumlu şartlar” ve “olumsuz” şartlar olmak üzere iki grupta toplayabiliriz.
A. Olumlu Şartlar

Olumlu şartlar dört tanedir: Vatandaşlık, yaş, öğrenim ve askerlik.
1. Türk Vatandaşlığı

Anayasanın 76’ncı maddesi, “otuz yaşını dolduran her Türk milletvekili seçilebilir” demektedir. Anayasanın 66’ncı maddesi, “Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür” dediğine göre 76’ncı maddede geçen “Türk” kelimesini “Türk vatandaşı” şeklinde anlamak gerekir. O halde, milletvekili seçilebilmek için “Türk vatandaşlığı” sahip olunması gereken bir şarttır.


Çifte Vatandaşlık .- Çifte vatandaşlık milletvekili seçilme yeterliliğine engel değildir. Yani aynı zamanda hem Türk vatandaşı, hem de yabancı bir ülke vatandaşı olan kişiler de milletvekili seçilebilme yeterliliğine sahiptir. Zira, Türk vatandaşlığı yanı sıra bir başka ülkenin vatandaşlığını taşıyanlar, Türk hukuku bakımından Türk vatandaşı olarak işlem görürler. 20 Mayıs 1982 tarih ve 2675 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usûl Hukuku Hakkında Kanunun 4’üncü maddesinin b bendine göre,
“birden fazla devlet vatandaşlığına sahip olanlar hakkında, bunların aynı zamanda Türk vatandaşı olmaları halinde Türk Hukuku... uygulanır”.


Erdal Onar’ın belirttiği gibi, “aynı şekilde kamu hukuku ilişkilerinde de, Türk vatandaşlığının yanısıra başka devlet vatandaşlığına da sahip olan bir kişinin, sadece Türk vatandaşlığının dikkate alınması gerekir”


Ergin Nomer’e göre de,“gerek kamu hukuku, gerekse devletler hususî hukuku alanında sahip oldukları herhangi bir yabancı devlet vatandaşlığı sebebiyle bir Türk vatandaşının diğer Türk vatandaşlarından farklı bir muameleye tâbi tutulması mümkün değildir”.
Buna göre, aynı zamanda yabancı devlet vatandaşı da olsa, Türk vatandaşı olan bir kişinin, özel hukuk, kamu hukuku ayrımı gözetmeksizin vatandaşlık sıfatına bağlı olan tüm haklardan, bu arada seçme ve seçilme hakkından (Anayasa, m.67) da yararlanabileceği açıktır. O halde çifte vatandaşlar da milletvekili seçilme yeterliliğine sahiptirler.


Bir kimsenin milletvekili adaylığı döneminde Türk vatandaşlığı konusunda tereddüt hasıl olursa, bu kişinin milletvekili seçilme yeterliliğinin olup olmadığı konusunda kesin karar vermeye yetkili makam, seçimlerin genel yönetiminden sorumlu olan Yüksek Seçim Kuruludur (m.79). 10 Haziran 1983 tarih ve 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanununun 22’nci maddesi, adayların geçici olarak ilânından iki gün içinde il seçim kurullarına itiraz edilebileceğini, il seçim kurullarınca en geç iki gün içinde bu itirazın karara bağlanacağını, ilgililerin bu kararlara karşı iki gün içinde Yüksek Seçim Kuruluna itiraz edebileceğini, Yüksek Seçim Kurulunun bu itirazları üç gün içinde karara bağlayacağını öngördüğüne göre, Türk vatandaşlığına itiraz edilen bir adayın seçilme yeterliliği konusunda nihaî ve kesin karar vermeye yetkili makam Yüksek Seçim Kuruludur. Milletvekili seçilen kişinin seçilmeden önce Türk vatandaşı olmadığı anlaşılırsa yine karar vermeye yetkili makam Yüksek Seçim Kuruludur. Ancak, milletvekili seçilen kişi, milletvekili seçildikten sonra Türk vatandaşlığını kaybederse bu konuda Yüksek seçim Kurulu yetkili değildir. Bunun bir milletvekilliğinin düşmesi nedeni olup olmayacağını aşağıda dokuzuncu bölümde tartışacağız.
2. Yaş

Anayasanın 76’ncı maddesi, seçilebilme yeterliliği için 30 yaşını doldurmuş olmayı aramaktadır. 30 yaş sınırının genelde yüksek olduğu düşünülmektedir. Örneğin, bu yaş, Kanada’da 18, Danimarka’da 20, İngiltere, Almanya, ve İspanya’da 21, Fransa’da 23, Belçika, İtalya, Yunanistan, ABD ve Hollanda’da 25’tir. Türkiye’de milletvekili seçilebilme yaşının 30’dan 25’e düşürülmesi konusunda 1995 yılında bir anayasa değişikliği önerisi görüşülmüşse de bu öneri, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından reddedilmiştir.
3. Öğrenim

Öğrenim seçmenlik için aranmayan bir koşuldur. Ancak milletvekilliği için minimum bir öğrenim düzeyinin aranması makul karşılanabilir. Zira okuma yazma bilmeyen bir kimsenin yasama çalışmalarına katılabilmesi mümkün değildir. Bununla birlikte, bu minimum gerekliliğin üstüne çıkılması seçilme hakkının sınırlandırılması niteliğindedir. 1876 Kanun-u Esasîsinin 68’inci maddesi ilk dört yıl için okuma yazma şartını aramamakla birlikte “dört seneden sonra icra olunacak intihaplarda mebus olmak için Türkçe okumak ve mümkün mertebe yazmak dahi şart olacaktır” hükmünü getirmekteydi. 1924 Teşkilât-ı Esasiye Kanunu (m.12) ve 1961 Anayasası (m.68) da milletvekili seçilebilmek için “Türkçe okuyup yazma” şartını arıyorlardı. 1982 Anayasası bu minimum şart ile yetinmemiş, “en az ilkokul mezunu olma” şartını getirmiştir.
4. Askerlik

1982 Anayasasının öngördüğü bir şartta “askerlik hizmetini” yapmış olmaktır. Askerlik hizmetiyle yükümlü olmayan kadınlar için ve bir özrü nedeniyle askerlik hizmetinden muaf tutulmuş kişiler için bu şart aranmaz. Ancak askerliğini usûlüne uygun olarak erteletmiş (tecil etmiş) olanların milletvekili seçilebilme yeterlilikleri yoktur. 30 yaş sınırının nispeten yüksek olduğu ve ülkemizde birçok kişinin bu yaşta da askerliğini şu ya da bu şekilde erteletmekte olduğu dikkate alınırsa, askerlik şartının seçilme hakkına önemli bir kısıtlama getirir nitelikte olduğu akla gelmektedir.
B. Olumsuz Şartlar

Olumsuz şartlar mevcut olmaları durumunda seçilme yeterliliğini ortadan kaldıran şartlardır.
1. Kısıtlı Olmamak

Anayasanın 76’ncı maddesine göre, “kısıtlılar... milletvekili seçilemezler”. Buradaki kısıtlılıktan kastedilen şey, Türk Medenî Kanununa göre “hacir” altında olmaktır. Hacir, “reşit olan fakat korunmaları gereken şahısların fiil ehliyetlerinin mahkeme tarafından tamamen kaldırılması veya sınırlandırılmasıdır”. Türk Medenî Kanununun 355 ve devamı maddelerine göre “akıl hastalığı veya akıl zayıflığı”, “israf, ayyaşlık, suihal, suiidare”, “bir sene ve daha fazla hürriyeti bağlayıcı bir ceza ile mahkumiyeti” birer hacir sebebidir. Bunlardan başka, bir de ihtiyarî hacir vardır. Medenî Kanunun 358’inci maddesine göre, “ihtiyarlığı, malûliyeti veya tecrübesizliği sebebiyle işlerini gereği gibi görmekten âciz olduğunu ispat eden her reşit, vesayet altına alınmasını talep edebilir”. Hacir kararı sulh hukuk mahkemesi tarafından verilir. İşte bu nedenlerle bir sulh hukuk mahkemesi tarafından hacir altına alınanlar milletvekili seçilemezler.
2. Kamu Hizmetlerinden Yasaklı Olmamak

Kamu hizmetlerinden yasaklılık cezası, ceza mahkemeleri tarafından hükmolunur. Türk Ceza Kanununun 31’inci maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, “beş seneden fazla ağır hapse mahkumiyet müebbeden ve üç seneden beş seneye kadar ağır hapse mahkumiyet, hükmolunan cezaya müsavi bir müddetle, hidematı ammeden memnuiyeti müstelzimdir”.
3. Toplam Bir Yıldan Fazla Hapis Cezasına Hüküm Giymiş
Olmamak


Anayasanın 76’ncı maddesine göre, “taksirli suçlar hariç toplam bir yıl veya daha fazla hapis cezasına hüküm giymiş olanlar” milletvekili seçilemezler. Bu hükümden taksirli suçlar hariç tutulmuştur. Ancak bu hükmün kapsamına her türlü suç girer. Maddede, “toplam bir yıl veya daha fazla hapis cezasına hüküm giymiş olanlar” dendiğine göre, bu cezanın bir defada verilmiş olması gerekli değildir. Yani bir kişi hakkında değişik suçlardan ve değişik tarihlerde hükmolunmuş hapis cezalarının toplamı bir yılı buluyorsa bu durumda da o kişinin milletvekili seçilme yeterliliği yoktur. Buna karşılık birden fazla hapis cezası almış kişinin toplam cezası 1 yılı bulmuyorsa o kişinin milletvekili seçilme yeterliliği vardır. Örneğin 11 kez suç işlemiş ve on bir defa birer ay hapis almış bir kişinin milletvekili seçilme yeterliliği vardır.


Para Cezasına Çevrilme .- Milletvekili seçilme yeterliliğine para cezası engel olmaz. Ancak, hükmolunan hapis cezasının 13 Temmuz 1965 tarih ve 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun uyarınca para cezasına çevrilmesi durumunda, milletvekili seçilme yeterliliğinin tespitinde hükmolunan hapis cezasının mı, yoksa bu cezanın çevrildiği para cezasının mı esas alındığı sorunu ortaya çıkabilir. Bu soruna 647 sayılı Kanunun 4’üncü maddesinde cevap verilmiştir. Bu maddeye göre, “uygulamada asıl mahkumiyet, bu madde hükümlerine göre çevrilen para cezası veya tedbirdir”. O halde, para cezasına çevrilme durumunda hapis cezası değil, para cezası esas alınır. Para cezasının ise, milletvekili seçilme yeterliliğine bir engel oluşturmadığını yukarıda söylemiştik.


Erteleme .- Milletvekili seçilmeye engel bir suçtan alınan hapis cezasının ertelenmesinin (tecil edilmesinin), milletvekili seçilme yeterliliği üzerindeki etkisi ne olur? Hapis cezası ertelenmiş olan kişinin milletvekili seçilme yeterliliği var mıdır? Bu soruya olumlu yanıt verilebilir. Zira Türk Ceza Kanununun 95’inci maddesine göre, cezası ertelenmiş kişi, hüküm tarihinden itibaren belli bir süre (cürümler için beş yıl) içinde, tekrar suç işleyip mahkum olmazsa “cezası tecil edilmiş olan mahkumiyeti esasen vâki olmamış sayılır”. Buna göre, “erteleme ile mahkumiyetin varlığı şarta bağlanmış, bir başka deyişle askıya alınmış” olmaktadır. O halde, Erdal Onar gibi ertelenmiş bir mahkumiyet milletvekili seçilme yeterliliğine engel olmamalıdır diye düşünülebilir.


Şüphesiz ki, bu düşüncenin sağlam bir mantığı vardır. Ancak doğruluğunun bütün şüphelerden uzak olduğu da iddia edilemez. Zira, bu düşüncenin dayanağı olan Türk Ceza Kanununun 95’inci maddesinin son fıkrası “aksi takdirde her iki ceza ayrı ayrı tenfiz olunur” diyerek veya mahkumiyetinin askıda kalmasının müeyyidesini getirmektedir. Buna göre, mahkumiyeti ertelenmiş bir kişi belli bir süre içinde tekrar suç işlemezse askıda olan cezası tamamıyla ortadan kalkmaktadır. Ancak, bu süre içinde tekrar suç işlerse, askıda olan ceza da ayrıca çektirilmektedir. Yani ceza hukukunda, ceza mahkumiyetinin askıda kalması tamamen yaptırımsız bir şey değildir. Oysa aynı akıl yürütme anayasa hukuku alanına uygulanırsa askıda kalmanın mahkumiyeti ertelenmiş kişi açısından hiçbir müeyyidesi olmayacaktır. Mahkumiyeti ertelenmiş kişi milletvekili seçilebilecek, milletvekilliği yapabilecek, ama daha sonra suç işlerse, yaptığı milletvekilliği yanında kâr kalacaktır. Oysa ceza hukukunda, böyle bu durumda bu kişi iki ayrı defa ceza çekecektir. Bu da göstermektedir ki, ceza hukukunda ulaşılan sonuçlar her zaman anayasa hukuku alanına aktarılamaz. Anayasa ertelemeden bahsetmeksizin “hüküm giymek”ten bahsettiğine göre, ertelemenin milletvekili seçilme yeterliliğini geri getirmeyeceği, mahkumiyeti ertelenmiş kişinin de milletvekili seçilme yeterliliğine sahip olamayacağı savunulabilir.
Bir kişi hakkında yabancı bir ülke mahkemesince verilen ceza mahkumiyeti de milletvekili seçilme yeterliliğine engel oluşturabilecektir.
4. Ağır Hapis Cezasına Hüküm Giymiş Olmamak

Ağır hapis cezasına hüküm giymiş olanlar her halükârda milletvekili seçilme yeterliliğinden mahrumdurlar. Türk Ceza Kanununun 13’üncü maddesine göre, “ağır hapis cezası, müebbet veya muvakkattır. Müebbet ölünceye kadar devam eder. Muvakkat ağır hapis, kanunda tasrih edilmeyen yerlerde 1 seneden 24 seneye kadardır”.


Anayasamıza göre, süresi ne olursa olsun, ağır hapis cezası, milletvekili seçilme yeterliliğine bir engel oluşturmaktadır. 10 Haziran 1983 tarih ve 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanununun 11’inci maddesi de “süresi ne olursa olsun ağır hapis cezasına hüküm giymiş olanlar” milletvekili seçilemezler diyerek aynı şeyi öngörmüştür.
5. “Yüz Kızartıcı Suçlar” dan Hüküm Giymiş Olmamak

Anayasanın 76’ncı maddesine göre,
“zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibiyüz kızartıcı suçlarla... hüküm giymiş olanlar, affa uğramış olsalar bile milletvekili seçilemezler”.
Burada tartışılması gereken sorun şudur: Acaba, bu “yüz kızartıcı suçlar” Anayasanın 76’ncı maddesinde sayılan zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas suçlarından mı ibarettir, yoksa bunlara benzer başka suçlar da bu “yüz kızartıcı suçlar” kapsamına girer mi?


Anayasanın 76’ncı maddesinin ifadesine bakarsak “gibi” sözcüğünün kullanıldığını görürüz. Dolayısıyla 76’ncı maddede sayılan suçların örnek olarak sayıldığı, bu suçların sınırlı sayıda olmadığı, “yüz kızartıcı suçlar” kapsamına bunlara benzer başka suçların da katılabileceği düşünülebilir. Ancak kanımızca bu düşüncede isabet yoktur. Zira, ceza hukukunda kıyas yasak olduğuna göre, ceza hukukuna ilişkin hükümlerin yorumlanmasında, “dar yorum” esası geçerlidir. Bu esastan hareket edilirse, “gibi” kelimesine dayanarak “yüz kızartıcı suçlar” kavramının kapsamını genişletmek mümkün değildir.


Aslında Nevzat Toroslu’nun belirttiği gibi, Türk Ceza Kanununda “yüz kızartıcı suçlar” diye bir kategori yoktur. Gerçekte, hemen hemen her suç, zaten gayri ahlâkî nitelik taşıdığından yüz kızartıcıdır. Suçları “yüz kızartıcı” ve “yüz kızartıcı” olmayan suçlar olarak ayırmak mümkün değildir.
“Gibi” edatının yorumu konusunda Danıştay ve Yargıtay içtihatlarında bir istikrar yoktur. Bununla birlikte Yüksek Seçim Kurulu 12 Şubat 1985 tarih ve 76 sayılı Kararıyla, yüz kızartıcı suçların maddede ismen sayılanlarla sınırlı olduğu, “gibi” sözcüğünden hareketle bunların yenilerinin eklenemeyeceğine karar vermiştir.
6. Belirli Suçlardan Hüküm Giymemiş Olmak

Anayasanın 76’ncı maddesine göre,
“kaçakçılık, resmî ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurma, ideolojik veya anarşik eylemlere katılma ve bu gibi eylemleri tahrik ve teşvik suçlarından biriyle hüküm giymiş olanlar, affa uğramış olsalar bile milletvekili seçilemezler”.


Burada geçen ideolojik veya anarşik eylemlere katılma ve bu gibi eylemleri tahrik ve teşvik suçları, 10 Haziran 1983 tarih ve 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanununun 11’inci maddesinde açıklığa kavuşturulmuştur. Bu maddeye göre,


“2. Türk Ceza Kanununun İkinci Kitabının, birinci babında yazılı suçlardan veya bu suçların işlenmesini alenî olarak tahrik etme suçundan mahkum olanlar,


3. Türk Ceza Kanununun 312’nci maddesinin ikinci fıkrasında yazılı halkı sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa açıkça tahrik etme suçlarından mahkum olanlar,


4. Türk Ceza Kanununun 536’ncı maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarında yazılı eylemlerle aynı Kanunun 537’nci maddesinin birinci, ikinci üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkralarında yazılı eylemlerin siyasî ve ideolojik amaçlarla işlemekten mahkum olanlar”
milletvekili seçilemezler.


Bu tür suçlardan hüküm giymiş olanlar, affa uğramış olsalar bile milletvekili seçilemezler. Buna karşılık, bu tür suçlara girmeyen ama toplam bir yıldan fazla hapis veya ağır hapis cezasından dolayı milletvekili seçilemeyenler, affa uğramışlar ise milletvekili seçilebilirler. Anayasanın 76’ncı maddesinde bu hususta açıklık yoksa da, 10 Haziran 1983 tarih ve 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanununun 11’inci maddesinin f bendi oldukça açıktır. Bu bentte “affa uğramış olsa bile” seçilememe şartı sadece belli tür suçlar için öngörülmüştür.
7. Seçilme Yeterliliğine Sahip Olup da İstifa Etmedikçe Aday
Olamayanlar

Yukarıda sayılan milletvekili seçilemeyeceklerin dışında, bir grup vatandaş vardır ki, bunların seçilme yeterlilikleri vardır. Ancak, görevlerinden çekilmedikçe aday olma hakları yoktur. Anayasanın 76’ncı maddesine göre, “hâkimler ve savcılar, yüksek yargı organları mensupları, yükseköğretim kurumlarındaki öğretim elemanları, Yükseköğretim Kurulu üyeleri, kamu kurum ve kuruluşlarının memur statüsündeki görevlileri ile yaptıkları hizmet bakımından işçi niteliği taşımayan diğer kamu görevlileri ve Silahlı Kuvvetler mensupları, görevlerinden çekilmedikçe aday olamazlar ve milletvekili seçilemezler. Aday olup da seçilemeyen bu kişilerin yeniden göreve dönmeyi isteme hakları vardır.


Acaba görevden çekilmek için başvurmak yeterli midir, yoksa çekilme işleminin tamamlanmış olması mı gerekir? Bu soruya 1961 Anayasası döneminde İlhan Arsel, çekilme işleminin tamamlanmış olması gerektiği yolunda cevap vermiştir. Profesör Arsel’e göre, Anayasa görevlerinden çekilmedikçe aday olamazlar dediğine göre, burada görevden çekilme tabiri, görevden çekilme konusunda yapılan “müracaatı” değil, fakat çekilme muamelesinin tekemmülünü ifade eder.


Ancak 10 Haziran 1983 tarih ve 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanununun 18’inci maddesi, çekilme işleminin tamamlanmasını değil, “görevlerinden ayrılma isteğinde bulunmayı” aramaktadır. O halde, belirtilen kişilerin görevlerinde çekilmeleri için başvurmaları yeterlidir. Çekilme işleminin tamamlanmış olmasına gerek yoktur.


Çekilme başvurusu ne zaman yapılmalıdır? Bu soruya da 27 Ekim 1995 tarih ve 4125 sayılı Kanun ile değişik 10 Haziran 1983 tarih ve 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanununun 18’inci maddesi şu şekilde cevap vermiştir: Çekilecek kişiler bu başvurularını “genel ve ara seçimlerin başlangıcından bir ay önce”, seçimin yenilenmesine karar verilmesi halinde, yani erken seçim durumunda ise, “yenileme kararının ilânından başlayarak yedi gün içinde” yapmaları gerekir. Milletvekili Seçimi Kanununun 19’uncu maddesi kural olarak ayrılma isteklerinin reddedilemeyeceğini öngörmektedir.

Alıntıdır

 


Konu Siraç tarafından (24-10-2010 Saat 16:43 ) değiştirilmiştir.
Mavi_inci isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Hızlı Cevap
Sponsorlu Bağlantılar
Yeni Konu aç  Cevapla

Sayfayı Paylaş

Hızlı Cevap
Kullanıcı isminiz: Giriş yapmak için Buraya tıklayın
Sorunun cevabını alttaki kutucuğa yazınız. (Gerekli)

Mesajınız:

Seçenekler


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Milletvekili Seçilme Şartları Mavi_Sema Seviyeli-Ciddi Konular 0 16-06-2011 13:40
Milletvekili Olma Şartları Mavi_Sema Seviyeli-Ciddi Konular 0 15-06-2011 17:30
Namazın şartları nelerdir Mavi_Sema Dinimizin Direği Namaz 0 16-05-2011 03:08
Paralı Askerlik Şartları Nelerdir - Sözleşmeli Erlik Şartları Mavi_inci Konu Dışı Başlıklar 0 07-11-2010 20:41
Cumhurbaşkanı Seçilme Şartları Nelerdir Mavi_inci Hukuk 0 24-10-2010 16:36


Saat: 02:29.


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO ©2011, Crawlability, Inc.
Frmartuklu.Net ©2008 - 2014