hacivat karagöz skçleri

Frmartuklu Soru-Cevap Bölümü icinde hacivat karagöz skçleri konusu , lütfen bana skeçleri bulun bana çok lazım...

Yeni Konu aç  Cevapla
 
Seçenekler
Alt 26-03-2010   #1 (permalink)
Kayıtsız Üye
Standart hacivat karagöz skçleri

Sponsorlu Bağlantılar


lütfen bana skeçleri bulun bana çok lazım

 

  Hızlı Cevap
Alt 26-03-2010   #2 (permalink)
Standart Cevap: hacivat karagöz skçleri


İŞ HASTALIĞI



(Hacivat, Karagöz'üm odasına gelmiştir.)

HACİVAT -Aman Karagöz'üm, büyük geçmiş olsun!

KARAGÖZ - Sağ olasın Hacı Cavcav, hoş geldin!

HACİVAT - Efendim iş seyahatimden döner dönmez hastalanıp yattığını öğrendim. Hemen ziyaretine geldim.

KARAGÖZ - Ziyafetime mi geldin?

HACİVAT - Değil Karagöz'üm, yani seni görmeye geldim. Ateşin var mı?

KARAGÖZ - Sigara mı yakacaksın?...

HACİVAT - Ne sigarası canım! Yani koltuk altına bir cam boru koyup vücut sıcaklığına bakmadılar mı?

KARAGÖZ - Öyle söylesene, baktılar. Alnıma ıslak bez koyup gittiler.

HACİVAT - Ateşin düşmüştür değil mi?

KARAGÖZ - Düştü de, yatak yanmasın diye söndürdüm.

HACİVAT - Canım şakayı bırak!... Neyin var?

KARAGÖZ - Köftehor, bilmiyor musun, dededen kalma tahta bir ev ile herkese borcum var.

HACİVAT - Allah iyiliğini versin, öyle değil!... Hastalığının adı nedir bilmiyor musun?

KARAGÖZ - Adini unuttum ama Hacı Cavcav, tehlike geçmiş de biraz daha yatacakmışım...

HACİVAT - Yaaa, demek ucuz kurtuldun...

KARAGÖZ - Hay hay, solucan kalmamıştı da ucuz kurt bul*dum.

HACİVAT - Neyse, bol bol dinlen Karagöz'üm!

KARAGÖZ - Köftehor, beni kötü yola düşürmeye mi geldin?

HACİVAT - Hayrola, ben şimdi sana ne söyledim?

KARAGÖZ - Pataklarım ha! "Bol bol dilen Karagöz'üm!" dedin ya... Burada ayıp olmaz mı?

HACİVAT - Ah efendim dilen olur mu, dinlen diyorum. Tehlike geçtiğine göre kısa zamanda ayağa kalkarsın değil mi?

KARAGÖZ - Sen ayağa kalkmamı bırak da bana ne getirdin onu söyle bakalım?

HACİVAT - Şey... Telaş içinde unuttum Karagöz'üm!

KARAGÖZ - Talaş içinde un mu yuttun?

HACİVAT - Canım seni görmek için acele edince bir şey almayı akıl edemedim.

KARAGÖZ - Köftehor, öyleyse git de yeniden gel!

HACİVAT - Kusura bakma Karagöz'üm!

KARAGÖZ - Sizin evden çorba getirdiler. Tatlı ile pirzola da istedim.

HACİVAT - Aaaa. Eve kolonya almıştım, sana bırakayım.

KARAGÖZ - İyi olur, karyolanın altına koy!

HACİVAT - Pekâlâ Karagöz'üm!

KARAGÖZ - Dur dur, oraya koyma Hacı Cavcav!...

HACİVAT - Canım koydum bile... Aman, burası ne?... Karyolanın altı dükkân gibi dolu?...

KARAGÖZ - Şey, biliyorsun beni herkes çok seviyor da... Kimi yemek getiriyor, kimi de kolonya falan...

HACİVAT - Bana bak, bu işin içinde bir iş var değil mi?

KARAGÖZ - Şey Hacı Cavcav!... Şey işte...

HACİVAT - Sen hasta falan değilsin!

KARAGÖZ - Aman kimseye söyleme! Bırak da birkaç gün hem dinleneyim, hem de güzel yemekler yiyeyim.

HACİVAT - Pekâlâ, karyolanın altında ki bu hediyeler ne olacak?

KARAGÖZ - Şey işte, oğlum da onları her gün bir hastahane kapısına götürüp satıyor.

HACİVAT - Allah iyiliğini versin! Bu yaptığın çok ayıp Karagöz'üm! "Geçmiş olsun!" a gelenler senin bu

yaptığını bir öğrenirlerse...

KARAGÖZ - Kem küm, kem küm Hacı Cavcav!...

HACİVAT - ... Bir daha gerçekten de hasta olsan sana inanıp kimse gelmez biliyor musun?

KARAGÖZ - Ne olacak şimdi?...

HACİVAT - Olan olmuş... Bu seferlik ben de kimseye söyle*mem ama hemen kalkıp giyin!

KARAGÖZ - Aman kimseye söyleme de, hemen giyiniyorum. HACİVAT - Pekâlâ, bir haftadır karyolanın altında biriken kolonyaları falan, ne yapıyorsun? KARAGÖZ - Şey Hacı Cavcav, söyledim ya, oğlum her gün bir kutu götürüp bir hastahane kapısında satıyor.

(Hacivat gider.)

Kaynak: turkcedersi.gen.tr

Konu SeLeN tarafından (08-03-2011 Saat 14:21 ) değiştirilmiştir.
Siraç isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Hızlı Cevap
Alt 08-03-2011   #3 (permalink)
Standart Cevap: hacivat karagöz skçleri


KARAGÖZ'ÜN İMTİHANI

Daha evvel göstermelik konmuş olan perde aydınlanır. Bir süre bekler.

Başlama sesi çıngırak ile duyurulur.

Nâreke (özel kamış düdük) çalınarak göstermelik perdeden alınır.

HACİVAT (Şarkı söyleyerek perdeye gelir.)

Biz Heybeli'de her gece mehtaba çıkardık, Sandallarımız neş'e dolar, zevke dalardık, Saz seslerinin sahile aksettiği demler, Etrafı bütün şarkı, gazellerle yıkardık.

(Perde gazelini okur.)

Of. hay Hâk!

Yıllar geçti aradan unutulduk ama biz, Unutmadık dostları yine geldik ikimiz.

Câhil kaldı birimiz öteki çok okumuş, Top sakallı Karagöz, sivri sakal bendeniz!

Siz de seyredip gülün hem de ibret almağa, Asırlardır güldürmek oldu bizim işimiz.

Derler dost acı söyler kavgamız o yüzdendir, Ayrılınca perdeden ne can ciğer kardeşiz.

Sahne perde sebeptir gönülde olsun huzur, Siz gülmeyi öğrenin biz aradan gideriz.

Ömür geçer gün gibi hüner unutulmamak, Gülmeğe, güldürmeğe yeni dostlar isteriz.

Azalmasın çoğalsın hakiki dost olanlar, Artsın hem eğlenceniz hem de güzel sevginiz.

Şeyh Küşterî kuluyuz öğrendik binbir oyun, ORAL ile de verir nice ibret perdemiz. (*)

Aman efendim, işte yine huzurunuza geldim. Yediden yetmişe çocuklar, gördük ki gülmek istiyorlar. Öyle ise dedik karşınıza gelelim, hepinizi biraz eğlendirelim. Ama bu arada kulak verin bana siz siz olun da sakın uymayın Şeytana! Büyüklerinizin de sözünü atmayın yabana! Yine de siz bilirsiniz, ama sonunda zarar edersiniz!

(*) Bu perde gazeli de muhaverenin (söyleşmenin) yazarı tarafından kaleme alınmıştır.



Çünkü:

İsterseniz sevilmek kötü söz söylemeyin, Sevmek daha güzeldir kötülük eylemeyin!

Efendim, evvelâ dilerim ki hepinizin sıhhati yerinde ola ve her zaman isterim ki gönülleriniz neşe dola!

Gösteriye başlamak için ben yerimde kalayım, her zaman ki gibi kendime bir arkadaş bulayım.

KARAGÖZ (Köşe penceresinden bir an uzanarak) Ben de hazır kapımın önüne gelmişken şu çenesi düşük adama bir güzel sopa atayım!

HACİVAT (Devamla) Aman dostlar şu beyaz perdede iki lâf etmek için şöyle hâlden anlar bir tanıdık geliverse; o söylese ben dinlesem, haddim olmayarak hep ben söylesem yine o dinlese!

KARAGÖZ (Pencereden uzanarak) Şu sivri sakallı adam da oğlumun burnunu yese!

HACİVAT Arkadaşımın da eli yüzü temiz olmalı, sohbeti tatlın...

KARAGÖZ (Pencereden uzanarak) Hoş geldin, sınıfta kalmış öğrenci suratlı...!

HACİVAT Efendim, böylece bizi seyredenler, gülüp eğlenseler, "Aman Karagöz seyretmek de ne güzelmiş!" deseler. Aaaa, sizinle sohbet ederken, aklıma geldi birden! Benim öyle bir arkadaşım vardı zaten... O beni sinirden öldürür ama sizi de nasıl güldürür. Evi de şu karşım dadır, belki kendisi uykudadır. Şimdi onu her zamanki gibi aşağıya çağırayım, çabuk duysun diye de müsaadenizle biraz bağırayım!

(Şarkı gibi söyleyerek

Yar bana bir eğlence medeeettt!. Yar bana bir eğlence medeeettt!.

KARAGÖZ (Görünüp seslenir.) Dayağın salçalısı geliyor, hele sen devam et!

HACİVAT (Aynı şekilde) Konuşalım bir zamaaannn! Eğlence olsun amaaannn! Yâr bana bir eğlence!..

KARAGÖZ (Görünür.) Şimdi ben sana gösteririm amanı zamanı, kurtar bakalım yakanı! (Pencereden Hacivat'ın üstüne atlar ve boğuşmaya başlarlar.) Al sana al şunu da !...

HACİVAT Aman Karagöz'üm ne yapıyorsun?

KARAGÖZ Kerata sen de burnumu koparıyorsun!

HACİVAT Birader vurduğun yeter!

KARAGÖZ Vurdukça elimde güller biter.

HACİVAT Canım kaşımı çatlattırıl

KARAGÖZ Sen de gözümü patlattın!

HACİVAT Birader sen fazla oldun, sakalımdan da iki tel yoldun! (Karagöz'ü altına alır ve kalkıp kaçar.)

KARAGÖZ (Düşüp kalmıştır, sızlanarak söylenir.) Ahh aman amannn (Oturur.) Öldüm bayıldım, zayıf dolu karneler gibi yerlere yayıldım. Ahhh aman... Hacivat'ı çabuk uçurdum ama her hâlde ben de biraz kaçırdım. (Ayağa kalkar) Aman aman, çimentosu noksan binalara döndüm. Gazı bitmiş fenerler gibi üflemeden söndüm. Seni gidi bakışı bayat, yüzü turşu surat adam seni! Sabah akşam gitmez doğru yoluna, gelmiş yine kapımın önüne... Hele bir daha gel de göreyim, Karagöz kimmiş sana göstereyim! Ayakta hasta mı, çorbası tasda mı demem, kuyruğundan tutup Bursa'ya atarım. Sonra da yere düşme diye koşup taaa Şehzadebaşı'nda kulağından tutarım. (Söylenir.) Amma da yalan attım, neyseki kimseye duyurmadım.

HACİVAT (Gelir.) Merhaba iki gözüm, nasılsın Karagöz'üm?

KARAGÖZ (Vurur.) Al bu tokadı, evde kalmadı üzüm!

HACİVAT Aman Karagöz'üm hatırımı kırıyorsun!

KARAGÖZ Sen de gelmiş kapımda haykırıyorsun!

HACİVAT Canım ne olur haykırmışsam? Nasıl olsa pencerenin dibinde yan gelmiş yatıyorsun!

KARAGÖZ Yine geliyor dayak kerata! Bilmeden iftira atıyorsun!

HACİVAT Pekâlâ Karagöz'üm ne yapıyorsun?

KARAGÖZ İmtihan, imtihan!

HACİVAT İmtihan mı? Allah Allah... Ne bu Karagöz'üm? Umumî kültür mü?

KARAGÖZ Vallahi tepelerim! Ne paldır küldürü?

HACİVAT Efendim paldır küldür değil! Kültür, yâni umumî malûmat yokloma...

KARAGÖZ Evet, mavi at kovalama! Benimle" alay mı ediyorsun?

HACİVAT Hay Allah iyiliğini versin! Alay etmiyorum, yâni genel kültür... Ama bir şey anlayamadım. Pekâlâ kimi imtihan ediyorsun.

KARAGÖZ Kimi olacak kendimi!

HACİVAT Merakımı arttırıyorsun, kendini neden imtihan yapıyorsun.

KARAGÖZ Sen seyahatta iken bu yaz, fırsattır deyip oğlumdan okuma yazma öğrendim biraz... Verdi kocaman bir kitap dün de, merak la okuyordum pencerenin önünde...

HACİVAT Yaşa, demek okur yazar oldun Karagöz'üm? Çok güzel...

KARAGÖZ Hay hay, dokur bozar oldum.

HACİVAT Değil efendim yani artık heceleri söküyorsun öyle mi.

KARAGÖZ Evet, geceleri söküyorum. Gündüzleri tekrar dikiyorum.

HACİVAT Karagöz'üm anlatamadım. Yani kitap okuyabiliyorsun?

KARAGÖZ Ne zannettin ya! Hem de vızır vızır....

HACİVAT oh oh maşallah maşallah... Çok okuyup bilgili olursan, bir de diploma alırsan...

KARAGÖZ O kocaman kitapda her şeyi yazıyormuş... Bir de baktım ki hepsi kafama dolmuş...

HACİVAT Oh oh, çok güzel! Kitabın ismi nedir Karagöz'üm?

KARAGÖZ Pedi pedi!

HACİVAT Allah Allah ... Pek çok kitabım var, hiç böyle kitap ismi de duymadım. Bu kadar mı, başka yazı var mı?

KARAGÖZ Şey bir de "lo" yazıyordu.

HACİVAT Lo mu yazıyordu? Yani lopedi demek istiyorsun! Tüh. Allah İyiliğini versin! Ona ansiklopedi denir. İçinde bütün bilgiler bulunur. Devam et, memnun oldum!

KARAGÖZ Sen niye dükkânı kapadın Hacı Cav cav?

HACİVAT Kapamadım ki...

KARAGÖZ Hacıcavcav "Devlet memuru oldum." dedin ya!

HACİVAT Memur değil efendim memnun oldum. Yâni böyle güzel bir kitabı okumana sevindim.

KARAGÖZ Sağol Hacı Cavcav! Ben artık bildiğin câhil adam değilim.

HACİVAT Aferin, aferin! Artık sana iyi bir iş bulabilirim.

KARAGÖZ Sağol Hacı Cavcav! Her şeyi öğrenmek çok hoşuma gitti.

HACİVAT Pekâlâ imtihanda kaç not aldın?

KARAGÖZ Zayıf almamak için imtihanı oğluma bile yaptırmadım. Kendime zayıf verecek kadar aptal mıyım? Her cevapta on aldım.

HACİVAT Maşallah maşallah... Pekâlâ kendine kaç soru sordun?

KARAGÖZ Yüz tane...

HACİVAT Kaç not aldın?

KARAGÖZ Otuz...

HACİVAT Aman Karagöz'üm nasıl olur?

KARAGÖZ Valla tepelerim ha! Bal gibi olur. Kerata ben daha fazla saymasını bilmiyorum ki...

HACİVAT Anlaşıldı. İnsan kendi kendini imtihan ederse tabiî böyle olur. Bilmese de tam not alır. Seni bir de ben imtihan edeyim, neler öğrenmişsin göreyim. Kendine güveniyor musun?

KARAGÖZ Hay hay, kediden güveleniyorum.

HACİVAT Tüh Allah iyiliğini versin! Ne kedisi, ne güvesi? "Kendine güveniyor musun?" dedim.

KARAGÖZ Hacı Cavcav kendine güveniyorsan kediyi, güveyi falan karıştırma, beni hemen imtihan et!

HACİVAT Peki Karagöz'üm, ben kendime güveniyorum. Kediyi, güveyi sen karıştırma da beni iyi dinle!

Hem bu vaziyette ben senin öğretmenin sayılırım. Evvelâ boynunu kırıp şöyle bir yanaş!...

KARAGÖZ Tepelerim kerata yanaşması kolay ama senin boynun dururken kendi boynumu neden kıracak mışım?

HACİVAT Canım yani hürmet olarak boynunu eğ demek istedim.

KARAGÖZ (Boynunu eğip yanaşır.) Tamam, şimdi ne olacak?

HACİVAT Evvelâ öp elimi bakalım!

KARAGÖZ İmtihandan sonra öpsem olmaz mı? Hacı Cavcav? Hele bir neticeyi göreyim.

HACİVAT Olmaz efendim, şimdi öp!

KARAGÖZ Şu imtihan işi olmasaydı elini ısırırdım ama...

HACİVAT Ne dedin?

KARAGÖZ Şey dedim birader, şey, "Güneş olmasaydı aksırırdım." dedim.

HACİVAT Neyse, öp elimi!

KARAGÖZ Bunun acısını çıkarırım ama şimdi imtihan var.

HACİVAT Karagöz'üm bir şey mi söyledin?

KARAGÖZ "Evin bacasına çıkacaktım ama şimdi imtihan var.", dedim.

HACİVAT Tabiî, imtihandan sonra çıkarsın! Şimdi öp elimi!..

KARAGÖZ En iyisi öpmüş olayım, bu işden kurtulayım. (Yanaşır.) Ver elini! (Öper.)Oöööö, bööö...

HACİVAT Aman Karagöz'üm ne oldu?

KARAGÖZ Bir de soruyorsun, her hâlde hiç elini yıkamıyorsun?

HACİVAT Aman nasıl olur, şaka mı ediyorsun?

KARAGÖZ Birader pis elini bana temizlettin.

HACİVAT Canım efendim, her hâlde elimi eline benzettin!

KARAGÖZ Ne benzetmesi Hacı Cavcav! Senin elini bükmüştüm, kendi elimi öpmüştüm.

HACİVAT Anlaşıldı Karagöz'üm! El öptürmekten vazgeçeyim, seni küçük bir imtihan edip gideyim.

KARAGÖZ Vazgeçmesen elini öperdim, eve gidince ağzımı çamaşır suyu ile silerdim.

HACİVAT Yaaa, o hâlde öp elimi! Bunun için para istemem.

KARAGÖZ Şimdi oldu işte, para yoksa varım bu alışverişte... (Yanaşır ve el öper.) Hacı Cavcav ellerimizi değişsek olmaz mı?

HACİVAT Bırak şakayı efendim, hemen imtihana geçeyim! Cahilliğini bırakalım, neler öğrenmişsin bakalım! Her cevap için beş not vereceğim.

KARAGÖZ Sağol Hacı Cavcav, Allah razı olsun!

HACİVAT Bilemediğin her cevap için on beş not kececeğim.

KARAGÖZ İkisi eder yirmi not... Sağol, Allah ne muradın varsa versin Hacı Cavcav!

HACİVAT Evet başlayalım!

KARAGÖZ Kazanda mı, tencerede mi?

HACİVAT Canım yine ne oldu?

KARAGÖZ Hem midemi sulandırıyosun, hem "Ne oldu?" diyorsun. "Evde et haşlayalım." demedin mi?

HACİVAT Bırak şimdi haşlama eti, ilk soru geliyor!

KARAGÖZ Gelsin ilikli soğan da yerim. Gidip kaşıkla ekmek alayım.

HACİVAT Allah Allah yine ne anladın bilmiyorum. Tekrar ediyorum. Birinci sual geliyor.

KARAGÖZ Yanında turşu mu var, salata mı?

HACİVAT Neyin yanında?

KARAGÖZ "Pirinçli soğan geliyor." dedin ya!..: Her hâlde pirinç pilavı ile soğanı bol yahni ısmarladın?

HACİVAT Canım efendim aklın hep yemek ile parada!

KARAGÖZ Ne yapalım. İkisi de yok bizim yuvada!

HACİVAT Ah ah Karagöz'üm! Zamanında hem bilgini arttırsaydın, hem de diploma olsaydın! Daha çok para kazanırdın, tencerene bol bol pirinç ile soğan atardın, biraz da kemik suyu katardın!

KARAGÖZ Eskiyi karıştırma tepelerim! İşte okur yazar oldum, ben de bütün bilgileri kafama doldurdum.

HACİVAT Canım "Aferin!" dedimse bu iş o kadar kolay da değil... Yıllardır okuyorum bütün

bilgileri daha ben bile öğrenemedim. Okumanın yaşı, bilmenin son taşı olmaz. Bilgiyi bitirmek için adama ömür yetmez.

KARAGÖZ "Giyinip titremek için odama kömür yetmez." diyorsun ya biz dibi delik soba ile ne yapalım?

HACİVAT Aman Karagöz'üm ben öyle demedim ama sen o soba ile nasıl geçiniyorsun?

KARAGÖZ Gül gibi geçiniyoruz birader! Oğlandan bir parça karton alıp tükürükle yapıştırdım. Üstüne de biraz kül karıştırdım.

HACİVAT Peki karton yanmıyor mu?

KARAGÖZ Kerata hiç yukarı çıkıp hâlimi sormuyorsun, sonra da bizim sobayı yanıyor sanıyorsun! Ele güne ayıp olmasın diye kurduk onu, oduncuda görüyoruz odunu...

HACİVAT Neyse efendim, yine lafa daldık, imtihana başlayamadık. İşte birinci sual geliyor!

KARAGÖZ Tepelerim ha, birinci sual geldi ya?

HACİVAT Canım geldi ama sorulmadan geri gitti. Böyle zevzeklik edersen ne soracağımı da şaşıracağım.

KARAGÖZ Aman şaşırma Hacı Cavcav! İmtihanı kazanınca gidip bana en büyüğünden bir diploma getirirsin!

HACİVAT Bu aklınla sen öyle bilirsin!

KARAGÖZ Sağol Hacı Cavcav!

HACİVAT İmtihan kolay değil, bilmelisin! İyi dinleyip az konuşmalı, çok düşünmelisin!

KARAGÖZ Bir yerime bir şey olursa, bir tarafım sakat kalırsa?

HACİVAT Efendim, iki gözüm, yine ne anladın Karagöz'üm?

KARAGÖZ "İyi dinlenip, az koşmalı, çok düşmelisin!" dedin ya!

HACİVAT Tüh Allah müstehakını versin!

KARAGÖZ İkinci suali sor, ne beklersin?

HACİVAT Pekâlâ... Türkiye'nin başşehri neresidir?

KARAGÖZ Onu bilmeyecek ne var, sen başka şey sor!

HACİVAT Canım lâfı karıştırma böyle, biliyorsan hemen söyle!

KARAGÖZ Hacı Cavcav bunu küçücük çocuklar bile bilir. Sen bana daha zor sorular getir.

HACİVAT Onlara da gelecek sıra, sen cevap ver hemen bana!

KARAGÖZ Bildim, cevap Bursa değil mi?

HACİVAT Efendim, Bursa biz cami inşaatında çalışırken başşehirdi.

KARAGÖZ (Vurur.) Eskiden meskiden, başşehirdi ya sen ona bak!

HACİVAT Canım buna nasıl cevap derim?

KARAGÖZ (Vurur.) Yanlış deme, kerata, yirmi notu isterim.

HACİVAT Karagöz'üm sen doğru cevap ver, yirmi not kolay...

KARAGÖZ İkinci soruya geç hemen!

HACİVAT En kolayını bilmiyorsun, bir de zor soru istiyorsun. Şimdi iyi dinle, yine kavga etmeyelim seninle!

KARAGÖZ Sen de hiç düşünme fırsatı vermiyorsun!

HACİVAT Öyle ise iyi dinle, çok düşün de söyle!

KARAGÖZ Sor hemen hiç bekleme!

HACİVAT Ülkemizin komşularını say bakalım?

KARAGÖZ Vızır vızır... Yanda Halil Ağa, karşıda İmam Hüseyin Efendi, diğer tarafda bakkal Salih Efendi, sonraaa...

HACİVAT Yeter, sonrasını istemem, ben buna cevap demem!

KARAGÖZ Bilgimi kıskanıyorsun, bitirmeden "Yanlış diyorsun!" "Evinizin komşularını say?" demedin mi?

HACİVAT Anlaşıldı, Coğrafyayı geçelim, yeni soru seçelim. Söyle bakalım şimdi, Washington (Vaşington) kimdir?

KARAGÖZ Bunu da bildim. Karşı mahalledeki Kara Ahmet'in sattıklarını soruyorsun!

HACİVAT Allah Allah, ne demek bu canım, sen yine neler söylüyorsun?

KARAGÖZ Tepelerim ha, manav Kara Ahmet'i tanımıyor musun?

HACİVAT Tanıyorum ne olacak?

KARAGÖZ İşte onun dükkânında satarak para kazandığı karpuzlar ile portakalların ismi değil mi?

HACİVAT Karagöz'üm cevabını bilmiyorsan suali kapayalım, kapının önünde boşuna durmayalım,

KARAGÖZ Biliyorum ama iyi anlayamadım diye notumu kırarsan tepelerim. Çabuk başka sor, hem de zor olsun zor!

HACİVAT Şöyle uzunca cevap ver, nedir Kızılayın yaptığı işler?

KARAGÖZ Bak bunu biliyorum, Kızılay her işi yapar diyorum. Haydi ver yirmi notumu daha!

HACİVAT Aman Karagöz'üm, hem bilemiyorsun, hem de not istiyorsun!

KARAGÖZ (Vurur.) Vallahi tepelerim Hacı Cav cav! Evvelâ notumu ver de sonra "Bilemedin!" de...

HACİVAT Allah Allah o nasıl olacak, kafam iyice karışacak? Şimdi yeni soruya cevap ver, Yıldırım neye derler?

KARAGÖZ Onu bizim mahallede herkes bilir.

HACİVAT Söyle nedir?

KARAGÖZ Yorgancı Hasan'ın av köpeğidir.

HACİVAT Tüh Allah müstehakını versin! Bakalım, bu suale ne dersin... Pekâlâ iki gözüm, sütten neler yapılır Karagöz'üm?

KARAGÖZ Bunu da bildim hemen, ver notumu istemeden!

HACİVAT Canım biliyorsan hemen söyle bilmiyorsan bakma yüzüme öyle!

KARAGÖZ Sütten süt yapılır Hacı Cavcav!.

HACİVAT Allah Allah, bunu da hiç duymamıştım. Ama senden tuhaf cevaplar almaya alıştım. Sütten süt nasıl oluyor?

KARAGÖZ Hiç yapmadım ama zor olmuyor. Sütçü evinde yalnızım zannetti, yanımda bir kazana bir kazan su ilâve etti. Anladım ki hem sütü çoğalıyor, hem cüzdanı para doluyor.

HACİVAT Aman Karagöz'üm iş olmazsa sen de sütçülük mü yapmayı düşünüyorsun yoksa?

KARAGÖZ Düşündüm ama Hacı Cavcav, benim koyduğum süt tersine su olursa?

HACİVAT Neyse... Ben sütten böyle su yapmayı sormuyorum. Yâni sütten meselâ peynir gibi neler yapılır diyorum.

KARAGÖZ Öyle sorsana birader? Bunu hemen bildim. Peynir.

HACİVAT Canım onu ben söyledim.

KARAGÖZ Tam ben söyleyecektim cevabı senden dinledim. Sakın notumu kırma, bir de tepemi attırma!

HACİVAT Peki başka neler yapılır?

KARAGÖZ Mama olarak kedilerin önüne bırakılır.

HACİVAT Ah ah yine Karagöz'lüğün üstünde... Peki başka?

KARAGÖZ Bilmeyecek ne var! Pişirilip bardağa konur ve kahvaltı yapılır.

HACİVAT Allah Allah, doğru cevap verirsen dinlerim.

KARAGÖZ Notumu kırma, karışmam ha!...

KARAGÖZ Sonraaa, kaynatılır, kaynatılır, kaynatılır, kayna...

HACİVAT Canım yeter!

KARAGÖZ Birader bırakmıyorsun ki cevap vereyim.

HACİVAT Efendim, yeter kaynattığın!

KARAGÖZ Süt benim değil mi? Ne kadar istersem kaynatırım. Sen notumu tam ver, yoksa enseni patlatırım.

HACİVAT Canım bilemedin ki not vereyim, böyle de imtihan olur mu ne bileyim?

KARAGÖZ Peyniri bildim ya...

HACİVAT Başka başka?...

KARAGÖZ Başkaaa... Sütten boya yapılır.

HACİVAT Karagöz'üm sen iyice sapıtmağa başladın. Sütten sonunda boya da yaptın. Peki nasıl oluyor bu?

KARAGÖZ Yaptıktan sonra niye yapılmasın?

HACİVAT Peki ne boyanır?

KARAGÖZ Pirinç boyanır.

HACİVAT Hiç duymamıştım. Başka?

KARAGÖZ İlâç yapılır. Sütten kuzu yapılır, sütku zusu ismi takılır.

HACİVAT Allah Allah... Sen benimle alay ediyorsun! İlâç olur mu?

KARAGÖZ Cahil kalmışsın, bilmiyorsun! Her hâlde hiç sütilaç yemiyorsun? Pirinci süt ile boyar, suyuna da süt ile ilaçlarlar. Olur böylece sütilaç güzelce...

HACİVAT Anlaşıldı Karagöz'üm, boşa gitti bütün sözüm. Notunu verdim, sorudan vazgeçtim. Düşünüp söyle, sıtmayı hangi hayvan taşır?

KARAGÖZ Bir defa gördüm, bunu biliyorum.

HACİVAT Gördün mü? Aferin, demek araştırma da yapıyorsun.

KARAGÖZ Ne zannettin, sofra bulursam tabii atıştırma da yapıyorum.

HACİVAT Tüh Allah müstehakını versin! Bırak atıştırmayı!... Sıtmayı hangi hayvan taşır?

KARAGÖZ Sabah akşam günde iki defa kılkuyruk taşır.

HACİVAT Yine ne saçmalıyorsun? Kılkuyruk ner den çıktı?

KARAGÖZ Kel Ali'nin ahırından çıktı. Bunu da bildim ver yirmi notu!

HACİVAT Durmadan kırıyorsun potu!

KARAGÖZ Şimdi tepelerim! "Fatma'yı hangi hayvan taşır.?" demedin mi?

HACİVAT Yeniden sorayım. Sıtma hastalığını hangi sinek taşır?

KARAGÖZ Yirmi not daha aldım dernektir. Sıtma hastalığını at ile taşıyan sinektir.

HACİVAT Sorduğum değil ama zor, bu cevap da ne demek oluyor?

KARAGÖZ Sen demedin mi "Hangi sinek taşır?" diye? İşte atsineği hem sıtmayı yükler ata, hem kendi biner. Evden eve gezinirler.

HACİVAT Bu yalanları nereden buluyorsun, peşpeşe nasıl uyduruyorsun?

KARAGÖZ (Vurur.) Tepelerim ha! Her sorudan tam not alılyorum ya sen ona bak! Haydi yirmi notluk bir tane daha sor!...

HACİVAT Madem istiyorsun söyle bakalım, "Bana karanfil ver!" cümlesinde fiil hangisidir?

KARAGÖZ Ortadaki...

HACİVAT Ne demek ortadaki canım?

KARAGÖZ "Bana bir karanfil ver!" cümlesinde ortadaki kelime fildir. Hem de kara fil Hacı Cavcav! Yaz yirmi not daha....

HACİVAT Karagöz'üm o kara fil değil, karanfil! Benim sorduğumda fil değil, fiil fiil... Yani yüklem.. "Ban bir karanfil ver!" cümlesinde "ver" kelimesi bir fiildir. Anlaşıldı bilmiyorsun, bunu da

geçmek istiyorsun! Efendim, sivrisinek biliyorsun birleşik bir isimdir.

KARAGÖZ Hay hay.

HACİVAT Aferin! Öyle ise bir tane de sen söyle?

KARAGÖZ Senin söylediğine benzeyecek değil mi?

HACİVAT Tabiî, yani iki isim birleşecek, birleşik isim olacak.

KARAGÖZ Bu da sual mi! Al sana bitişik cisim kerata: Yuvarlak sinek! İçinde hem sinek var, hem de iki kelime...

HACİVAT Yuvarlak sinek de olur mu Karagöz'üm?

KARAGÖZ (Vurur.) Sen sivrisinek deyince oluyor da, benim sinek şişmanlayıp yuvarlak olunca mı olmuyor. Ver yirmi daha!...

HACİVAT Aman Karagöz'üm artık benden isteme, zaten notu veriyorsun kendi kendine! Şimdi söyle köpek dişleri nerededir?

KARAGÖZ Evvelâ notumu verirsen söylerim.

HACİVAT Peki verdim, söyle?

KARAGÖZ Kedinin ağzında olmaz ya, köpek dişleri köpeğin ağzındadır.

HACİVAT Ah ah Karagöz'üm, yine yalan yine uydurma!

KARAGÖZ Sen de o kitaba iftira edip durma! (Vurur.) Hep kitapdan öğreniyorum, ona göre cevap veriyorum.

HACİVAT Allah Allah... Merak ettim bu kitabı, nedir tam adı?

KARAGÖZ Ne bileyim, dur bir düşüneyim! Şey... Her hâlde "Öldüren lopedi" idi.

HACİVAT Öldüren olur mu? Sakın "Güldüren Ansiklopedi" olmasın?

KARAGÖZ Madem biliyorsun da neden soruyorsun? Üstelik yüzüncü sayfada başlayıp on ikinci sayfada bitiyordu.

HACİVAT (Gülerek) Aman Karagöz'üm, şimdi anladım iki gözüm! Sayfaları karışıkmış, birçoğu da buruşukmuş...

KARAGÖZ Ben ütüledim!

HACİVAT O kitabı oğluma ben vermiştim. "Okudukça gülersin!" demiştim.

KARAGÖZ Ben de bu kitap bana her şeyi öğretti zannetmiştim. (Vurur.)

HACİVAT Vurma Karagöz'üm, bir yanlışlık olmuş görüyorsun!

KARAGÖZ Nerede yanmışlık olmuş?

HACİVAT Ben şimdi eve giderim, sana güzel kitaplar seçerim!

KARAGÖZ Sağolasın Hacı Cavcav!.. (Vurur.)

HACİVAT Canım hâlâ ne vuruyorsun?

KARAGÖZ Şakadan da anlamıyorsun? (Vurur.)

HACİVAT Karagöz'üm şakaya getirip yine vurdun!

KARAGÖZ Dayağı peşin yemezsen eve gidince kitap seçmeyi unutursun!

HACİVAT Böyle vurmayı devam edersen kitap vermekten vazgeçerim!

KARAGÖZ Aman vazgeçme Hacı Cavcav! Dur, son vurduğum tokadı geri alayım! (Vurur.)

HACİVAT Birader, tekrar vurarak tokadı geri almak da böyle nereden çıktı? Anlaşılan sen adam olmayacaksın, bahane bulup yeniden tokat atacaksın!

KARAGÖZ Sen kitabı seç bir daha tokat vurmam, şamar vururum.

HACİVAT Ne dedin?...

KARAGÖZ Şey. "Kitabı seçersen bir daha sana elimi sürmem!" dedim.

HACİVAT Efendim sözüne güvenmiyorum, kitap da vermiyorum.

KARAGÖZ Gördün mü dayak olmayınca hemen vazgeçtin! (Vurur.)

HACİVAT Ben gidiyorum, kal tek başına da kıymetimi anla! (Gider.)

KARAGÖZ Hay köftehor şakasız gitti, her hâlde imtihan notlan bitti, beni de boşuna terletti. Sen gidersin de ben burada bir başıma ne yaparım? İskele halatı ile bağlamadılar ya, ben de köşe pencereme çıkarım. Görelim kimler gelip gidecek, bakalım dönen dünya daha ne işler gösterecek? (Hacivat'ın yaptığı gibi selam vererek gider.)

Müzik
SeLeN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Hızlı Cevap
Alt 08-03-2011   #4 (permalink)
Standart Cevap: hacivat karagöz skçleri


KURBANLIK KOÇ

HACİVAT - (Gelir ve söylenir.) Allah Allah, her halde yanlış görmüyorum ama Karagöz buralarda ne geziyor acaba? Aaaa, yanında bir de kocaman boynuzlu, kınalı bir koç var. (Seslenir.) Karagöz'üm merha*ba!..

KARAGÖZ - Hoş geldin suda pişmiş balkabağı!...

HACİVAT - Aman efendim, perdede değiliz güzel konuş!

KARAGÖZ - Köftehor, perdede değiliz ama sen beni yine her yerde rahatsız ediyorsun.

HACİVAT - Canım, rahatsız olacak ne var? Geçerken seni görüp "Merhaba!..." dedim o kadar...

KARAGÖZ - Öyleyse sana bana merhaba! Haydi, yoluna git!

HACİVAT - Zaten gideceğim de... Buralarda ne yapıyorsun

diye merak ettim?

KARAGÖZ - Pataklarım ha, ne yaptığımı görmüyor musun?

HACİVAT - Görüyorum ama Karagöz'üm doğrusu bir şey

anlayamıyorum. Bir defa Kurban Bayramı geçti.

Sonra senin yedi yüz yıldır böyle bir koçla gezer*ken ilk defa görüyorum.

KARAGÖZ - Ne olmuş?...

HACİVAT - Ne olmuşu var mı?... Yani bu koç neyin nesi?

KARAGÖZ - Babasının oğlu... Köftehor, onu ben doğurmadım

ki neyin nesi olduğunu bileyim.

HACİVAT - Efendim, anlatamadım galiba... Neden beraber dolaşıyorsunuz?

KARAGÖZ - Birbirimizi kaybetmemek için Hacı Cavcav!

HACİVAT - Allah iyiliğini versin, yine anlatamadım! Yani bu koçu neden gezdiriyorsun?

KARAGÖZ - Bende onu yemle besleyecek para var mı? Yeşil salata, karpuz kabuğu falan bulup yediriyorum. Açlıktan ölürse sahibine ne cevap veririm. Hayvana da yazık olur.

HACİVAT - Bu koç senin değil mi?

KARAGÖZ - Pataklarım ha! Ekmek parası zor buluyorum. Bu koçu nasıl alacağım, alay mı ediyorsun? HACİVAT - Alay olur mu Karagöz'üm! Fakat senin olmadığına göre sahibinden her halde para alacaksın?

KARAGÖZ - Ne parası?...

HACİVAT - Koçu dolaştırıp karnını doyuruyorsun diye...

KARAGÖZ - Sana öyle mi söyledi Cavcav?...

HACİVAT - Kim?...

KARAGÖZ - Bu koçun sahibi?

HACİVAT - Anlayamadım, yani sen bu koçun sahibini de mi tanımıyorsun?

KARAGÖZ - Köftehor, sahibini tanısam iş aramayı bırakır, uyuklamayı terk eder böyle ortalıkta dolaşır mıyım? Üstelik bu hayvanın yanında pek eğil*meye de gelmiyor. Arkadan insanın poposuna öyle vuruyor ki... Üç defa onun yüzünden kaldırımları yaladım.

HACİVAT - Vah vah vah, geçmiş olsun Karagöz'üm!

KARAGÖZ - Sağolasın!.

HACİVAT - Fakat benim aklım iyice karıştı. İkiniz böyle daha ne kadar beraber dolaşıp duracaksınız.

KARAGÖZ - Yorgunluktan bir yere düşüp bayılana kadar...

HACİVAT - Canım şakayı bırak!

KARAGÖZ - Köftehor, anlamıyor musun bir yandan da sahibi*ni arıyoruz.

HACİVAT - Bak bu doğru... Ayrıca sahibi belki sizi görüp koçunu tanır da sana bolca bahşiş verir.

KARAGÖZ - Âmin!... Ne kadar bahşiş verir?

HACİVAT - Bilemem ama yine aklıma bir soru takıldı?

KARAGÖZ - Aklına boru mu takıldı?...

HACİVAT - Saçmalama!... Söyle bakalım sen bu koçu nerede buldun Karagöz'üm?...

KARAGÖZ - Nerede olacak, bayramın ilk günü seninle bay-ramlaşıp bahçenizden yola çıktım ki peşimden geliyor. Ayıp olmasın diye "Git!" diyemedim.

HACİVAT - Allah iyiliğini versin, desene bu bizim kaybolan koçumuz! Ver bakayım ipi! (Koçu alıp gider.)

KARAGÖZ - (Seslenir.) Hacı Cavcav, Benim bahşiş ne ola*cak?... (Gider.)
SeLeN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Hızlı Cevap
Alt 08-03-2011   #5 (permalink)
Standart Cevap: hacivat karagöz skçleri


MEKTUP KİMDEN

(İki arkadaş dükkâna glrerler.)

HACİVAT - Gel bakalım Karagöz'üm! İşlerim için ben de dolaşıp şimdi geldim. Hem dinlenip hem de biraz laflatalım!

KARAGÖZ - Hay hay, kiraz paylaşalım!

HACİVAT - Canım hemen aklın boğaza gitmesin!

KARAGÖZ - Boğaza gitmesin, Haliç'i, Marmara'yı dolaşsın!

HACİVAT - Anlaşılan yine şakacılığın üstünde! Yoksa iyi bir haber mi var?

KARAGÖZ - Şey, haber var ama iyi mi kötü mü bilmiyorum.

HACİVAT - Haberi kim getirdi?

KARAGÖZ - Kimse getirmedi, dış kapının dibinde buldum.

HACİVAT - Benimle alay mı ediyorsun? Ne biçim haber miş?...

KARAGÖZ - Kim alay ediyor, yazılı haber işte...

HACİVAT - Allah iyiliğini versin, mektup mu geldi.

KARAGÖZ - Yine sana okutmaya getirdim.

HACİVAT - Efendim, iyi yaptın ama sen ne zamandır okuma yazma çalışıyorsun. Kelimeleri sökemedin mi?

KARAGÖZ - Kel Ömer'i söktüm de bahçeye dikemedim.

HACİVAT - Yani mektubu kendin okuyamadın mı?

KARAGÖZ - Köftehor okuyabilsem sana getirir miyim!

HACİVAT - Pekâlâ yazabiliyor musun?

KARAGÖZ - Ördeği de, kazı da biliyorum ama getiren yok!

HACİVAT - Anlatamadım Karagöz'üm, yazı çıkaramadın mı?

KARAGÖZ - Yazı çıkardım ama kömür parası yok, kışı nasıl çıkaracağım bilmiyorum.

HACİVAT - Şakayı bırak. Yine ters ters cevaplar verip sinirler*imi oynatma!

KARAGÖZ - Senin mektubu okumaya niyetin yok, lafı başka yerlere götürüyorsun.

HACİVAT - Efendim ver okuyayım ama senin iyiliğin için merak ettim. Günlerdir çalışıyorsun ismini de yazamıyor musun?

KARAGÖZ - Köftehor, iftira etme!... Yazıyorum.

HACİVAT - Şu kâğıdı kalemi al da yaz bakalım!

KARAGÖZ - Ondan kolay ne var. İşte yazdım!

HACİVAT - Allah iyiliğini versin, Karagöz yazmışsın!

KARAGÖZ - Laf karıştırma da mektubumu oku!

HACİVAT - Pekâlâ, okuyalım... Başlayayım mı?

KARAGÖZ - Meyi haşlayacaksın?

HACİVAT - Yani efendim, okuyorum iyi dinle! "Biricik oğlum!"

KARAGÖZ - Minicik oğlum da kim oluyor Hacı Cavcav?

HACİVAT - Dinle! "Bu mektubu kimseye gösterme, kendin okuyup sonra bir kenarda yak!"

KARAGÖZ - Hacı Cavcav, ver bakalım mektubumu geri!

HACİVAT - Neden Karagöz'üm?...

KARAGÖZ - Köftehor, kendi okuduğunu duymuyor musun? "Kimseye gösterme, kendin oku!" diyor.

HACİVAT - Okuyabileceksen al!

KARAGÖZ - Öyleyse devam et ama okumamış ol!

HACİVAT - "Annem ve ben seni çok özledik!"

KARAGÖZ - Âmin, ben de sizi özledim!

HACİVAT - Konuşma da dinle! "Artık bizim gelmemiz mümkün değil... Bizi seviyorsan hemen yanımıza gel!"

KARAGÖZ - Hacı Cavcav, ben gidip çocuklarla helallaşayım, Sen de hakkını helâl et!

HACİVAT - Allah Allah, Karagöz'üm ne oldu şimdi helalaşacak canım?

KARAGÖZ - Pataklarım ha, okuduğunu anlamıyor musun? Annemle babam beni acele yanlarına çağırıyor.

HACİVAT - Ne olmuş yani sen de git!

KARAGÖZ - İyi ya işte, ben de gitmek için hazırlanmaya başladım.

HACİVAT- Canım bu n© biçim hazırlık?...

KARAGÖZ - Ne biçim hazırlık olacak, onlar mezarda ya!

HACİVAT - Evet, haklısın Karagöz'üm! Fakat bu işte yine bir karışıklık olmasın? Sen yine şu zarfı ver! (Zarfın üzerine bakar.) Allah iyiliğini versin, tabii ya!... Her bulduğun mektuba sahip çıkar da okutursan böyle olur. Bu mektup senin değil ki!... (Karagöz gider.)
SeLeN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Hızlı Cevap
Alt 08-03-2011   #6 (permalink)
Standart Cevap: hacivat karagöz skçleri


MEKTUBUN SAHİBİ

HACİVAT - (Şarkı söyleyerek gelir.)

Biz Heybeli'de her gece mehtaba çıkardık, Sandallarımız neşe dolar, zevke dalardık, Saz seslerinin sahile aksettiği demler, Etrafı bütün şarkı - gazellerle yıkardık.

(Perde gazelini okur.) Offf, Hay Haki...

Karagöz'üm gelecek, Hem neler söyleyecek. İkimiz konuştukça Seyredenler gülecek!

Efendim, demem o demek değil!... Biliyorsunuz arkadaşsız yaşanmaz ama iyi arkadaş da kolay bulunmaz. Benim de bir arkadaşım var. Şimdi penceresin de beni bekliyor olmalı...

KARAGÖZ - (Üst köşeden görünerek) Ben konuştukça Hacivat da sakalını yolmalı...

HACİVAT - Ben seslenince hemen perdeye gelmeli...

KARAGÖZ - (Üst köşeden görünerek) Hacivat da kedinin kuyruğunu yemeli...

HACİVAT - Fakat arkadaşımın sesi yok... Pencerede gölgesi yok... Çağırsam gelmez ama ben onu aşağı indirmesini bilirim. Tanrı işimizi rast getire!...

(Şarkı gibi söyleyerek)

Yar bana bir eğlence medet aman!... Aman bana bir eğlence aman aman!...

KARAGÖZ - (Penceresinde söylenir.) Şimdi Hacı Cavcavı bir güzel pataklardım ama önce işimi bitireyim. (Gelir.)

HACİVAT - Merhaba Karagöz'üm, nasılsın iki gözüm?

KARAGÖZ - Merhaba Hacı Cavcav! Ben biraz iyiyim, sen nasılsın leblebi - üzüm?

HACİVAT - Teşekkür ederim efendim, ben de iyiyim!

KARAGÖZ - İyi ki geldin!...

HACİVAT - Bugün gelmem dîye korktun mu?

KARAGÖZ - Hay hay, korktum... İstersen biraz tuzla!

HACİVAT - Şakayı bırak canım, yollar çok sıkışıktı.

KARAGÖZ - İyi ki geç kalmadın, meraktan ölürdüm. Mektup elimde bekliyordum.

HACİVAT - Anlaşıldı, beni değil mektubu merak ediyorsun! Pekâlâ mektup kimden geliyor Karagöz'üm?

KARAGÖZ - Kimden olacak, pastacıdan geliyor.

HACİVAT - Ona pastacı değil, postacı denir. Mektubu kim göndermiş?...

KARAGÖZ - Söyledim ya, postacı göndermiş!

HACİVAT - Allah Allah, öyle şey olur mu?

KARAGÖZ - Ne bileyim olur mu?... Yolda komşunun çocuğu verdi. "Postacı gönderdi." dedi.

HACİVAT - Anlatamadım... Yani mektubu kim yazmış?

KARAGÖZ - Pataklarım ha, ne bileyim kim yazmış! Mektup yazılırken ben orada değildim ki...

HACİVAT - Nasıl soracağımı şaşırdım. Pekâlâ, beni bekleyene kadar mektubunu birisine okutamadın mı?

KARAGÖZ - Hiç başkasına okutur muyum? Sonra beni ayıplarlar.

HACİVAT - Tabiî ayıplarlar ya... Gördün mü okula gitmemenin zararlarını! Hâlinden kendin de utanıyorsun!

KARAGÖZ - Yalan söyleme, onu hiç görmedim!

HACİVAT - Yine sözümü ne anladın?..

KARAGÖZ - "Halim Beyin kedisini tanıyor musun?" dedin ya...

HACİVAT - Allah iyiliğini versin! Ben öyle bir şey söylemedim. Hem mektup dün geldiğine göre akşam oğluna niye okutmadın?

KARAGÖZ - Dersi çoktu da kafasını karıştırmak istemedim.

HACİVAT - Öyleyse iyi yapmışsın! Fakat çocuklar neşelenmek için beklerken biz senin mektubunu mu okuyacağız?

KARAGÖZ - Onlar da merak etmiştir, dinlesinler.

HACİVAT - Ya içinde kötü şeyler yazıyorsa?...

KARAGÖZ - Öyleyse mektubun dışını oku!

HACİVAT - Mektubun dışı okunur mu canım?

KARAGÖZ - O zaman sen de içini kulağıma okursun daha iyi olur.

HACİVAT - Hah hah hah... Karagöz'üm şu şakaların da olmasa arkadaşlığın hiç çekilmez. Neyse, hele bir başlayalım! Haydi ver!...

KARAGÖZ - Ne istiyorsun?

HACİVAT -Allah Allah.... Daha mektubu dinlemeden kendinden geçtin! Efendim şu mektubu versene!

KARAGÖZ - Köftehor, bir sürü laf edeceğine, ne istediğini söylesene! Al bakalım!.. (Mektubu verir.)

HACİVAT -- (Alır.) Hemen açalım....

KARAGÖZ - Burada mektup okumak yasak mı?

HACİVAT - Bilmiyorum, sana öyle mi söylediler?

KARAGÖZ - "Hemen kaçalım!" dedin ya...

HACİVAT - "Mektubu açalım" dedim. Fakat sen; mektubu da böyle dinlersen, ben de sonuna gelmeden sinirden bayılırım.

KARAGÖZ - Mektupta böyle mi yazıyor?

HACİVAT - Daha okumaya başlamadım Karagöz'üm! Ama lütfen dinlerken konuşma!

KARAGÖZ - Hay hay, süt demlerken konuşmam...

HACİVAT - Süt kovası kafana geçsin! Mektup okutuyorsun ama aklın hep boğazda!

KARAGÖZ - Aklım Beykoz'da olur mu? Mektupda ne yazıyor diye merakla senin okumanı bekliyorum.

HACİVAT - Pekâlâ, öyle ise iyi dinle! Başlıyorum...

KARAGÖZ - Neyi haşlıyorsun?...

HACİVAT - Kulaklarını bana ver!

KARAGÖZ - Mektup bitince geri verecek misin?

HACİVAT - Karagöz'üm vakit geçiyor! Artık çeneni kapat!...

KARAGÖZ - Çenemi kapatırsam konuşamam ki...

HACİVAT - İyi ya, ben de öyle istiyorum.

KARAGÖZ - Peki çenemi kapattım, oku!

HACİVAT - Fakat ben bu mektubu nasıl okuyacağım?

KARAGÖZ - Ağzınla oku!...

HACİVAT - Karagöz'üm, hani susacaktın?

KARAGÖZ - Bana soruyorsun diye cevap verdim..

HACİVAT - Kendime söylüyordum.

KARAGÖZ - Kendine mi sövüyordun?

HACİVAT - Neyse... Efendim, mektubu müdür yollamış...

KARAGÖZ - Yoksa muhtarlık mı yapacağım?

HACİVAT - Şimdi muhtarlığı da nereden çıkardın?

KARAGÖZ - Sen okuduğunu anlamıyorsun galiba? "Mektupçu mühür göndermiş!" dedin ya...

HACİVAT - Hayır efendim, bu zarfı okulun müdürü sana göndermiş, anladın mı?

KARAGÖZ - Anladım ama ben o zarfı ne yapacağım?

HACİVAT - Kafana geçirip şapka yaparsın! Aaaaa, şimdi "imdattt!." diye bağıracağım da çocuklara karşı ayıp olacak...

KARAGÖZ - Pataklarım ha! "Zarfı okulun müdürü göndermiş..." dedin de, ben "Zarfı ben ne yapacağım?" diye sorunca mı kabahat oluyor?

HACİVAT - Allah Allah... Canım boş zarf göndermemiş ya... Tabiî içinde mektup var.

KARAGÖZ - Öyle söylesene! Mektup nerede?..

HACİVAT - Aman Allah'ım, fenalık geliyor! Efendim, işte o mektubu okuyacağım! Bak ne diyor? "Sayın Veli!"

KARAGÖZ - Hacı Cavcav, bu zarf bana yanlış gelmiş!

HACİVAT - Nereden anladın?

KARAGÖZ - Veli'nin mektubunu bana göndermişler, benim zarf da ona gitmiştir.

HACİVAT - Karagöz'üm, öğrencilerin anne ve babalarına "Veli" denir. Şimdi, mektubun gerisini dinle! "Oğlunuz çok devamsızdır!"

KARAGÖZ - Bak bunu anladım Hacı Cavcav!

HACİVAT - Aferin Karagöz'üm !...

KARAGÖZ - Demek ki benim oğlum çok derman sızmış... Daha çok yemek yesin!

HACİVAT -- Tüh Allah müstehakını versin! Dermansız değil, devamsız. Yani, okula senden habersiz gitmediği günler oluyormuş.... Dahası da var!

KARAGÖZ - Para almayacaklar mı?

HACİVAT - Ne parası?...

KARAGÖZ - "Maması da var." dedin ya!...

HACİVAT - Maması değil, dahası var... "Gelin görüşelim!" diye yazıyor.

KARAGÖZ - "Gelin dövüşelim!" diyor ama ben öğretmene el kaldıramam. İsterse çocuğu sınıfta bıraksın.

HACİVAT - Karagöz'üm, baba olarak oğlun okula gidiyor mu, kötü arkadaşları var mı diye neden dikkat etmiyorsun?

KARAGÖZ - Köftehor, oğlum ben uyuklarken gidiyor.

HACİVAT - Veli olmak kolay değil efendim!

KARAGÖZ - Haklısın, böyle giderse deli olmak kolay değil...

HACİVAT - Öğrencilere sık sık Öğüt vermeli...

KARAGÖZ - Hay hay, öğlencilere söğüt vermeli, sabahçılara kavak vermeli...

HACİVAT - Vah vah vah... Sen böyle ilgisiz kalırsan senin oğluna yazık olur!

KARAGÖZ - Silgisiz kalırsa söylesin yenisini alırım.

HACİVAT - Benim oğlum böyle yapsa... Aaaa cıcıaa aaaaa!...

KARAGÖZ - Aman Hacı Cavcav, mektup eline mi battı?

HACİVAT - Şey, bu mektup bana gelmiş!... Arkadaşımsın, bana verirsin diye sana bırakmışlar. Hemen müdür beyi görmeye gideyim. Yıktın perdeyi eyledin viran, varayım sahibine haber vereyim hemân!

(Def vuruşu ile gider.)

KARAGÖZ - Oğlum, benim bilgisiz hâlimi gördükçe derslerine daha çok çalışıyor. Ben de gidip ona güzel bir hikâye kitabı alayım... Sevgili çocuklar sakın siz de devamsızlık ve tembellik yapmayın! Ben hiç okula gidemediğim için kusuruma bakmayın, hepiniz hoşça kalıınn!... (Def vuruşu ile gider.)
SeLeN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Hızlı Cevap
Alt 08-03-2011   #7 (permalink)
Standart Cevap: hacivat karagöz skçleri


OKUL

HACİVAT - (Gelir.) Karagöz, Karagöz!...

KARAGÖZ - (Ses) Gürültü yapma köftehor, Karagöz evde yok!...

HACİVAT - (Seslenir.) Karagöz, Karagöz!... Pencereye çık!

KARAGÖZ - (Ses) Hangi pencere açık?

HACİVAT - Pencereyi bırak da hemen yanıma gel bakayım!

KARAGÖZ - (Ses) Tencereyi bırakamam içinde yemek var.

HACİVAT - Gelmiyorsan ben de gidiyorum!

KARAGÖZ - (Ses) Her hâlde bana iş buldun, hemen geliyorum! (Hacivat'ın arkasına gelir.)

HACİVAT - Bekliyorum, gelsene!

KARAGÖZ - Köftehor geldim ya!...

HACİVAT - Canım şakayı bırak! Pencereye çık da yüzünü göreyim!

KARAGÖZ - Sokaktan pencereye çıkılır mı, patak*larım ha...

HACİVAT - Allah Allah, sesin çok yakından geli*yor.

KARAGÖZ - Senin sesin de bana ters taraftan geliyor.

HACİVAT - Canım saklambaç mı oynuyoruz, geleceksen gel!

KARAGÖZ - Benim nerede olduğumu bulursan

hemen gelirim Hacı Cavcav söz...

HACİVAT - Buldum, sesin arkadan geliyor?

KARAGÖZ - Sesim barakadan mı geliyor?

HACİVAT - Bırak oyun oynamayı da Karagöz'üm karşıma geç!

KARAGÖZ - (Hacivat'ın karşısına geçer.) Hangi çarşıya geçeyim?

HACİVAT - Çarşıyı da nereden çıkardın, karşıma geç diyorum. Yani o sevimli yüzünü, kara göz*lerini hele bir göreyim!

KARAGÖZ – Sağ olasın Hacı Cavcav, bana ne işi buldun?

HACİVAT - Canım henüz işi bulamadım ama geçerken her sabah akşam olduğu gibi bir hatırını sorayım istedim.

KARAGÖZ - Hilmi'nin katırını sarayım mı istedin?

HACİVAT - Yine yanlış anladın Karagöz'üm! Neyse... Aklıma gelmişken anlat bakayım okul işleri ne âlemde?

KARAGÖZ - Köftehor pataklarım ha! Çocukların karşısında beni mahcup etmek için mi soruyor*sun?

HACİVAT - Efendim neden mahcup edeyim?

KARAGÖZ - Ben okula mı gidiyorum da soruyor*sun?

HACİVAT - Değil efendim, yani oğlunun dersi nasıl?

KARAGÖZ - Ne bileyim oğlumun tersi - yüzü nasıl köftehor?

HACİVAT - Canım tersi demedim... Nasıl anlata*yım? Yani oğlun okuldan memnun mu Karagöz'üm?

KARAGÖZ - Oğlum okulda memur değil, öğren*meye gidiyor.

HACİVAT - Allah iyiliğini versin, iyi ya ben de onu soruyorum. Yani oğlun öğrencilik mi yapıyor?

KARAGÖZ - Pataklarım ha, benim oğlum dilencilik mi yapıyor?

HACİVAT - Allah Allah, sinirlerim bozulmaya başladı. Dilencilik demedim. Talebe demek istiyorum.

KARAGÖZ - Hangi Talip'e yemek istiyorsun?

HACİVAT - Talip değil, talebe... Aman Allah'ım... Yani öğrenci!

KARAGÖZ - Oğlum öğlenci değil, sabahçı Hacı Cavcav!

HACİVAT - Hay Allah müstehakını versin! İki laf edelim dedim bütün sinirlerim ayağa kalktı.

KARAGÖZ - Evden sandalye getireyim de otur*sunlar!

HACİVAT - Aferin, demek ki kendi masrafını kazanıyor?

KARAGÖZ - Kedi hangi rafı kazıyor?

HACİVAT - Yanlış anlama canım... Yani oğlun ayakkabı boyacılığı yaparak okul harçlığını çıkarıyor öyle mi?

KARAGÖZ - Okul borçlarını çok arıyor.

HACİVAT - Neyse ben anladım ya yeter... Oğlunun hem okuyup hem çalışması hoşuma gitti Karagöz'üm!

KARAGÖZ - Pataklarım ha, niye boşuna gitti?

HACİVAT - Değil efendim, yani çok güzel demek istiyorum.

KARAGÖZ - Sağ olasın Hacı Cavcav.

HACİVAT - Pekâlâ, hiç noksan şeyi yok mu?

KARAGÖZ - Doksan fişeği yok, oğlumu ava mı götüreceksin?

HACİVAT - Efendim ne ava götürmesi... Yani okul çantasında bir eksiği bulunuyor mu?

KARAGÖZ - Bulunuyor...

HACİVAT - Nedir o Karagöz'üm?...

KARAGÖZ - Şey, oğlumun okul çantası yok!

HACİVAT - Vah vah vah... Tükenmez kalemi var

mı? KARAGÖZ - Kalemi ben alıyorum ama niye tükeniyor anlamadım Hacı Cavcav?

HACİVAT - Canım yine şaka yapıyorsun, demek ki var. Pekâlâ silgisi, efendim kurşun kalemi tamam mı?

KARAGÖZ - Hay hay, onlar tamam Hacı Cavcav...

Oğlumun çok bilgisi var. Ama kurşun kalem yerine çinko kalem aldım.

HACİVAT - Eğer bir noksanı varsa ben alayım diye soruyorum ama sen işin alayındasın galiba?

KARAGÖZ - Aman Hacı Cavcav, şunu baştan söylesene! Şey, oğlumun hiçbir şeyi yok,her şeyi noksan...

HACİVAT - Anlaşıldı efendim, en iyisi ben oğlun*la konuşayım.

KARAGÖZ - Şey, yanlış oldu oğlumun her şeyi var da biliyorsun bizim bir şeyimiz yok...

HACİVAT - Bak oğlun bile çalışıp para kazanıyormuş...

KARAGÖZ - Köftehor, bilmiyor musun benim elimden güldürmekten başka iş gelmiyor! İş buldun da çalışmadım mı?

HACİVAT - Neyse efendim, sonra görüşürüz. (Gider.)

KARAGÖZ - Köftehor, iş bulmaya sıra gelince nasıl kaçtı. Ben de bir sünnet düğünü bulup Karagöz oynatır para kazanırım. (Gider.)
SeLeN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Hızlı Cevap
Alt 08-03-2011   #8 (permalink)
Standart Cevap: hacivat karagöz skçleri


PARASIZ YEMEK

(Hacivat, dükkânının kapısındadır.)

HACİVAT - Aman Karagöz'üm gel, gel!...

KARAGÖZ - Geldim ya!...

HACİVAT - Öyle değil, kapıda durma, içeri gel!...

KARAGÖZ - Zaten demesen de girip oturacağım Hacı Cavcav! Eve gitmeden önce sana uğradım.

HACİVAT - İyi yaptın! Hele yavaş yavaş anlat bakalım, o tele*fon işi neydi?

KARAGÖZ - Geçen gün bir iş konuşmak için vapurla karşıya geçmiştim ya...

HACİVAT - Hatırladım, geçerken bana uğramıştın.

KARAGÖZ - Benimle konuşacak patron hastalanmış... "Birkaç hafta sonra gel!" dediler.

HACİVAT - Vah vah vah!... Pekâlâ, hemen ne işi buldun da dönmeyip üç gün üç gece kaldın? KARAGÖZ - Patlama işte, anlatıyorum! Derken can sıkıntısı ile iskeleye dönerken... Oooof off!... HACİVAT - Aman ne oldu?... Kaç gündür neredeydin?

KARAGÖZ - Of ooof ki of ooofff!... Keşke bakmaz olaydım.

HACİVAT - Karagöz'üm ne oldu bu kadar oflayacak?

KARAGÖZ - Adamın biri kapıda durmuş "Gel kardeşim, sen de gel, sen de gel!" diye sesleniyor.

HACİVAT - Allah Allah, ne satıyor?

KARAGÖZ - Ben de merak edip yanaştım. Bir de ne göreyim? Vitrinde çeşit çeşit yemekler, tatlılar... İçeriden de mis gibi kokular geliyor.

HACİVAT - Desene adam reklam yapıyor!

KARAGÖZ - Kapıdaki adam ne yaptığını bilmiyorum ama benim karnım guruldayıp, ağzım sulanmaya

başladı.

HACİVAT - Yanında paran da yok Karagöz'üm, hemen oradan ayrılsaydın!

KARAGÖZ - Ben de öyle yapacaktım. Yemekleri son defa seyredip kokladıktan sonra birkaç adım attım ki...

HACİVAT - Yoksa fenalık falan mı geldi?

KARAGÖZ - Hayır, kapıdan seslenen adam önüme geldi. "Sen de gel abiciğim, sen de gel!" diye koluma girip beni içeri aldı.

HACİVAT - Herhalde lokantanın kuruluş yıldönümü falan ki tanıtım yapıyorlar. Belki de o gün yeni açıldı.

KARAGÖZ - Benim öyle şey düşünecek hâlim var mı? Girdim ki içerisi masa dolu, masalar yemek yiyenlerle dolu. Hemen beyaz elbiseli iki kişi beni karşılayıp oturttular.

HACİVAT - Eeee, neler yedin bakalım?

KARAGÖZ - Önce ne yiyeceğimi şaşırdım. Sonra vitrinde gördüklerimi sıra ile getirtmeye başladım.

HACİVAT - Oh oh, benim de ağzım sulandı. Sonra?...

KARAGÖZ - Masalarda benden başka yemek yiyen kalmadı. Beyaz elbiseliler benim başımda hazırolda bekli*yorlar Hacı Cavcav!

HACİVAT - Herhalde senin Karagöz olduğunu anladılar da memnun etmeye çalışıyorlar?

KARAGÖZ - Ben de öyle zannettim de çok hoşuma gitti.

HACİVAT - Neyse, sonra?...

KARAGÖZ - Ne çeşit yiyecekler varsa yedim amma karnım küp gibi oldu. Herkes gülüyor, beni selamlıyor.

HACİVAT - Aman ne güzel efendim, keşke beraber gitseydik.

KARAGÖZ - Çok iyi olurdu Hacı Cavcav!

HACİVAT - Sonra nereye gittin Karagöz'üm?

KARAGÖZ - Hiçbir yere gidemedim. Kapıdan çıkıyordum ki iki kişi kollanma girip beni tekrar içeri...

HACİVAT - Eyvah, yemeklerin parası değil mi? Sende de yok!

KARAGÖZ - Onlara ben de öyle söyledim. Beni mutfağa hapsettiler. Bir hafta bulaşık yıkadım.

HACİVAT - Vah vah vah, geçmiş olsun!

KARAGÖZ - Sana da telefon ettirdim ki, evden merak etmesin*ler.

HACİVAT - İyi akıl ettin! "İş bulmuş çalışıyormuş" dedim.

KARAGÖZ - Ben de "Aldığım parayı çaldırdım." diyeceğim. Sakın kimseye söyleme! (Karagöz gider.)
SeLeN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Hızlı Cevap
Alt 08-03-2011   #9 (permalink)
Standart Cevap: hacivat karagöz skçleri


PİKNİK MACERASI

(Dükkânın önündeler.)

HACİVAT - Sevgili Karagöz'üm, çabuk içeri gir! Ne oldu, bu ne hâl?

KARAGÖZ - Hiç sorma Hacı Cavcav, öldüm bittim!

HACİVAT - Vah vah vah!... Hemen şuraya otur da rahat bir soluk al!

KARAGÖZ - Alamam!... Zaten terliyim, beni hasta mı etmek istiyorsun?

HACİVAT - Efendim hiç ben seni hasta etmek ister miyim?

KARAGÖZ - Köftehor, "Otur da soğuk al!" dedin ya?

HACİVAT - Canım soğuk olur mu, "Soluk, yani nefes al dedim. Dinlenmeni istedim.

KARAGÖZ - Öyle söylesene!... Vay vay vayyy...

HACİVAT - İnşaatta falan mı çalıştın Karagöz'üm?

KARAGÖZ - Ne inşaatı Hacı Cavcav, bugün biraz dinlenmeye gittik!

HACİVAT - Allah Allah, üstün-başın toz-toprak içinde? Futbol oynadınız da sen kaleci mi oldun? KARAGÖZ - Kelleci falan olmadım. Aman aman, eve gidecek hâlim kalmamış...

HACİVAT - Al Karagöz'üm, bir yandan şu ayranı iç de yorgunluğunu alsın!

KARAGÖZ - Sağolasm!.. Ohhh lıkır lıkır lıkır... Aklıma geldikçe... Ay aman, başımıza gelenler aklıma geldikçe fena oluyorum.

HACİVAT - Fena mı oluyorsun? İlaç vereyim mi?...

KARAGÖZ - Öyle değil, heh heh!.. Hoh hoh hih hüh hüh!.

HACİVAT - Ağlıyor musun, gülüyor musun?

KARAGÖZ - Gülüyorum için için, gülmekten içim bir hoş olu*yor.

HACİVAT - Hayrola efendim, bu kadar gülecek neler oldu?

KARAGÖZ - Neler olmadı ki neler !... Ah Hacı Cavcav, senin anlayacağın, komşumuz bizi otomobili ile pikniğe götürdü.

HACİVAT - Aman ne güzel, ne güzel!...

KARAGÖZ - Hay hay, çok güzel!... Otomobilden inince kendimizi bir korunun ortasında bulduk... Tepemiz de kuş sesleri, yanımızda bir çeşme...

HACİVAT - Oooh, yemeklerin tadını çıkardınız tabii...

KARAGÖZ - Çıkaramadık... Aceleden ben tuz diye sabun tozu getirmişim, hepimiz kuduz gibi köpükler saçmaya başladık... Etrafımızda oturanlar hemen toplanıp uzaklara kaçtılar.

HACİVAT - Hah hah hah!... Sonra?...

KARAGÖZ - Biraz sonra yanımıza hışımla bir adam gelip ters ters baktı.

HACİVAT - Allah Allah? Siz ne yaptınız?

KARAGÖZ - Biz kendimizi tutamayıp gülmeye başladık. Adam getirdiği bir karpuzu ikiye ayırıp birini benim kel kafama oturttu, diğerini de komşumuzun suratı*na...

HACİVAT - Tüh, adam her halde deli?... Ona uyup siz de adama aynı şeyi mi yaptınız yoksa?

KARAGÖZ - Yapacaktık ama bir baktırın bizim karpuz yok! Meğer yuvarlanmış, ikiye bölünüp de gelen bu adamın kafasına geçmiş... Hem de uyurken...

HACİVAT - Aman Karagöz'üm, gülmekte haklısın! Hah hah...

KARAGÖZ - Çok gülme pataklarım hal... Heh heh hih hooo!...

HACİVAT - Eeeeee, sonra?...

KARAGÖZ - Sonra da bir ara top oynayalım dedik... Ben bir vurdum ama tam vurdum.

HACİVAT - Aman yavaş vur Karagöz'üm!

KARAGÖZ - Ben yavaş vurdum ama top hızlı gitmiş... Az sonra bir kadın topumuzu getirdi.

HACİVAT - Ne iyi insanlar var değil mi?

KARAGÖZ - "Bu topu kim attı?" diye sordu, ben parmak kaldırdım. Arkasında sakladığı sopa ile bana bir girişti. Kaçmaya başladım. Meğer top çayları ile sularını devirmiş...

HACİVAT - Neyse efendim, eğlenceli bir piknik yapmışsınız, salimen dönmüşsünüz...

KARAGÖZ - Çok eğlenceli oldu. Aaaa, aman!... Cep saatim yok Hacı CavcavL. Üüüüü!. (Karagöz gider.)
SeLeN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Hızlı Cevap
Alt 08-03-2011   #10 (permalink)
Standart Cevap: hacivat karagöz skçleri


ŞEFTALİ

HACİVAT - (Gelir.) Çok sevgili arkadaşım Karagöz'ü bir gün bile görmesem özlüyorum. Bugün rahatsız etmeyeyim dedim ama dura*madım yine geldim. Kim bilir şimdi ne yapıyor*dur? (Seslenir.) Karagöz, Karagöz!...

KARAGÖZ - (Ses) Hacı Cavcav, bugün git yârın .gel!

HACİVAT - Karagöz'üm şakayı bırak da hemen gel! Bak çocuklar yine heyecanla seni bekliyor*lar!

KARAGÖZ - (Ses) Geliyorum geliyorum!...

HACİVAT - Aman çabuk gel de güzel güzel görüşelim!

KARAGÖZ - (Sürünerek gelir.) Bugün dövüşmeye hiç hâlim kalmadı.

HACİVAT - Aman, hayrola Karagöz'üm bu ne hâl? Dur yardım edeyim de ayağa kalk! (Yardım edip kaldırır.) Vah vah vaaahhh...

KARAGÖZ - Ördek gibi vakvaklama pataklarım ha!

HACİVAT - Canım bırak şimdi pataklamayı, baksana yürüyecek hâlin kalmamış... Hasta mısın?

KARAGÖZ - Pasta değilim, peynirli baklavayım!

HACİVAT - Kaza mı geçirdin yoksa?...

KARAGÖZ - Hayır kazığa geçirmedim, ipe astım köftehor!

HACİVAT - Birşey yaptın da sopa mı attılar?

KARAGÖZ - Hay hay, soba attılar borularını da sonra göndereceklermiş...

HACİVAT - Allah Allah, yine bugün tersliğin üstünde... Halbuki senin şu hâline ne kadar üzüldüm bilemezsin!

KARAGÖZ - Sağ olasın Hacı Cavcav!...

HACİVAT - Sen de sağ olasın Karagöz'üm amma sana neler olduğunu hâlâ söylemedin?

KARAGÖZ - Şey oldu da şeftali yüzünden olanlar oldu.

HACİVAT - Yine bilmece gibi konuşma da baştan anlatıver?

KARAGÖZ - Hay hay... Dünden yarım günlük iş bulmuştum da kahvaltıdan sonra hemen kapı*dan fırladım.

HACİVAT - Aferin Karagöz'üm! İşe yetişmek için hemen yola koyuldun!

KARAGÖZ - Yolda koyun bulmadım, işe gidiyo*rum.

HACİVAT - Canım ben de onu söylüyorum. Sevinçle işe koşuyorsun...

KARAGÖZ - Sekiz vinçle şişe mi taşıyorum? Alay etme de dinle!

HACİVAT - Efendim alay eden falan yok... Sonra?...

KARAGÖZ - Sonra dalgınlıkla yanlış sokağa sapmışım... Geri döndüm ama nefes nefese...

HACİVAT - Hemen oturup biraz dinlenseydin Karagöz'üm!

KARAGÖZ - Dilenmek ayıp değil mi Köftehor?

HACİVAT - Tabiî ayıp efendim... Ben "Dinlenseydin, yani yorgunluk atsaydın!" dedim.

KARAGÖZ - Hangi yorganı satsaydım?

HACİVAT - Saçmalama da devam et, sonra ne oldu bakayım?

KARAGÖZ - Sonra... Baktım köşede bir sıra var, hemen oturdum.

HACİVAT - Ohhh, iki nefes al!

KARAGÖZ - Kaç nefes aldım bilmiyorum ama keşke oturmaz olaydım.

HACİVAT - Allah Allah, yine ne oldu?

KARAGÖZ - Ne olacak yanımda oturan adam bir şeftali çıkarıp yemeye başladı.

HACİVAT - Canım sana ne... Kafanı çevirseydin...

KARAGÖZ - Elma gibi kızarmış şeftali... Kafamı çevirmek değil neredeyse arkamı döndüm ama... Adam bir şapırdıyor bir şapırdıyor ki ben de yutkunmaya başladım.

HACİVAT - Efendim niye adamın şapırtısını din*liyorsun?

KARAGÖZ - Köftehor pataklarım ha! Kim dinli*yor!... Ellerimle kulaklarımı bile kapattım ama gözlerimin önüne şeftali geliyor. Neyse gözlerimi de kapattım.

HACİVAT - Aferin Karagöz'üm, sen dinlenmene bak...

KARAGÖZ - Bu sefer adam beni dürttü. Kulakla*rımı, gözlerimi açıp adama döndüm.

HACİVAT - Her hâlde bir şeftali de sana verecek.

KARAGÖZ - Ben de öyle zannettim ama... Bir bak*tım çenesinden sular akıyor, yalanıyor. "Aman maşallah bu sene de şeftaliler ne kadar sulu, ne kadar tatlı değil mi?" dedi.

HACİVAT - Karagöz'üm galiba ben de yutkundum. Sonra?...

KARAGÖZ - Sonra ben yalanırken ikinci şeftaliyi de yedi.

HACİVAT - Aman Karagöz'üm senin yerde sürün*menle adamın şeftali yemesinin ne alâkası var?

KARAGÖZ - Köftehor kalkıp işe gitmek için yola koyuldum ama bastığım yeri göremiyorum, gözümün önünde şeftali kulaklarımda adamın şapırtısı. Derken...

HACİVAT -Aman ne oldu?...

KARAGÖZ - Ben de anlamadım ne oldu. Bir de baktım hastanede yatıyorum.Yürürken çukura düşmüşüm...

HACİVAT -Vah vah vah...

KARAGÖZ - Neyse baktılar sağlamını bıraktılar. Bu sefer de yine işe gidiyorum diye şeftali taşıyan bir hamalın peşine düşmüşüm...

HACİVAT - Allah Allah... İyice sapıttın desene...

KARAGÖZ - irice sap mı yuttum çekirdek mi bilmiyorum ki... Meğer hamal da çalışacağım yere gidiyormuş, ucuz kurtuldum. Neyse iş bi*tince parayı cebime koyup hemen birkaç kilo şeftali alıp evin yolunu tuttum.

HACİVAT - Aferin Karagöz'üm, desene şeftalinin tadını ailece çıkardınız!

KARAGÖZ - Çıkaramadık... Şeftalileri götürürken hep o adamın şeftali yemesi gözümün önüne geliyordu. Derken dalmışım geri geri gelen bir kamyonetin altında kalmışım. Şeftaliler ezilmiş.

HACİVAT - Vah vah vah... Başından büyük bir şeftali macerası geçmiş. Öyleyse yatıp dinlensene, yine nereye gidiyorsun canım?

KARAGÖZ - Şey, şeftali almaya gidiyorum Hacı Cavcav...

HACİVAT - Sen git dinlen, ben alıp gelirim Karagöz'üm. (Gider.).

KARAGÖZ – Sağ olasın Hacı Cavcav, yutkunmak*tan boğazım kurudu. Aman çabuk getir. Onun için eskiden yiyecekleri açıkta taşımaz, her*kesin yanında yiyip, içmezlermiş... (Gider.)


Kaynak: turkcedersi.gen.tr
SeLeN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Hızlı Cevap
Yeni Konu aç  Cevapla

Sayfayı Paylaş

Hızlı Cevap
Kullanıcı isminiz: Giriş yapmak için Buraya tıklayın
Sorunun cevabını alttaki kutucuğa yazınız. (Gerekli)

Mesajınız:

Seçenekler


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Karagöz Hacivat Oyunundaki Karakterler - Karagöz Hacivat Karakterleri Mavi_inci Tiyatro ve Skeçler 52 1 hafta önce 18:41
Karagöz İle Hacivat Konuşmaları Eylül Tiyatro ve Skeçler 0 16-10-2012 12:38
Karagöz İle Hacivat Hikayeleri Eylül Masallar-Hikayeler-Destanlar 1 17-11-2011 21:13
Hacivat ve Karagöz Konuşmaları - Hacivat ve Karagöz Atışmaları Mavi_inci Tiyatro ve Skeçler 2 28-12-2010 01:27
Karagöz ve Hacivat Oyunları - Karagöz ve Hacivat Oyun Bölümleri KaRDeLeN Tiyatro ve Skeçler 0 06-02-2010 23:20


Saat: 10:36.


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO ©2011, Crawlability, Inc.
Frmartuklu.Net ©2008 - 2014