FrmArtuklu

FrmArtuklu

Kaliteli Paylaşımın Adresi


Go Back   FrmArtuklu > (¯`·.(¯`·.Forum Artuklu Duyurular.·´¯).·´¯) > Frmartuklu Soru-Cevap Bölümü



Sosyolojinin doguşuna etki eden faktörler nelerdir?

Frmartuklu Soru-Cevap Bölümü icinde Sosyolojinin doguşuna etki eden faktörler nelerdir? konusu , sosyolojinin doguşuna etki eden faktör? cevaplarsanızz sevinirim.....

Yeni Konu aç  Cevapla
 
Seçenekler
Alt 23-11-2011   #1 (permalink)
Kayıtsız Üye
Standart Sosyolojinin doguşuna etki eden faktörler nelerdir?

Sponsorlu Bağlantılar


sosyolojinin doguşuna etki eden faktör? cevaplarsanızz sevinirim..

 

  Hızlı Cevap
Alt 23-11-2011   #2 (permalink)
Standart Cevap: Sosyolojinin doguşuna etki eden faktörler nelerdir?


Sosyolojinin Doğuşuna Etki Eden Olaylar

İnsanlar eski çağlardan bu yana küçük veya büyük topluluklar içinde yaşar Aile, kabile, köy,kent, okul,iş çevresi ve ordu birer topluluktur İnsan ailesinden,okuldan ve içinde bulunduğu çevreden etkilenerek, bir takım davranışlar, düşünce ve inançlar edinir Çevrede gelişen toplumsal olaylar kişiyi farkına varmaksızın etkiler Sosyoloji ya da toplumbilim, insan toplumlarının yapısını, toplumlararası ilişkilerini, toplumsal grupların örgütleniş biçimlerini ve bu grupların bireysel davranışlar üzerindeki etkisini inceleyen bir bilimdir

Sosyoloji kısaca, insanların birbiriyle ilişkilerinin bilimsel açıdan incelenmesidir İnsanlar her zaman başka insanlarla ilgilenmişlerdir Gazeteciler, yorumcular toplumun günlük yaşamındaki dikkati çeken olayları sürekli olarak toplayıp yayarlar Tarihçiler çoğunlukla kamu yöneticilerinin nasıl davrandıklarına ilişkin kayıtlar tutarlar Ozanlar ve öykücüler sosyal ilişkiler üzerinde odaklaşırlar Belirli çevre koşulları altında insanların nasıl davranacağını kendi bellek ve imgelerinde yeniden kurgularlar Filozof ve din bilimciler insanoğlunun nasıl davranması gerektiği üzerinde dururlar,yorumlarını öncel bilgi ve deneyimlerinin üzerine dayandırırlar

Toplum bilimci olarak da bilinen sosyologlar, toplumsal gruplarla ilgili araştırmaları yürütür, sonuçlar çıkarır ve bu sonuçlardan kalkarak, bazı toplumsal sorunlara çözüm önerileri getirir Sosyologların incelediği bu gruplar, aile gibi küçük, siyasal örgütler ya da sendikalar gibi büyük kurumlar olabilir

Sosyolog,kişiler üzerinde de uzmanlaşmıştır ama sosyoloğun görevi burada bitmez O daha derine gider Çünkü sosyoloji sosyal davranışa yönelen bilimsel bir yaklaşımdır Sosyolog, gazeteci ve tarihçinin yeteneklerine, belki de bir ozanın veya filozofun sezgilerine sahip olmalıdır; ama bu yetmezSosyolog verilerini nasıl toplayacağını ve gözlemlerinin sonuçlarını nasıl analiz edeceğini de bilmelidir Grup yaşamının sosyolojik incelemesi, grup yaşamının sosyolojik yorumu ile birlikte gitmelidir

Sosyoloji konusunda ilk gerçeğe yakın yaklaşımlar doğu medeniyet dünyasından gelmeye başlamıştır Zaten Ortaçağ’da Avrupa büyük bir sefaletin içerisindeydi ve de böyle bir ortamda bilim de gelişemezdi

Hristiyan düşünürler, eski Yunanlılar Rönesans’a kadar Hristiyanlığın skolastik katı felsefesinin etkisi altında bir ilerleme gösterememişler, bireysel ve toplumsal sorunlara yaklaşamamışlardır Buna karşın İslam dünyasında Abbasiler devrinden başlayarak kentsel İslam uygarlığında düşüncenin özgürce oluştuğunu ve eski Yunan felsefesinin Arapça’ya çevrildiğini görüyoruz Bu zamanda toplumla en çok ilgilenen İbn-i Haldun (1334-1406) olmuştur İbn-i Haldun’a göre biyolojik hatta tüm doğal varlıklar gibi toplumlar da doğar, gelişir ve ölürler İbn-i Haldun ilk defa devlet ve toplum ayrımını yapmış ve toplumsal yaşamın insanlar için zorunluluğunu dile getirmiştir

İbn-i Haldun fikirleriyle gelişmenin sürekliliğini reddetmektedirOna göre her toplumun evriminde göçebelik,kabile yaşamı ve kentsel devlet olmak üzere üç aşama vardırBütün bu yanlış değerlendir- melerine karşın,tarihe sosyolojik bir içerik kazandırmak isteyen düşünür İbn-i Haldun olmuşturEn önemli eseri olan Mukaddime’de kent yaşamını incelemiş ve çağdaş bilimin temel özelliği olan geçerli yöntem anlayışını geliştirmiştir İbn-i Haldun toplumsal olayların ve bunların tarihsel sürecinin belli kanunları ve bu kanunların dile getirdiği neden-sonuç ilişkileri bulunduğunu söylemekte ve akılcılığa dayanmaktadır

Fakat daha sonraki yy’larda İslam dünyası bilimsel düşünceden uzaklaşıp yanlışlıklara düşmeye başlayınca ve de Batı dünyası da Arapça’dan eserleri tercüme etmeye başlayıp İlk çağlarda kendi yazdıkları eserleri tekrar incelemeye başlayınca aydınlanma çağı Avrupa için başlamış oldu ve de yozlaşan kilisenin baskısı kırılıp gerçekler ortaya çıkmaya başlayınca da,bilime verilen değer arttı,Batı dünyası ilerleyip gelişerek Dünyanın merkezine oturdu

Sosyolojinin bir bilim olarak doğuşunda etkili olan düşünürler 17 ve 18 yüzyıllarda ortaya çıktıFransız Devrimi ve Sanayi Devrimi Avrupa’da büyük sarsıntılara neden olmuş,önemli toplumsal ve ekonomik değişimlere yol açmıştıToplumların bilimsel olarak incelenmesi ve sorunlara çözüm arayışları 19 yüzyılda,felsefe ile bilim arasında kesin bir ayrıma yol açtı

19 yüzyılda Saint Simon, Proudhon,Auguste Comte, Karl Marks tarafından kurulan sosyoloji terimini ortaya koyan ise Compte’tur İlk sosyologlar biyoloji ve evrim kuramlarından etkilendiSosyoloji terimini ilk kez kullanan Fransız düşünür Auguste Compte (1798-1857),toplumun yapısını ve toplumsal değişmenin tarihini incelediNesnel araştırmayla kazanılmış bilgi dışındaki bilginin değeri olmayacağını savunan Compte bir bilimler sıralaması yaparak,en yeni bilim olan sosyolojinin tüm bilim dallarını birleştirici niteliğini vurguladı Compte’a göre sosyoloji,toplumsal olaylara özgü temel yasaların olgulardan yararlanılarak incelenmesine dayanıyordu

Fıransa’ya sosyoloji’yi getiren Emile Durkheim’dir; en gözde temsilcileri Hauss Simiand Halbwachs olan bir okulun önderi olmakla kalmadı, hukuk, etnoloji, iktisat gibi özel sosyal bilimlere sosyoloji anlayışını soktu Almanya’da sosyolojinin konusu üstüne uzun tartışmalara girildi; sosyoloji sosyal biçimlerle ilgilenmeli ama bu biçimlerin içeriğiyle uğraşmamalıydı( Simmel Won Wiese vb ) bu tartışmalardan sonra Max Weber’in etkisi ağır bastı; Ona göre sosyal hayatın ideal tiplerini ortaya koymak, onların yardımıyla insan toplumlarının davranışlarını önce anlamak, sonrada açıklamak gerekirdi ABD’de Fransız FLe Play’in sosyolojide deneysel araştırma üstüne görüşleri 20 yüzyılda son derece yaygın ve etkili bir gerçekleşme ortamı buldu; Ama bu sosyoloji tanımlama düzeyini aşamadı, her türlü kaygısının yerini diyagramlar aldı

Sosyoloji tarihi ile uğraşan bazı yazarlar, çağdaş anlamda sosyolojinin kurucusu olarak Auguste Comte’u değil Saint Simon’u gösterirler Saint Simon’a göre bir toplumdaki yapılar, kurumlar, bilgiler ve inançlar tarihsel süreç içerisinde sürekli bir dönüşüm halinde bulunurlar Saint Simon’un toplumsal fizyoloji, beşeri bilim ya da özgürlük bilimi diye adlandırdığı sosyolojinin temel görevi, toplumu hareket ve dönüşüm halinde incelemektirBu görüşe göre, toplumun görevi bireylere değil, doğaya egemen olmak ve onu biçimlendirmektir Toplumu geniş bir atölye’ye benzeten Saint Simon’a göre toplumun gerçek olan bütün kuvvetleri sanayide toplanmaktadır Simon’a göre her toplum düzeni mutlak surette o toplumun sahip olduğu ekonomik yapı ile belirlenir

Sosyoloji 19 yüzyılın sorunlarının ve sosyal buhranlarının gerektirdiği bir bilim dalıdırBu bakımdan,sosyal olaylara objektif olarak yaklaşmak,sosyal gerçekte sosyal mutlağı kabul etmeyerek olayları birer eşya gibi ele alarak incelemek,gözlem ve deney yollarını ihmal etmemek zorundadırBundan sonra,sosyal olayların ortaya çıkışında etkili olan faktörlerin tespiti önem kazanır

Günümüzde sosyoloji günden güne yeni yeni dallara bölünmektedir:genel sosyoloji;özel topluluklar ve toplum sınıfları sosyolojisi;sosyal morfoloji ve ekoloji (dış ortam);iktisat ve sanayi sosyolojisi; sosyal psikoloji;bilgi sosyolojisi;din sosyolojisi; hukuk sosyolojisi;ahlak sosyolojisi,sanat sosyolojisi;dil sosyolojisi;eğitim sosyolojisi; sosyolojik etnolojiBütün bu dalların birleşmesini sağlayan nokta sosyolojinin çeşitli özel sosyal faaliyetleri ve değişik görünümleri (teşkilatlar, örnekler, semboller, zihniyet vb) kendi bölümlerine indirgenemeyecek bölümler halinde ele almasıdırKısaca denebilir ki,sosyoloji bir yandan teori ile deneysel araştırmalar arasında sıkı bir bağlantı ararken,gittikçe daha görece ve çoğulcu bir nitelik kazanmıştırÖte yandan Saint Simon’dan bize gelen ve şimdi pek yaygınlaşan bir deneyimle insan biliminin bir parçası olmuştur

Toplumsal gerçeğe bir bütün olarak bakmak,incelemek gerekir Ancak sosyoloji, toplumsal gerçeğin bütününü anlama,çözümleme ve açıklama konusunda yeterli değildirBu nedenle, sosyoloji başta olmak üzere bütün insan bilimleri,toplumsal gerçeği birbirleriyle karşılıklı ilişki içerisinde inceler
Toplumların yaşadığı coğrafi bölgeler farklılıklar göstermektedir ve bu da o bölgenin yapısından dolayı toplumların farklılaşmasına yol açmaktadırBu yüzden coğrafya ile sosyoloji arasında, bazı uzmanların aksine bence dolaylı değil direkt olarak bir bağlantı vardırMesela bizim yapımız Avrupa’ya göre daha değişiktirÇin daha da farklı bir toplumsal yapıya sahiptirCoğrafya uzaklaştıkça toplum kültür ve yapıları da değişiyorBu yüzden sosyoloji ile coğrafya arasında sıkı bir ilişki vardır

Sosyoloji sosyal olayların sebep ve neticeleri üzerinde durduğu için tarihten faydalanmaktadır Sosyal olaylar ve sosyal teşekküller birer tarihi gerçektir Belirli bir tarih döneminde ortaya çıkarlar,o dönemin izlerini taşır ve çeşitli değişiklikler gösterirler Bir sosyal bilim olarak tarih, sosyal olayların sebep ve neticeleri üzerinde Sosyoloji gibi durmaz Sosyal olayların sebep ve neticeleri üzerinde durmak ve sosyal olayların kanunlarına varmak sosyolojinin görevidir Tarih, sosyolojiye adeta bir laboratuar gibi yardımcı olurSosyal olaylar, bir fiziki olay gibi istenilen zaman ve yerde tekrarlanabilen olaylar değildir Bu bakımdan sosyoloji tarihi metottan faydalanır

Birer sosyal bilim olan Sosyoloji ve Psikoloji ilgi alanlarının farklı olmalarına rağmen, ortak bir alanda buluşabilen bilimlerdirSosyolojinin toplum gerçeğinden,Psikolojinin ise, ferdi davranış ve ruhi açıdan aynı realiteye bakışları, aslında sosyal realitenin açık ve seçik olarak incelenebilmesi ve aydınlığa kavuşturulabilmesi için faydalı olmaktadırSosyal olaylar fertler arasında ortaya çıkan veya fertleri ilgilendiren olaylardırFertler ise ruhi olayların görüldüğü sahneler sayılabilirToplum da fertlerin toplamı olduğuna göre,her sosyal olayın aynı zamanda ruhi olay olabileceği ileri sürülebilir Sosyal olayın kaynağının ferde indirilebileceği veya en azından fertler arası kabul edilebileceği görüşü Psikolojiye ağırlık tanıyanlarca kabul görmektedir

Sosyolojik doktrinlerin,gerek Felsefenin Sosyoloji üzerinde etkili olduğu dönemde, gerek Sosyolojinin modern safhasında, ferdi organizmayı ele alarak sosyal topluluklarla karşılaştırma alışkanlığı vardır Nitekim,cemiyeti bir organizma olarak düşünen sosyal bilimcilerin sayısı oldukça fazladırFerdi organizma ile cemiyet arasında ilişki kurarken hareket edilen nokta,bir organizmanın hücreleri yani sosyal gruplar arasındaki iş bölümüdürBu konu üzerine eğilen Spencer’e göre,gerek ferdi organizmada,gerek sosyal (cemiyet) organizmada aynı gelişme söz konusudurGerek yapı bakımından,gerek büyüme bakımından ortaya çıkan gelişme benzerlik hali taşımaktadır Beşeri hayat üzerinde mutlak olarak etkili olan biyolojik faktördür Bu etki,coğrafi kadercilik yanında yer alan antropolojik bir kaderciliğe kadar varabilmektedirBütün tarih biyolojik bir gelişme sürecinden başka bir şey değildir 20Yüzyıl sosyologlarından R Worm’a göre,ferdi organizmada nasıl hücreler arası bir işbölümü var ise cemiyette de sınıflar ve meslekler arası bir işbölümü ve dayanışma vardırSosyoloji ile Biyoloji arasında ilişki kuran sosyal bilimcilerin bir grubu ‘‘organizmacı’’görüşü temsil etmektedirlerBuna göre,az veya çok,toplumların gelişmesi organizmadaki gelişmeye benzer

Sosyoloji ve Biyoloji, ırki yönden de bağdaştırılıp düşünceler geliştirilmiştir ama bu bence çok da doğru değildirTek bir insan ırkı hangi milletten olursa olsun oluşturulamazHer millet çeşitli etkileşimler sonucu diğer kavimlerle akrabalıklar kurmuş ve de saf bir tek model insan ırkı oluşturmak ve bunu savunmak bu yüzden imkansızdırBunun acı deneyimleri 1939-1945 Nazi Almanya’sında bütün vahşetiyle yaşanmıştırÜstün Alman ırkı uğruna ideal fizikte ve yapıda olmayan insanlar dışlanmıştırBaşka ırktan insanlara katliamlar yapılmıştırIrki yönden millet yerine, toplumsal kültür ortaklığı yönünden ortak paydalar göz önüne alınırsa mesela Türk olmayan birisi Türk kültürünü benimsemişse, Türk toplumuna uyum sağlamışsa ona senin ırkın farklı denilemezAtatürk’ün benimsemiş olduğu millet anlayışı da böyledir: Kendini Türk hisseden herkes Türk’tür(Ya da başka milletten hisseden… vs)

Sosyoloji ve iktisat arasındaki ilişki tabii ihtiyaç olarak doğmuşturİktisadi hayatın en basitinden en gelişmiş şekillerine kadar ortaya çıktığı zemin toplum veya cemaat tipi bir beşeri organizasyondurİktisadi faaliyetler ferdin ve bilhassa fertlerden meydana gelmiş bir yapının dışında düşünülemeyeceğine göre,iktisadi hadiseyi ele alan iktisat ile toplumun bütününe eğilen Sosyoloji arasında yakın bir ilişki bulunurİktisadın kapsamına giren üretim,tüketim,mübadele,kıymet ,iş bölümü ve dağıtım gibi konular iktisadın kapsamına girdiği gibi ,bunların öncelikle birer sosyal ilişki ve fertlerle fert,fert ile toplum arasında doğuracağı karşılıklı etkiler de göz önünde tutulursa,iktisadi olarak düşünülen olay aynı zamanda sosyal bir olaydırBütün iktisadi faaliyetler insanları karşılıklı sosyal ilişkiler düzeni içinde bulunmaya sevk ederHiçbir iktisadi sistem kendi yapısından tecrit edilerek uygulanamaz

İktisat sosyolojisi,İktisat ve Sosyolojinin kapsamına giren alana sosyolojik bir yaklaşımdırİktisat Sosyolojisi, İktisat ve yan disiplinlerinin kuramsal çerçevesine sosyal ve kültürel boyutu sokan, teori ile pratiği birleştiren,soyut ile somutu kaynaştıran bir bilim dalıdır İktisat sosyolojisi iktisat ile sosyal kurumlar ve disiplinler arasındaki etkileşime sosyolojik açıdan eğilmektedir İktisat sosyolojisi,iktisat işlemleri, ilişkileri ve süreçleri sosyal boyuttan hareketle, sosyal tabana oturtarak inceleyen bir özel disiplindir Toplumdaki farklı kurumların iktisadi hayat üzerindeki etkilerini ve yönlendirici tesirlerini ele alan İktisat Sosyolojisi, İktisat biliminden de bazı yönlerden ayrılır İktisadi-rasyonel tercih, faydayı en çoklaştırma, karın azamileştirilmesi, değişmez sabit göstergeler ve değişkenler olmaktan çok, sosyal hayatın bir parçasıdır

Yeni gelişen ve Dünya toplumlarını yakalamaya çalışan gelişmekte olan devletler sosyolojik ilerleme sağlamak için gelişmiş ülkelerdeki sistemleri kendi ülkelerinde uygulamaya çalışırlar Toplumun bu gelişmelerin ön safhalarını yaşamamış olmasından dolayı hazır gelen yeni uygulamalar her türlü fırsat sağlansa bile kabul görmeyebilir Mesela şu anda gelişmeye çalışan Doğu Avrupa ülkelerinde eski Komünist sistemden kaynaklanan alışkanlıklardan dolayı gerek serbest piyasa ekonomisine geçişte gerekse devletin etkisini kısıtlayan özelleştirme konularıyla ilgili sorunlar ve eksiklikler yaşanmaktadır Bu da her toplumun farklı bir gelişme ve değişme geçirdikten sonra bulunduğu noktaya geldiğinin göstergesidir Devam eden bu süreç hızlandırılmaya veya değiştirilmeye çalışıldığında bazı aşama eksiklikleri nedeniyle bocalamalar yaşanabiliyor

Demek ki insan bilimlerinden hiçbiri,tek başına toplumsal geçeğe sahip çıkma durumunda değildir Bu nedenle, sosyoloji diğer bilimlerin kuram, kavram, yöntem, veri ve bulgularından yararlanmak durumundadır Ancak sosyoloji, diğer insan bilimlerinden farklı olarak; toplumsal gerçeği parçalayarak ve onun bir boyutunu ele alarak değil, bütününü inceleyerek açıklar Bu nedenle kimi sosyologlar, diğer insan bilimlerinin sosyolojinin çatısı altında toplanması gerektiğini öne sürmüşlerdir Bu öne sürüşün arka planını oluşturan ‘toplumu bütünüyle açıklama’ çabası, sosyolojide uzun süre etkili olmuştur

Toplumsal sorunların incelenmesinde seçilen yöntemin uygulanabilmesi için kullanılan araçlara araştırma tekniği denir Soyut bir anlayış olan yöntem, araştırma tekniği ile somutlaşır Başka bir deyişle,araştırma tekniğini yaratan yöntemdir Yöntem, araştırma tekniği aracılığıyla uygulanır Anket,monografi, olay incelemesi, sosyometri birer araştırma tekniğidir Bu tekniklerin bilimsel araştırma sürecinde uygulanırken izlenilmesi gereken aşamaları şunlardır:
- Araştırılacak konuyu belirlemek ve tanımlamak,
- Konu ile ilgili bilgileri toplamak,
- Varsayımı (hipotezi) ortaya koymak,
- Veri toplamak ve bu verilerin analizini yapmak,
- Varsayım ile ilgili sonuçlara ulaşmak

Anket, monografi, olay incelemesi, sosyometri ve istatistik gibi araştırma teknikleri kullanılırken, incelenen toplumun nesnel koşulları hiçbir zaman gözden uzak tutulmamalıdır

Çağdaş Sosyolojinin önemli bir faaliyet alanı da sosyal hareketlerdir Sosyal hareketler, topluma yönelmiş reformcu ve inkılapçı nitelikteki eylem biçimleridir Bu nedenle bir yan disiplin olarak sosyal hareketlerin sosyolojisi; uyma ve çatışma gibi iki süreci kapsar Toplum gerçekleri ile fertlerin istekleri arasındaki dengesizliklerin sonucu olarak beliren farklılaşmalar, sosyal hareketlerin sadece bir yönünü verir Buda genellikle toplum kurallarına karşı başkaldırma, protesto ve ajitasyon biçiminde ortaya çıkar

Her toplum belirli bir etkileşim rotası içindedir Bu etkileşim ve değişim bazen olumlu bazen olumsuz olabilir Mesela, ülkeler arası bilimsel teknolojik etkileşimler olumludur Fakat kültür etkileşiminde farklı bir kültürden kendi kültürünü yok edecek kadar fazla etkilenirsen bu olumsuz bir etkileşmedir Çünkü milleti millet yapan en önemli unsurlardan biri de o milletin kendine has kültürüdür Etkileşme olmalıdır ama aşırısı deformasyona neden olur Toplumsal değişme her toplumda olur Önemli olan ileri doğru bir değişme olmasıdır Sosyoloji bunları inceler ve de yapıcı yaklaşımlar sunmaya çalışarak sorunlara ışık tutmaya çalışır

Bu hazırladığımız bilgilerle ilgili düşünceler görüşler, sosyal değişimler nedeniyle her dönemde farklı algılanmış ve insanlar kendi yaşadıkları çağa göre hareket etmişlerdir Düşünceler; Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir, sözünü haklı çıkarırcasına sürekli değişmekte ve de yeni yaklaşımlar gerçek doğruyu bulmak üzere ortaya atılmaktadırlar Belki de ilerleyen yüzyıllarda bu yaklaşımlar da eskiyecek, bu açıkladığımız bilgiler de geçerliliğini kaybedecek Bu yüzden toplum yaşayan bir organizmadır ve zamanın onları hangi toplumsal değişimlere sürükleyeceği, düşünce fırtınasının yönüne göre değişecektir
SeLeN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Hızlı Cevap
Yeni Konu aç  Cevapla

Sayfayı Paylaş

Hızlı Cevap
Kullanıcı isminiz: Giriş yapmak için Buraya tıklayın
Sorunun cevabını alttaki kutucuğa yazınız. (Gerekli)

Mesajınız:

Seçenekler


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Kaynama Sıcaklığına Etki Eden Faktörler Nelerdir? Mavi_inci Konu Dışı Başlıklar 0 11-01-2012 00:18
Karışımlara Etki Eden Faktörler Nelerdir Eylül Konu Dışı Başlıklar 0 04-11-2011 21:57
Çözünürlük Dengesine Etki Eden Faktörler Nelerdir? Mavi_inci Konu Dışı Başlıklar 0 19-03-2011 23:57
Çözünürlüğe Etki Eden Faktörler Nelerdir SeLeN Konu Dışı Başlıklar 0 13-03-2011 16:03
Enzimlerin Çalışmasına Etki Eden Faktörler nelerdir Mavi_Sema Konu Dışı Başlıklar 0 20-02-2011 00:16


Saat: 20:36.


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO ©2011, Crawlability, Inc.
Frmartuklu.Net ©2008 - 2014