FrmArtuklu

FrmArtuklu

Kaliteli Paylaşımın Adresi


Go Back   FrmArtuklu > (¯`·.(¯`·.Forum Artuklu Duyurular.·´¯).·´¯) > Frmartuklu Soru-Cevap Bölümü



Geleneksel Türk Sanat Müziği Yorumcu ve Bestecileri

Frmartuklu Soru-Cevap Bölümü icinde Geleneksel Türk Sanat Müziği Yorumcu ve Bestecileri konusu , Talat ER (1968) Kemani besteci. Adana'da doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini burada tamamladı. 1985 yılında yapılan sınavı kazanarak başladığı Adana Belediye Konservatuarı'nda Avni Anıl, Ali Şenozan ve Suphi İdrisoğlu ...

Yeni Konu aç  Cevapla
 
Seçenekler
Alt 05-01-2011   #21 (permalink)
Standart Cevap: Geleneksel Türk Sanat Müziği Yorumcu ve Bestecileri

Sponsorlu Bağlantılar


Talat ER (1968)

Kemani besteci.

Adana'da doğdu.

İlk, orta ve lise öğrenimini burada tamamladı.

1985 yılında yapılan sınavı kazanarak başladığı Adana Belediye Konservatuarı'nda Avni Anıl, Ali Şenozan ve Suphi İdrisoğlu gibi hocalardan yararlandı.

Askerlik görevi için Ankara'da bulunduğu 1987 senesinde TRT sınavını kazandı.
Yurtdışında Türk Tanıtma Vakfı ile birlikte Türk Kültürü'nün tanıtılması için çalıştı.

2000 Yılında yoğunlaştırdığı beste çalışmaları, 14 Şarkı ve 5 Saz eserinin TRT repertuarına girmesiyle sonuçlandı. Talât ER'in 17 ayrı makamda 60'ye yakın bestesi bulunmaktadır. "İlkbahara bekle beni demiştin"(Okyanus) adlı Kürdi şarkısı, 2002 ve 2003 Yılında TRT ve TRT dışında da en çok istenen şarkılar arasında yer aldı, yılın en sevilen şarkılar arasına girdi.

2002 Yılında Akçay Belediyesinin düzenlediği TSM beste yarışmasında 1. oldu.

2002 Yılında Amasya Belediyesi ve TRT'nin ortaklaşa düzenlediği TSM Altın Elma beste yarışmasında mansiyon aldı.

2003 Yılında Akçay Belediyesinin düzenlediği TSM beste yarışmasında, 3. oldu.

Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Bölümü'nde ve ODTÜ'de Keman dersleri verdi.

Sanatçı halen Türk Sanat Müziği konusunda araştırma ve çalışmalarına TRT'de devam etmektedir.

Besteci, TRT İstanbul Radyosu ses sanatçılarından Ayfer ER ile evlidir.

Ayfer ER

- Talat Er'in bestelerinden:
İlkbahara bekle beni demiştin (Kürdi)
Kalbim yanıyor her ne zaman ismini ansam (Hüzzam)
Seviyorum desen de kanmam sözüne (Hicaz)
Seyrettim nazarında aşkın hiç olduğunu (Nikriz)
Kavuşmamız yazmasa da kaderde (Kürdi)
Saz semaisi (Nihavend)
SeLeN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Hızlı Cevap
Alt 05-01-2011   #22 (permalink)
Standart Cevap: Geleneksel Türk Sanat Müziği Yorumcu ve Bestecileri


Pınar KÖKSAL (?)

Adana'da dünyaya geldi.

Müzik eğitimine 9 yaşında iken mandolin ve keman dersleri ile başlayan Pınar Köksal, sonrasında akordeon dersleri, piyano dersleri alarak ilk bestelerini yapmaya başladı.

Türk Sanat Müziği dalındaki ilk derslerini ise Sadi Hoşses'ten alan sanatçı, uzun yıllar Yılmaz Pakalınlar ile birlikte Türk müziği teorisi, kompozisyon, repertuar ve beste çalışmalarına devam etti.

Lavta da çalan sanatçının, 68'i TRT repertuarında olmak üzere, 100'ün üzerinde bestesi vardır. Eserleri radyo ve televizyon kanallarında ve tüm Türkiye'de çeşitli korolar tarafından seslendirilmektedir ve birçoğu Bujor Hoinic tarafından çok sesli müziğe uyarlanmıştır.

184 Kadın Besteci arasında ilk üçe girmektedir.

- Bestelerinden:
Her şeyi dert edip üzülme sakın (Hicaz)
Şarkılar söylüyorsun (Nihavend)
Senin yokluğuna dayanmak çok zor (Saba)
Esmer tenli, ince belli (Hicaz)
SeLeN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Hızlı Cevap
Alt 05-01-2011   #23 (permalink)
Standart Cevap: Geleneksel Türk Sanat Müziği Yorumcu ve Bestecileri


Selahattin İNAL (1925 - 1982)

Nafia Hanım ile Fırıncı Hacı Şükrü'nün 4 oğlundan en küçüğü olarak Çankırı'da doğdu.

İlk ve orta öğrenimini Çankırı'da devam ettirdiği yıllarda ağız armonikası ve mandolin çalarak müzikle tanıştı. Müzik yeteneğini fark eden ağabeyinin İstanbul'dan getirdiği kemanı eline aldığında 15 yaşındaydı. Ankara radyosu Türk Musikisi yayınlarından dinlediği kemânî Hakkı Derman'a duyduğu hayranlık kendisi için teşvik edici olmuştur.

Selahattin İnal, lise öğrenimini Ankara Gâzi Lisesi ve İstanbul Işık Lisesinde tamamladı.

Ankara'da okurken tanıştığı ve ölene kadar birlikte olduğu arkadaşlarından özellikle Ferit Sıdal ile müzik çalışmalarını yoğunlaştırdı. İstanbul'da bulunduğu yıllarda mânevi hocası Hakkı Derman'ın büyük teşvik ve desteğini gördü. Ayrıca dönemin önemli müzisyenleri ile tanışarak arkadaşlık etti, çalıştı ve sanatını geliştirdi.

1949 yılında Elife Hanım ile evlendi.

Yedek subay olarak askerlik görevini tamamladıktan sonra 1952 yılında Ankara Radyosu'na keman sanatçısı olarak giren İnal, ölümüne kadar keman sanatçılığı, şeflik ve hocalık yaptı.

Kendine özgü bir üslup geliştirerek aranan bir keman sanatçısı konumuna geldi.
Tekniği sağlam, duygu yönü zengin bestelere imza atan sanatçı ayrıca esprili yönüyle de her zaman sevilen ve sayılan bir kişilik oldu.

Selahattin İnal 7 Mayıs 1982 günü yaşama veda etti.

- Bestelerinden:
Sen hep beni mâzimdeki hâlimle tanırsın (Hicaz)
Sesimde şarkısı aşkın figân olup gidiyor (Hüzzam)
Âhımı hicrânımı sakladım gizli tutdum (Nihavent)
Saçının tellerine gönlümü taktı kader (Rast)
Gözümde özleyiş gönlümde acı (Buselik)
Yemin ettim bir kere, dönmem geri, bunu bil (Rast)
Gurbetten gelmişim yorgunum hancı (Uşşak)
Tez geçse de her sevgide bin hâtıra vardır (Hüseyni)
Gönül aşkınla göz yaşı dökmekten usandı artık (Rast)
Çubuğum yok, yol üstüne uzatam (Muhayyerkürdi)
Yaklaşıyor gün be gün ömrümüz son mevsime (Rast)
Dertleri zevk edindim bende neş'e ne arar (Kürdilihicazkar)
SeLeN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Hızlı Cevap
Alt 05-01-2011   #24 (permalink)
Standart Cevap: Geleneksel Türk Sanat Müziği Yorumcu ve Bestecileri


Refik FERSAN (1893 - 1965)

Besteci, müzikbilimci ve tambur sanatçısı

İstanbul'da doğdu.

Galatasaray Mekteb-i Sultanisi'ni (Galatasaray Lisesi) bitirdi.
İlk müzik bilgilerini babasından alan Refik Bey, 1905'ten başlayarak yedi yıl boyunca Tamburi Cemil Bey'den ders aldı.

1914'te kimya öğrenimi görmek üzere İsviçre'ye gitti. Öğrenimini tamamlayamadan 1917'de İstanbul'a döndü ve aynı yıl Darülelhan'da tambur öğretmeni oldu. 1919'da yüzbaşı rütbesiyle Muzıka-yı Hümayun'un Türk müziği bölümüne geçti. 1924'te Riyaseti cumhur (Cumhurbaşkanlığı) İncesaz Heyeti şefliğine getirildi ve ilk plağını bu görevden ayrıldığı 1927'de doldurdu.

İstanbul Radyosu'nun ilk yayımlarına katıldı, eşi Fahire Hanım (Fersan) ve Münir Nurettin Bey (Selçuk) ile yuriçinde ve Mısır, Yunanistan, Irak gibi ülkelerde konserler verdi, Macaristan Radyosu'nda solo programlar gerçekleştirdi.

1938'de yeni bir konservatuvar kurmak üzere davet edildiği Şam'a gitti.

1950-1957 yılları arasında, atandığı İstanbul Radyosu ve İstanbul Belediye Konservatuvar'ında icracı, ilmi kurul başkanı ve icra heyeti şefi olarak çalıştı. 1950'de getirildiği Konservatuvar Tasnif Heyeti başkanlığı görevini ölümüne değin sürdürdü.

Türk müziğinin eski metinleri üzerine yaptığı çalışmalarla da tanınan Refik Fersan, Hamparsum notasıyla yazılmış çok sayıdaki besteyi Batı notasına aktardı. İcracılığının yanı sıra klasik Türk müziğinin dinsel ve dindışı hemen her formunda besteler yaptı ve özellikle saz yapıtları bestecisi olarak öne çıktı.

Saz yapıtları ezgilerinin özgürlüğü ve kuruluşlarındaki sağlamlıkla dikkati çekti. Sözlü yapıtlarında ise güfte-beste uyumuna büyük özen gösterdi. En tanınmış saz yapıtı, olağanüstü mükemmelikteki 'Hicaz Peşrevi'dir.

Refik Fersan 13 Haziran 1965 günü İstanbul’da yaşama veda etti.

- Bestelerinden:
Bir neşe yarat hasta gönül, sen de biraz gül (Mahur)
Düştü enginlere bir ince hüzün ( Segah)
Beni candan usandırdı ( Kürdilihicazkâr)
Kirpiğine sürme çek kına yak parmağına ( Nıkriz)
Dün yine günümüz geçti beraber ( Mahur)
Herkes gitti yalnız kaldım meyhanede ( Segah)
Düşme gör sevda bela gözlerdedir ( Acemaşiran)
Felâh bulmadı bir türlü derd-i mihnetten ( Hüzzam)
Her güzel bağından bir gül seçerdi ( Muhayyer)
Rüzgar uyumuş ay dalıyor, her taraf ıssız ( Acemkürdi)


Hafız Kemal GÜRSES (1884-1939)

Besteci, gazelhan ve hanende

İstanbul Şehremini'de doğdu.
Annesi Feride Hanım köklü bir İstanbul ailesinin kızı, babası saraç Mehmet Agah Bey’dir.

İlk eğitimini Bâki Ali Paşa Mahalle Mektebi’nde aldı, hafızlık eğitimine o yıllarda başladı.
Sonradan Fatih Merkez Rüştiyesi’ne (ortaokul) ve onun ardından Vefa İdadisi’ne (lise) devam etti.
Babasının tıp eğitimi almasını istemesine rağmen o din eğitimi almak istedi.
Arapça, Farsça öğrendi, bir yandan da musiki dersleri aldı.

Askerliğini Çanakkale'de tabur imamı olarak yaptı.
Savaştan sonrada her yıl mart ayında Çanakkale'ye gitti ve orada şehitler için mevlüt okudu.
Kızı, onu Çanakkale'ye ilk gönderen kişinin Atatürk olduğunu söyler.

Kemal Bey, müzik eğitimini dönemin en yetkin hocalarından aldı.
Ama ilk hocası yine bir din adamıydı. Kasımpaşa'daki Küçük Piyale Paşa Camii imamı Cemal Efendi, ona müziği sevdirdi.
Daha sonra Besteniğar Ziya Bey, Muallim Kazım Uz ve Hacı Kirami Efendi gibi önemli müzisyenlerden dersler aldı. Hafız Kemal, önceleri din dışı müzikle pek uğraşmadı. Ama sonraki yıllarda gazele ve şarkıya da yöneldi.

İstanbul Radyosu’nun ilk kuruluş yıllarından itibaren yakın arkadaşı Hafız Sadettin Kaynak ile yayınlara katıldı. Dar”ül Elhan plakları dışında; Columbia, Odeon ve Sahibinin Sesi firmaları için 40 kadar plak (80 eser)kaydı gerçekleştirdi.
Mevlithan olarak, Columbia’dan yayınlanan plaklarıyla ölümsüzleşti. Gerçekten de yaşayan “En Meşhur Mevlithan” olarak kabul gördü, ölümünden sonra da bu sıfatı taşımayı sürdürdü.

Sporcu yönüyle de ilginç bir kişilik olan Gürses, yüzme sporunun yanı sıra genç yaşlarında güreş de yaptı.

Atatürk de Hafız Kemal Bey'in hayranlarından biriydi. Gürses soyadını ona Atatürk verdi.

Hafız Kemal Gürses 9 Ağustos 1939 günü yaşama veda etti.

- Bestelerinden:
Zulmetle ayrılık bestesi yapan(Geceler) (Uşşak)
Ruhumda derin yaralar var (Acemaşiran)
Gurbet (Acemaşiran)
Hayal dolu bir gençlik, ümit dolu bir aşk bitti (Acemkürdi)
SeLeN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Hızlı Cevap
Alt 05-01-2011   #25 (permalink)
Standart Cevap: Geleneksel Türk Sanat Müziği Yorumcu ve Bestecileri


Leyla SAZ (1845-1936)

Besteci, şair, yazar.

İstanbul'da doğdu.
Babası 'ekselans' diye anılan Hekimbaşı İsmail Paşa'dır.

Çocukluğundan başlayarak sarayda bulundu, sultanların nedimeliğini yaptı.
Saray yaşamı sayesinde iyi bir eğitim gördü; harem hayatını da yakından tanıdı.

Sarayda kaldığı dönemde Nikoğos Ağa ve Medeni Aziz Efendi'den aldığı dersler ile klasik Türk müziği konusunda kendini geliştirdi, bestekârlık yeteneğini ilerletti. 'Yaslı gittim şen geldim' marşının da bestecisi olan sanatçının iki yüze yakın eseri vardır. Bostancı Köşkü yangınında birçok şiiri ve hatıra defterleriyle birlikte bu notaların çoğunun yanmasına karşın, kalan besteleri bugün hâlâ dinlenmektedir.

Şiir yazmaya 16 yaşında başlamış olan Leyla Hanım aynı zamanda, dönemin dergilerinde Fitnat Hanım ile birlikte açık imzası görülen ilk kadın şairlerdendir. Divan geleneğiyle yazdığı şiirlerinin bir kısmı 1928'de 'Solmuş Çiçekler' adıyla yayımlandı.

Saray çevresini ve âdetlerini 'Harem ve Saray Adatı Kadimesi' adlı anı kitabında anlattı. Bu anılar, daha sonra 1974 yılında 'Haremin İçyüzü' adıyla kitap olarak yayımlandı.

Leyla Saz 6 Aralık 1936'da İstanbul'da yaşama veda etti.


- Bestelerinden :
Nerdesin, nerde acep, gamla bıraktın beni (Hicazkar)
Ey sabah-ı hüs-i anın aftab-ı enveri (Hüzzam)
Harab-ı intizar oldum, aman gel (Hüzzam)
Etmedim asla terahhum pek çok üzdün (Mahur)
Dilberim terk-i sebata her zaman amadedir (Sultaniyegah)
SeLeN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Hızlı Cevap
Alt 05-01-2011   #26 (permalink)
Standart Cevap: Geleneksel Türk Sanat Müziği Yorumcu ve Bestecileri


Radife ERTEN (1923-1988)

İstanbul Beşiktaş'da dünyaya geldi.
Annesi Hidayet Hanım, babası Mahmut Bey'dir.

Beşiktaş 19. Okul'da öğrenci iken sesinin güzelliği ile çevresinin beğenisini kazandı, öğretmeni Hikmet Koptagel ve Hafiz Burhan Bey'in teşvikiyle kanuni Necmiyar'dan ilk müzik eğitimini aldı.

1936'da henüz 14 yaşındayken yaşı 6 sene büyütülerek radyo sanatçılığına kabul edildi.
1938'de Ankara Radyosu'na tayin edildi.
1950 yılında İstanbul'a döndü ve Mesut Cemil'in klasik koro programlarında yardımcılığını yaptı.
Eski İstanbul semailerini, manilerini tespit ederek radyoda okudu ve notaya aldı. Özellikle 'Mavili' ile büyük bir başarı elde eden sanatçı halk arasında çok sevildi ve bu eserle özdeşleşti.

Eşini ve iki çocuğunu kayıp etmenin acısıyla yaşadı.

9 Aralık 1988 tarihinde hayata gözlerini yuman Erten'in 1941 yılında askerlik görevini yapmakta olan eşine duyduğu hasret ile bestelediği "Saçına taktığım güller solmadan" eseri dışında 20 kadar bestesi ve pek çok derlemesi bulunmaktadır.


- Bestelerinden:
Saçına taktığım güller solmadan (Hüzzam)
Saki halime bir bak, elemlerle dolmuşum (Rast)
Çiçeklerle bezenmiş Boğaz'ın sahilleri (Mahur)
Sevgili İstanbul cihana bedelsin (Nihavent)
SeLeN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Hızlı Cevap
Alt 05-01-2011   #27 (permalink)
Standart Cevap: Geleneksel Türk Sanat Müziği Yorumcu ve Bestecileri


Hacı Arif BEY (1831 - 1885)

İstanbul'da Eyüp semtinde doğdu.
Asıl adı Mehmed Arif'dir.
Eyüp Şeri'ye Mahkemesi Başkâtibi Bekir Efendi'nin oğludur.

Daha ilköğrenimi sırasında güzel sesiyle dikkati çekti. Kendisiyle önce Zekâi Efendi (Dede) ilgilendi ve onu besteci Eyyubî Mehmed Bey'e götürdü. Arif Bey ilk musiki zevkini, bilgisini Mehmed Bey'den aldı. Altı yaş büyüğü olan, geleceğin değerli bestecisi Zekâî Efendi, onu hocası Dede Efendi'yle tanıştırdı; musikiye karşı büyük yeteneği olduğunu Dede Efendi de görmüştü. Arif Bey 1844'te Mehmed Bey'in yardımıyla Bab-ı Seraskeri'ye memur olarak girdi. Bir yandan çalışıyor, bir yandan da musikiye vakit ayırıyordu. Bir süre Mehmed Bey'in Muzika-yı Hümayun'daki derslerine dışardan devam etti. Çok geçmeden sesinin güzelliğini haber alan Sultan Abdülmecid onu Muzika-yı Hümayun'a aldırdı. Saray'daki musiki hocası besteci Haşim Bey'dir. Haşim Bey'den çok yararlandı, ondan yüzlerce eser öğrendi. Okuyuş üslubunu da ondan aldığı söylenir.

Abdülmecid, Arif Bey'e Saray'da büyük yakınlık gösterdi; onu "kurena"lık (mabeynci) rütbesine kadar yükseltti, dördüncü Mecidî nişanıyla ödüllendirdi. Arif Bey haremdeki cariyelerin musiki hocalığı görevini de yürütüyordu. Bu dersler sırasında Çeşm-i Dilber adlı Çerkes bir cariyeye âşık oldu. Padişahın izniyle Çeşm-i Dilber'le evlenerek Saray'dan ayrıldı. İki çocukları oldu. Ama bu evlilik yürümedi. Çeşm-i Dilber, çocuklarını Arif Bey'e bırakarak bir tüccarla evlendi. Arif Bey, "Niçin terk eyleyip gittin a zalim" ve "Düşer mi şanına ey şeh-i hûban" dizeleriyle başlayan kürdilihicazkâr şarkılarını terkedilmenin acısı içinde besteledi.

Bir süre sonra Abdülmecid tarafından "serhanende" olarak yeniden Saray'a alındı, gene haremdeki musiki dersleri hocalığıyla görevlendirildi. Besteci bu kez gene Çerkes bir cariyeye, Zülf-i Nigâr Hanım'a âşık oldu. Bu olay Saray'da duyulur duyulmaz, Abdülmecid onları evlendirdi. Zülf-i Nigâr'ın kısa bir süre sonra veremden ölmesi, besteciye yeni bir acı kaynağı oldu.

İkinci kez evlenirken de Saray'dan ayrılan besteci, yeniden Saray'a dönmek istiyordu. 1861'de Abdülmecid ölmüş, kardeşi Abdülaziz tahta çıkmıştı. Arif Bey, besteci Rıfat Bey'in yönetimindeki Saray Fasıl Topluluğu'na "serhanende" olarak alındı; ayrıca gene cariyelerin musiki hocalığıyla görevlendirmişti. Onu iki kez evliliğe götüren bu görev, üçüncü kez de aynı sonucu verdi. Arif Bey bu kez Pertevniyal Valide Sultan'ın nedimelerinden Çerkes Nigârnik Hanım'a âşık oldu. Musiki dersleri sırasında doğan bu ilişki de, padişah ile valide sultanın uygun görmesiyle, evlilikle sonuçlandırıldı.

Ömrünün sonuna kadar Nigârnik Hanım'la evli kalan Arif Bey'in Saray'daki bu üçüncü görevi on yıl sürdü.
1871'de tekrar Saray'dan ayrıldı. Şura-yı Devlet'te, Beykoz Aşar müdürlüğünde beş yıl memur olarak çalıştı. Sultan Abdülaziz'in ölümünden sonra Muzika-yı Hümayun'da girişilen tasfiye sonucu Arif Bey de açığa alındı. 1877-78 Osmanlı-Rus savaşı (93 Harbi) patlak verince Arif Bey savaş yıllarını geçim sıkıntısı içinde geçirdi.

Savaş bittikten sonra Osmanlı Sarayı bestecinin yokluğunu yeniden hissetmeye başladı. Arif Bey'in içinde bulunduğu durum Abdülhümid'e iletildi. Bunun üzerine besteci yeniden Saray'da görevlendirildi. Muzika-yı Hümayun'da dördüncü kez görevlendirilen Arif Bey'e kolağası rütbesi verildi, ama bu ona göre küçük bir rütbeydi. Arif Bey önceki padişahlardan gördüğü ilgiyi II.Abdülhamid'den görememenin huzursuzluğunu duymaya başladı. Ama ölünceye değin Muzika-yı Hümayun'daki derslerine devam etti.

28 Haziran 1885 günü yaşama veda etti.

- Sanatı:
Hacı Arif Bey, Türk Musikisinin en büyük bestecilerinden biridir. Klasik dönem bestecilerinin pek
kullanmadıkları şarkı formuna yepyeni bir kimlik kazandırmış, bir şarkı bestecisi olarak yeni bir çığır açmıştır. "Şarkı", Arif Bey'den sonra bestecilerin en çok işledikleri form olmuştur.

Musiki artık yalnız saraylarda, tekkelerde değil, bu çevrelerin dışında, özellikle konaklarda, yalılarda da icra edilmekte ve dinlenmektedir. Arif Bey'in bir zevk değişikliğini yansıtan şarkılarındaki üslup kendisinden sonraki hemen bütün şarkı bestecilerini etkilemiştir. Öyle ki, klasik formlarda verilen eserlerde bile onun etkisi görülür.

Birbirine benzeyen şarkıları çok azdır. Hiçbir zaman tekdüzeliğe düşmez. Hemen her şarkısına yeni bir renk, nüans katmasını bilir, kullandığı makamın o zamana kadar işlenmemiş bir yönünü yakalar.

Kürdilihicazkar Makamı ile sekiz zamanlı üç vuruşlu "müsemmen usulü" onun buluşudur.

- Bestelerinden:
Olmaz ilac sine-i sad pareme (Segâh)
Bakmıyor çeşm-i siyah feryade (Nihavend)
Hâtırımdan çıkmaz asla ahd u peymânın senin (Rast)
Nigah-ı mestine canlar dayanmaz (Saba)
Gurub etti güneş, dünya karardı (Kürdilihicazkar)
Bu yosmalık geçer bu çağ değişir (Karcığar)
Cihan gözümde yok hayli zamandır (Saba)
Gözümden gitmiyor bir dem hayalin (Suzinak)
Vücuk ikliminin sultanı sensin (Nihavend)
SeLeN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Hızlı Cevap
Alt 05-01-2011   #28 (permalink)
Standart Cevap: Geleneksel Türk Sanat Müziği Yorumcu ve Bestecileri


Selahattin İÇLİ (1923 - 2006)

Udi besteci.

Beşiktaş/İstanbul 'da doğdu.
Babası İbrâhim İçli, Annesi Zekiye İçli'dir.

İlkokulu Susurluk'ta, Ortaokulu ve Liseyi Balıkesir'de yatılı olarak okudu.

Müzikle yakınlığı çocukluk yıllarında babası İbrahim İçli'nin etkisi ile başladı.
Hem anne, hem baba tarafından kardeş çocukları olan udi bestekar Şerif İçli ve İbrahim İçli, 1914 yılında Beşiktaş musikî kulübüne devam etmeye başladılar. Neyzen İhsan Bey'in hoca olduğu bu ocaktan yetişenler arasında Hakkı Derman da vardır. Babasının müziğe olan alâkası ve zengin repertuarı sebebiyle, oğlu Selahattin'in kulağı daha çocukluk yaşlarından itibaren Türk musikîsinin klâsik ve güncel eserleriyle doldu. Böylece; ilk gençlik yıllarında kendisini bestekârlığa götürecek önemli temel unsur sayılabilecek oldukça geniş bir repertuara sahip oldu.

İlk şarkısını 17 yaşında besteledi. Güftesi, Faruk Nafiz Çamlıbel'in "Hıyâban" isimli şiirinden alınan Hüseynî makamındaki bu şarkının Şerîf İçli tarafından beğenilmesi, Selahattin İçli'yi yeni besteler yapma alanında daha büyük bir şevkle çalışmaya sevk etti.

1942 yılında büyük hayranlık duyduğu ve babasının da yakın arkadaşı olan Selahattin Pınar'la tanıştı. Selahattin Pınar'ı yıllarca hemen her hafta evinde ziyaret ederek onun bestekârlık konusundaki bilgi ve görüşlerinden faydalandı.

Üniversite öğrenimi, tıp fakültesindeki derslerinin yanı sıra, Selahattin İçli'nin musikî üzerinde yoğun olarak çalıştığı bir eğitim devresi oldu. Kuruluşundan itibaren on yıl kadar İstanbul Üniversitesi korosunda bulundu ve kanuni Ekrem Karadeniz'in özel derslerine devam etti. Bu dönemde, birçok müzik çalışmalarına ve konserlere sesi ve ud ile de katıldı.

İstanbul Tıp Fakültesi 1949 yılı mezunu olan besteci 1981 yılında Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı'nda sanatçı öğretim görevlisi ve başkan yardımcısı oldu. Konservatuarın İstanbul Teknik Üniversitesi'ne bağlanması üzerine 1986 yılında profesör unvanı alan İçli, Komposizyon Bölümü başkanlığına tayin edildi.

Çeşitli ansiklopedi, gazete ve dergilerde makale, fıkra, araştırma ve eleştiri türünden 400'ün üzerinde yazısı yayınlanmış olan besteci 1998 yılında Kültür Bakanlığı'nca verilen Devlet Sanatçısı unvanını aldı.

Selahattin İçli 14 Ekim 2006 günü İstanbul'da yaşama veda etti.

- Bestelerinden:
Zeytin gözlüm sana meylim nedendir (Hüseyni)
Hüzün zaman zaman deli dalgalarla gelir (Kürdilihicazkar)
Ayrılık var çıkan falda (Muhayyerkürdi)
Çiçek nedir görmeden bozkırlara dalmışsan (Kürdilihicazkar)
Çoktan beri bir kız tanırım ben Sarıyer'de (Rast)
Gül açılsın dudağında gülüver (Kürdilihicazkar)
Bırak böyle kalalım, bir dargın bir barışık (Rast)
Bitmez tükenmez bu dert ömür diyorlar buna (Kürdilihicazkar)
SeLeN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Hızlı Cevap
Alt 05-01-2011   #29 (permalink)
Standart Cevap: Geleneksel Türk Sanat Müziği Yorumcu ve Bestecileri


Suat SAYIN ( 1932 - 2006 )

İstanbul,Fatih'de doğdu.

Vefa lisesini bitirdi.

Müziğe 12 yaşında ud çalarak başlayan besteci, 1952 yılında Ankara radyosunda udi sanatçı olarak bulundu.
Stajyer sanatçılara nota, usül ve makam dersleri verdi.

1958 yılında beste çalışmalarına başladı.
İlk bestesi olan 'Gözlerimin yaşını silemiyorum' şarkısı o yıla aittir.
1960 yılında radyodan ayrılarak ilk plağı olan 'Postacı' şarkısını seslendirdi.
İlk sahne çalışmasını 1967 yılında Ankara Lunapark Gazinosu’ unda yaptı.

Bestelerinde daha çok Arap müziğinin etkisinde kalan Suat Sayın, tema olarak aşk üzerine çalışmıştır.
Çok sesli ve dış kaynaklı müziğin öncülüğünü yapmasından dolayı, müzik otoriterleri eserlerinin kimini arabesk olarak değerlendirmişler. Eserleri incelendiğinde makam ve usul bakımından çok ince motiflerle işlendiğini görmek mümkündür. bestelerini, bazen bir tavernada dans müziği olarak, bazen de Türk Sanat Müziği repertuarlarında bulmak mümkündür.

Zengin bir arşive sahip Suat Sayın 7 Aralık 2006 günü yaşama veda etti.

- Bestelerinden:
Ruhumda bir gizli emel mi arar (Hicaz)
Gündüzüm seninle gecem seninle (Nihavend)
Önce tuttun elimden sonra neden bıraktın (Rast)
Akşam olur gizli gizli ağlarım (Uşşak)
Sevemez kimse seni benim sevdiğim kadar (Hicaz)
Sakın bir söz söyleme, yüzüme bakma sakın (Muhayyerkürdi)
Anladım ki daha dolmamış çilem (Hicaz)
Söyleyin yıldızlar sevgilim nerde (Hüzzam)
SeLeN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Hızlı Cevap
Alt 05-01-2011   #30 (permalink)
Standart Cevap: Geleneksel Türk Sanat Müziği Yorumcu ve Bestecileri


Saadettin KAYNAK ( 1895 - 1961)

Türk Sanat Müziği bestecisi.

İstanbul'da doğdu.
Ali Alâaddin Efendi'nin oğludur.

Sesinin güzelliği nedeniyle genç yaşta hafız olmuştur. Öğretmenleri; Hafız Melek Efendi, Kaşımpaşa Küçükpiyale Cami İmamı Hafız Cemal Efendi, Neyzen Emin Dede ve Muallim Kâzım Uz'dur. Dinî müzik ile din dışı müziği birlikte yürütmüş; ilk şarkısı olan Hüzzam şarkısı "Hicran-ı Elem"i 1926 yılında bestelemiştir. İlk Türkçe ezanı da seslendiren Saadettin Kaynak'tır.
Müzik eğitimini İstanbul Üniversitesi'nde tamamlamış ve daha sonra Güney Doğu Anadolu'da yerel müzikler üzerine araştırmalar yapmıştır. 1940-1950 yılları arasında seksenin üzerinde film müziği bestelemiştir. 1955 yılında felç geçirmiş; 3 Şubat 1961 tarihinde İstanbul'da Haydarpaşa Numune Hastanesi'nde ölmüştür. Merkez Efendi Mezarlığı'nda gömülüdür.

Hayatını Türk Sanat Müziği'ne adamıştır diyebileceğimiz Kaynak'ın bugün neredeyse tüm sanat müziği repertuarlarında mutlaka bir bestesi yer alır. Elazığ civarında uzun süre bulunması nedeniyle Türk Halk Müziği'nden de oldukca etkilenmiştir, bu yüzden bazı eserlerinde halk müziği ezgileri görülür.

Bestelerini yaparken saz kullanmamış kendi sesini kullanarak beste yapmıştır. Her formda eserler vermiştir. Usul ve makam geçkilerini sıkça ve mükemmel bir şekilde kullanmıştır. Şarkılarınınen büyük karakteristiği kendilerini tekrarlamayışları, sanki bir giriş bir gelişme ve bir sonuç bölümünden oluşan, adeta konçerto havasında bestelenmiş olmalarıdır.

Öğrenimi ilahiyat olduğu halde kartını "bestekar" diye bastıran, mesleği imamlık olduğu halde film müzikleri besteleyen, saz çalmadığı halde sazlara adeta kök söktüren besteci, yaşamının ilerleyen dönemlerinde yalın Türkçe'nin de savunmasını yapmıştır.

Üçyüzotuz bestesi olduğu bilinen Saadettin Kaynak'ın vasiyetinden ilginç bir bölüm:
"Bu evde benim bir pardösüm, iki kat elbisem, bir bavulum, bir radyom, bir buzdolabım var. Bunları eşim Gülfiye 'ye bırakıyorum. Benim evimde birikmiş param yoktur. Emri hak vaki olduğu zaman Sıraselviler'deki apartmanımın 1, 3, 9 numaralı dairelerinden kiralar alınıp cenazemin teçhiz ve tekfinine (kefenleme işlemi) sarf edilsin. Cenaze namazım Nuruosmaniye Cami Şerifi'nde kılınsın. Merkezefendi'de kabrim hazırdır. Kabir taşımı Gülfiye yaptırır. Yazılacak şey şudur: Sultanselim Cami Şerifi Başimamı ve Sultanahmet Cami Şerifi İkinci İmamı ve Hatibi Meşhur Bestekâr Hacı Hafız Sadettin Kaynak'ın ruhuna fatiha..."”

- Bestelerinden:
Hicrân-ı elem sine-i pür hûnumu dağlar ( Hüzzam)
Leylakların hayali ( Hüzzam)
Çile bülbülüm çile ( Muhayyer )
Niçin baktın bana öyle ( Uşşak)
Bir rüzgardır gelir geçer sanmıştım ( Segah)
Gönlüm seher yeli gibi ( Hüzzam)
Benim yârim gelişinden bellidir ( Hicaz)
Tel tel taradım zülfünü ( Hicaz)
Kara bulutları kaldır aradan ( Karcığar)
Muhabbet bağına girdim bu gece ( Hicaz)
Leyla bir özge candır ( Segâh)
Ben güzele güzel demem (Mahur)
Enginde yavaş yavaş günün minesi soldu ( Hicaz)
Gönlümün içindedir gözden ırak sevgili ( Hicaz)
SeLeN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Hızlı Cevap
Yeni Konu aç  Cevapla

Sayfayı Paylaş

Hızlı Cevap
Kullanıcı isminiz: Giriş yapmak için Buraya tıklayın
Sorunun cevabını alttaki kutucuğa yazınız. (Gerekli)

Mesajınız:

Seçenekler


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Geleneksel Türk Müziği Ne Demektir Eylül Müzik Sohbet & Fan Club 0 01-03-2012 15:23
Geleneksel Türk Müziği Bestecileri Kimlerdir Eylül Müzik Sohbet & Fan Club 0 29-02-2012 15:01
Çağdaş Türk Müziği Bestecileri Listesi Mavi_inci Müzik Sohbet & Fan Club 0 04-05-2011 17:02
Türk Sanat Müziği Bestecileri Kimlerdir ? Mavi_inci Müzik Türleri ve Enstrümanları 0 19-02-2011 01:22
Türk Müziği Tarihi - Geleneksel Türk Müzikleri Nelerdir Mavi_inci Tarihi Bilgiler 0 06-12-2010 13:12


Saat: 09:26.


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO ©2011, Crawlability, Inc.
Frmartuklu.Net ©2008 - 2014