FrmArtuklu

FrmArtuklu

Kaliteli Paylaşımın Adresi


Go Back   FrmArtuklu > (¯`·.(¯`·.Forum Artuklu Duyurular.·´¯).·´¯) > Frmartuklu Soru-Cevap Bölümü



Edebiyat tarihi ve uygarlık tarihi nedir?

Frmartuklu Soru-Cevap Bölümü icinde Edebiyat tarihi ve uygarlık tarihi nedir? konusu , edebiyat tarihi ve uygarlık tarihinin tanımını yapın lütfen noooooluuuuuur çok acil bi de edebi eser - tarih ilişkisini açıklayınız lütfeeeeeeeeeeeennnnnnn...

Yeni Konu aç  Cevapla
 
Seçenekler
Alt 25-09-2011   #1 (permalink)
Kayıtsız Üye
Standart Edebiyat tarihi ve uygarlık tarihi nedir?

Sponsorlu Bağlantılar


edebiyat tarihi ve uygarlık tarihinin tanımını yapın lütfen noooooluuuuuur çok acil
bi de edebi eser - tarih ilişkisini açıklayınız lütfeeeeeeeeeeeennnnnnn

 

  Hızlı Cevap
Alt 25-09-2011   #2 (permalink)
Standart Cevap: Edebiyat tarihi ve uygarlık tarihi nedir?


EDEBİYAT TARİHİ

Edebiyat tarihi, bir ulusun çağlar boyunca meydana getirdiği ebebî eserleri inceleyerek, düşünceler ve duyguda izlediği yolu, geçirdiği evreleri bize tanıtır. Bu bakımdan uygarlık tarihinin önemli bir koludur.
Edebiyat tarihinin dayanağı, edebi eserlerle yaratıcı kişilerdir. Edebi eserler, bütün düşünce ve satan ürünleri gibi, toplumun hayatıyla ilgili olduğu ve ulusal kültürün izlerini taşıdığı için, hem sanat eseri, hem de yazıldıkları zamanı canlandıran birer belge olarak ele alınır. Yaratıcılarda, yaşadıkları çağın koşulları ve yetiştikleri çevrenin özellikleri göz önünde tutularak incelenir. Böylece, o ulusun devirden devire uğradığı değişme ve gelişmeler izlenerek manevi varlığı belirtilmiş olur.
“Manevi Varlık” deyimini bütün genişliği ile almak gerekir. Edebiyat tarihi bir kültür tarihi olmamakla birlikte, din, felsefe, ahlak, sanat tarihlerinin konularını da kucaklayacak genişliktedir. Bunlar belirli ölçüde edebiyat tarihinde yer alır.
Bundan başka, din, felsefe, ahlak tarihlerinin değindiği eserlerin çoğu, biçim ve deyiş bakımından zamanına göre birer edebi eserdir. Edebiyat tarihçisini hem düşünce, hem de sanat yönünden ilgilendirir.
Bugün gittikçe zenginleşen kültür dünyasında edebiyatın ufku genişlemiş, Edebiyat tarihi de ağır görevler yüklenmiştir. Çağdaş edebiyat tarihçisi, şairleri “unutulmaktan kurtarmak” ya da eski zevkleri hikâye etmek için eserini yazmıyor. Sadece bilgi vermeyi de yeterli bulmuyor; incelemek, araştırmak, terimlere inmek, insanlığın gidişini, tarihini, yazdığı ulusun dünya anlayışını kavrayıcı bir genişlikte yansıtmak istiyor. Edebiyat tarihi bunu başarabildiği oranda görevini yapmış sayılır.
Edebi eser deyince uyandırdığı estetik duygularla, okuyanları hoşlandıran, ruha ve zekaya seslenen sanat eseri anlaşılır. Gerçekte, öğretim amacıyla yazılmamış olması ve sanat kaygısını taşıması, ebedi eserin başlıca niteliğidir. Bununla birlikte, ebedi eser deyimi, Edebiyat tarihi çerçevesi içinde daha geniş anlamda kabul etmek gerekir. Bir divan, bir hamse, bir münşeat mecmuası gibi, bir tezkire, bir tarih, hatta bir tasavvuf ve bir kimya kitabı da, edebiyat tarihçisinin çalışma kadrosu içine girer. Çünkü bunların bir bölümü sanat kaygısıyla kaleme alınmıştır; yazıldıkları zamanın düşüncelerini ve duygularını olduğu gibi yansıtır. Öğretim amacıyla yazılmış olanlar da, belirli konular üzerinde çağının inanışını ve anlayışını belirtir. Ayrıca dil, deyiş ve terim özeliklerini de taşır. Bu bakımdan bütün düşünce ürünlerini bu kadroya almak doğru olur.
Edebi eserler bizi ister istemez yazarlarını tanıtmaya, bunun içinde araştırmalar yapmaya götürecektir. Edebiyat tarihi çalışmalarının ağırlık merkezi de bu araştırmalardır. Hiçbir yazarı, yalnız eserlerini okumakla anlayamayız. Her yazar kendi çağının adamıdır. Doğup büyüdüğü ailenin, yetiştiği çevrenin, ilişki kurduğu kimselerin, onun kişiliği üzerinde büyük etkisi vardır. Ayrıca, yazarın fizik yapısını, karakterini öğrenimini, mesleğini, ideolojisini, yaşayışını da göz önünde bulundurmak gerekir. Bunun içindir ki yazarları, kişiliklerini meydana getiren bu etkenleri araştırarak, eserlerini sırasıyla inceleyip onları hangi koşullar ve ne gibi duygular içinde yazdığını anlamaya çalışarak, geçirdiği ruh bunalımlarıyla düşünce ve sanat eğilimlerini izleyerek tanımak ve öylece tanıtmak gerekir.
Edebiyat Tarihinin Yardımcıları :
Bilimler, konularının yakınlığı oranında birbirini tamamlar. Bilimler arasındaki bu sıkı ilişki, günden güne artmaktadır. Her bilim, konusu ve sınırları genişledikçe, o zamana dek muhtaç olmadığı bilim kollarına başvurmakta, onların verilerinden yararlanmaktadır.
Edebiyat tarihi çalışmalarında, türlü bilim ve bilgi dallarının yardımı vardır. Bunlardan kimisi temel hizmeti görür. Öyle ki bu temel olmadıkça Edebiyat tarihinin çatısı kurulamaz. Tarih bunlardan biridir. Kimisi de Edebiyat tarihine belge hazırlar: Biyografya, Bibliyografya gibi. Kimisi ise yol gösterir: Filoloji, Toplum Bilim, Ruhbilim ve Estetik gibi.
Yalnız sonuçlarından yararlanacağımız bilimler de vardır. Örneğin, Tıbbın Edebiyat tarihiyle ilgisi yok gibi görünür. Oysa Tıp tarihinin elde ettiği gereçlerle vardığı sonuçlar, Edebiyat tarihçisinin çok işine yarar; onu ikinci plandaki işlerle uğraşmak zahmetinden kurtarır.
Edebiyat Tarihinde Yöntem :
Edebiyat tarihi çalışmalarında izlenecek başlıca yöntem, belgelere dayanan ve objektif kalmayı gerektiren “tarihsel eleştiri” dir. Bunun içindir ki, Edebiyat tarihçisi elinden geldiğince tarafsız kalmaya çalışacaktır. Zevk ve heyecan ürünü olan sanat eserleri karşısında, Edebiyat tarihçisinin tarafsız kalabilmesi hayli güçtür.
Bununla birlikte o :

  1. Yargılarını, birçok örnekleri karşılaştırarak elde edeceği kanıtlara göre verecek, kanıtlara dayanmayan yargılardan kaçınacaktır.
  2. Kendi zevkini ve düşüncelerini gerçek birer ölçü olarak kullanmayacaktır.
  3. Daha önce verilmiş yargılara bağlanıp kalmayacak, ama bunları dikkatle okuyacak, kendi yargılarını başkalarının yargılarıyla karşılaştırıp denetleyecektir.
  4. İvedilikle varılmış yargılar insanı vakitsiz ve yersiz “sentez” e götüreceğinden, bundan kaçınacaktır.
  5. Geçmişteki eserler için tarihsel zevkini kullanacak, yani eserleri yazıldıkları devrin sanat ölçüsüyle yargılayacak kendi devrinin değer ölçüsünü kullanmayacaktır.
Edebiyat tarihi çalışmalarında, uzun süren bir hazırlığa ihtiyaç vardır. Önce bir çalışma planı yapmak ve bibliyografya “repertuar” ı, meydana getirmek gerekir. Bu “repertuar” Edebiyat tarihi çalışmalarında varılan durağı belirtecek, işe nereden başlamak ve ne yapmak gerektiğini gösterecektir. Bu hazırlık şöyle sıralanabilir :
  1. Türk edebiyatı tarihinin kaynağı olan eski tezkirelerle, biyografya ile ilgili türlü eserleri saptamak, bunları birer birer tarayıp yazarları ve eserleri ayrı ayrı fişlemek.
  2. Bibliyografya hizmetini görecek olan yerli kitaplıkların kataloglarıyla, yabancı kitaplıklardaki Doğu yazmaları kataloglarını incelemek, bunlarda kayıtlı bulunan belli başlı eserleri tarayıp fişlere geçirmek.
  3. Yabancı kitaplıklarda bulunan tek nüshaların mikrofilmlerini ya da tıpkıbasımlarını elde etmek.
  4. Gözden geçirilecek eserleri tarih sırasına göre ayırmak.
  5. Türk edebiyatı tarihinin başlıca sorunlarına ve tanınmış yazarlarla belli başlı eserlere değin bizdeki monografyaları ve yabancı Türkologlar tarafından yapılan inceleme ve araştırmaları saptayıp elde etmek.
  6. Türk edebiyatı tarihi adı altında meydana getirilmiş olan yerli ve yabancı eserlerle, Edebiyat tarihimizle ilgili yazıları toplamak, böylece şimdiye dek bu konuda yazılmış eserlerin bir “envanter” ini meydana getirmek.
  7. Türk kültürüne kaynak hizmeti gören Arapça ve Farsça önemli eserlerle, Türk yazarları tarafından Arapça ve Farsça yazılmış olan eserleri saptamak.
Ancak bu hazırlıklar tamamlandıktan sonradır ki Edebiyat tarihine başlanabilir. Bu çalışmalar sonucuna meydana getirilecek bir Türk edebiyatı tarihi, yine eksiksiz ve kusursuz olamayacaktır.

Kaynaklardan zamanımıza dek yüzyıllar boyunca süren Edebiyat tarihimizi belli devirlere ayırmak zorundayız. Bu ayırma, elbet keyfe göre olamaz. Tarihsel büyük olayları esas olarak almaktan daha doğru bir yol görünmüyor.
SeLeN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Hızlı Cevap
Alt 25-09-2011   #3 (permalink)
Standart Cevap: Edebiyat tarihi ve uygarlık tarihi nedir?


UYGARLIK TARİHİ


1.ROMA UYGARLIĞI:

Roma Uygarlığı, Roma Cumhuriyeti ve Roma İmparatorluğu olarak iki kısımda incelenmiştir. Birinci kısımda cumhuriyet devri siyasal gelişmeler, sosyo-ekonomik yapı, kültür, sanat ve edebiyatta ilerlemeler incelenmiştir. İkinci kısımda imparatorluk dönemi siyasal gelişmeler, sosyo-ekonomik yapı, kültür, sanat ve edebiyat gelişmeleri anlatılmıştır. Her iki kısmın sonunda ise cumhuriyet dönemini sona erdiren nedenler ve İmparatorluğun çöküş nedenleri açıklanmıştır.

2.RÖNESANS VE REFORM:

Orta çağlarda Avrupa insanı bir gruba, bir topluluğa bağlı olarak yaşıyordu. Bu bir derebeyinin malikanesi, bir lonca, ve her şeyden önemlisi evrensel kilisenin temsil ettiği dinsel topluluk olabilirdi. Bu düzen geçen ünitede ve bu ünitede açıkladığımız nedenlerden dolayı yavaş yavaş değişmeye başladı. Avrupa insanı bir grubun üyesi olmak yerine daha önce birey olduğunun bilincine varmaya başladı. Bu bilinçlenme onu öbür dünya değil bu dünyadaki çıkarlarını aramaya, bu amaçla girişimde bulunmaya zorladı. Rönesans’ın getirdiği bireyci, girişimci, laik dünya bakış açısı ilk olarak İtalya'da ortaya çıktı.
Uygarlık tarihi açısından İtalyan Rönesans’ının önemi onun hümanizm felsefesidir. İlk başlarda hümanizm Eski Yunan ve Roma edebiyat ve felsefesini canlandırma biçiminde ortaya çıktı. Daha sonraları hümanizm eskiyi taklit ötesinde daha özgün düşünce biçimine girdi. Hümanizmin özü onun insan şeref ve haysiyetine verdiği önemde ve insanı evrenin merkezi olarak görmesinde yatar.
Re formasyon hareketi, kuzey Avrupa Rönesanssının Hıristiyan kilisesine karşı doğurduğu tepkilerin doğal bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Kuzey Avrupa hümanistleri kilisenin uygulamalarını eleştirmiş ve dinde reform yapılmasını istemişlerdir. Luther'in Kilise ile mücadeleye girişi Calvin'in de etkisiyle reform hareketini hızlandırmıştır. Protestan mezhebinin kurulması sonucunda Protestanlık Avrupa'da bir orman yangını gibi hızla yayılmış, bu da Katolik kilisesini kendi içinde yeni reformlara ve düzenlemelere zorlamıştır. Sonuçta kilise ve din toplum içindeki eski otoritesini ve itibarını oldukça yitirmiş ve modern çağın laik toplum siyaset ve kültür yapılanması önündeki engel büyük ölçüde kalkmıştır

3.ESKİ ÖN ASYA VE MISIR UYGARLIKLARI:
Mezopotamya'da ilk uygarlık Sümerler tarafından getirilmiş, onları Sümerlerin uygarlığını benimseyen Akadlar, Babilliler, Asurlular izlemiştir. Mezopotamya'da birbiri ardına gelişen bu uygarlıkların modern dünyamıza yaptıkları önemli katkılar ana hatlarıyla belirtilmiştir.
İkinci olarak bu bölümde Ön Asya’nın bir parçası olan Anadolu uygarlıklarından en önemlisi ve en eskisi olan Hitit uygarlığı modern dünyamıza yaptığı katkılar açısından incelenmiştir.
Üçüncü olarak bu bölümde Nil nehrinin verimli yataklarında serpilip gelişen eski Mısır uygarlığı ana hatlarıyla incelenmiş ve bu uygarlığın insanlık tarihine yaptığı kültürel katkılar özetlenmiştir. Son olarak Pers uygarlığı ve Fenikeliler de kısaca ve ayrıca uygarlık tarihine yaptıkları katkılar açısından incelenmiştir
4.ORTAÇAĞLAR:
Hıristiyan Kilisesi idari ve hukuk sistemiyle doldurularak, tüm Avrupa'nın sosyal siyasal ve ekonomik hayatına hakim olmuştur. Kilise bu işlevlerini yerine getirebilmek için ayrıntılı bir doktrin ve katı bir ruhban sınıfı hiyerarşisi de geliştirmiştir. Kilise içinde realizm nominalizm gibi felsefi sorunlar tartışılmış, Thomas Aguinas gibi felsefeciler iman ile aklın uzlaştırılması için büyük çabalar sarf etmişlerdir. 1300'lerde açılan önemli üniversitelerde Arapça yazılı bilimsel ve felsefi metinler okutulmuş, Avrupalı düşünürler bu metinler sayesinde Eski Yunan felsefeleri ve özellikle Plato ve Aristoteles ile tanışmışlardır. 14 üncü ve 15 inci yüzyıllarda evrensel kilise liderliğinde birleşik Avrupa ideali ve düşüncesi sarsılmaya başladı. İngiltere ve Fransa arasında Yüzyıl savaşları sonunda ulusal merkezi devlet düşüncesi artarken Fransa'da mutlak monarşi düşüncesi hakim oldu. Ortaçağ sonları ulus devlet oluşumuna sahne oldu. Arap-İslam uygarlığı, Avrupa Uygarlığı ile olan ilişkiler açısından bakıldığında, önemli bir konumda görülür. Abbasi hanedanı (750-1260) döneminde Arap-İslam devleti, Avrupa Afrika ve Asya'ya uzanan uygarlığın zirvesinde bir imparatorluk görünümünü arz ediyordu. İslam uygarlığı, Avrupa en karanlık çağında yaşarken, bilim, felsefe ve edebiyat dallarında çok önemli düşünürler yaratmıştır. Bu düşünürlerin ortaçağ Avrupa sına etkileri Avrupa'nın ortaçağ karanlığından çıkıp Rönesans'a geçişini büyük ölçüde kolaylaştırmıştır.

5. XIX. Yüzyıl: Aydınlanmaya ve Sanayi Devrimine Tepkiler, Diğer Akımlar:
19 ucu yüzyıl Avrupa’sında ortaya çıkan ve bir önceki yüzyılın gelişmelerine karşı tutucu ılımlı, ya da radikal tepki ve gelişmeleri inceledik. Bunlardan ilki Akıl Çağı'na ve onun temsil ettiği değerler sistemine bir tepki olan Romantizmdir. Romantizm edebiyat ve sanatta bir başka akımla, Milliyetçilik ile de birleşmiştir. 19ncu yüzyılda, bir önceki yüzyıla tutucu bir tür tepki de Liberalizm olmuştur. Bu akım, Aydınlanma düşüncelerinin somutlaştırılması ve yaşama geçirilmesi olarak ta ifade edilebilir. Bu ünitede ikinci olarak Sanayi devrimine ve liberalizme karşı ortaya çıkan radikal tepkiler ve düşünceler incelenmiştir. Bunlar Sosyalizm ve Komünizmdir. Üçüncü olarak Darvincilik ve Sosyal Darvincilik düşüncesinin etkileri ve sonuçları toplumsal ekonomik ve siyasal düzeyde irdelenmiştir. Son olarak sosyal Darvinciliğin uluslar arası düzeyde uygulaması olan Emperyalizm ve sonuçları incelenmiştir.

6.AKIL ÇAĞI-AYDINLANMA:
Akıl çağı Batı uygarlığının en güçlü ve verimli dönemlerinden birisidir. Descartes ve Newton, bilimsel yöntemin ve düşüncenin temelini bu çağın başlangıcında atarlar. Doğa bilimlerinin bilimsel temele oturtulması, ve yeni doğa bilimlerinin kurulması bu döneme rastlar. Ayrıca insanı konu alan insanbilimleri ya da sosyal bilimlerin başlangıcı da Aydınlanma döneminde olmuştur. Descartes’in matematik yönteminin akla uygulanması insanbilimlerinin oluşumunu kolaylaştırmıştır. 17nci yüzyılın ortalarından başlayarak bilimde ve bilimsel yöntemde gelişmeler kültür dünyasına da yansımaya başlamıştır. Ortaçağın düşün ve iklimi yerini rasyonel ve laik düşünce ortamına bırakmaya başladı. Aydınlanma döneminde edebiyat ve sanat alanında da, diğer alanlardakine paralel olarak önemli gelişmeler olmuştur. Edebiyatta 18nci yüzyıl "düzyazı çağı" olarak bilinir. Rasyonalizmin etkisi roman ve tiyatro eserlerinde açık bir biçimde gözlenebilir. Barok sanat ve müzik 17nci yüzyılda zirveye ulaşmış 18nci yüzyılda yerini Neokla*** tarza bırakmıştır.


7.AMERİKAN,FRANSIZ DEVRİMLERİ VE SANAYİ DEVRİMİ:
Aydınlanma çağının temel düşünceleri tarihte ilk kez, (İngiltere dışında)Amerikan ve Fransız devrimleri ile birlikte yaşama geçirilmiştir. Amerikan devrimi, Fransızlara, bu düşünceler çerçevesinde özgür ve dengeli bir biçimde işleyen bir hükümet örneğini göstermiştir. Ancak Fransız devrimcilerinin ve devriminin aşırılığı, Fransız halkının tepkisine ve dolayısıyla da Napolyon’un iktidarına yol açmıştır. Napolyon dönemi ise, Fransız devriminin ve Akıl çağının düşüncelerinin bütün Avrupa'ya yayılması sonucunu doğurmuştur.
Sanayi devrimi, buharlı enerjisi, fabrikaları ve birçok yeni buluşları ile uygarlık tarihinin en önemli gelişmelerinden birisini oluşturur. Sanayi devriminin sonucu olan orta sınıfın ekonomik ve sosyal açıdan yükselişi, fabrika kentlerinin büyümesi ve gelişmesi, bu yüzden genelde nüfusun ve özelde kent nüfusunun hızlı artışı Batı dünyasının çehresini kısa sürede değiştirmiş ve eski rejimin yerleşik düzenini ve değerler sistemini kökünden bozmuştur.

8. XX. YÜZYIL: SAVAŞ VE BARIŞ:
20 inci yüzyıldaki iki dünya savaşının nedenleri ve sonuçları, toplumsal, ekonomik, siyasal ve kültürel açılardan incelenmiştir. Birinci Dünya Savaşını hazırlayan siyasal ve ekonomik nedenler, İkinci Sanayi Devriminin ortaya çıkardığı bazı etmenler yanında, Milliyetçilik ve Emperyalizm çerçevesinde irdelenmiştir. İkinci Dünya Savaşı öncesi siyasal ve ekonomik gelişmeler, savaşı hazırlayan etmenler olarak belirmiş, dünya ekonomik buhranı, diğer faktörlerin de katkısıyla Avrupa'da diktatörlüklerin oluşmasını sağlamıştır. Son olarak bu ünitede İkinci Dünya Savaşı sonrası Avrupa'da, Amerika'da ve öteki bölgelerde ortaya çıkan durum açıklanmış, barış çabaları ve Birleşmiş Milletler örgütünün kuruluş ve amaçları özetlenmiştir. Yirminci yüzyılın son çeyreğinde ortaya çıkan ve son yarım yüzyılın karamsar düşünce iklimini geçmişte bırakan gelişmeler, "Yeni Rönesans" başlığı altında irdelenmiştir.
SeLeN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Hızlı Cevap
Alt 25-09-2011   #4 (permalink)
Standart Cevap: Edebiyat tarihi ve uygarlık tarihi nedir?


Edebiyat-Tarih İlişkisi

Edebiyat tarihi, medeniyet tarihinin en önemli kısmıdır. Bir milletin uzun asırlar esnasında geçirdiği fikrî ve hissî gelişmeyi belirten bütün kalem ürünlerini inceleme ile onun manevi hayatını, gerçekte olduğu gibi tasvire çalışır.
Bir milletin edebiyatı, millî ruhu ve millî hayatı göstermek için en samimi bir ayna sayılabilir. "Bir millet, hayatı nasıl görüyor? Nasıl düşünüyor? Nasıl hissediyor?" Biz, bunu en doğru ve en canlı olarak o milletin fikir ve kalem ürünlerinde bulabiliriz.
Edebiyat, toplumun bir kurumu olmasından dolayı, kendisini meydana getiren toplumun diğer kurumlarıyla bağlı ve onlarla ahenklidir. Hakikaten, bir milletin coğrafi çevresiyle, sonra iktisadi, dinî, hukuki, ahlâkî, bedii, siyasi hayatıyla edebiyatı arasındaki bağlantılar çok açıktır.

Geçmiş zamanlara ait bir edebî eseri layıkıyla ve tarihî manâsıyla anlamak için, önce o devrin genel hayatını, yaşayış ve düşünüş tarzlarını, o devir insanlarının hayat ve evren hakkında neler bildiklerini öğrenmemiz gerekir. Demek oluyor ki edebiyat tarihi, bir milletin coğrafi çevresini, din, hukuk, ahlak, iktisat, güzel sanatlar gibi kurumlarını ve siyasi hayatını genel yapısıyla gösteren medeniyet tarihinin ya da genel ve yaygın anlamıyla "tarih"in çerçevesi içinde incelenmelidir. Filoloji yani "Lisaniyat" ve tarih üzerine dayanmadan edebiyat tarihi meydana getirilemez.

Bir "şaheser"i incelemedeki amacımız, o milletin edebî gelişmesini gereği gibi ve doğru olarak anlamak içindir. Çünkü bir "şaheser", neticede mutlaka "toplumsal bir ülkünün ifadesidir."
Dâhiler, mensup oldukları toplumun bugünkü veya gelecekteki bir ülküsünü başarıyla temsil eden insanlar olmak bakımındandır ki edebiyat tarihinde başlıca hedef olurlar.

Ord. Prof. Dr. Fuad KÖPRÜLÜ
Türk Edebiyatı Tarih
Sadeleştirilerek ve kısaltılarak alınmıştır.


SeLeN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Hızlı Cevap
Alt 23-11-2011   #5 (permalink)
arZUUUU
Standart Cevap: Edebiyat tarihi ve uygarlık tarihi nedir?


kültüralanlarıyla ilggli farklı calısma kavramve nesnelerintarihi vardır mesela askerlik tarihi sanat tarihi felsefe tarihi gibi bunların bütününe UYGARLIK TARİHİ DENİYO
  Hızlı Cevap
Alt 19-09-2013   #6 (permalink)
Kayıtsız Üye
Standart Cevap: Edebiyat tarihi ve uygarlık tarihi nedir?


çok yardımcı oldunuz TŞK ler
  Hızlı Cevap
Alt 21-09-2013   #7 (permalink)
Kayıtsız Üye
Standart Cevap: Edebiyat tarihi ve uygarlık tarihi nedir?


gerçekten saolun ama biraz uzun olmuşş .)
  Hızlı Cevap
Alt 21-09-2013   #8 (permalink)
Kayıtsız Üye
Standart Cevap: Edebiyat tarihi ve uygarlık tarihi nedir?


yardım ettiğiniz için teşekkürler...
  Hızlı Cevap
Alt 21-09-2013   #9 (permalink)
Kayıtsız Üye
Standart Cevap: Edebiyat tarihi ve uygarlık tarihi nedir?


uygarlık tarihini yüzeysel olarak anlatsanız iyi olurdu yinede teşekkürlerrr
  Hızlı Cevap
Alt 22-09-2013   #10 (permalink)
Kayıtsız Üye
Standart Cevap: Edebiyat tarihi ve uygarlık tarihi nedir?


emeğine sağlık .. güzel olmuş ama biraz fazla uzun şimdi kim hepsini okuyacak
  Hızlı Cevap
Yeni Konu aç  Cevapla

Sayfayı Paylaş

Hızlı Cevap
Kullanıcı isminiz: Giriş yapmak için Buraya tıklayın
Sorunun cevabını alttaki kutucuğa yazınız. (Gerekli)

Mesajınız:

Seçenekler


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Edebiyat Tarihinin Uygarlık Tarihi Açısından Önemi Nedir? Kayıtsız Üye Frmartuklu Soru-Cevap Bölümü 1 09-04-2011 16:51
uygarlık tarihi konu anlatımı Kayıtsız Üye Frmartuklu Soru-Cevap Bölümü 1 30-12-2010 10:42
uygarlık tarihi cıkmış sorular Kayıtsız Üye Frmartuklu Soru-Cevap Bölümü 0 23-12-2010 20:06
Uygarlık Tarihi Genel Ders Notları SeLeN Açık Öğretim AÖF 0 14-10-2010 14:35
Uygarlık Tarihi Ders Özeti DeMSaL Konu Dışı Başlıklar 0 10-03-2010 16:31


Saat: 06:21.


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO ©2011, Crawlability, Inc.
Frmartuklu.Net ©2008 - 2014