FrmArtuklu

FrmArtuklu

Kaliteli Paylaşımın Adresi


Go Back   FrmArtuklu > (¯`·.(¯`·.Forum Artuklu Duyurular.·´¯).·´¯) > Frmartuklu Soru-Cevap Bölümü



Televizyonun hayatımızdaki yeri ve önemi nedir?

Frmartuklu Soru-Cevap Bölümü icinde Televizyonun hayatımızdaki yeri ve önemi nedir? konusu , televizyonun hayatımızdaki yeri ve önemi...

Yeni Konu aç  Cevapla
 
Seçenekler
Alt 12-04-2011   #1 (permalink)
Kayıtsız Üye
Standart Televizyonun hayatımızdaki yeri ve önemi nedir?

Sponsorlu Bağlantılar


televizyonun hayatımızdaki yeri ve önemi

 

  Hızlı Cevap
Alt 12-04-2011   #2 (permalink)
Standart Cevap: Televizyonun hayatımızdaki yeri ve önemi nedir?


TELEVİZYONUN YAŞAMIMIZDAKİ ÖNEMİ


Televizyon
Vericiden iletilen dalgaların görüntü ve ses olarak görünmesini ve duyulmasını sağlayan aygıt, televizyon alıcısı.
1. Elektromanyetik dalgalar yoluyla halkın doğrudan doğruya alması maksadıyla yapılan hareketli veya sabit resimlerin, sesli veya sessiz kalıcı olmayan görüntülerinin renkli ya da siyah beyaz yayını.
2. Televizyon alıcısı. Resim tüpü, şase, kabin, tuner gibi temel bileşenlerden oluşur.
3. Kelime kökenine göre Yunanca Tele: Uzak, Latince Visio'dan gelen Vision: Görüş. Birleşimiyle "Television: Uzagörüm, Uzaktan görüntü" anlamına gelmektedir. Televizyonun bulunmasından sonra bu teknolojiyi ithal eden Türkiye, alete Türkçe bir isim bulmak yerine birçok dünya ülkesi gibi aynen kullanmıştır. Almanca'da Fernsehen olarak söylenir.
4. Sayısal yayınların başlamasına kadar televizyon izleyicisi sadece alıcı durumunda idi. Sayısal yayınlar sayesinde kullanıcının etkileşime geçmesi süreci başladı. İzleyicilerin sürekli alıcı olması, televizyonun kolay ulaşılabilir bir 'kaynak' olması, kullanılan etkili görsel ve işitsel öğelerle etkisinin yüksek olması, birçok aydının televizyona soğuk bakmasına neden oldu. Günümüzde televizyon yayıncılığının ilk amacı, reklam ve ticaret üzerine kuruludur.
TELEVİZYON KÜLTÜRÜ VE TOPLUM
Asrımızda teknolojinin hızla gelişmesiyle birlikte, kitle iletişim araçlarının, ferdî ve sosyal hayatımızdaki yeri ve önemi artmıştır. Bu durum, gelişmiş ülkelerin ve birtakım güçlerin, kitle iletişim araçlarını ele geçirme isteğini kamçılamıştır. Çünkü kitle iletişim araçları, bir yandan geleneksel kültürlerde değişikliklere sebep olurken, bir yandan da hâkim güçlerin ürettiği medya kültürünün, egemen bir kültür haline gelmesinde önemli bir rol üstlenmiştir. Bu yeni kültürün adı, popüler kültürdür. Kitle iletişim araçlarının hızla gelişmesi sayesinde, her yerde ve herkes için hazır olan bu kültür, sınır tanımayan kargo kültürüne veya hâkim bir dünya kültürüne (global kültüre) dönüşmektedir.
Yüzlerce kanalın yirmi dört saat yayım yapabildiği, her türlü bilgi ve yayımın kaydedilerek internet ortamında bütün dünyaya ulaştırılabildiği iletişim ağı içerisinde, en önemli medyatik güç, kuşkusuz televizyondur. Bu bakımdan televizyon aracılığı ile yayılan kültür, popüler kültürün en yaygın türüdür. Televizyon sadece teknolojik bir araç değil, toplumu değiştirme sürecinde yaygın olarak kullanılması sebebiyle, diğer iletişim araçlarından daha tesirli bir vasıtadır. Televizyon, sosyal kimliğin şekillenmesinde önemli bir rol oynar. Bugün her yaştan insanın kültür alışverişinde en çok kullandığı araç olan televizyon, kültür sömürgecilerinin de vazgeçemedikleri bir vasıta haline gelmiştir. Bugün televizyon aracılığı ile yayılan popüler kültür, bir yandan geleneksel kültürü unuttururken, diğer yandan dünyayı kültürsüzleştirme görevi yapıyor. Sanayileşmiş toplumların ürettiği kültürü, evrensellik adına güncelleştirerek, kültürel yapısı zayıf toplumların kültürü haline getiriyor. Oysa, "Kültür, bir toplumun dil, terbiye, âdet ve sanat gibi değerlerinden doğmuş, sonra da işlene işlene o toplumun hayat tarzı haline gelmiş, hemen her parçası çok ehemmiyetli bir kısım esaslardır. Bu esasları görmezlikten gelmek körlük; toplumu onlardan uzaklaştırmaya kalkışmak ise, onu yolsuz, yöntemsiz hale getirerek, şaşkına çevirmek demektir."
Televizyon yayınlarıyla ilgili önemli bir nokta da, bunların toplumda belli fikirleri "yaygın görüş" hâline getirmesidir. Televizyonlar, bazı fikirlerin toplum tarafından kabulünü sağlamakta, belli konularda aynı şekilde düşünenlerin sayısını yükseltmektedir. Yapılan bir araştırma Türkiye'de "yaygın görüşün" oluşmasında televizyonun % 50 nispetinde rol oynadığını ortaya koymaktadır. Diğer bir husus ise, bizzat bazı televizyon kanallarının yaydığı bazı görüşlerin toplumda benimsendiği gerçeğidir.
Popüler kültür, hiç şüphesiz hızlı yayılmasını teknolojiye borçludur. Teknoloji ile popüler kültür arasındaki münasebet, popüler kültürün bir bakıma "meta kültür" olduğunu ortaya koyar. Bu, alınıp satılabilen, maddî boyuta sahip bir "kitle kültürü"dür. Ayrıca kitle iletişimindeki ticarî zorunluluk, ikili bir şekilde kendini gösterir: Ürünler ve hizmetler reklâm yoluyla tüketiciye "satılırken", kitle iletişim araçları da, reklâmcılara ve firmalara satılan izleyici toplulukları meydana getirmektedir. Bu sebeple, izlenme oranını artırma ve reklâm pastasından daha fazla pay alma uğruna, en ciddi haber programları magazine kurban edilmekte, fert ve toplumu doğrudan ilgilendiren konular, ikinci plâna atılmakta, belgesellere yer verilmemektedir. Reyting, sansasyona müsait olmayan ciddi ilim, kültür ve sanat konularına televizyonun kapılarını kapatırken, seyirciyi değer tanımazlığa ve kontrolsüz tüketime yönlendirmektedir.
Neil Postman: "Bir teknolojinin kendine göre bir içtimaî değişim programıyla donanmış olduğunu fark etmemek, teknolojinin tarafsız olduğunu iddia etmek, teknolojinin daima kültürün dostu olduğunu sanmak gerçekten düpedüz saflık olur." der. Nitekim, modern dünyanın iletişim ideolojileri -onu doğrular şekilde- birinin bittiği yerde yeni bir teknolojiyi hızla devreye koyuyor, iletişim tokadı, insanlığın doğusunu batıya çeviriyor, kuzeyini güneye... İnsan popüler kültürün oyuncağı oldukça, yönünü bulmaya yardımcı olabilecek şifreleri de bulamıyor. Televizyonlarda; gelir düzeyi ne olursa olsun, hangi ülkede yaşarsa yaşasın, insanlar, sıradan birisinin gündelik hayattan edindiği birikimle meselelerini kolaylıkla cevaplayabileceği yarışma ve kültürel derinliği olmayan eğlence programları sık sık yayımlanıyor.
Bu durum ülkemizde de kendini belirgin bir şekilde göstermektedir. Birçok kanalda, televizyon yayınları kültürel bakımdan fazla doyurucu değildir. Buna karşılık televizyon karşısında geçirilen saatler giderek artmaktadır. İletişim araçlarının gücünü istismar ederek kazanç, itibar ve iktidar peşinde koşan bir yayın politikası öne çıkmıştır. Televizyon kanallarında, renkli -ama esas gâye ticarî kazanç olduğundan izleyicilere kalıcı şeyler vermeyen- eğlence programlarının ön plânda tutulduğu bir yayın politikası ağırlık kazanmıştır. Ekranlarda çok fazla şiddet görülmektedir. Reality Show'larda, filmlerde, haberlerde; aşırı kabul edilebilecek ölçüde hiddet, şiddet, toplumun değerlerinden uzak, gayr-ı ahlâkî ve kültürel muhtevadan yoksun yayınlar bulunmaktadır. Diğer taraftan, drama programlarındaki karakterlerin demografik, sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik özellikleri ile (yaş-meslek, eğitim, gelir, din, milliyet) toplumumuzun karakteristik çizgileri arasında benzerlik yoktur. Meselâ, son zamanlarda yaygınlaşan yerli dizilerdeki karakterlerin sık sık içki içmesi, içkinin ve sarhoşluğun özendirilmesi, argo ifadelere yer verilmesi, çocuklara yönelik ahlâkî olmayan davranışların sergilenmesi, toplumun ekranlardaki karakterlerle özdeşleşme eğiliminin menfî sonuçlar vermesine yol açacaktır. Benzer durum haber programlarında da görülmektedir. Televizyonların topluma sunduğu dünya ile insanımızın içinde yaşadığı dünyanın aynı dünya olmadığı söylenebilir. Yani toplum, içinde yaşamadığı bir hayatı, günde en az 4-5 saat seyretmek zorunda kalmaktadır. Böylece televizyon başka bir dünyanın kültürünü topluma ekmekte ve hasadını beklemektedir. Halbuki, "Bir milletin gelişip ilerlemesi, o millet fertlerinin fikrî ve hissî sahada terbiye görmelerine bağlıdır. Fertlerinde düşünce ve iç aydınlığı gelişmemiş milletlerin terakki etmesi de beklenemez. Müşterek bir terbiye görmemiş nesiller, aldıkları farklı kültüre göre hep ayrı ayrı kamplara ayrılmış ve birbirlerini düşman görmüşlerdir. Kendi içinde böyle didik didik olmuş bir toplumdan terakki beklemek, imkânsız denecek kadar zordur."
Bazen duyuyorum, “Düğmesi nasıl olsa elimizde, istediğimiz zaman açar, istemediğimiz zaman kapatırız” sözünü. Ama gelin görün ki çoğu zaman öyle olmuyor. İnsanlar televizyonu kendilerine göre ayarlamaları gerekirken, televizyona göre hayatlarını düzenliyorlar.

Hatırladığım zamanlarda, evlere misafirliğe gidilirdi, sohbet etmek, hasbıhal etmek için. Ve dört gözle beklenirdi bu sohbetler. Şimdi yine gidiliyor , ama baş köşede televizyon. Sohbetler azalıyor, televizyon azaltıyor, belki farkındayız, belki de değil. Kendine çekiyor izleyenleri televizyon. Sohbeti, yarenlikleri öldürüyor.

Televizyonun hiç mi faydası yok ? Elbette ki her modern cihaz insanların faydası için yapılıyor. Zararlı ve boş, hiçbir şey vermeyen programlar yerine, eğitici ve öğretici konular izlenildiğinde tabii ki faydalı. Hatta görüntülü ve hareketli olması, kitaplardan daha üstün yönlerinden. Ama faydalı da olsa aşırılığa kaçmadan izlenilmeli. Çünkü, fazla televizyon izleyenlerde dikkatsizlik, stres, konsantrasyon eksikliği ve göz bozukluğu çok sık görülen rahatsızlıklar. Sürekli olarak şiddet, dayak, işkence vb. içerikli film izleyenlerde görülen rahatsızlıkların en başında ise şiddet, dayak ve zorbalığa eğilimdir. Bu yazıda daha çok televizyonun olumsuzlukları, özellikle çocuklarda sebep olduğu,okuyup anlama kabiliyetlerine olan etkisi ve şiddete neden olan programlar üzerinde duracağım.

Televizyon çocukların okuyup anlama kabiliyetlerinin gelişimini olumsuz olarak etkilemektedir. Bu konuyla ilgili olarak 17.09.1993 tarihli ABD’nde yayınlanan USA TODAY gazetesindeki araştırma sonuçlarını aktaracağım. Bu araştırma sonuçlarına baktığınızda ülkemizdeki durumunda aşağı yukarı aynı düzeyde olduğunu görebilirsiniz.

Aşırı televizyon izleyen, özellikle ilköğretim öğrencileri, bu yüzden kitap okuyamıyorlar. Okuma kabiliyetleri de son derece zayıflıyor ve düşüyor.

Bu araştırmanın sonuçlarından bazıları :

4. sınıfların yüzde 60’a yakını ve 8. sınıfların yüzde 70’e yakını, okudukları metindeki olayları ve fikirleri ancak basit bir şekilde yani seviyelerinden daha aşağı bir şekilde anlatabilmişlerdir.

4. sınıfların yüzde 25’i ve 8. sınıfların yüzde 28’i, bulundukları sınıf seviyesinde okuyabiliyorlar ve metnin ana fikrini bulabiliyorlar.

Bu öğrencilerin televizyon izleme süreleri :

4. sınıfların yüzde 61’i ve 8. sınıfların yüzde 65’i günde 3 saat veya daha fazla televizyon izlediklerini ifade ediyorlar.


SeLeN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Hızlı Cevap
Alt 12-04-2011   #3 (permalink)
Standart Cevap: Televizyonun hayatımızdaki yeri ve önemi nedir?


Televizyon; hayatımızı, vizyonumuzu, görüşlerimizi değiştiren bir kitle iletişim aracı. 1975’li yıllarda, evinde televizyonu olan komşular ziyarete gidilirdi, herkesin izlediği Kaçak, görevimiz tehlike dizisi, uzay yolu konuşulurdu. Ayrıca, denizlerin altındaki yaşamı Kaptan Cousto’yu heyecanla takip ederek öğrendik.
1990’lara kadar üç dört kanalla devam eden yaşamımız, 1990 sonrasında özel televizyonların yayına başlamasıyla birlikte birden bire renklendi. Televizyon yayıncılığı insanların beklenti ve talepleri doğrultusunda hizmet veren bir sektör haline geldi.
Özel televizyonların giderek artması, yayınlanan programların çeşitlenmesi ve sürekli olarak sektörün gelişip, yenilenmesi ve tüm bunların görsel ve işitsel olarak alıcıya ulaşması, televizyonu diğer kitle iletişim araçlarından daha çok tercih edilir bir konuma getirdi.

Artık, televizyonsuz bir ev ve yaşam düşünülemiyor. Televizyonun kapalı olduğu yemek masalarının sayısı çok azaldı. Aile içindeki paylaşım ve sohbetin yerini televizyondaki diziler aldı, televizyon dizilerinin aile içinde ve aile dışındaki yorumları sohbetlerin yerini aldı.

Bir dönem brezilya dizileri vardı, bir dönem magazin programları gündemdeydi, bir dönem yarışmalar vardı, şimdi de dizilerin en yoğun izlenildiği dönem. Biz hepsinde kendimizden birşeyler bularak izliyoruz.

Aslında televizyon, çok önemli bir iletişim aracı. Topluma ulaşmaktaki en etkin iletişim aracı. Bir yandan dünyadan bilgilere ulaşırken, diğer yandan da kuruluşların kendini ve faaliyetlerini kamuoyuna ulaştırmaktaki en önemli iletişim aracı.

Bütün iletişim araçları gibi televizyonun da iyi ve kötü yanları var. Ancak, burada en önemli nokta, bireylerin kendilerini ve çocuklarını yönlendirmedeki bilgi, beceri ve donanımı. Çünkü televizyonların kitle iletişim aracı olarak bilgilendirme, haber verme, tanıtma ve eğlendirme gibi görevleri var.
Günümüzde gazete, dergi ve kitap okuma seviyesinin düşüklüğü hepimizce biliniyor. İletişim fakültesi öğrencileri ile çok fazla bir aradayım ve gazete okuma alışkanlığının olmadığını veya çok düşük olduğunu üzülerek görüyorum. Bu ise düşünme geleneğinin ve yaratıcılığın yerleşmesine bir engel teşkil ederken, televizyon yayınlarından etkilenme oranını da çok daha yükseltiyor.

Aslında televizyon bir eğlence aracı olmaktan çok daha öte, toplumun kültürünün de oluşmasında çok etkili bir araçtır.Televizyon sosyal kimliğin belirlenmesinde çok önemli bir rol oynar. Bu bakımdan televizyon aracılığı ile yayılan kültür, popüler kültürün en yaygın türüdür. Televizyon toplumun sosyal kimliğinin belirlenmesinde çok önemli bir rol oynar. Bugün televizyon aracılığı ile yayılan popüler kültür, bizim geleneksel kültürümüzü unutturuyor. Bunları unutturmak ise, toplumu şaşkınlaştırmak, yöntemsiz hale getirmektir.
Televizyonların hayatımıza girmesiyle birlikte insanların hayatında elbette olumlu etkileri oldu. Örneğin çocuklar televizyonda çizgi film izleyerek oyalanıyor, böylece yaramazlık yapmıyor, ya da sorun çıkarmıyor.

Anne ve babalar, güncel olaylardan haberdar olmak için gazete okumak zorunda kalmıyor, saat başı yayınlanan haber programlarını takip edebiliyor, film izleyebiliyor, müzik dinleyebiliyor, belgesel programları izleyerek bilgi sahibi oluyor, hayranı olduğumuz sanatçıların özel hayatlarına girebiliyor, yeni çıkan ürünleri takip edebiliyor kısacası arzu ettiğimiz her şeyi ve herkesi evlerimizde konuk edebiliyoruz.
Peki bize bunca şey kazandıran yayınlar, neden son yıllarda bazı tepkiler alır oldu? Bizleri bu derece bilgilendirdiğini gördüğümüz yayınlar acaba bize zarar mı veriyorlar? Her yaştan insanın hayranlıkla izlediği dizilerin, merakla takip ettiğimiz magazin programlarının, bilgilendirici ve eğlenceli haber bültenlerinin, eş arayan, sesini, dansını ispat etmek isteyen kişiler için yarışmalar, aile sorunlarını anlatmak isteyenler için kadın programların toplumdaki etkileri neler ve en çok kimleri etki altında?

Televizyon ve Çocuk

Televizyon yayınlarından en çok etkilenen kuşkusuz çocuklardır. Televizyonda işlenen tüm konuları yetişkinler gibi algılayamamakta ve yetişkinlerden farklı şekillerde etkilenmektedirler. Televizyon kullanım nedenlerine bakıldığında da çocuklar ile yetişkinler arasında farklılıklar görülmektedir. Yetişkinlerin çoğu televizyonu eğlenmek amacıyla izlerken, çocuklar ise eğlendirici buldukları televizyonu dünyayı tanımak ve anlamak için izlemektedirler.

Çocuklar kurmaca ve gerçek arasındaki farkı çoğu kez yetişkinler kadar kolay bir biçimde algılayamamaktadırlar. Birçok açıdan çocuklar televizyon karşısında yetişkinlere oranla daha korumasız durumdadırlar. Olaya bu açıdan bakıldığında zararlı çıkanlar çocuklar gibi görülmektedir. Çocuklar kendi yerlerini öğrenmek amacıyla içinde yaşadıkları toplumu gözlemlemektedirler. Çocuklar bu gözleme eylemini gerçekleştirirken yetişkinlerden yeterince yardım alamamakta bunun yerine televizyona yönelmektedirler. Ancak bu yönelme televizyonun çocuk davranışları üzerinde doğrudan etkili olduğunu göstermez.

Televizyon yayınları en yıkıcı etkisini, etkiye en fazla açık durumdaki çocuklar ve gençler üzerinde gösteriyor. Şiddet onların davranışlarına, sözlerine, oyunlarına yansıyor. Çocukların küçük yaşlardan itibaren 12 – 13 yaşlarına kadar çizgi film izledikleri, bunun yanı sıra erişkinler için yapılan televizyon yayınlarını da izledikleri düşünüldüğünde çocukların yoğun olarak televizyonun etkisi altında kaldığı görülüyor.

Televizyonun Yetişkinlere ve Kültüre Etkisi
Kitle iletişim araçları, bir yandan geleneksel kültürlerde ve değerlerde değişikliklere sebep olurken, bir yandan da hâkim güçlerin ürettiği medya kültürünün, egemen bir kültür haline gelmesinde önemli bir rol üstlenmiştir. Bu yeni kültürün adı, popüler kültürdür. Kitle iletişim araçlarının hızla gelişmesi sayesinde, her yerde ve herkes için hazır olan bu kültür, sınır tanımayan argo kültürüne veya hâkim bir dünya kültürüne (global kültüre) dönüşmektedir.

Televizyon yayınlarıyla ilgili önemli bir nokta da, bunların toplumda belli fikirleri "yaygın görüş" hâline getirmesidir. Televizyonlar, bazı fikirlerin toplum tarafından kabulünü sağlamakta, belli konularda aynı şekilde düşünenlerin sayısını yükseltmektedir. Yapılan bir araştırma Türkiye'de "yaygın görüşün" oluşmasında televizyonun % 50 nispetinde rol oynadığını ortaya koymaktadır. Diğer bir husus ise, bizzat bazı televizyon kanallarının yaydığı bazı görüşlerin toplumda benimsendiği gerçeğidir. Buna karşılık televizyon karşısında geçirilen saatlerde giderek artmaktadır.

Yani toplum, içinde yaşamadığı bir hayatı, günde en az 4-5 saat seyretmek zorunda kalmaktadır. Böylece televizyon başka bir dünyanın kültürünü topluma ekmekte ve hasadını beklemektedir.
TV yayıncılığı sadece dizi üzerine kurulamaz. Televizyon çocuk, yaşlı, kadın, erkek çok geniş kitleye seslenir. Toplumun tek ihtiyacı dizi değildir. Televizyon, izleyiciye çeşitlilik sunmak zorundadır. Çünkü televizyon sinema değildir. Televizyon stüdyo demektir. İnteraktif ilişki demektir.

Ayrıca, çocuklar ve yetişkinlerin televizyon programlarını değerlendirmeleri çok farklı. Televizyonda gösterilen yaşam ile gerçek yaşam çok farklı, aslında bunu herkes biliyor. Ama büyülü, hareketli, şaşalı, zengin yaşama karşı modaya karşı ne yapmalıyız?

Amerikalılar buna bir isim bulmuşlar “The Beautiful People Syndrome”. Çok televizyon seyrettiğinizde ne oluyor, oradaki yaşama inanıyoruz, bekliyoruz, sıradan bireyleriz ama televizyon yıldızları gibi görünmeye başlıyoruz. TV mi yaşamı taklit ediyor? Yaşam mı televizyonu taklit ediyor/ veya ikisi birden mi oluyor? Televizyonun çizdiği insan görünümü, güzel, akıllı, sağlıklı, yaratıcı, anlayışlı, heyecanlı, pratik, özelliklere sahip, kötü bir görünüm yok. Kim seyrederse de buna inanıyor. Saatlerce televizyon seyretmeden sonra, yakışıklı, güzel, ince, sevimli karakterler, yazarlardan, şairlerden, politikacılardan çok daha şöhretli ve öğretmenden, polisten, doktordan çok daha önemli oluyor. Güzel bayan ve yakışıklı erkek tiplerinin standartlaşması, buna ulaşamayan kişilerde psikolojik bozukluğa sebep oluyor.

Bunun sonucu nedir? Mutsuz bireyler, mutsuz bir toplum

Sonuç Olarak,
Yüzlerce yabancı tv yayınının seyredildiği, küreselleşmenin yaygınlaştığı günümüzde kendi değerlerini ve güzelliklerini koruyan, geliştiren bir toplum olmanın önemi çok büyük.
Bu konuda Türk televizyonları ciddi bir strateji geliştirerek, bu alanda uluslararası rekabete dayanabilir hale gelmesi gerekmektedir.
Türk toplumunun kimliğini koruyabilmesi, kendi kültür, sanat, tarih ve diline sahip çıkması, ile ancak mümkün olabilir.
Televizyon ve toplum iletişimindeki en önemli konu, toplum değerlerini koruyan, anlatan yerleştiren kavramların iyi işlenmesi.
Bugün dünyada etik kavramı bütün çalışmalarda ilk sıralarda yer alıyor. Bunun temelinde ise bireysel değerler ve bireysel etik kavramı yer alıyor. Yayınlarda yer alan Türkçe’nin kullanımındaki bozukluklar ve argo kullanımı, kişiler arası iletişimdeki bozukluklar, şiddet, cinsellik ve manevi değerlerin kullanımdaki uçurumlar birey olarak hepimizi etkiliyor. Ancak, çocukları yani toplulumuzun gelecekteki bireylerini çok daha fazla etkiliyor. Televizyon programlarının, bilgilendirme yanının daha artırılması ve dizilerdeki iletişimlerde ve ilişkilerde bireysel ve toplumsal değerlerimize sahip çıkılması önem kazanıyor.

Tabi burada anne ve babalara da görev düşüyor, çocuklarını gündüz programlarını dahi kontrollü seyrettirmeleri önemli. Bu arada akıllı işaretlerin ülkemizde de başlaması ve uygulanmasındaki çabaları nedeniyle RTÜK yetkililerine teşekkür etmek istiyorum, önemli bir başlangıç yapıldığını düşünüyorum.


Alıntı
SeLeN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Hızlı Cevap
Alt 05-03-2012   #4 (permalink)
Kayıtsız Üye
Standart Cevap: Televizyonun hayatımızdaki yeri ve önemi nedir?


Televizyon
Vericiden iletilen dalgaların görüntü ve ses olarak görünmesini ve duyulmasını sağlayan aygıt, televizyon alıcısı
1 Elektromanyetik dalgalar yoluyla halkın doğrudan doğruya alması maksadıyla yapılan hareketli veya sabit resimlerin, sesli veya sessiz kalıcı olmayan görüntülerinin renkli ya da siyah beyaz yayını
2 Televizyon alıcısı Resim tüpü, şase, kabin, tuner gibi temel bileşenlerden oluşur
3 Kelime kökenine göre Yunanca Tele: Uzak, Latince Visio'dan gelen Vision: Görüş Birleşimiyle "Television: Uzagörüm, Uzaktan görüntü" anlamına gelmektedir Televizyonun bulunmasından sonra bu teknolojiyi ithal eden Türkiye, alete Türkçe bir isim bulmak yerine birçok dünya ülkesi gibi aynen kullanmıştır Almanca'da Fernsehen olarak söylenir
4 Sayısal yayınların başlamasına kadar televizyon izleyicisi sadece alıcı durumunda idi Sayısal yayınlar sayesinde kullanıcının etkileşime geçmesi süreci başladı İzleyicilerin sürekli alıcı olması, televizyonun kolay ulaşılabilir bir 'kaynak' olması, kullanılan etkili görsel ve işitsel öğelerle etkisinin yüksek olması, birçok aydının televizyona soğuk bakmasına neden oldu Günümüzde televizyon yayıncılığının ilk amacı, reklam ve ticaret üzerine kuruludur
TELEVİZYON KÜLTÜRÜ VE TOPLUM
Asrımızda teknolojinin hızla gelişmesiyle birlikte, kitle iletişim araçlarının, ferdî ve sosyal hayatımızdaki yeri ve önemi artmıştır Bu durum, gelişmiş ülkelerin ve birtakım güçlerin, kitle iletişim araçlarını ele geçirme isteğini kamçılamıştır Çünkü kitle iletişim araçları, bir yandan geleneksel kültürlerde değişikliklere sebep olurken, bir yandan da hâkim güçlerin ürettiği medya kültürünün, egemen bir kültür haline gelmesinde önemli bir rol üstlenmiştir Bu yeni kültürün adı, popüler kültürdür Kitle iletişim araçlarının hızla gelişmesi sayesinde, her yerde ve herkes için hazır olan bu kültür, sınır tanımayan kargo kültürüne veya hâkim bir dünya kültürüne (global kültüre) dönüşmektedir
Yüzlerce kanalın yirmi dört saat yayım yapabildiği, her türlü bilgi ve yayımın kaydedilerek internet ortamında bütün dünyaya ulaştırılabildiği iletişim ağı içerisinde, en önemli medyatik güç, kuşkusuz televizyondur Bu bakımdan televizyon aracılığı ile yayılan kültür, popüler kültürün en yaygın türüdür Televizyon sadece teknolojik bir araç değil, toplumu değiştirme sürecinde yaygın olarak kullanılması sebebiyle, diğer iletişim araçlarından daha tesirli bir vasıtadır Televizyon, sosyal kimliğin şekillenmesinde önemli bir rol oynar Bugün her yaştan insanın kültür alışverişinde en çok kullandığı araç olan televizyon, kültür sömürgecilerinin de vazgeçemedikleri bir vasıta haline gelmiştir Bugün televizyon aracılığı ile yayılan popüler kültür, bir yandan geleneksel kültürü unuttururken, diğer yandan dünyayı kültürsüzleştirme görevi yapıyor Sanayileşmiş toplumların ürettiği kültürü, evrensellik adına güncelleştirerek, kültürel yapısı zayıf toplumların kültürü haline getiriyor Oysa, "Kültür, bir toplumun dil, terbiye, âdet ve sanat gibi değerlerinden doğmuş, sonra da işlene işlene o toplumun hayat tarzı haline gelmiş, hemen her parçası çok ehemmiyetli bir kısım esaslardır Bu esasları görmezlikten gelmek körlük; toplumu onlardan uzaklaştırmaya kalkışmak ise, onu yolsuz, yöntemsiz hale getirerek, şaşkına çevirmek demektir"
Televizyon yayınlarıyla ilgili önemli bir nokta da, bunların toplumda belli fikirleri "yaygın görüş" hâline getirmesidir Televizyonlar, bazı fikirlerin toplum tarafından kabulünü sağlamakta, belli konularda aynı şekilde düşünenlerin sayısını yükseltmektedir Yapılan bir araştırma Türkiye'de "yaygın görüşün" oluşmasında televizyonun % 50 nispetinde rol oynadığını ortaya koymaktadır Diğer bir husus ise, bizzat bazı televizyon kanallarının yaydığı bazı görüşlerin toplumda benimsendiği gerçeğidir
Popüler kültür, hiç şüphesiz hızlı yayılmasını teknolojiye borçludur Teknoloji ile popüler kültür arasındaki münasebet, popüler kültürün bir bakıma "meta kültür" olduğunu ortaya koyar Bu, alınıp satılabilen, maddî boyuta sahip bir "kitle kültürü"dür Ayrıca kitle iletişimindeki ticarî zorunluluk, ikili bir şekilde kendini gösterir: Ürünler ve hizmetler reklâm yoluyla tüketiciye "satılırken", kitle iletişim araçları da, reklâmcılara ve firmalara satılan izleyici toplulukları meydana getirmektedir Bu sebeple, izlenme oranını artırma ve reklâm pastasından daha fazla pay alma uğruna, en ciddi haber programları magazine kurban edilmekte, fert ve toplumu doğrudan ilgilendiren konular, ikinci plâna atılmakta, belgesellere yer verilmemektedir Reyting, sansasyona müsait olmayan ciddi ilim, kültür ve sanat konularına televizyonun kapılarını kapatırken, seyirciyi değer tanımazlığa ve kontrolsüz tüketime yönlendirmektedir
Neil Postman: "Bir teknolojinin kendine göre bir içtimaî değişim programıyla donanmış olduğunu fark etmemek, teknolojinin tarafsız olduğunu iddia etmek, teknolojinin daima kültürün dostu olduğunu sanmak gerçekten düpedüz saflık olur" der Nitekim, modern dünyanın iletişim ideolojileri -onu doğrular şekilde- birinin bittiği yerde yeni bir teknolojiyi hızla devreye koyuyor, iletişim tokadı, insanlığın doğusunu batıya çeviriyor, kuzeyini güneye İnsan popüler kültürün oyuncağı oldukça, yönünü bulmaya yardımcı olabilecek şifreleri de bulamıyor Televizyonlarda; gelir düzeyi ne olursa olsun, hangi ülkede yaşarsa yaşasın, insanlar, sıradan birisinin gündelik hayattan edindiği birikimle meselelerini kolaylıkla cevaplayabileceği yarışma ve kültürel derinliği olmayan eğlence programları sık sık yayımlanıyor
Bu durum ülkemizde de kendini belirgin bir şekilde göstermektedir Birçok kanalda, televizyon yayınları kültürel bakımdan fazla doyurucu değildir Buna karşılık televizyon karşısında geçirilen saatler giderek artmaktadır İletişim araçlarının gücünü istismar ederek kazanç, itibar ve iktidar peşinde koşan bir yayın politikası öne çıkmıştır Televizyon kanallarında, renkli -ama esas gâye ticarî kazanç olduğundan izleyicilere kalıcı şeyler vermeyen- eğlence programlarının ön plânda tutulduğu bir yayın politikası ağırlık kazanmıştır Ekranlarda çok fazla şiddet görülmektedir Reality Show'larda, filmlerde, haberlerde; aşırı kabul edilebilecek ölçüde hiddet, şiddet, toplumun değerlerinden uzak, gayr-ı ahlâkî ve kültürel muhtevadan yoksun yayınlar bulunmaktadır Diğer taraftan, drama programlarındaki karakterlerin demografik, sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik özellikleri ile (yaş-meslek, eğitim, gelir, din, milliyet) toplumumuzun karakteristik çizgileri arasında benzerlik yoktur Meselâ, son zamanlarda yaygınlaşan yerli dizilerdeki karakterlerin sık sık içki içmesi, içkinin ve sarhoşluğun özendirilmesi, argo ifadelere yer verilmesi, çocuklara yönelik ahlâkî olmayan davranışların sergilenmesi, toplumun ekranlardaki karakterlerle özdeşleşme eğiliminin menfî sonuçlar vermesine yol açacaktır Benzer durum haber programlarında da görülmektedir Televizyonların topluma sunduğu dünya ile insanımızın içinde yaşadığı dünyanın aynı dünya olmadığı söylenebilir Yani toplum, içinde yaşamadığı bir hayatı, günde en az 4-5 saat seyretmek zorunda kalmaktadır Böylece televizyon başka bir dünyanın kültürünü topluma ekmekte ve hasadını beklemektedir Halbuki, "Bir milletin gelişip ilerlemesi, o millet fertlerinin fikrî ve hissî sahada terbiye görmelerine bağlıdır Fertlerinde düşünce ve iç aydınlığı gelişmemiş milletlerin terakki etmesi de beklenemez Müşterek bir terbiye görmemiş nesiller, aldıkları farklı kültüre göre hep ayrı ayrı kamplara ayrılmış ve birbirlerini düşman görmüşlerdir Kendi içinde böyle didik didik olmuş bir toplumdan terakki beklemek, imkânsız denecek kadar zordur"
Bazen duyuyorum, “Düğmesi nasıl olsa elimizde, istediğimiz zaman açar, istemediğimiz zaman kapatırız” sözünü Ama gelin görün ki çoğu zaman öyle olmuyor İnsanlar televizyonu kendilerine göre ayarlamaları gerekirken, televizyona göre hayatlarını düzenliyorlar

Hatırladığım zamanlarda, evlere misafirliğe gidilirdi, sohbet etmek, hasbıhal etmek için Ve dört gözle beklenirdi bu sohbetler Şimdi yine gidiliyor , ama baş köşede televizyon Sohbetler azalıyor, televizyon azaltıyor, belki farkındayız, belki de değil Kendine çekiyor izleyenleri televizyon Sohbeti, yarenlikleri öldürüyor

Televizyonun hiç mi faydası yok ? Elbette ki her modern cihaz insanların faydası için yapılıyor Zararlı ve boş, hiçbir şey vermeyen programlar yerine, eğitici ve öğretici konular izlenildiğinde tabii ki faydalı Hatta görüntülü ve hareketli olması, kitaplardan daha üstün yönlerinden Ama faydalı da olsa aşırılığa kaçmadan izlenilmeli Çünkü, fazla televizyon izleyenlerde dikkatsizlik, stres, konsantrasyon eksikliği ve göz bozukluğu çok sık görülen rahatsızlıklar Sürekli olarak şiddet, dayak, işkence vb içerikli film izleyenlerde görülen rahatsızlıkların en başında ise şiddet, dayak ve zorbalığa eğilimdir Bu yazıda daha çok televizyonun olumsuzlukları, özellikle çocuklarda sebep olduğu,okuyup anlama kabiliyetlerine olan etkisi ve şiddete neden olan programlar üzerinde duracağım

Televizyon çocukların okuyup anlama kabiliyetlerinin gelişimini olumsuz olarak etkilemektedir Bu konuyla ilgili olarak 17091993 tarihli ABD’nde yayınlanan USA TODAY gazetesindeki araştırma sonuçlarını aktaracağım Bu araştırma sonuçlarına baktığınızda ülkemizdeki durumunda aşağı yukarı aynı düzeyde olduğunu görebilirsiniz

Aşırı televizyon izleyen, özellikle ilköğretim öğrencileri, bu yüzden kitap okuyamıyorlar Okuma kabiliyetleri de son derece zayıflıyor ve düşüyor

Bu araştırmanın sonuçlarından bazıları :

4 sınıfların yüzde 60’a yakını ve 8 sınıfların yüzde 70’e yakını, okudukları metindeki olayları ve fikirleri ancak basit bir şekilde yani seviyelerinden daha aşağı bir şekilde anlatabilmişlerdir

4 sınıfların yüzde 25’i ve 8 sınıfların yüzde 28’i, bulundukları sınıf seviyesinde okuyabiliyorlar ve metnin ana fikrini bulabiliyorlar

Bu öğrencilerin televizyon izleme süreleri :

4 sınıfların yüzde 61’i ve 8 sınıfların yüzde 65’i günde 3 saat veya daha fazla televizyon izlediklerini ifade ediyorlar
  Hızlı Cevap
Alt 08-11-2012   #5 (permalink)
afra
Standart Cevap: Televizyonun hayatımızdaki yeri ve önemi nedir?


bence guzel degil ama ne yapalım...
  Hızlı Cevap
Alt 12-01-2013   #6 (permalink)
Kayıtsız Üye
Standart Cevap: Televizyonun hayatımızdaki yeri ve önemi nedir?


güzel olduğunu sanıyorum keşke okuyabilseydim
  Hızlı Cevap
Alt 07-04-2013   #7 (permalink)
AnlAMadım ????
Standart Cevap: Televizyonun hayatımızdaki yeri ve önemi nedir?


Keşke okusamda anlasam çoook uzun okumaya ömür yetmez beee !! daha kısa yazsanız.
  Hızlı Cevap
Alt 14-04-2013   #8 (permalink)
Kayıtsız Üye
Standart Cevap: Televizyonun hayatımızdaki yeri ve önemi nedir?


ben azda olsa okudum ama begenmedim.
  Hızlı Cevap
Alt 16-04-2013   #9 (permalink)
Kayıtsız Üye
Standart Cevap: Televizyonun hayatımızdaki yeri ve önemi nedir?


Süper ödevim yarına teşekkürler
  Hızlı Cevap
Alt 04-10-2013   #10 (permalink)
Kayıtsız Üye
Standart Cevap: Televizyonun hayatımızdaki yeri ve önemi nedir?


çok uzun ben bunu nasıl deftere yazıcam
  Hızlı Cevap
Yeni Konu aç  Cevapla

Sayfayı Paylaş

Hızlı Cevap
Kullanıcı isminiz: Giriş yapmak için Buraya tıklayın
Sorunun cevabını alttaki kutucuğa yazınız. (Gerekli)

Mesajınız:

Seçenekler


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Telefonun, bilgisayarın ve televizyonun hayatımızdaki yeri nedir? Kayıtsız Üye Frmartuklu Soru-Cevap Bölümü 20 05-05-2014 15:41
Suyun hayatımızdaki yeri ve önemi nedir? Kayıtsız Üye Frmartuklu Soru-Cevap Bölümü 1 23-02-2012 18:17
Televizyonun hayatımızdaki yeri ve getirdiği değişiklikler nedir? Kayıtsız Üye Frmartuklu Soru-Cevap Bölümü 2 08-02-2012 23:41
Sürtünmenin hayatımızdaki yeri ve önemi nedir? Kayıtsız Üye Frmartuklu Soru-Cevap Bölümü 1 12-01-2012 22:37
Müziğin Hayatımızdaki Yeri ve Önemi Nedir? Mavi_inci Müzik Sohbet & Fan Club 0 22-03-2011 22:40


Saat: 05:48.


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO ©2011, Crawlability, Inc.
Frmartuklu.Net ©2008 - 2014