FrmArtuklu

FrmArtuklu

Kaliteli Paylaşımın Adresi


Go Back   FrmArtuklu > (¯`·.(¯`·.Forum Artuklu Duyurular.·´¯).·´¯) > Frmartuklu Soru-Cevap Bölümü



Tımar sisteminin bozulma nedenleri ve beraberinde getirdiği sorunlar nelerdir?

Frmartuklu Soru-Cevap Bölümü icinde Tımar sisteminin bozulma nedenleri ve beraberinde getirdiği sorunlar nelerdir? konusu , tımar sisteminin bozulma nedenleri ve beraberinde getirdiği sorunlar?...

Yeni Konu aç  Cevapla
 
Seçenekler
Alt 10-03-2012   #1 (permalink)
Kayıtsız Üye
Standart Tımar sisteminin bozulma nedenleri ve beraberinde getirdiği sorunlar nelerdir?

Sponsorlu Bağlantılar


tımar sisteminin bozulma nedenleri ve beraberinde getirdiği sorunlar?

 

  Hızlı Cevap
Alt 10-03-2012   #2 (permalink)
Standart Cevap: Tımar sisteminin bozulma nedenleri ve beraberinde getirdiği sorunlar nelerdir?


Avrupa'da ateşli silahların 16. yüzyıl boyunca yaygınlaşması Avusturya cephesinde atlı süvarilerin ve sipahilerin savaş gücünü azaltmıştı. Bu durum ateşli silahlarla eskiden beri donanmış olan Yeniçerilerin önemini arttırdı. Yeniçeriler maaşlarını doğrudan doğruya hazineden nakit para (ulûfe) biçiminde almaktaydılar. Yeniçerileri birlikleri sayısının büyümesi Osmanlı maliyesinde nakit para ihtiyacını artırdı. Nakit gereksinimini hızlı bir biçimde karşılamanın başlıca yolu vergilerin iltizam yöntemiyle toplanmasıydı. Sözü geçen yöntemin 16. yüzyıl sonlarında başat hale gelmesiyle tımarların gerek askerî, gerekse ekonomik anlamda belirleyici bir önemleri kalmamıştır. Tımarlar bundan sonra varlıklarını bir kalıntı kurum olarak 19. yüzyılın başlarına değin sürdürecektir. Tımar sistemi Tanzimat Fermanıyla 1839 yılında kaldırılmıştır.
SeLeN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Hızlı Cevap
Alt 10-03-2012   #3 (permalink)
Standart Cevap: Tımar sisteminin bozulma nedenleri ve beraberinde getirdiği sorunlar nelerdir?


Tımar Sisteminin Kaldırılması

16. Yüzyıl yani Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman dönemi Osmanlı İmparatorluğunun en parlak devri olarak kabul edilir. Ama her çıkışın bir inişi vardır ve zirve aynı zamanda inişin de başladığı en yüksek noktadır. Nitekim 'Muhteşem Süleyman'ın son zamanları ve ardından gelenlerle birlikte Osmanlı da inişe geçmeye başlayacaktır. Bu durumun ise çeşitli ve dış nedenleri vardır. İnişe geçiş hem uluslararası hem de yerel koşullara bağlı olarak ortaya çıkan gelişmelerin ürünü olan nesnel bir süreçtir.

Her şeyden önce Osmanlı İmparatorluğunu çağdaşları karşısında üstün kılan iki özelliği vardır; birincisi Yeniçeri Ocağı olarak bilinen düzenli profesyonel bir orduya sahip olmasıdır. 16. Yüzyıla kadar Avrupa'daki hiçbir devlet böylesi büyük eğitimli ve iyi örgütlenmiş bir orduya sahip değildir. İkincisi ise tımara dayanan topraktaki mülkiyet sistemi hem toplumsal üretimin geliştirilmesinde ve paylaşılmasında hem de iç güvenliğin sağlanmasının yanı sıra toplumun bütün kaynaklarının askeri örgütlenmeye sevk edilmesinde çok işlevseldir.

Toprakta özel mülkiyetin olmadığı bu sistem askeri yararlılığı kışkırtan ve ülkenin en ücra kesimlerine kadar ulaşan bir asker besleme/toplama mekanizması olarak son derece dinamiktir. Tımarlı sipahi adını taşıyan bu ordunun Anadolu'da 100 bin civarında Rumeli'de ise 75 bine yakın asker çıkardığı bilinmektedir.

16. Yüzyılın ikinci yarısında bu iki kurumsal yapıda da sorunlar ortaya çıkmaya başlayacaktır.

Üç kıtada 24 milyon kilometre kareye yayılırken doğal genişlemesinin de sınırlarına varan imparatorluk Doğu'ya doğru İran engeliyle karşı karşıyadır. İran'ı fethederek Hindistan'a doğru ilerlemesi mümkün değildir. Güneyde gerek Arabistan gerekse de Kuzey Afrika'daki sınırlar çöllerle kesilmektedir. Batıda Avrupa'da ise güçlü Avusturya İmparatorluğu ile yüz yüzedir.

Viyana alınarak Orta Avrupa'dan Batıya doğru ilerlemeye teşebbüs edilmiş ancak başarılamamıştır. Zaten artık Batı Avrupa'da gelişmekte olan ticari kapitalizm karşısında "basit yeniden üretim"e dayalı Osmanlı sisteminin "genişletilmiş yeniden üretim" sürecine girmekte olan Avrupa karşısında üstünlük sağlaması mümkün değildir. Dolayısıyla bu koşullar önemli ölçüde "dış haraca" fetihlere dayanan Osmanlı sistemini zora sokmaktadır.

Öte yandan Amerika'nın keşfi ile birlikte bu kıtadan Avrupa'ya aktarılmakta olan altın ve gümüş bir "fiyat devrimi"ne yol açmış ve Avrupa'da ciddi bir enflasyon ortaya çıkmıştır. Yapılan araştırmalara göre 1521 ile 1660 yılları arasında Amerika'dan İspanya'ya 18 bin ton gümüş ve 200 ton altın geldiği sanılmaktadır. Avrupa'da dolaşıma giren bu altın ve gümüş madeni paranın değerini düşürmüş fiyatların o zamana kadar görülmedik ölçüde artmasında önemli bir etken olmuştur.

Örneğin İngiltere'de daha önceki 150 yılda fiyatlar ancak yüzde 2 civarında artarken 1500-1600 arasında tam beş kat artmıştır. Hammadde ihtiyacı içinde olan Avrupa Osmanlı ülkesinden yüksek fiyatla hammadde talep etmekte kaçakçılık çok yaygınlaşmakta ve sonuçta iç tüketime sunulan ürün miktarı azalmakta fiyatları artmaktadır.

Denizlerde yapılan keşifler ve uzun yola dayanıklı sağlam gemilerin yapımı da uluslararası ticaret yollarını değiştirmiş bu alandaki Osmanlı egemenliğini sınırlandırırken gelir kaynaklarını da daraltmıştır.

İşte tüm bunların sonucunda iç ve dış haraca başka ülkelerde üretilen zenginliklere fetihler yoluyla el konulmasına ve ülke içindeki sosyal artığın yönetici egemenler tarafından gasp edilmesine dayanan imparatorluk çatırdamaya başlayacaktır. Ülke içinde "Celali Ayaklanmaları" adı verilen isyanlar patlak vermeye başlarken fethedilen uzak bölgeler ise artık bir gelir kaynağı olmaktan çok gider kaynağı haline gelecektir.

Çünkü sömürgeci bir anlayışa sahip olmayan Osmanlı eliti sadece merkezi imar ve inşa etmekle yetinmemiştir. Fethedilen yerleri sadece silah gücüyle değil aynı zamanda bir tür toplumsal rızayı veya gönüllü boyun eğmeyi üreten ekonomik ve toplumsal yatırımlar aracılığıyla da elde tutmaya yönelik bir yönetim modeli geliştirmiştir.

Devletin yıllık gelirlerinin neredeyse üçte bire indiğini gören Osmanlı egemenleri çare aramaya başlayacak ve sonunda bulacaklardır da; altın yumurtlayan tavuğu kesmeye karar vereceklerdir. Yani devletin ve toplumsal sistemin temelini oluşturan tımar sistemi kısa vadede daha fazla gelir getirmek amacıyla tasfiye edilecektir. Dış haracın artırılmasının yolu yeni fetihlerdir ama gelinen noktada birçok nedenden dolayı bu da olanaksız olduğu için çözüm iç haracın artırılmasında görülecek ve tımar sistemi bir nevi "özelleştirilerek" gelirler artırılmaya çalışılacaktır. Ancak bu yönelim aslında Osmanlı'nın bindiği dalı kesmesinden başka bir şey değildir.

Tımar sisteminin özelleştirilerek adım adım tasfiyesi mülaaaimler aracılığıyla olacaktır. Devletin kamu gelirlerinin ya da topladığı verginin özel kişilere kiraya verilmesi denebilecek bu sistem için önce ifraz uygulaması devreye sokulacaktır.

Örneğin bir tımarın defterde kayıtlı görünen yıllık geliri 50 bin akçe ise ve tımar sahibi bu miktar üzerinden devlete vergisini ödüyorsa İstanbul'dan yollanan görevliler yerinde inceleme yaparak tımarın yıllık gelirinin 50 bin akçeden daha fazla olduğunu örneğin 75 bin akçe olduğunu belirliyor ve böylece aradaki fark sipahiden tahsil ediliyordu. Bu arada tımar da parçalanarak yani bir nevi kiraya veriliyordu.

Mülaaaim adı verilen kişi tımarın yıllık geliri üzerinden vergisini devlete peşin olarak ödüyor daha sonra bunu köylülerden topluyordu tabii mümkün olduğunca çok daha fazlasını almaya çalışıyor ve köylüleri soyuyordu. Başlangıçta belli sınırlarda uygulanmaya başlayan bu iltizam sistemi giderek yaygınlaştı. Zamanla vakıf gelirleri gümrükler madenler cizye gelirleri de iltizam konusu oldu. Devlet tımar sahipleri ve onların köylülerle olan sorunlarıyla uğraşmaz olmuş peşin olarak topladığı geliri kullanırken köylüyü insafsız mülaaaimlerin eline terk etmişti.

Topraktaki vergi gelirinin memurdan askerden alınıp zenginlere satılması Osmanlı toplumsal düzenini çökertirken tımarlı sipahinin askeri örgütlenmesini de tasfiye eden bu uygulama kısa vadede iyi bir fikir gibi görünüyordu ama uzun vadede Osmanlı kendi ipini çekmiş oluyordu!
SeLeN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Hızlı Cevap
Yeni Konu aç  Cevapla

Sayfayı Paylaş

Hızlı Cevap
Kullanıcı isminiz: Giriş yapmak için Buraya tıklayın
Sorunun cevabını alttaki kutucuğa yazınız. (Gerekli)

Mesajınız:

Seçenekler


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Osmanlıda tımar sisteminin yararları nelerdir Eylül Tarihi Bilgiler 0 08-02-2012 19:13
Osmanlıda Tımar Sisteminin Bozulmasını ve Ortadan Kalkamasının Nedenleri Mavi_Sema Tarihi Bilgiler 0 22-05-2011 22:20
Osmanlıda Tımar Sisteminin Bozulmasını ve Ortadan Kalkamasının Nedenleri Nelerdir? Mavi_inci Tarihi Bilgiler 0 10-03-2011 21:16
Osmanlı'da tımar sisteminin bozulmasının meydana getirdiği sonuçlar nelerdir Mavi_Sema Tarihi Bilgiler 0 22-02-2011 01:29
Tımar Sistemi Nedir? - Tımar Sisteminin Faydaları DeMSaL Tarihi Bilgiler 0 03-01-2011 22:26


Saat: 04:23.


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO ©2011, Crawlability, Inc.
Frmartuklu.Net ©2008 - 2014