Sponsorlu Bağlantılar
   

Fosil Yakıtların Zararları Nelerdir

Doğa ve Bitkiler icinde Fosil Yakıtların Zararları Nelerdir konusu , Fosil Yakıtların Zararları Nelerdir - Fosil Yakıtlar Hakkında - Fosil Yakıt Dönemi Nedir Fosil yakıtlar, yeraltındaki tortulardan 100 milyonlarca yılda oluşan, kömür, petrol ve doğalgaz gibi yakıtlardır. Kömür, petrol ve ...

Yeni Konu aç  Cevapla
 
Seçenekler
Alt 06-05-2010   #1 (permalink)
Standart Fosil Yakıtların Zararları Nelerdir

Sponsorlu Bağlantılar


Fosil Yakıtların Zararları Nelerdir - Fosil Yakıtlar Hakkında - Fosil Yakıt Dönemi Nedir







Fosil yakıtlar, yeraltındaki tortulardan 100 milyonlarca yılda oluşan, kömür, petrol ve doğalgaz gibi yakıtlardır. Kömür, petrol ve doğalgaz yoğunlaştırılmış enerji kaynağı olarak yeraltından kolay çıkarılır ve nakledilir. Yandığı zaman kömür ve petrol, çevreyi çok fazla kirletir. Fosil yakıtlı santrallerden yılda milyonlarca ton kükürt ve azotoksit ile on binlerce ton kirletici parçacıklar meydana gelir ve bunlar atmosfere yayılır. Kükürt ve azotoksitler asit yağmuruna yol açarlar. Asit yağmurları ise bitkilerin, nehir ve göllerdeki balıkların ölümüne sebep olurkten, metal sanayi ürünlerine de zarar verirler. Azotoksit, ozon tabakasının incelmesine ve delinmesine yol açar. Ozon tabakası, ultraviyole (mor ötesi) ışınları soğurarak biyosferi korur, stratosferi ısıtır. Ozon tabakasının incelmesinin insan sağlığına, ekolojik sisteme ve ekonomiye büyük zararları vardır. Fosil yakıtlardan bol miktarda CO2 yayılması olur. CO2 atmosferde sera etkisi yaratır, yani CO2 güneşten gelip yere ulaşan ve tekrar yükselen ışınları dünyaya geri yansıtır. Son zamanlarda havadaki kirletici gazların artışı; bölgesel yağışlarda belirgin farklılık, deniz yüzeyinin 10 ila 20 cm. arasında yükselmesi, hava ve okyanusların uzun süreli ortalama sıcaklığında artışlar, tropik bölgelerde buharlaşmanın artması ve buzulların erimeye başlaması gibi değişikliklere yol açmaktadır.

Fosil yakıtlardan dolayı yayılan diğer gaz ve parçacıklar ise, solunum yolları hastalıklarına, kanserlere ve erken ölümlere sebep olmaktadır. Ayrıca, kömür dumanlarında da radyoaktivite mevcuttur. Hatta termik santraller, nükleer tesislerden daha fazla radyoaktivite yayarlar.

Dünyanın tüm enerji ihtiyacının % 85 kadarı kömür, petrol, doğalgaz, bitümlü şist gibi fosil yakıtlardan üretilmektedir. Türkiye’deki elektrik üretiminin % 65′i fosil kaynaklı; % 35′i ise, hidrolik kaynaklıdır.

Fosil yakıtların bir başka problemi de mevcut rezervlerin bitiyor olmasıdır. Halen dünyamızda 700 milyar varil petrol rezervi mevcut olup, yıllık tüketimse 2 milyar varildir. Bu durumda 2020 yılına kadar petrol mevcuttur. Kömür rezervi 300 yıl, doğalgaz rezervide 50 yıl yetecek kadardır.

Nükleer enerjinin temelini oluşturan uranyum da yenilenemeyen bir enerji kaynağıdır ve fosil denen klasik yakıtların tersine parçalanabilir bir yakıt türüdür.

Fosil yakıt dönemi

İnsanların ateşi bulmasından bu yana geçen binlerce sene içerisinde son 150 yıl dışında, kullanılan yakıtların başında odun gelmektedir. Bundan başka yel değirmenleri ile rüzgar ve su enerjileri sayılabilir. Odun, özünde güneş enerjisinin bitkilere depolanması olayı olan fotosentezle oluşan ve biyo kütle olarak tanımlanan doğal ve yenilenebilir bir yakıt olup çevre zararı yok denilecek kadar azdır. Ancak, yetişmesi için üzün yıllar alan ağaçların kesilerek yakıt olarak kullanılması, ormanların yok olmasına ve büyük çevre felaketlerine yol açmaktadır. Bu sorunu çözmek için, hızlı yetişen enerji bitkilerinden yararlanılarak, ağaç kesimi önlenebilir. Son 150 yılda ise, yer altı kaynakları olarak ortaya çıkan ve sınırlı rezerve sahip, petrol, kömür, doğalgaz, yoğun bir şekilde bulunmaktadır. Ancak milyonlarca yılda oluşan bu yer altı kaynakları çok kısa bir süre içerisinde hızla tüketilmektedir.
Hidrojen enerjisinin, özellikle güneş-hidrojen sisteminin yararlarını daha iyi anlayabilmek için, halen yoğun bir şekilde kullanılan bu fosil yakıtların çevre etkilerine kısaca bir göz atmak iyi olacak. Bilindiği gibi kömür, petrol, doğal gaz gibi yakıtlar kullanıldığında, çevreye çeşitli gazlarla birlikte bazı toz parçacıkları atmaktadır. Atılan bu gaz karışımı parçacıklar arasında karbon oksitler, kükürt oksitler, hidrokarbonlar, birincil kirleticiler; poli-nükleer aromatik hidrokarbonlar, olefinler, aldehitler, bazı aerosoller ise ikincil kirleticiler olarak adlandırılır. Hava kirliliğinin çevre üzerindeki etkileri küresel, bölgesel ve yerel ölçekte ortaya çıkmaktadır. Küresel ölçekte, başta karbondioksit olmak üzere, sera gazlarının yol açtığı küresel ısınma ve ozon tabakasının delinmesi sayılabilir. Bölgesel ölçekte asit yağmurları, ormanların tahribi göllerin asitlik değerinin artması sonucunda ekolojik dengenin bozulması en önemli belirtilerdir.

Fosil Yakıtların Sosyal Maliyetleri

Fosil yakıtların, kanser etkisi, ozon tabakası incelemesi gibi daha burada değinilmeyen başka zararlarını hesaplamak için yeni yöntemler geliştirilmiş ve fosil yakıtların insanlığa maliyeti, olabildiğince ayrıntılı olarak ortaya çıkartılmıştır. Bütün bu büyük maliyetlere rağmen, insanoğlu hala hızla petrol, doğal gaz ve kömür tüketmekte ve ne yazık ki bu yakıtlardan üretilen enerjinin maliyetleri hesaplanırken çevreye verilen büyük zarar göz önüne alınmamaktadır. Bu nedenle de, tükenmez ve temiz enerji kaynakları olarak bilinen güneş ve rüzgar gibi doğal kaynaklardan üretilen enerjinin maliyeti, fosil yakıtlardan bir miktar daha pahalı gözükmektedir.
Fosil yakıt rezervlerinin sınırlı olması ve yakın bir gelecekte kesinlikle tükenecek olması belki bir teselli olarak alınabilir. Ancak, yapılan hesaplamalar, tüm fosil yakıt rezervlerinin bu kısa süre içerisinde tüketilmesi ile atmosferdeki karbon monoksit oranının, geri dönülmesi olası olmayan sınırı geçeceğini göstermektedir. Bu durumda, felaketlerin birbirini izleyeceği süreç içine girileceği, aşırı ısınmadan ve denizlerin yükselmesinden sonra buzul devrinin başlayacağı anlaşılmaktadır. Bütün bu gerçekler bilindiği ve çözüm önerileri ortaya konduğu halde, insanların neden hala önlem almadığını anlamak olanaklı değildir.

Küresel Isınma (Sera etkisi – Greenhouse effect)

Fosil yakıtların yoğun bir şekilde yakılması sonucu, başta karbondioksit olmak üzere, atmosferde sera gazlarının giderek artması ve buna bağlı olarak dünyamızın ısınması olayı, sera etkisi nedeniyle kürsele ısına olarak tanımlanmaktadır. Genelde sera etkisi yapan gazlar arasında, karbondioksit, metan, karbonmonoksit, hidrokarbonlar ve kloroflora karbonları saymak olasıdır.
Ayrıca, sera etkisi nedeniyle yeryüzü sıcaklığının artması ile, denizlerden göllerden ve nehirlerden daha çok buharlaşma olacak, dolayısıyla daha fazla yağmur ve doğal sel felaketleri olacaktır. Ayrıca, rüzgarların yön değiştirmesi sonucu normalde yağış alan yerlerde aşırı kuraklık görülmesi de olasıdır. Dünyamızda 1980 yıl

 

DeMSaL isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Hızlı Cevap
Sponsorlu Bağlantılar
Yeni Konu aç  Cevapla

Sayfayı Paylaş

Hızlı Cevap
Kullanıcı isminiz: Giriş yapmak için Buraya tıklayın
Sorunun cevabını alttaki kutucuğa yazınız. (Gerekli)

Mesajınız:

Seçenekler


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Fosil yakıtların günümüzdeki kullanım alanları Kayıtsız Üye Frmartuklu Soru-Cevap Bölümü 4 11-04-2013 17:56
Fosil Yakıt Nedir - Fosil Yakıtlar Nelerdir? Mavi_inci Konu Dışı Başlıklar 0 11-01-2012 22:36
Fosil yakıtların yaygın kullanıldıkları yerler nelerdir? Kayıtsız Üye Frmartuklu Soru-Cevap Bölümü 1 04-12-2011 18:19
Fosil Yakıtların Geleceği ve Çevresel Etkileri Hakkında Bilgi Mavi_inci Doğa ve Bitkiler 0 08-06-2011 00:00
Fosil Yakıtların Kullanım Alanları Nelerdir ? Mavi_inci Konu Dışı Başlıklar 0 16-02-2011 22:13


Saat: 05:25.


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO ©2011, Crawlability, Inc.
Frmartuklu.Net ©2008 - 2014