FrmArtuklu

FrmArtuklu

Kaliteli Paylaşımın Adresi


Go Back   FrmArtuklu > (¯`·.(¯`·.Forum Artuklu Duyurular.·´¯).·´¯) > Frmartuklu Soru-Cevap Bölümü



''Yurtta barış dünyada barış'' nedir?

Frmartuklu Soru-Cevap Bölümü icinde ''Yurtta barış dünyada barış'' nedir? konusu , ''Yurtta barış dünyada barış''cümlesi ne anlama gelir?...

Yeni Konu aç  Cevapla
 
Seçenekler
Alt 26-02-2011   #1 (permalink)
Kayıtsız Üye
Standart ''Yurtta barış dünyada barış'' nedir?

Sponsorlu Bağlantılar


''Yurtta barış dünyada barış''cümlesi ne anlama gelir?

 

  Hızlı Cevap
Alt 26-02-2011   #2 (permalink)
Standart Cevap: ''Yurtta barış dünyada barış'' nedir?


Yurtta Barış, Dünyada Barış

Prof. Dr. Muzaffer Eryılmaz Çankaya Belediye Başkanı
Ne garip bir tesadüf ve trajedidir ki, dünya yeni bir Dünya Barış Günü'nü yine savaşın acı, gözyaşı, vahşet ve yıkım getiren karanlık ortamında karşılamak zorunda kalıyor. Doğrudur; savaş bazen kaçınılması olanaklı olmayan en kötü seçenek olarak insanların ve ulusların karşısına çıkabilir. Bir insanın çok somut bir ölüm tehlikesi karşısında ve başka bir kurtuluş seçeneği kalmaması durumunda şiddet kullanması, hukuk sisteminde nasıl ''meşru müdafaa'' kabul ediliyorsa, uluslar açısından da ancak kendisine yönelik somut bir silahlı saldırı olması ve bu saldırıyı savaş yöntemi dışında saf dışı etme olanaklarının tükenmesi koşullarında savaş meşru kabul edilebilir.
Büyük Atatürk , hem bir ulusal kurtuluş savaşının önderi olarak hem de ''Yurtta Barış, Dünyada Barış'' belgisini benimsemiş bir devlet adamı olarak, bu dengeyi kendi yaşamında ve siyaset anlayışında en doğru biçimde somutlaştırmıştı. Atatürk, ulusların üstünlük yarışının savaşla değil, bilim ve teknoloji yoluyla sürmesi gerektiğini düşünen bir liderdi. Zira pek çok savaş görmüş, bu savaşların pek çoğundan da zaferle çıkmış bir lider olarak çok ama çok iyi biliyordu ki, savaşlar tüm insanlık ve uluslar için acı, yıkım, gözyaşı ve medeniyet için ise geriye gidiş demektir. Ne var ki ve ne yazık ki, özellikle son yirmi yıldır bazı çevrelerde büyük önderimizin bu ödünsüz barışçı ve bağımsızlıkçı yaklaşımından uzaklaşma eğilimi çok belirgin hale gelmiştir. Bu çevreler, ulusal çıkarımızla doğrudan hiçbir ilgisi olmamasına karşın bölgedeki savaşlara müdahil olmak heves ve isteği içindedirler. Hepimizin hafızasında çok tazedir; yine aynı çevreler, Irak Savaşı'nda tezkerenin geçmemesi karşısında çok hayıflanmışlar ve Irak'a askeri müdahalede bulunmamakla Türkiye'nin bölgede etkili olma olanağını kendi eliyle teptiğini iddia etmişlerdi. Oysa gerçek durum ve tablo bambaşkaydı.
Eğer Türkiye tezkereyi kabul etmiş olsaydı, Irak'ın güneyindeki Şii bölgesinde büyük bir kaosun ve kan davasının ortasına sürülecek; ABD ise yalnızca Irak'ın kuzeyine değil, aynı zamanda ülkemizin Güneydoğu'suna da yerleşme olanağına kavuşacaktı. Bu tablonun, Türkiye'yi kendi topraklarında bile egemenliğini kullanamayan ve birliği ciddi şekilde tehdit altında olan bir ülke haline getireceği açıktır. Avrupa'nın göbeğinde yıllarca süren hazin Bosna Savaşı'na bigâne kalıp, üç maymunu oynayan İslam ülkelerinin varlığı hafızalarda tazeliğini korurken Türkiye, bugün kaşla göz arasında Lübnan bataklığına sürüklenmek istenmektedir. Çok dinli ve çok parçalı özgün yapısı içinde yıllardır bir ulusal birlik kuramamış Lübnan'da ulusal bilincin ve birliğin nihayet gelişmekte olduğu bu dönemde, Türkiye'ye, kendi ülkemizin çıkarlarıyla, bölge ülkelerinin çıkarlarıyla, ulusal birliğe yürüyen Lübnan halkının çıkarlarıyla, evrensel insanlık değerleri ve çıkarlarıyla açık bir aykırılık taşıyan ABD ve İsrail patentli karanlık bir savaş senaryosunda jandarma rolü önerilmektedir. Ülkemiz, komşumuz olan bölge uluslarıyla karşı karşıya gelişi ve düşmanlaşmayı doğuracak olan bir maceranın içine çekilmek istenmektedir..
Böylesi bir dönemde Atatürkümüzün ''Yurtta Barış, Dünyada Barış'' felsefesini çok daha iyi düşünmeli ve özümsemeliyiz. Savaşlar bugüne kadar ne acıları dindirmiş ne de mutlulukları çoğaltmıştır; aksine, acıları derinleştirip mutsuzlukları pekiştirmiştir. Yakıp yıkmayı iş edinen, masumiyet ve insan avcısı karakteriyle savaşlar, elbette bir biçimde duruyor, yaralar sarılmaya, yıkıntılar onarılmaya çalışılıyor. Ama barışın ozanı Bertolt Brecht 'in dizeleriyle, savaşların sonunda şöyle bir tablo oluşuyor: ''Dost düşman sükût buldu / Yalnız analar ağlaşır / Ötede beride'' . Evet savaş anaların ağlaması, insanlığın ağlaması, barışın ağlamasıdır.
Bu nedenle 1 Eylül Dünya Barış Günü'nde anlamsızlığın, insan ruhunu bölmenin büyük trajedisinin adı olan "Savaşlara Hayır!" diyoruz. Çünkü annelerin gözyaşlarına hayır diyoruz!




Yurtta Sulh, Cihanda Sulh Ne Demek?
Bugün rahmetli Atatürk''ün, "Ve aleykümselam!" diyerek son nefesini verdiği günün 67.yıldönümü.

Peki, Atatürk son nefesinde niye "Ve aleykümselâm!" demiştir? Ona o anda orada selâm veren bir kimse mi vardı? Hayır, o esnada başucunda doktorlar vardı ve o âna kadar ara sıra "Saat kaç?" diye soran Gazi''yi muayene ediyor, hatta, "Dilini uzatınız efendim!" ricasında bulunuyorlardı. Ama o, birdenbire kendini arka üstü yatağa attı, dişleri birbirine vuracak şekilde titremeye başladı.

İşte böyle bir anda Gazi:

" Ve Aleykümselâm!" dedi ve gözlerini yalan dünyaya ebediyen kapadı.

Müminler, Kur''an ve Hadislerde kişinin ölüm halleri hakkında verilen bilgilerden az buçuk haberdar olan her Müslüman bilir ki, insan için, Müslüman için, Mümin için en önemli şey işte bu "son nefes"tir. Ömrü cephelerde geçen, rahmetli Akif''in, "Bedr''in aslanları bile ancak bu kadar şanlı idi!" diye tasvir ettiği Çanakkale Zaferi''nin en önemli mimarı, Mondoros ve Sevr ile yeryüzünde bir tek bağımsız İslâm devleti kalmamışken Samsun''a çıkarak Milli Mücadele''yi başlatan ve bu mücadeleyi, adı Lozan olan zaferle noktalayarak İslâm''ı devletsiz bırakmayan Gazi''ye, 10 Kasım 1938''de Yüce Allah(c.c.) işte böyle, "Ve Aleykümselam" diyerek son nefesini vermeyi lütfetmiştir. Demek ki Melek Azrail Gazi''nin yanına gelince selâm vermiştir. Doğrusunu elbette Allah(c.c.) bilir, ama hadisenin fotoğrafı bunları söylemektedir.

Gerçek bu iken O''nun hakkında dinsizliğinden imânsızlığına kadar yapılmadık iftara kalmamıştır.

Bu da Cenab-ı Hakk''ın O''nu ne kadar sevdiğinin bir başka ispatıdır. Çünkü böylesine iftira yapan kim varsa namazından orucuna, zekâtından sadakasına kadar bütün hayır ve hasenatlarını da O''na hediye etmiş olmakta, böylece, Gazi''nin Mahkeme-i Kübra''daki hesabını kolaylaştırmaktadırlar.

Bu tür bühtanlar Atatürk''e sağ cenahtan yapılan saldırılardır.

Bir de sol cenahtan, yani laikliğe sığınarak onu neredeyse bir Fransız, bir Amerikalı gibi Batılı gösteren saldırılar vardır. Bunlar da Atatürk dostu değil, Atatürk katilleridir. Bu cenah, Atatürk''ü Atatürk''e sığınarak, âdeta sanki onun mirasını kullanarak saldırdıkları için Atatürk''ü bizzat Atatürk''le vuran, yani Atatürk''ün mirasını bizzat Atatürk''ün mirasını yok etmek için kullanan hainlerdir, gafillerdir, cahillerdir.

Çünkü bizzat Atatürk, "Türkiye hiçbir milleti taklit etmeyecektir. Türkiye ne Amerikalılaşacak, ne batılılaşacaktır. O sadece özleşecektir!" demiştir. Yine o işte bu sebeple Patrikhane''yi "Fitne yuvası" olarak tanımlamış, yine o bu sebeple Mason Localarını, "Yabancı uşakları" diyerek kapatmış, işte o bu sebeple, Türk evladını Hıristiyan yapan Bursa Amerikan Koleji''nin kapısına kilit vurdurtmuştur.

Son dönemlerde Atatürk''e saplanan en büyük hançer de yine onun, "Yurtta sulh, cihanda sulh" sözüdür. Bu sözü cahiller ve zavallılar yanlış anlamakta, hainler ise bu sözü, Türk milletini gaflet uykusunda tutmak için tekrarlayıp durmaktadırlar. "Atatürk''ün resimlerini devlet dairelerinden kaldırın" diyenler, "Atatürk''ün milli devlet anlayışını terk erdin" aklı verenler ne hikmetse ( tabii ki Türk milletini uyutmak için) Atatürk''ün "Yurtta sulh, cihanda sulh" sözüne sarılmayı hiç ihmal etmemektedirler.

Oysa "Yurtta sulh, cihanda sulh" diyen Atatürk, aynı zamanda, "Allah nasip eder, ömrüm vefa ederse Musul, Kerkük ve Adaları geri alacağım. Selânik de dahil Batı Trakya''yı Türkiye hudutları içine katacağım" diyen, yani, bir bakıma, İslâm''ın evrenselliği ile Türk''ün "Cihan hakîmiyeti" ve "Kızıl Elması"nı Türk milletinin önüne bir pusula gibi koyan bir tarihi şahsiyettir.

Evet, "Yurtta sulh, cihanda sulh!" demek, Türk''ün iç barışı sağladıktan ve emperyalistlerle boy ölçüşebilecek güce eriştikten sonra, "Benim dünya barışı için de söyleyeceklerim var!" demektir. Hatta, "Dünya barışı benden sorulur!" diye meydan okumaktır. Çünkü o, yani Türk, dünya barışını beş kıtada yüzyıllarca temin etmiş Osmanlı''nın mirasçısıdır. Yani dünya barışı Türk''e muhtaçtır. Türk Avrupa, Asya, Arabistan ve Afrika''dan çekildi çekileli ne Avrupa''da barış kalmıştır, ne Asya, ne Afrika, ne o uydurma bir tanım olan Ortadoğu''da barış kalmıştır.

Yani, "Cihanda sulh" demek, meselâ Irak''ı işgal eden ABD''ye, "Dur be pis emperyalist, senin bu yaptığın dünya barışı için bir büyük tehlikedir" deme iradesidir…

"Yurtta sulh, cihanda sulh" demek hele, öyle kafaya çuvalı geçirip, çevrende ve dünyada olup biteni görmezlikten gelmek, hele Kerkük, Telafer ve Kıbrıs''ta Türk''ün hakkı gasp edilir, kanı oluk oluk akıtılırken bön bön seyretmek, yahut İstanbul''un merkezinde Ortodoksların at oynatmasına göz yummak pısırıklığı, korkaklığı hiç değildir.

Evet, "Yurtta sulh, cihanda sulh" demek, Türk''ün dünkü, "Türk cihan hakimiyeti mefkûresinin" 2000''li yıllardaki yorumudur. Bu, Allah(c.c.) bilir, bizzat Allah''ın da muradıdır. Çünkü dünyaya nizam vermek, Haçlılara terk edilemez, dünyaya nizam vermek, emperyalistlerin insafına bırakılamaz.

Bırakılırsa, "Cihanda sulh" olmaz, olmadığı da yaşanarak görülmüştür, görülmeye devam edilmektedir.

Evet, bugün O''nun, "- Ve aleykümselam!" diyerek aramızdan ayrılışının 67.yıldönümü.

Mekânı ona cennet, hayatı da bize ibret olsun.


Alıntı
SeLeN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Hızlı Cevap
Yeni Konu aç  Cevapla

Sayfayı Paylaş

Hızlı Cevap
Kullanıcı isminiz: Giriş yapmak için Buraya tıklayın
Sorunun cevabını alttaki kutucuğa yazınız. (Gerekli)

Mesajınız:

Seçenekler


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
''Yurtta barış,dünyada barış''sözü ülkemiz ve dünya için neden önemlidir? Kayıtsız Üye Frmartuklu Soru-Cevap Bölümü 2 04-04-2013 00:37
Yurtta barış dünyada barış neden önemlidir? Kayıtsız Üye Frmartuklu Soru-Cevap Bölümü 2 12-01-2013 19:00
''Yurtta barış dünyada barış'' cümlesinin anlamı nedir? Kayıtsız Üye Frmartuklu Soru-Cevap Bölümü 1 15-01-2012 22:45
Barış Mançonun Hayatı - Barış Manço Kimdir SeLeN Sanatçı Tanıtımları 0 04-01-2012 20:42
Yurtta barış dünyada barış cümlesinin açıklaması Mavi_Sema Atatürk Hakkında Herşey 0 20-02-2011 15:08


Saat: 23:14.


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO ©2011, Crawlability, Inc.
Frmartuklu.Net ©2008 - 2014