Sponsorlu Bağlantılar
   

Ankara Hakkında Bilgi

Ankara Tanıtımı icinde Ankara Hakkında Bilgi konusu , Ankara Genel Bilgi İç Anadolu Bölgesi’nde yer alan Türkiye Cumhuriyetinin başkenti Ankara, doğuda Kırşehir ve Kırıkkale; batıda Eskişehir; kuzeyde Çankırı; kuzeybatıda Bolu ve güneyde Konya ve Aksaray illeri ile çevrilidir. ...

Yeni Konu aç  Cevapla
 
Seçenekler
Alt 18-08-2008   #1 (permalink)
Standart Ankara Hakkında Bilgi

Sponsorlu Bağlantılar


Ankara Genel Bilgi



İç Anadolu Bölgesi’nde yer alan Türkiye Cumhuriyetinin başkenti Ankara, doğuda Kırşehir ve Kırıkkale; batıda Eskişehir; kuzeyde Çankırı; kuzeybatıda Bolu ve güneyde Konya ve Aksaray illeri ile çevrilidir. Ankara, Orta Anadolu’nun kuzeybatısında bulunan Kızılırmak ve Sakarya nehirlerinin kollarının oluşturduğu ovalarla kaplı bir bölgedir. Güneyinde Tuz Gölü havzası ile Cihanbeyli Yaylası bu platoyu tamamlamaktadır. Bu bölgede orman alanları ile step ve bozkır alanlarının çevresi plato üzerinde yükselen dağlarla çevrilidir.

Yüzölçümü ile Türkiye’nin ikinci büyük ili olan Ankara, 24.521 km2’lik bir alanı kapsamaktadır. 2000 Yılı genel Nüfus Sayım sonuçlarına göre; toplam nüfusu4.007.860'tır.

Ankara'da tipik karasal İklim hüküm sürmekte olup, yazlar sıcak ve kurak, kışlar ise soğuk ve kar yağışlı geçer. Yıllık ortalama sıcaklık 11,6 C'dir. En çok İlkbahar ve Kış aylarında yağış alır. Yıllık ortalama yağış miktarı 386,3 mm.dir.

Ankara Türkiye’nin Konya’dan sonra ikinci önemli tarım ilidir. Topraklarının 1/3’ünde ekim yapılmaktadır. Çayır, mera ve ormanlar bunlara eklendiğinde tarım alanlarının il toprakları içerisinde oranı 2/3’e yükselir. Bitkisel üretimde öncelikle buğday, arpa, yulaf olmak üzere tahıllar yer alır. Türkiye’nin toplam buğday üretiminin %8’inden fazlası Ankara’da üretilir. Fasulye, mercimek ve 1960’lardan sonra da şekerpancarı üretimi önem kazanmıştır. Sebzecilik, meyvecilik da bunları tamamlamaktadır. Ayrıca Ankara elması ve armudu ile ünlü olup, bağcılık da yaygındır. Hayvancılık Ankara yöresinde eskiden beri yapılmaktadır. En çok koyun ve dünyaca ünlü Tiftik Keçisi yetiştirilir. Arıcılığın yanı sıra sığır besiciliği ve tavukçuluk da gelişmiştir.Bunun yanı sıra sanayi kolları da Ankara’da önemli bir yer tutmaktadır.

İlin tarihteki ismi gemi çapası anlamına gelen "Ankyra"dır. Bizanslı Stephanos kente bu ismin Mısırlıları denize kadar sürüp çapalarına el koyan Galatlar tarafından verildiğini yazmaktadır.Çok sonraki yıllarda kent “Engürü” olarak isimlendirilmiş, bu sözcüğün Farsça üzüm anlamına gelen Engür’den kaynaklandığı da bilinmektedir. Bu sözcük değişerek Ankara’ya dönüşmüştür.

Ankara ve çevresinin tarihi, Bronz çağındaki Hatti Uygarlığına kadar inmektedir. MÖ.2000 yılında Hititler bölgeye egemen olmuştur. Hitit döneminde küçük bir yerleşim olduğu bilinen bu yörede Hititlere ait herhangi bir kalıntı günümüze ulaşamamıştır. Yörede Alt Paleolitik çağa ait bir yerleşime rastlanamamıştır. Ancak, 1937’de Prof.Dr.Şevket Aziz Kansu Çubuk Çayının doğu kıyısında Keçiören yakınında, Eti Yokuşunda Orta Paleolitik Çağa tarihlenen Levalloison-Mousterion aletlerini ele geçirmiştir. Yörede yapılan kazılar ve yüzey araştırmalarında MÖ.30.000-10.000’e ve 5500-5000’e tarihlenen Çatalhöyük çanak çömleklerine benzer kalıntılar Durupınar yakınındaki höyükte ortaya çıkarılmıştır. Bunun yanı sıra bölgede Kalkolitik Çağa (5500-3500) ait pek çok höyük de bulunmaktadır.

MÖ.700’de Lidyalılar Kızılırmak’a kadar olan bütün bölgeyi ele geçirmişler. MÖ.547’de de Persler buraya hakim olmuştur. Heredotos’dan öğrenildiğine göre; ordu ticaret ve posta yolu olarak kullanılan Kral Yolu buradan geçiyordu. Ankara’nın bulunduğu yerde de önemli bir konaklama ve ticaret yeri vardı.

Yazılı kaynaklarda Ankara’nın ismi ilk kez Büyük İskender’in seferleri ile ilgili olarak geçmiştir. Antik kaynaklara göre İskender ordusunu Apameia Kelainaia’dan (Dinar) Gordion’a getirdiğini oradan da “Ankyra” ya ulaştığını yazar. İskender’in Pers egemenliğine son vermesiyle Kral Yolu önemini yitirmiş, Ankyra da önemini kaybetmiştir. İskender’in ölümünden sonra (MÖ.323) Ankyra da MÖ.III.yüzyılın başlarına kadar Seleukosların elinde kalmıştır. MÖ.200’de bir Kelt ırkı olan Galatlar Ankara’yı başkent yapmıştır. MÖ.189’da Romalı komutan Manlius Vulso bu bölgeye gelerek Galatları yenmiş ve Pergamon Krallığına bağlamıştır. MÖ.168’de Pergamon Krallığı ile savaşan Galatlar bölgeyi yeniden egemenlikleri altına almıştır. MÖ.25’te Galatia denilen bu bölge bir Roma eyaleti olmuş, ekonomik ve askeri açıdan da önemli bir merkez konumuna gelmiştir. Bizans döneminde Ankara’nın imparatorluk ordularının konaklama ve ikmal yeri olmasıyla önemi sürmüştür. Bu dönem, VII.yüzyılın başlarında Sasanilerin, IX.yüzyılın başlarında Arapların saldırısına uğramıştır. Bizans’ın doğu ile ticareti arttıkça da Ankara bölgesi önem kazanmıştır.

Malazgirt Savaşı’ndan sonra 1071’de Ankara yöresi Selçukluların eline geçmiştir. 1101 ve 1102 yıllarında burası haçlı seferleri sırasında zarar görmüş, 1127’de yeniden Selçuklular tarafından ele geçirilmiştir.Daha sonraki yıllarda Danişmend hükümdarı Emir Gazi ile oğlu Mehmet Gazi, onların ölümünden sonra da Sultan I.Mesut buraya hakim olmuştur. Sultan Kılıçarslan II, devletini on bir oğlu arasında bölüştürünce Ankara da Muhiddin Mesut’un payına düşmüştür. Alaeddin Keykubat I zamanında (1219-1237) Ankara en parlak devrelerinden birisini yaşamıştır. Moğol saldırılarından sonra bölge bir süre Eretnalıların elinde kalmıştır. Orhan Gazi devrinde (1354) Ankara Süleyman Paşa tarafından Osmanlı topraklarına katılmıştır. Anadolu 1402 yılında Timur’un saldırısına uğramıştır. 1402’de Yıldırım Beyazid ve Timur arasındaki Ankara Savaşında şehir kısa bir süre Moğol istilasına uğrayan şehir, 1414’de kesin olarak Osmanlı egemenliğine girmiştir.

Atatürk, Kurtuluş Savaşı sırasında 1920’de Ankara’yı stratejik konumundan ötürü merkez yapmış, 1923’te de başkent ilan edilmiştir. Böylece yeni Türkiye Cumhuriyetinin Başkenti Ankara, Orta Anadolu’nun merkezi bir noktasında yeni baştan kurulmuştur.

Ankara tarihi yapıları yönünden önemli yapılarla bezenmiştir. Bunların başında Ankara Kalesi, Nymphaion, Augustos Mabedi, Caracalla Hamamı, Julien Sütunu, Tiyatro antik çağlardan günümüze gelen eserlerdir. Bunların yanı sıra, Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyetin ilk yıllarına ait, mimari yönden önemli eserler de günümüze gelmiştir. Bunların başında Alaeddin Camisi, Arslanhane (Ahi Şerafeddin) Camisi, Saraç Sinan Mescidi, Ahi Elvan Camisi, Karacabey Camisi, Hamamı ve Türbesi, Hacı bayram Camisi ve Türbesi, Kurşunlu Han, Mahmutpaşa Bedesteni, Cenabi Ahmet Paşa Camisi ve Türbesi, Çengel Han, Hasan Paşa Hanı, Çukur Han ve Ak Köprü gelmektedir. I.Ulusal Mimarlık akımının önemli örnekleri olan Ankara Palas, Etnoğrafya Müzesi, Ziraat Bankası Genel Müdürlüğü, Gazi Eğitim Enstitüsü, Gümrükler Genel Müdürlüğü, Devlet Resim ve Heykel Müzesi, İş Bankası, Opera Binası ve çeşitli bakanlıklar Cumhuriyet döneminde yapılmış önemli eserlerdir.

Ankara’nın en önemli eserlerinin başında da Ulu Önder Atatürk için yaptırılan görkemli bir yapı olan Anıtkabir’dir (1953).

 

=FiRaRi isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Hızlı Cevap
Sponsorlu Bağlantılar
Alt 18-08-2008   #2 (permalink)
Standart Cevap: Ankara Hakkında Bilgi


Ankara Gezgin Gözüyle

Eser ve müzeler yönünden zengin olan İlde, konaklayan turiste pek rastlanmamakta, kalış süresi ortalama iki gün olmaktadır.
Ankara’da turistlerin ilgisini çeken önemli tarihi eserler ve mekanlar bulunmaktadır. İlin Roma ve öncesi dönemlere ait kültürel değerleri; Ankara Kalesi, Haymana Gavur Kalesi, Kalecik Kalesi, Agustus Mabedi, Roma Hamamı ve Julien Sütunudur. Selçuklular döneminden; Akköprü, Aslanhane Camii, Ahi Evran Camii ve Alaaddin Camiidir. Osmanlı Dönemi Eserleri arasında ise en önemlileri; Hacı Bayram Türbesi ve Camii, Ahmediye Camii, Hacı Musa Camii, İki Şerefeli Camii, Karacabey Camii ve Zincirli Camiidir. Cumhuriyet dönemi kültürel değerleri ise Maltepe Camii, Kocatepe Camii, Çankaya Köşkü, Anıtkabir ve Zafer Anıtıdır.


ANITKABİR

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, inkılâpların yaratıcısı, kahraman asker, büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ebedî istirahatgâhının bulunduğu Anıtkabir, Rasattepe’ de inşa edilmiştir.

Mimarları Prof. Emin Onat ve Doç. Orhan Arda’dır. 1944 yılında yapımına başlanan anıt, 1953’te tamamlanmıştır. Aynı yıl Ata, Etnografya Müzesindeki geçici kabrinden büyük bir törenle buraya nakledilmiştir.

Anıtkabir kompleksi içindeki üniteler ;İstiklâl Kulesi, Hürriyet Kulesi, Aslanlı Yol, Müdafaa-i Hukuk Kulesi, Mehmetçik Kulesi, Zafer Kulesi, Barış Kulesi, 23 Nisan Kulesi, Misak-ı Milli Kulesi, İnkılâp Kulesi, Zafer Kabartmaları, Mozole - Şeref Holüdür.


MÜZELER

Anadolu Medeniyetleri Müzesi

Etnografya Müzesi

Ankara’da Atatürk Evi

Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi ’’Oyuncak Müzesi’’

Atatürk’ün Mekanı Müze Köşk

Beypazarı Kültür ve Tarih Müzesi

Eğit-Der Eğitim Özel Müzesi

Gordion Müzesi

Mehmet Akif Ersoy Evi
MTA Tabiat Tarihi Müzesi

ODTÜ’de Arkeoloji ve Müze

Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumu Müzesi

TRT Müzesi ve Ulusal Kurtuluş Sergisi
100. Yıl Kız Teknik Öğretim Müzesi

Gazi Üniversitesi Mesleki Eğitim Fakültesi

T.C. Ziraat Bankası Müzesi

Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet Müzesi


ÖRENYERLERİ

Gordion - Polatlı/Yassıhöyük:


Frigya Krallığı’nın başkenti, ünlü Gordion şehrinin kalıntıları; Ankara-Eskişehir karayolunun yakınında, Sakarya (Sangarios) ve Porsuk nehirlerinin birbirlerine yaklaştıkları yerde, Polatlı’nın 21 km. kuzeybatısında, Ankara’dan 90 km. uzaklıkta, Yassıhöyük köyündedir.


Roma Hamamı
:

Ankara/Merkez: Ulus Meydanından Yıldırım Bayazıt Meydanına uzanan Çankırı Caddesi üzerinde, caddeden 2.5 metreye kadar yükseklikteki bir platform üzerinde bulunmaktadır. Hamamın bulunduğu yüksek platformun höyük olduğu bilinmektedir.


Gavurkale Örenyeri


Ankara/Haymana: Ankara’nın 60 kilometre güneybatısındadır. Yanında akmakta olan Babayakup Deresinin tabanından 60 metre yüksekte olan tepe, uzun süren bir yerleşmeye sahne olmuştur. Tepeye buradaki eski yıkık duvarlar nedeniyle Gavurkale adı verilmiştir.

Karalar Köyü Örenyeri - Ankara/Kazan

Karahöyük Harabesi - Hacıtuğrul Köyü

Etnografya Müzesi
Ogüst Mabedi - Ankara/Altındağ


Ahlatlıbel :


Ahlatlıbel, Ankara’nın 14 kilometre güneybatısında Taşpınar Köyü - Gavurkale -Haymana eski yolu üzerindedir. Ankara’ya çok yakın olan bu Eski Tunç Çağı istasyonu Anadolu için önemli bir düz yerleşme birimidir.


Bitik :


Bitik Höyüğü Ankara’nın 42 kilometre kuzeybatısındadır. Yukarıdan aşağıya doğru M.Ö. V. yüzyılda başlayan bir Klasik Çağ iskânı ile kalın bir Eski Tunç Çağ iskânı meydana çıkarılmıştır. Bitik’ teki Eski Tunç Çağı kalıntıları bölgenin Doğu ve Batı Anadolu ile ilgisini belgeler.


Etiyokuşu :


Ankara’nın 5 kilometre kuzeyinde, Çubuk Çayı kıyısındadır. Buradaki kazı Prof. Şevket Aziz Kansu tarafından 1937 yılında Türk Tarih Kurumu adına yapılmıştır. En alt katta Eski Taş Devri tipte aletler ele geçmiştir. Onun üstündeki Eski Tunç Çağı kültürü Ahlatlıbel kültürü ile benzerlik gösterir. En üstte ise çeşitli devirlere ait büyük bir sarayın kalıntılarına rastlanmıştır.


Augustus Tapınağı :


Ulus’ta Hacı Bayram Cami bitişiğindedir. M.Ö. II. yüzyılda Frigya Tanrıçası Men adına yapılmış olan tapınak zamanla yıkılmıştır. Bugün kalıntıları bulunan tapınak ise son Galat Hükümdarı Amintos’un oğlu Kral Pylamenes tarafından Roma İmparatoru Augustus adına bir bağlılık nişanesi olmak üzere yaptırılmıştır.


Julianus Sütunu :


Defterdarlık ve valilik binası arasındaki havuzun kenarında bulunmaktadır. Hiçbir yazıtı yoktur. Gövdesinde birçok halka olup, yüksekliği on beş metre kadardır. Sütunun İmparator Julianus’ un (M.S. 361 )


Ankara Roma Tiyatrosu :


Hisar Caddesi ile Pınar Sokak arasında yer alır. İlk defa 1982 yılı sonunda bulunmuş, kurtarma kazılarına 15 Mart 1983’te Müzeler Genel Müdürlüğünce başlanmıştır. Anadolu Medeniyetleri Müzesi Müdürlüğü de kazılan 1986 yılı sonuna kadar sürdürmüştür. Sonuçta M.S. II. asrın başına tarihlenen tipik bir Roma Tiyatrosunun kalıntıları çıkarılmıştır. Bunlar arasında tonozlu parados binaları, döşemeli orkestra, seyirci oturma yerleri (kavea), sahne odası (scene)’ndan artakalan temel ve duvarların yanı sıra birçok heykel ve parçalan bulunmuştur.


Akköprü :


Varlık Mahallesi önünde ve Ankara Çayı üzerinde olup, Ankara’nın en eski köprüsüdür. 1222 yılında Selçuklu Hükümdarı I. Alaaddin Keykubat tarafından Ankara Valisi Kızılbey zamanında yaptırılmıştır.


Ali Cin Kalesi:

Zorlu bir kaya tırmanışıylayla ulaşılabilen esrarengiz ve gorkemli bir yapı... Sarp kayalıklara asılı, eşkiya efsanelerinin mekanı Ali Cin Kalesi, Ankara'nın, Kızılcahamam ilçesine baglı Çeltikçi beldesi yakılarında.

Yazı ve Fotograf : Turgut TARHAN








Ankara Arkoloji Müzesi ve Turistlik Yerler























































































































































































































































CAMİLER
Şehrin bazı önemli camileri, Ağaç Ayak Cami, Ahi Elvan Cami, Ahi Yakup Cami, Aslanhane (Ahi Şerafettin) Cami, Cenab-ı Ahmet Paşa Cami, Alaaddin Camii ,Çiçekçioğlu Camii, Direkli Cami, Eskicioğlu Camii, Hacettepe Camii, Hacı Arap Camii, Hacı Bayram Camii, İbadullah Cami Karacabey Camii, Kocatepe Camii, Kurşunlu Camii, Tabakhane Camii, Tacettin Camii ve Zincirli Cami’dir.


KALELER

Ankara Kalesi: Asırlardır kentin bekçiliğini yapan Ankara Kalesi kentin sembolü olmuştur. Ankara Kalesi’nin tarihi, kentin tarihi kadar eskidir. Yapılış tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber ilk kez Romalılar tarafından yapıldığı fikri yaygındır.

Selçuklular tarafından onartılıp genişletilmiştir. Kurulduğu tepe yanında akan (Hatip Çayı) Bentderesinden 110 metre yüksektedir.

Kale, iç ve dış kale olmak üzere iki kısımdır. Yirmiden fazla kulesi vardır. Dış kale eski Ankara şehrini yürek biçiminde çevirir. Dört katlı olan iç kale kısmen Ankara taşından kısmen de toplama (spoliyen) taşlarla yapılmıştır. İç kalenin iki büyük kapısı olup, birisi dış kapı, diğeri hisar kapı adını taşır. İç kaledeki kulelerin yüksekliği 14 ile 16 m. arasında değişmektedir. Bugün kale içinde Osmanlı Ankara’sının XVII. Yüzyıldan itibaren ayakta kalmış bir çok Ankara evi bulunmaktadır.


Kalecik Kalesi :
Kalecik Kalesi, Çankırı’ya giden yol üzerinde Ankara’dan 78 km. uzaklıktadır. Modern kasabaya hakim olan simetrik koni biçimli bir tepenin üzerine kurulmuştur. Güneybatısındaki dağlara bir sırtla bağlanır ve Kızılırmak’ a doğru uzanan ovada tek başına yükselir
=FiRaRi isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Hızlı Cevap
Alt 18-08-2008   #3 (permalink)
Standart Cevap: Ankara Hakkında Bilgi


Ankara Cami ve Mescitleri


Karacabey Cami (İmaret Cami ) (Merkez)

Ankara Kalesi’nin sur duvarlarının güneydoğu ucunda Cami, türbe ve çifte hamamdan meydana gelen bir külliye olan Karacabey Camisi Hamamönü semtinde bulunmaktadır. Vakıflar genel Müdürlüğü’ndeki 1484 tarihli vakfiyeden öğrenildiğine göre Karacabey tarafından yaptırılmıştır. Yapı topluluğu 1892 depreminde büyük tahribata uğramış, Karacabey’in torunlarından ve bu yapının mütevellisi İzzettin Karacabey 1938 yılında yeniden onarmıştır.

Karacabey Külliyesi XV.yüzyılın ilk yarısında Sultan II.Murat zamanında Anadolu Beylerbeyi olan Celalettin Karacabey tarafından yaptırılmıştır. Bursa tipi, ters “T” veya zaviyeli cami denilen plân üslubundadır. Bu plân tipinin Ankara’daki tek örneğidir. İbadet mekânının üzeri iki ayrı kubbe ile örtülmüş olup bunların yanında birer yan mekân ve beş bölümlü son cemaat yeri bulunmaktadır. 1892 depreminde ibadet mekânının üzeri çökmüş ve yeni yapımında da orijinaline sadık kalınarak beden duvarları yapılmış ve üzeri çatı ile örtülmüştür.

Caminin giriş portali sonradan yapılan bezemelerle özgün süslemesinden uzaklaşmıştır. Bununla beraber kilit taşı ve çevresi güzel bir stalaktitli taş işçiliği göstermektedir. Giriş kapısının üzerinde sülüs yazılı çiçekli bir zemin üzerine kitabe yerleştirilmişse de bu kitabe zamanla bozulduğundan bânisi ve yapım tarihi konusunda kesin bir bilgi edinilememektedir. Caminin kuzeybatısına son cemaat yeri ile yan odaların birleştiği köşeye minare yerleştirilmiştir. Minarenin altı Antik Çağlara ait devşirme parçalardan yapılmıştır. Üst kısımlar mor renkli çini ile kaplı tuğla örgülüdür. Bu tuğla bölmenin üzerinde Bursa kemeri şeklinde sağır nişler yer almaktadır.

Caminin kuzeybatı köşesinde Karacabey’in türbesi yer almaktadır. Türbenin içerisinde Varna’da şehir düşen Karacabey ile oğlu Ahmet Çelebi’nin mezarları bulunmaktadır. Bu türbe Sultan III.Selim zamanında Pir Mehmet tarafından tamir ettirilmiştir. 1943 yılında da Milli Eğitim Bakanlığı’nca da onarılmıştır. Sekizgen plânlı türbenin girişi dışarı taşkın, yanları kapalı, üstü tonozlu bir eyvan biçimindedir. Duvarları taş ve tuğlanın örgülü biçimde birlikte kullanılmasından oluşmuştur.


Hacı Bayram Cami ve Türbesi (Merkez)


Hacı Bayram Camisi Augustus Mabedi’nin bitişiğinde bayram Sokağı’ndadır. Bayramîliğin kurucusu olan Hacı Bayram Veli’nin 1427-1428 yılındaki ölümünden iki yıl önce yaptırılmıştır. Caminin yanında Hacı Bayram Veli’nin türbesi bulunmaktadır. Selçuklu mimarisi üslubunda, 16x22 metre ölçüsünde dikdörtgen plânlı olan cami taş temeller üzerine oturtulmuş tuğla duvarlarla örülmüştür. Üzeri kiremit kaplı kırma çatı ile örtülüdür. Camiye doğu, kuzey ve batıdaki üç kapıdan girilir. Kuzey duvarının önünde ahşap kadınlar mahfeli yer alır.

Caminin Kıble duvarı üzerindeki çinili kitabeden Sultan III.Ahmet zamanında Hacı Bayram Veli’nin torunlarından Mehmet baba tarafından tamir edildiği anlaşılmaktadır. Türbenin güneydoğu köşesinde, kare plânlı taş kaideli silindirik tuğla gövdeli minare yer almaktadır.

Bugünkü yapının XVIII.yüzyılda yenilendiği bezemelerinden anlaşılmaktadır. Erken Osmanlı sanatının en güzel örneklerini yansıtan ahşap mihrabı XVII.yüzyıl sonunda Nakkaş Mustafa tarafından yapılmıştır. Kütahya çinileri ile bezelidir. Hacı Bayram Veli’nin türbesi caminin Kıble duvarına bitişik olup, Augustos Mabedi’nden alınan malzeme ile inşa edilmiştir. Türbe kare plânlı olup, üzeri sekizgen bir kasnağın taşıdığı kubbe ile örtülüdür.

Caminin yanındaki mezarlık kaldırılmış ve Tacüddin Camisi mezarlığına nakledilmiştir. Hacı Bayram veli’nin türbesinin ahşap işçiliği yönünden son derece değerli kapıları bugün Ankara Etnoğrafya Müzesi’ndedir.


Arslanhane Cami (Ahi Şerafeddin Cami) (Merkez)


Ankara Samanpazarı semtinde bulunan Arslanhane Camisi’ni 1289-1290 yıllarında Ahi Şerafeddin yaptırmıştır. Eğimli bir arazi üzerinde yapılan caminin türbe duvarına gömülü bir antik arslan heykelinden ötürü de Arslanhane Camisi ismi verilmiştir. Minberindeki bir kitabeye göre caminin mimarı Ebubekiroğlu Mehmet’tir.

Anadolu Selçuklu mimarisinin ahşap sütunlu, ahşap tavanlı cami örneklerinden birisidir. Ankara’daki Roma ve Bizans dönemi yapılarından toplanan taşlarla yapılmıştır. İbadet mekânı, 21,5x24 metre ölçüsünde, uzunlamasına 5 sahınlı olup, üzerini örten ahşap çatıyı altışardan dört sıra halinde 24 yuvarlak ağaç sütun taşımaktadır. Burada Roma dönemine ait korinth üslubunda mermer sütun başlıkları kullanılmıştır. İbadet mekânının tavanı ahşap oymalı olup, içerisi 12 pencere ile aydınlatılmıştır. Caminin içerisine doğu, batı ve kuzeyden üç kapı ile girilmektedir. Mihrabı açık mavi çinilerle bezeli XIII.yüzyıl Selçuklu eseridir. Ankara camilerinin işçilik yönünden en güzel örneklerinden biri olan ve ceviz ağacından yapılmış minberi de ahşap işçiliğinin en güzel örneklerinden biridir.

Caminin yanındaki türbe Ahi Şerafeddin’e aittir. Sekiz köşeli bir plân gösteren türbe kubbe ile örtülüdür. Ahi Şerafeddin türbesinde 17 mezar bulunmaktadır. Köşedeki dört sütunlu, kubbe ile örtülü, etrafı açık türbeye de Kesikbaş Türbesi adı verilmiştir.


Ahi Elvan Camisi (Merkez)

Ankara Atpazarı ile Samanpazarı ile Koyunpazarı Sokağı’nın başında bulunmaktadır. Ahi Elvan Mehmet Bey (1331-1389) tarafından 1382 yılında yaptırılmıştır. Minber üzerindeki onarım yazıtlarında ise; Mehmet bey’in ismi geçmemektedir. Ahi Elvan Mehmet bey’in 1386 yılında dikkate alınırsa caminin de XIV.yüzyılın ikinci yarısından sonra yaptırıldığı sanılmaktadır.

Selçuklu dönemine ait ahşap direkli cami örneklerinden birisidir. Yapıya üç kademeli bir merdivenle çıkılmaktadır. Tam dikdörtgen olmayan ibadet mekânı üç sıra halinde dörderli ahşap sütunla dört sahna ayrılmıştır. Taş temeller üzerine tuğla ve kerpiç duvarlarında ikişer sıra halinde altı, mihrap duvarında da yine iki sıra halinde dört penceresi bulunmaktadır. Ahşap sütunların üzerlerine yöredeki Bizans ve Roma yapılarından toplanan Dor ve Korinth üslubunda sütun başlıkları yerleştirilmiştir. Bunların taşıdığı üst örtü çatı olup, kiremit örtülüdür. Camiye doğu yönündeki kapıdan girilir. Giriş kapısı taş örgü ve bezemelerle süslenmiştir. Aynı şekilde alçı mihrap ve minber Selçuklu süsleme sanatının örnekleri ile bezelidir. Minberi Harputlu Mehmet Bin Beyazıt kündekâri üslubunda yaptırmıştır. Minberin yan yüzlerinde çokgen ve yıldızlardan oluşan bir bezeme bulunmaktadır. Aynı şekilde pencere ve dolap kapakları da oyma tekniğinde yapılmış Selçuklu bezemesini yansıtmaktadır. 1967 yılında Vakıflar genel Müdürlüğü’nce yapılan onarımı sırasında bu pencere kapakları yerlerinden sökülerek atılmıştır. Rastlantı sonucu Y.Mimar Yılmaz Önge bunları görmüş, İstanbul’daki Türk İnşaat ve Sanat Eserleri Müzesi’ne göndermiştir. Bu kapaklar Hacı Elvan Mehmet Bin Elhaç Nizamettin tarafından yaptırılmıştır. Burada Anadolu Selçuklularının geliştirip yaygınlaştırdığı oyma tekniği ile kündekâri tekniği uygulanmıştır.

Caminin minaresi kuzeybatı duvarındadır. Kare biçimli taş kaide üzerine tuğladan silindirik gövdeli olup, tek şerefelidir.


Cenabi Ahmet Paşa Camisi (Yeni Cami) (Merkez)


Ulucanlar Caddesi’ndeki Cenabi Ahmet paşa Camisi Osmanlı mimarisinin Ankara’da bulunan örneklerindendir. Giriş kapısı üzerindeki yazıta göre Kanuni Sultan Süleyman döneminde, 1566 yılında Anadolu Beylerbeyliği yapan Cenabi Ahmet Paşa tarafından Mimar Sinan’a yaptırılmıştır. Bunun yanı sıra caminin pencereleri üzerindeki yazıtlardan 1883’de Abdülaziz Zadeesseyyit El-Hac Ahmet ve 1887 yılında da Ankara Valisi ağabeydin Paşa (1843-1908) tarafından onarıldığı öğrenilmektedir.

Ankara’nın en eski camilerinden olan bu yapı 13.9x13.9 metre ölçülerinde kare plânlı olup, ibadet mekânı merkezi bir kubbe ile örtülmüştür. Ankara’nın kesme taşından yapılmıştır. Son cemaat yeri üç mermer sütunun taşıdığı üç kubbe ile örtülüdür. Bunlardan ortadaki kubbe Osmanlı mimarisinde görüldüğü gibi, diğerlerinden daha yüksek ve daha geniştir. Son cemaatin sağ tarafında kesme taştan tek şerefeli, 16 köşeli minaresi bulunmaktadır.

Caminin giriş kapısı beyaz mermer ve somakilerin oluşturduğu stelaktitli bir bezeme ile süslenmiştir. İbadet mekânı üç sıra halindeki 32 pencere ile aydınlatılmıştır. Minber ve mihrap oldukça sadedir. İbadet mekânını örten büyük kubbe 16 pencereli bir kasnak üzerine oturmuştur. Kubbenin iç kısmı ve etekleri kalem işleri ile bezenmiştir. Caminin sol yanındaki küçük hazirede Cenabi Ahmet Paşa’nın ve XVIII.yüzyıla ait Azimi türbesi bulunmaktadır. Bu türbe de 1566 yılında Mimar Sinan tarafından yapılmıştır. 1813 ve 1940 yıllarında onarılmıştır. Sekizgen bir planı olan türbe, Ankara kesme taşından yapılmıştır. Yer yer köfeki taşlarından da yararlanılmıştır. Kubbe doğrudan doğruya kasnak olmadan duvarlar üzerine oturmuştur. Türbe içerisinde yalnızca Cenabi Ahmet Paşa’nın sandukası bulunmaktadır.


Alaeddin Camisi (Merkez)


Ankara Kalesi’nin İç Kalesi’ndedir. Kılıçaslan’ın oğlu Muhiddin Mesut tarafından 1178 yılında yaptırılmıştır. Alaeddin Keykubat döneminde onarılmış bu yüzden de Alaeddin Camisi ismini almıştır. Anadolu Selçuklu cami planlarından bir örnek olup, dikdörtgen plânlıdır. Caminin giriş kapısı İç Kale duvarına birleşiktir. Avlusunda Bizans ve Roma dönemlerine ait mimari parçalar ve kitabeler bulunmaktadır. Cami içerisindeki sütunların başlıkları ile içerideki iki mermer sütun Roma dönemine aittir. İbadet mekânı mihrap yönünde beş, sağ kenarda da sekiz pencere ile aydınlatılmıştır. Üzeri bezemeli ahşap bir tavanla örtülmüştür. Son cemaat yeri orijinal olarak günümüze ulaşmıştır. Caminin kuzeybatı köşesinde taş kaideli silindirik gövdeli minaresi bulunmaktadır.

Selçuklu ağaç işçiliğinin en güzel örneklerinden biri, ceviz ağacından oyma tekniğinde bezemelerin işlendiği minberidir. Bu minberi Selçuklu sultanı Mesut Bin Kılıçaslan yaptırmıştır.

Caminin yanındaki medrese yıkılmıştır. Bu medreseyi Abdülkerimzade Hacı Mehmet Efendi yaptırmıştır.


Zincirli Cami (Merkez)


Ankara Anafartalar Caddesi’nde, Kapalı Çarşının karşısındadır. Şeyhülislam Ankaralı Mehmet Emin (1618-1689) tarafından 1687 yılında yaptırılmıştır. Ankara Valisi Mehmet Hurşit Paşa tarafından 1879 yılında onarılmıştır. Bunun ardından 1911’de taşpınarzadeler, 1937 yılında da Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce onarılmıştır.

Dikdörtgen plânlı, ahşap tavanlı bir cami olup, duvarlarının alt kısmı kırmızı Ankara taşından, üst kısımları da tuğladan yapılmıştır. Tavan ve iç mekândaki bezemeleri Nakkaş Mustafa yapmıştır. Tuğladan yapılmış minaresi caminin sağ tarafındadır. Avlusunda iki katlı ahşap bir medresesi vardır.


Ağaçayak Camisi


Ulucanlar Caddesi’ndeki Ağaçayak Camisi, 1705-1706 yılında Ağaçayak tarafından yaptırılmış konaktan ötürü bu ismi almıştır. İlk yapılışında toprak damlı küçük bir yapı olan cami, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından onarılarak bugünkü şeklini almıştır.

Arazi konumundan ötürü düzenli bir planı olmayan, dikdörtgen plânlı üzeri çatılı moloz taştan yapılmış bir yapıdır. Son cemaat yeri bulunmamakta olup kuzeybatı köşesine küçük bir minare oturtulmuştur. Mimari yönden herhangi bir özellik taşımamakta olup, çok sade bir yapıdır. Cami içindeki bezemeler de bir özellik taşımamaktadır.


Leblebicioğlu Camisi

Denizciler Caddesi’ndeki Leblebicioğlu Camisi 1713 yılında Ankara Müftüsü Kantarzade Mustafa adına oğulları tarafından yaptırılmıştır. Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce 1955, 1959, 1961 ve 1988, 1989 yıllarında onarılmıştır. Bu nedenle de orijinal şeklinden uzaklaşmıştır. Çatılı dikdörtgen planlı bir yapı olup, kuzeybatı köşesine çatıdan geçilen ahşap şerefesiz bir minare eklenmiştir.

Taş temeller üzerine kerpiç duvarlı olan caminin kuzeyine tuğla örgülü son cemaat yeri yerleştirilmiştir. Giriş kapısının üzerine kitabesi konmuştur:

“Ol cenabı müftii Ankara Seyyid Mustafa yani Kantarzade Efendi kim ol merd hüda
Cümle evkafı salah üzere itmiş idi küzar Kari il Kur'an idi ol zatı ekrem daima
Çün işitdi ircii emrini hatıfdan o pir can dil bula idüp ol emri hakka iktida
İdi cek oğullarına tavsiye hayr ile yapdılar bu camii bâlâyı anlar bi-riya
Ya ilahi fahri alem hürmetine kıl kabul icra izafiyle me'cur ile fi yevm'il-ceza
İşbu hayr baki ile defterin lef eyle sayeban it farkına mahşerde envan hüda
Her kim okur ruhuna bir fatiha ihlâsla Anı cennetde ya Rab eyle câr-i enbiya
Hıfziya kıldım dua birle onun tarihi işbu cami’le bulur firdevs can Mustafa 1125”.

İç mekânın doğusu kapalı olup, güney cephede ikisi alt, ikisi üstte, batıda ikisi alt, üç tanesi de üstte pencere açılmıştır. Mihrabı tavana kadar yükselir. Caminin içerisi bezemesiz ve sadedir.


Saray Camisi (Şehsuvar) (Kalecik)

Kalecik İlçesi Cuma Mahallesi’ndeki Saray Camisi’ni Şehsuvarzade Es Seyyit Mehmet Paşa’nın annesi Şerife Hatun yaptırmıştır. Caminin kitabesi olmadığından yapım tarihi belli değildir. Bununla beraber mimari üslubundan, XV.yüzyıl yapısı olduğu anlaşılmaktadır.

Kareye yakın dikdörtgen caminin duvarları kesme taş ve tuğla hatıllardan meydana gelmiştir. Caminin kuzey cephesinde son cemaat yeri olduğu günümüze gelen izlerden anlaşılmaktadır. Kuzey batı köşesinde kare kaideli minare gövdesi tuğladandır.İç mekan yakın tarihlerde yenilendiğinden özelliğini kaybetmiştir.


Küçük Şami Köyü Cami ve Türbesi (Kalecik)


Küçük Şami Köyü’nün kuzeyinde oldukça geniş bir avlu ortasında türbe ile birlikte yapılmış olan caminin yapım tarihi ve banisi bilinmemektedir. Dikdörtgen planlı, kesme taş duvarlı caminin batı duvarına kare planlı kubbeli bir türbe eklenmiştir.Bu türbenin bir nakşi şeyhine ait olduğu vakıf kayıtlarından öğrenilmektedir.Yakın tarihlerde köy halkı tarafından yenilenen caminin taş minaresi 1907 yılında yapılmıştır.


Bünyamın Cami ve Türbesi (Ayaş)


Bünyamin Cami’sinin kitabesi olmadığından yapım tarihi kesinlik kazanmamıştır. Bununla beraber yapı üslubundan XVI.yüzyıl başında yapıldığı sanılmaktadır. Caminin banisi olan Şeyh Bünyamin Hacı Bayram Veli’nin ölümünden sonra 1429’da kurulan Melamilik tarikatına intisap etmiştir.

Cami, dikdörtgen planlı ve fevkani olarak yapılmıştır. Bugün doğu tarafında sonradan açıldığı sanılan bir kapıdan içerisine girilmektedir. Arazi konumundan ötürü caminin batı yönü daha yüksektir. Batıda yüksek bir kaide üzerinde minare yer almaktadır. Cami, üçerli iki sıralı ağaç direk ile mihraba dik üç nefe ayrılmıştır. Orta nef diğerlerinden daha yüksektir. Kuzeydoğu köşesinde camiye bitişik olarak Şeyh Bünyamin’in basit türbesi bulunmaktadır.Türbeye cami içerisindeki bir kapıdan girilmektedir. Türbenin hacet penceresi üzerinde Şeyh Bünyamin’in türbesi olduğu belirtilmişse de ölüm tarihi yazılı değildir.


Killik Camisi (Ayaş)


Ayaş Hacı Veli Mahallesinde yer alan Killik Camisi’nin kitabesine göre Elhaç Veli Bin Hızır tarafından 1560 yılında yaptırılmıştır.

Dikdörtgen planlı cami moloz taştan derzli olarak yapılmıştır. Ayrıca ağaç hatıllarda takviye edilmiştir. Kuzey cephesi dışında ağaç hatıllı ikişer pencere ile aydınlatılmıştır. Orijinalinde toprak damlı olan caminin üzeri bugün kırma çatı ile örtülmüştür. Caminin kuzeydoğu köşesine beden duvarları üzerine ahşap minaresi XX.yüzyılın başında yapılmıştır. İbadet mekanı iki sıra halinde dörder ahşap sütunla üç nefe bölünmüştür. Kıble duvarındaki alçı mihrap tavana kadar yükselmektedir.


Aktaş Mesçidi (Ayaş)


Ayaş Hacı Memi Mahallesinde bulunan Aktaş Mescidi’nin XVI.yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır. Banisi belli değildir.

Dikdörtgen planlı cami moloz taş duvarlı, kiremit çatılıdır. İbadet mekanı mihraba dik iki ahşap sütun sırası ile üç nefe ayrılmıştır. Kıble duvarındaki alçı mihrap Ankara yöresindeki camilerin çoğunda görülen alçak kabartmalıdır.


Ulu Cami (Ayaş)


Ayaş Belediye Meydan’ındaki Ayaş Ulu Camisi Ayaş’ın en eski ve büyük camisidir. Kitabesi olmadığından yapım tarihi kesinlik kazanamamıştır. Bununla beraber XV.yüzyıl eseri olduğu yapı tarzından anlaşılmaktadır.

Dikdörtgen planlı cami moloz taştan yapılmış olup, üzeri kırma çatı ile örtülmüştür.İbadet mekanı üçer ahşap sütun ile üç nefe ayrılmıştır. Orta nef diğerlerinden biraz daha yüksektir. İçerisi kıble duvarında altlı üstlü ikişer, doğu ve batı yönü de altta üçer, üstte ikişer pencere ile aydınlatılmıştır. Mihrap dışa doğru çıkıntılı olup, Ankara camilerinin çoğunda olduğu gibi ahşaptandır. Caminin en dikkati çeken yanı ahşap minberidir. XV.yüzyıl ahşap minberlerinin bir örneği olup kündekari tekniği burada uygulanmıştır. Caminin doğu duvarında kesme taştan minaresi bulunmaktadır.


Şeyh Muhittin Camisi (Ayaş)


Ayaş Camii Atik Mahallesi’ndeki Şeyh Muhittin Camisi’nin yapım tarihi bilinmemektedir. Dikdörtgen planlı cami taş temelli, kerpiç duvarlı ahşap çatılıdır. Kuzey doğu köşesinde ana duvarları üzerinde ahşap minaresi bulunmaktadır.l968 yılında buraya ikinci bir minare yapılmıştır.

Cami basit bir yapı olmasına karşılık alçı mihrabı dikkat çekicidir. Ankara camilerinin çoğunda olduğu gibi mihrap yüzeyinde alçak kabartma halinde geometrik geçmelerden oluşan bir bezemeye yer verilmiştir.


Sinanlı Köyü Ulu Camisi (Ayaş)


Ayaş’ın 5 km .uzağında bulunan Sinanlı Köyü Ulu Camisini 1547 yılında El Hac Sinan Bin Hacı Osman yaptırmıştır.

Dikdörtgen planlı, 1648 x13.04 m. ölçüsündeki cami, mihrap duvarına dik ağaç direklerle beş nefe ayrılmıştır. Oldukça yüksek duvarlı yapının üzeri kırma çatı ile örtülüdür. Cami ilk yapıldığında üzerinin toprak olduğu bazı izlerden anlaşılmaktadır. Kuzey kısmının tamamını ahşap mahfil kaplamaktadır. Mihrap onarım görmüş ve özelliğini yitirmiştir.


Camii Kebir (Sultan Alaeddin Camisi) (Beypazarı)


Beypazarı Cumhuriyet Mahallesi Çınar Sokağı’nda bulunan caminin Selçuklu Sultanı Alaeddin tarafından yaptırıldığı ileri sürülüyorsa da mimari üslubu XV-XVI.yüzyılda yapıldığını göstermektedir. Büyük olasılıkla bu caminin bulunduğu yerde Selçuklu dönemine ait bir başka cami bulunuyordu.

Cami dikdörtgen planlı olup, üzeri kırma ahşap çatı ile örtülüdür. Onarım geçiren caminin doğu duvarı orijinal olarak günümüze ulaşmıştır. Taş duvarlı, hatıllı tuğla duvar örgüsüne sahiptir. Kuzeybatı köşesine minare yerleştirilmiştir. Minarenin gövdesi tuğla, şerefesi taştandır.


Kurşunlu Cami (Evsat Hoca Nazır) (Beypazarı)


Beypazarı’nın en tanınmış eseri olan Kurşunlu Cami kitabesinden öğrenildiğine göre 1684 tarihinde yapılmış, yangın geçirmiş ve 1882 de Hacı Latif tarafından onarılmıştır. Caminin XVII.yüzyılda sadrazamlık yapmış olan Nasuh Paşa tarafından yaptırıldığı söylenmekte ise de bu iddia kesinlik kazanamamıştır.

Cami dikdörtgen planlıdır.İbadet yeri 22.50 x 22.50 m ölçüsündedir. Arazinin meyilli oluşundan ötürü mihrap cephesi diğer bölümlerden daha yüksektir. Klasik Osmanlı Mimari üslubundaki cami kesme taştan yapılmıştır. Üzeri sekizgen kasnaklı bir kubbe ile örtülüdür.


Peçenek Köyü Camisi (Çamlıdere)


Çamlıdere ilçesinin yakınındaki Peçenek Köyü’nde bulunan caminin, mimari üslubundan XV.yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır. Banisi ve yapım tarihi bilinmemektedir. Ayrıca kitabe yeri olmasına karşılık kitabesi günümüze gelememiştir.

Tek kubbeli camiler tipindeki cami, kare planlı olup önünde üç bölümlü bir son cemaat yeri bulunmaktadır. Moloz taş v tuğladan yapılmış olan caminin ibadet mekanının üzeri kubbe ile örtülü olup piramit şeklindeki bir çatının altında kalmıştır.Minare caminin kuzey batı köşesindedir.












Ulu Han Köyü Camisi (Nallıhan)


XVII.yüzyıl başlarında sadrazamlık yapmış olan Nasuh Paşa tarafından yaptırılmıştır. Cami orijinal durumundan epeyce uzaklaşmış, yalnızca minaresi eskiden kalmıştır. Büyük olasılıkla cami peş peşe depremlerden etkilenmiş ve yenilenmiştir.

Dikdörtgen planlı caminin üzeri ahşap çatı ile örtülüdür. Minaresi kare kaideli, tuğla gövdeli olup caminin yanında ve ona bitişik yapılmıştır.


Nasuh Paşa Camisi (Nallıhan)

Nallıhan ilçesi Nasuh Paşa Mahallesinde bulunan Nasuh Paşa Camisi, İstanbul-Ankara yolunun yapımı sırasında yıkılmış, tren yolunu yapan Fransız mühendis tarafından l911 yılında yeniden aynı genişlik ve şekilde yapılmıştır.

Cami dikdörtgen planlı, düzgün kesme taştan ahşap çatılıdır. Son cemaat yeri sekiz kare sütunun birbirine kemerlerle bağlanması ile meydana getirilmiştir. İbadet mekanı dokuz sivri kemerli pencere ile aydınlatılmıştır. Minaresi batı duvarına bitişik olarak yapılmıştır. Kare kaideli olup gövdesi on iki köşelidir.


Kocatepe Camisi (Çankaya)

Ankara’da yeni bir cami yapılmasına 1945 yılında karar verilmiş ve bunun için de bir yarışma açılmıştır. Bu cami bugünkü Sigorta binasının olduğu yerde, Kızılay ile Fevzi Çakmak Caddelerinin birleştiği yerde uygulanacaktı. Bu projeyi Y.Mimar Ali Saim Ülgen kazanmış, ancak, bu proje uygulanamadı. İkinci kez 1957 yılında açılan proje yarışmasını Mimar Vedat Dalokay kazandı ve uygulaması da Dalokay’a verildi. 1965 yılına kadar yalnızca Diyanet İşleri Başkanlığı’nın binası ile caminin dört minaresinin temelleri atıldı. Projeler bir türlü tamamlanamadı. Üst örtünün teknik hesaplarının yapılması Ortadoğu teknik Üniversitesi’ne verildi.

Kocatepe’de Cami Yaptırma Derneği’nin açmış olduğu bu ihalede mukavele hükümlerine göre zamanında proje verilmediğinden Dalokay ile yapılan mukavele feshedildi. Bundan bir buçuk yıl sonra yeni bir yarışma açıldı. Mimar Hüsrev Tayla ile Mimar Fatin Uluengin’in vermiş oldukları iki ayrı proje bir ve ikinciliği kazandı. Bundan sonra proje ve detaylar çizilerek uygulamaya başlandı. Fatin Uluengin’in çizdiği detay projeleri yanı sıra uygulamayı Hüsrev Tayla 1979 yılından sonra tek başına yürütmüştür. 1967 yılında başlayan çalışmalar 1987 yılında tamamlandı.

Ankara’da Klasik Osmanlı üslubunda yapılan caminin ibadet mekanı merkezi bir kubbe ile örtülü olup, bu kubbe dört yarım kubbe ve trompların yardımı ile desteklenmiştir. İbadet mekanı 67x67 m. ölçüsündedir. Yapıda Klasik Osmanlı mimarisinin plan düzeni ve detayları, bezemeleri aynen uygulanmıştır. Caminin dört köşesine üçer şerefeli dört minare yerleştirilmiştir. Ayrıca girişin önünde Klasik Osmanlı mimarisinde olduğu gibi, dıştan iki sıra pencereli cephesi olan revaklı, üzeri kubbeli bir avlu ve ortasına da bir şadırvan yerleştirilmiştir.


Eskicioğlu Camisi (Altındağ)


Eskicioğlu Mahallesi’nde, Eskicioğlu Sokağı’nda yer alan camiyi sağından ve kıble tarafından Kargalı Sokağı sınırlamaktadır. Kitabesi olmadığından ne zaman ve kimin tarafından yapıldığı bilinmemektedir.

Caminin üstü geniş saçaklı bir çatı ile örtülmüştür. Kapının üzerinde yüksekçe bir son cemaat yeri vardır. Kapının üzerinde 1324 tarihi boya ile yazılmıştır ve büyük olasılıkla onarım tarihini göstermektedir.

Caminin kıble tarafına altta iki, üstte üç, sağında altta ve üstte dörder penceresi vardır. Minberi ahşap, mihrabı alçıdan yapılmıştır.

Caminin karşısında bir çeşme bulunmaktadır. Çeşmede ve camide hiçbir kitabe yoktur. Caminin kapısının üstünü üç sütunun tuttuğu bir yer bulunmakta olup, burası müezzin mahfilidir. Caminin mimari yönden herhangi bir özelliği bulunmamaktadır.


Hacettepe Camisi (Altındağ)


Hacettepe Mahallesi’nde Sarı kadın Caddesi’nde, Tosun Sokağı’ndadır. Camiye altı merdivenle girilmektedir. Solunda son cemaat yeri vardır. Kapı üzerinde dört satırlık kitabesi bulunmaktadır.

Caminin mihrabı alçı, minberi de ahşaptandır. Kıble tarafında iki, sağında bir penceresi vardır. Duvarlarının alt kısmı taş, üstü kerpiçten yapılmıştır. Caminin minaresi yoktur.


Hacı İlyas Camisi (Altındağ)

Güner Sokağı’nda yer alan Cami kerpiçten yapılmıştır. Cami sağında altta iki, üstte üç, kıble tarafında altta ve üstte ikişer, solunda da aşağıda üç, üstte de bir pencere ile aydınlatılmıştır. Tam kıble kapısının üzerinden ahşap bir minare yükselmektedir.

Caminin tam karşısında Hidayet Efendi’nin evinin altında adi Ankara taşı ile yapılmış eski bir çeşme vardır. Bu çeşme Ankara’nın en eski çeşmelerindendir. Üzerinde iki kitabesi bulunmaktadır.


Hacı Musa Camisi (Altındağ)

Eski Yol caddesi’nde bulunan Hacı Musa Camisinin son cemaat yeri iki kısa sütun ve üç tuğla kemere dayanan bir saçak ile örtülmüştür. Giriş kapısının üzerinde alçı çerçeve içerisinde sülüs yazı ile iki satırlık kitabesi vardır. Kapının sağında yine alçı bir çerçeve içerisinde rik’a ile yazılmış üç satırlık kitabesi bulunmaktadır.

Son cemaat yerinde iki pencere bulunmaktadır. Pencerelerin üzerinde Kelime-i Tevhit yazılıdır. Cümle kapısı cevizden olup, oymalarla süslenmiştir. Minberi de cevizden yapılmıştır. Korkuluk şebekelerinden soldan üçü kezalik, sağdan üçü sonradan yapılmıştır. Minberin üzerinde asılı ahşap oyma Lailahe İllallah levhası asıldır.

Mihrabı alçı olup, kenarlarında iki sıra halinde Kelime-i Tevhit yazılıdır. Caminin tavanı çok güzeldir. Kenarlarında renklerle yapılmış iki sıra halinde su vardır. Tavan göbeğinde Türk kalem işçiliğinin en güzel örneği vardır. Pencere kenarlarında ve üstlerinde de süslemeler bulunmaktadır. Müezzin mahfilinin altı da işlemeli ve süslemelerle bezenmiştir.


Kurşunlu Cami (Altındağ)

Cami, Anafartalar Caddesi’nde, Aydınlık Sokağı’nın başında yer almaktadır. Tamamen taştan yapılmıştır. Caminin sağında, kıble tarafında ve solunda ikişer penceresi vardır. Minberi ahşaptır. Tek kubbesinin eteğinde de dört pencere bulunmaktadır. Ana kubbeyi destekleyen dört tarafında mini yarım kubbeler vardır. Kubbe bu yarım kubbelerle duvara dayanmaktadır. Mini kubbelerin eteklerinde ve ana kubbenin eteklerinde stalaktitler görülmektedir. Kubbesi kurşunla örtülmüştür. Bugünkü adını da bu kurşunlardan almıştır.

Caminin solundaki yüksek minaresi düzgün kesme taştan ve üstü tuğladan yapılmıştır. Minarenin iki yerinde taş bilezikler vardır. Minaresine soldan çıkılmaktadır.

Son cemaat yeri sonradan ilave edilmiş ve üstü ahşap örtülmüştür. Cami küçük ancak, zarif bir mimari eserdir. Cenabi Ahmet Paşa Camisinden sonra tek derin kubbeli camidir.


Molla Büyük Cami (Altındağ)

Cami, Molla Büyük Mahallesi’nde, Yasa Sokağı’ndadır. Hüseyin Deresi’ne hakim bir tepenin üzerinde yer almaktadır. Caminin temelinde sütun başlıkları ve mermerler kullanılmıştır. Caminin önünde de bir çok sütun başlığı ve mermer parçaları bulunmaktadır. Duvarları kerpiç olan cami kıble tarafında iki sıra halinde dört, sağında ve solunda da birer pencere ile aydınlatılmıştır.

Son cemaat yerinin üstü yazlık bir ibadet yeri halindedir. Bu bölümü dokuz ince ve ahşap sütun taşımaktadır. Son cemaat yerinin altında imamlara ait bir oda bulunmaktadır. Kıble tarafında ezan okumak için bir balkon yapılmıştır. Sağ ve soldaki medrese odaları günümüzde bulunmamaktadır.

Mescit halinde iken, 1941 yılında bir minber konmak sureti ile camiye dönüştürülmüştür. Bu minber ahşaptır. Alçı mihrabı çok güzeldir. Mihrabın üç tarafı çinilerle kaplanmıştır. En üstte ve ortadaki çiniler bir tabak halinde ve diğerlerinden büyüktür. Her yuvarlak çinide başka bir desen bulunmaktadır. Çinilerde mavi, beyaz, yeşil renkler kullanılmıştır. Mihrabın üstünde stalaktitler vardır. Mihrabın iki tarafındaki karelerde de orta büyüklükte birer çini vardır.

Caminin tam ortasında mermerden bir sütun başlığı taşıyan kalın bir çam sütun bulunmaktadır.
=FiRaRi isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Hızlı Cevap
Alt 18-08-2008   #4 (permalink)
Standart Cevap: Ankara Hakkında Bilgi


Ankara Türbeleri

Kesikbaş Türbesi

Ankara Kalesi yakınında,Atpazarı’dadır.Ahi Şerafettin Türbe yakınındadır.Türbenin kime ait olduğu bilinmemektedir .Dört mermer sütunun taşıdığı bir kubbe ile üzeri örtülüdür.Türbede tek mezar olup etrafı açıktır.


Yörük Dede Türbesi

Doğanbey’de Öksüzler Sokağındadır.XIV.yüzyılda yapılmış, Selçuklu erenlerinden birisine ait bir türbedir. Moloz taş duvarlı,bir türbe olup üzeri sekizgen piramidal bir çatı ile örtülüdür.


Bünyamin Türbesi (Ayaş)

Ayaş’ta Bünyamin Camisi’nin kuzeydoğusunda, camiye bitişik bir türbedir. XVI.yüzyılda yapılmış bir Osmanlı eseridir. Türbeye cami içerisindeki bir kapıdan girilir.Yazıtından Şeyh Bünyamin’e ait olduğu anlaşılmaktadır. Kare planlı olup üzeri küçük bir kubbe ile örtülüdür.


Azimi Türbesi (Merkez)

Ulucanlar Caddesi’nde Cenabi Ahmet Paşa Camisi’nin yanında bulunmaktadır. Buradaki bir kitabeden öğrenildiğine göre 1760 yılında yapılmıştır.

Kare plânlı tuğla ve taştan yapılan türbenin üzeri çatı ile örtülüdür. İç kısım XIX.yüzyıl motifleri ile bezenmiştir. Türbede Sivas Valisi İsmail Paşa’nın oğlu, Paşazade Hacı Esat Bey’in (Azimi) sandukası bulunmaktadır. Mezar taşında da kitabesi bulunmaktadır.


Cenabi Ahmet Paşa Türbesi (Merkez)

Ulucanlar Caddesi’nde Cenabi Ahmet Paşa Camisi’nin önündedir. Klasik Osmanlı türbe mimari planının uygulandığı bu yapının Mimar Sinan eseri olduğu ileri sürülmektedir.

Sekiz köşeli bir türbe olup, kesme taş duvarlı türbenin köşelerine köfeki taşları yerleştirilmiştir. Türbenin yapımında Ankara’ya özgü kesme taşlar kullanılmıştır. Türbenin içerisi altlı üstlü sekiz pencere ile aydınlatılmıştır. Üzerini örten kubbe sekizgen bir kasnak üzerinde yükselerek duvarlara oturmaktadır. Türbede Cenabi Ahmet Paşa’nın taş sandukası bulunmaktadır. 1813-1940 yıllarında onarım görmüştür.


Hacı Bayram Türbesi (Merkez)

Ulus’ta Hacı Bayram Camisi ile Augustus Mabedi arasındadır. 1429 yılında yapılmış, 1941 yılında orijinaline uygun bir biçimde onarılmıştır.

Türbe, kare planlı olup, üzeri Türk üçgenlerinden oluşan pandantiflerle, sekizgen bir kasnağın yardımı ile duvarlar üzerine oturtulmuştur. Türbe iri, sert ve kırmızı renkli Ankara taşından yapılmıştır. Ön yüzü beyaz mermerdendir. Üç pencere ile aydınlatılmıştır. Kapı, pencere kenarları renkli kalem işleri ile bezenmiştir. Türbe içerisinde hacı Bayram-ı Veli ile yakınlarının sekiz çam ağacından sandukası bulunmaktadır. Türbenin ahşap sanatı yönünden önemli olan iç ve dış kapıları Ankara Etnoğrafya Müzesi’ne kaldırılmıştır.


Karacabey Türbesi

Karacabey Camisi’nin ön avlusunda olup, Ankara’nın en büyük türbeleri arasındadır. II.Murat’ın komutanlarından Karacabey 1444’te Varna Savaşı’nda şehit düştükten sonra bu türbeye gömülmüştür. Türbenin mimarı Ebubekiroğlu Ahmet’tir. Türbe 1796’da Pir Mehmet, 1944’te de Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından onarılmıştır.

Türbenin sekiz köşeli bir planı olup, üzeri kubbe ile örtülüdür. Giriş kapısı üzerinde 1444 tarihli üç satır halinde sülüs yazılı yazıtı ile 1796 yılında yapılan onarım yazıtı yer almaktadır. Türbe içerisinde Karacabey ile oğlu Ahmet’in lahitleri bulunmaktadır. İçerideki üçüncü bir lahtin kime ait olduğu bilinmemektedir.


Karyağdı Türbesi (Merkez)

Ulus’ta Sanayi Caddesi’nin üzerindeki esenlik Sokağı’ndadır. Ankara’nın önemli ziyaret yerlerinden biri olan bu türbenin kime ait olduğu kesinlik kazanamamıştır. 1577 tarihinde yapılan türbe, Ankara’nın kesme taşından ve tuğladan yapılmıştır. Sekiz köşeli bir planı olup, üzeri kubbe ile örtülüdür. On iki pencere ile aydınlatılmıştır. Giriş kapısı üzerinde 1577 tarihli bir kitabe bulunmaktadır.


Kazancıbaba Türbesi (Kalecik)

Kalecik Kalesi yakınında olan bu türbe bir dergah şeyhine aittir. XV. Yüzyılda yapılmış olan türbe taş ve tuğla karışımı, kiremit çatılıdır. Ancak türbenin üst örtüsü içten kubbelidir.
=FiRaRi isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Hızlı Cevap
Alt 18-08-2008   #5 (permalink)
Standart Cevap: Ankara Hakkında Bilgi


Ankara Roma Hamamı




Roma Hamamı, Ulus Meydanı’ndan kuzeye giden Çankırı Caddesi’nin sol tarafında bulunmaktadır. Burada yapılan kazılar sonucunda hamamın Palaestra, Frigidarium (soğukluk), hepidarium (ılıklık) ve Calderium (sıcaklık) olmak üzere üç bölümden oluştuğu görülmüştür. Bunlardan Frigidarium’da bir Piscina (yüzme havuzu) ve bir Apoditorium (soyunma yeri) bulunmaktadır. Calderium da ise yıkanma yerinin yanında Sudatorium (terleme yeri) yer almaktadır. Ayrıca hamamın çeşitli avluları, külhan denilen ocakları, servis kısımları ve su depoları da bulunmaktadır.

Bu hamamın İmparator Caracalla döneminde (MS.211-217) yapıldığı ve Bizanslılar zamanında kullanıldığı bilinmektedir. Arkeolog M.Mahmut Akok’un yapmış olduğu araştırma ve çizimlerden bu hamam hakkında bilgi ediniyoruz.

Hamamdan günümüze gelebilen kalıntılar yalnızca alttaki ısıtma sistemleri ile bazı temel duvarlarıdır. Yakın tarihlerde bu hamam restore edilmiş ve bu arada çeşitli yazıtlar ve sikkeler bulunmuştur.
=FiRaRi isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Hızlı Cevap
Alt 18-08-2008   #6 (permalink)
Standart Cevap: Ankara Hakkında Bilgi


Ankara Anıtkabir




Atatürk’ün 10 Kasım 1938’de ölümünden sonra cenazesi Ankara’ya getirilerek Etnoğrafya Müzesi’ndeki büyük bir salona geçici olarak defnedilmiştir. Bundan sonra TBMM. Atatürk için bir Anıtkabir yapılmasını kararlaştırmış ve bunun için de bir komisyon kurulmuştur. Bu komisyon Ankara’nın ortasında yüksek bir tepe olan Rasattep’yi Anıtkabir’in yeri olarak seçmiştir. Bundan sonra Uluslar arası bir yarışma açılmış, bu yarışmada Prof.Dr.Emin Onat ve DoçDr.Orhan Arda'nın projesi başarılı görülerek uygulanmasına karar verilmiştir.

Anıtkabir’in yapımına 1944 yılında başlanmış, ve 1953 yılında da tamamlanmıştır. Bundan sonra 10 Kasım 1953’te Atatürk’ün Etnoğrafya Müzesi’ndeki tahnit edilmiş naşı törenle Anıtkabir’e nakledilmiştir.

Anıtkabir, 15.000 m2’lik bir alanda yapılmış, Çankırı’nın açık sarı ve gri travertenleri kullanılmıştır. Tandoğan Meydanı’ndan hafif dik bir asfalt yolla gelinen Anıtkabir’in sağ ve solunda iki kule bulunmaktadır. Bunlardan sağdaki İstiklal Kulesi, soldaki ise Hürriyet Kulesi’dir. Bu kulelerin önünde de Türk halkını simgeleyen kadın ve erkek grup heykelleri bulunmaktadır. Bu yolun sağ ve solunda, Heykeltıraş Hüseyin Özkan’ın yapmış olduğu 24 Hitit aslan heykeli yer aldığından ötürü de “Aslanlı Yol” ismi ile anılmıştır. Aslanlı Yol’dan geniş bir avluya geçilir. Zafer Alanı denilen bu avlunun girişinde sağda Mehmetçik Kulesi, solda da Müdafaa-i Hukuk Kulesi, Cumhuriyet, İnkılap, Misak-ı Milli, 23 Nisan kuleleri bulunmaktadır. Ayrıca bu avlunun sağ dış köşesinde Zafer Kulesi yer alır. Bu kule ile güneydeki Barış Kulesi arasında Şeref Holü’nün karşısında çift sıra sütunlu bölümde ise Türkiye Cumhuriyeti’nin 2.Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün çok basit ve sade bir mezarı bulunmaktadır.

Atatürk’ün mozolesinin bulunduğu Büyük Salon’un çıkış merdivenleri her iki yanında Zühtü Müridoğlu, Şadi Çalık, Ali Hadi Bara, İlhan Koman ve Nusret Suman kabartma ve heykelleri yer almaktadır. Mozolenin bulunduğu alan 32x60 m. ölçüsünde olup, 20 metre yüksekliğindedir. Duvarları ve döşemesi koyu Bilecik mermerleri ile kaplanmıştır. Tavanı altın mozaiklerle bezenmiştir. Salonun giriş kapısının karşısında penceresi Ankara Kalesi’ne bakan duvarın önünde taş bir set üzerine tek parça mermerden simgesel bir lahit yerleştirilmiştir. Atatürk’ün naşı ise bu lahdin altındaki toprak mezarda bulunmaktadır.

Ana yapıya giriş kapısının solunda Atatürk'ün Gençliğe Hitabı, sağ yanında da Gençliğin Cevabı bulunmaktadır.

Salonun çıkışında İnkılâp ve Misak-ı Milli kuleleri arasında Atatürk Müzesi 1960 yılında açılmıştır. Burada Atatürk’ün özel eşyaları, giysileri, madalyaları, fotoğrafları, kendisine sunulan armağanlar, Atatürk'le ilgili belgeler sergilenmektedir. Ayrıca 1967'de kurulan Atatürk Kitaplığı da İnkılap Kulesi'ndedir. Atatürk'ün Çankaya'daki özel kitaplığı buraya nakledilmiştir.
=FiRaRi isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Hızlı Cevap
Alt 18-08-2008   #7 (permalink)
Standart Cevap: Ankara Hakkında Bilgi


Ankara Kalesi




Ankara’nın simgesi olan Ankara Kalesi’nin ilk yapım tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Ancak, kaynaklardan MÖ.II.yüzyıl başında Galatların Ankara’da hüküm sürdüğü zaman bu kalenin varlığı bilinmektedir. Nitekim Romalılar Galatların üzerine yürüdüğü zaman Galat Kralı Tektosaglar bu kaleye sığınmıştır. Romalılar Ankara yöresini işgal ettikten sonra kent büyümüş ve surların dışına taşmıştır. Roma İmparatoru Caracalla MS.217’de surları onarmıştır.

Kalede Roma dönemine ait kalıntılar dikkati çekerse de büyük ölçüde Bizans döneminde yapılmıştır. İmparator II.Constantinus MS.668’de Dış Kaleyi yaptırmış, İmparator Isaurili III.Leon ise kale duvarlarını onarırken İç Kale surlarını da yükseltmiştir. Bunun ardından İmparator Nikoporos 805’te, imparator Bazileus da 859’da bu kaleyi onarmıştır.

Kale iç ve dış olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. İç surlar büyük olasılıkla MS.630 yılında İmparator Heraklius tarafından yapılmıştır. Arap saldırıları sırasında büyük hasara uğramış bu nedenle de MS.859’da Bizans imparatoru III.Mikhael tarafından büyük ölçüde onarılmıştır. Bu arada da kaleye dış surların eklendiği sanılmaktadır. Dış surlar kuzey-güney doğrultusunda 350 metre, batı-doğu doğrultusunda ise 180 metre boyunca uzanmaktadır. Bu surlar İç Kalenin güney ve batı duvarları ile dik açı oluşturur. Doğu duvarı tepenin konumuna uygun olarak girinti ve çıkıntılar yapar. Dış Kale eski Ankara şehrini çevirmekte idi.

Selçuklular 1073’te yöreyi ele geçirmiş, ardından kaleye ilaveler yapmışlardır. Haçlı komutanı Raimond 1101’de kaleyi ele geçirmişse de Selçuklular bu işgale son vermiştir. I.Alaaddin Keykubat kaleyi onarmış, Sultan II.Alaaddin Keykavus da 1249’da bazı ekler yaptırmıştır. Osmanlılar zamanında kalenin surları Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa’nın oğlu İbrahim Paşa tarafından 1832’de onarılmıştır.

İç kale dikdörtgen plan düzeninde olup, yöresel Ankara taşı (bazalt) ve çevreden toplanan mimari parçalardan yapılmıştır. Ankara Kalesi’nin 15-20 metre aralıklarla yerleştirilmiş 20’den fazla kulesi vardır. Kuleleri beşgen olup, kalenin esas girişi güney yönündedir. Ayrıca iç kalenin doğusundaki yuvarlak kule Doğu Kale olarak isimlendirilmiştir. Bent (Hatip Çayı) Deresi’ne bakan kuzey yönünde, Bent deresi’nden 110 m. yükseklikteki burca Ak Kale ismi verilmiştir. Kalenin dış kuleleri dikdörtgen şeklinde olup bunların iki kapısı vardır. Bunlardan birisine Dış Kale Kapısı, diğerine de Hisar Kapısı isimleri verilmiştir. Hisar Kalesi üzerinde İlhanlı döneminden kalan bir yazıt bulunmaktadır.

Ankara Kalesi içerisinde Osmanlı döneminde XVII.yüzyıldan sonra yerleşim olmuş ve bunlara ait bazı Ankara evleri günümüze ulaşmıştır. Kaynaklardan, kale içerisinde 600 civarında evin 170 çeşmenin, su sarnıcının ve hububat ambarlarının bulunduğu öğrenilmektedir. Aynı zamanda burada Alaaddin Camisi bulunmaktadır.
=FiRaRi isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Hızlı Cevap
Alt 18-08-2008   #8 (permalink)
Standart Cevap: Ankara Hakkında Bilgi


Ankara Augustus Mabedi

Augustus Mabedi Ulus Meydanı’nın kuzeydoğusunda Bayram Sokağı’nın bulunduğu yerde Hacı Bayram Camisi’nin hemen yanı başındadır. Mabedin bulunduğu yerde Frig tanrılarından Men ile Kybele’nin bir mabedi bulunuyordu.

Mabet Pseudodipteros plânında olup, 36x54.82 metre ölçüsünde, yüksek bir podyum üzerine oturtulmuştur. Mabedin kısa kenarlarında 8, uzun kenarlarında ise 15 sütun bulunmaktadır. Grişte pronaos önünde korint üslubunda 4 sütun bulunmaktadır.Pronaosun iki duvarının iç yüzlerinde ise Augustus’un yaşamı ve yaptığı işleri anlatan kitabe bulunmaktadır. Pronaostan cellaya (ibadet mekânı) oldukça yüksek bir kapı ile geçilmektedir. Bu kapı penceresiz olan cellanın aydınlatılmasını da sağlamaktadır. Cellanın güneybatıdaki duvarının iç yüzünde de dışarıdaki yazıtın Yunancası bulunmaktadır. Bu yazıtta Augustos’un yaşamının ilk dönemi, devlet görevleri, unvanları, yapmış olduğu işler, savaşlar, diplomatik ilişkileri ve başarıları anlatılmaktadır. İmparator Augustus'un bu yazıtı Roma döneminde yapılmış bir çok mabette yer almaktadır. Ankara Augustus mabedindeki yazıtlar da bunlardan biridir. Mabedin diğer ucunda ise anteler arasında korint üslubunda iki sütunlu opisthodomos yer almaktadır.

Bu mabetteki bir başka önemli yazıt da pronaosun solundaki ante duvarının ön yüzündedir. Bu yazıt İmparator Tiberius (MS.14-37) dönemine aittir. Burada rahiplerin listesi ile tanrılaştırılmış Augustus ve Roma için yapılan yıllık kült törenlerinde rahipler tarafından verilen bağışların listesi bulunmaktadır. Ayrıca Bu listede Roma eyalet valilerinin isimleri yazılıdır.

Mabedin üst örtüsü ve sütunlu galerisi günümüze gelememiştir. MS.V.yüzyılda kiliseye dönüştürülmüş, cella ile opisthodomosu birbirinden ayıran duvar yıkılmış arkasına bir apsis eklenmiştir. Nitekim güneydoğu duvarındaki üç pencere de bu dönemde Bizanslılar tarafından yapılmıştır. XV.yüzyılın başlarında mabedin kuzeybatı köşesine Hacı Bayram Camisi inşa edilmiştir.

XVI.yüzyıldan itibaren gezginlerin dikkatini çeken bu mabette ilk kez 1928 yılında İstanbul Alman Arkeoloji Enstitüsü’nden M.Schede ve D.Krencker tarafından küçük bir kazı yapılmıştır. Ardından M.Schede mabedi MÖ.II.yüzyıla tarihlendirmiştir. 1939 yılında Türk Tarih Kurumu adına Hamit Zübeyr Koşay burada yaptığı kazıda, yapının mimari parçalarını ortaya çıkarmış ve yapının İmparator Augustus döneminde yapıldığı kesinlik kazanmıştır.

Günümüzde bu mabet Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nin yönetimindedir.
=FiRaRi isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Hızlı Cevap
Alt 18-08-2008   #9 (permalink)
Standart Cevap: Ankara Hakkında Bilgi


Ankara Jülien Sütunu



Ankara Çankırı Sokak ile Armutlu Sokağı’nın arasındaki küçük bir meydanda kare bir kaide üzerinde Roma dönemine ait bir sütundur.

Bu sütunun İmparator Julien Apostate döneminde yapıldığı sanılmaktadır. İmparator MS.362 yılında buraya gelmiş ve bu sütun da onun anısına dikilmiştir. Halk arasında Belkıs Sütunu da denilen bu sütun, üst üste konulmuş yuvarlak tuğlalardan yapılmış olup 15 m. Yüksekliğindedir. Bizans dönemine ait korinth başlığı ile sona ermektedir.

Günümüze gelememekle beraber bu sütunun üzerinde imparatorun heykelinin olduğu sanılmaktadır.
=FiRaRi isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Hızlı Cevap
Alt 18-08-2008   #10 (permalink)
Standart Cevap: Ankara Hakkında Bilgi


Ankara Hamamları

Eyne Bey Hamamı

Ankara Gazi Lisesi ile Denizciler Caddesi arasında bulunmaktadır. Sultan I.Murat’ın Subaşılarından Eyne (İnebey) Bey (?-1406) tarafından XIV.yüzyılın sonu veya XV.yüzyılın başında yaptırılmıştır. Hamamın yapımında Melike Hatun maddi yardımda bulunmuş, 1527 yılında harap olan hamam 1582’de El Hac Sinan Efendi tarafından onarılmıştır. 1888 yılında terk edilen hamam, 1928 yılından önce depo olarak kullanılmış, 1992 yılında da onarılmıştır.

Kuzey-güney yönünde uzanan hamamın duvarlarında moloz, kubbe, kemer ve tonozlarında da tuğla kullanılmıştır. Soyunmalık kısmında görülen sütun ve başlıklar Ankara’daki antik yapıdan toplanmıştır. Soyunmalık kısmı kuzeyde olup, dikdörtgen planlıdır. Soyunmalığın ortasında sekizgen bir havuz ve bunun üzerinde de aydınlık feneri yer almaktadır. Doğu ve kuzey cepheleri dışa kapalı olup, sivri kemerli bir eyvandan ılıklık kısmına geçilmektedir. Kare plânlı ılıklığın üzeri baklavalı bir kasnağın taşıdığı kubbe ile örtülüdür. Güneybatı köşesinden de dört eyvanlı sıcaklığa geçilir. Sıcaklıkta dört ana kubbe ve dört yönde de kubbeli dört halvet bulunmaktadır. Hamamın güneyinde külhan ve üzerinde de beşik tonozlu su deposu yer almaktadır.


Şengül Hamamı

Anafartalar Caddesi’nde yer alan Şengül Hamamı’nın kitabesi olmadığından yapım tarihi kesinlik kazanamamıştır. İshak Paşa’nın yaptırdığı bilinen bu hamam mimari üslubundan XV.yüzyılın ikinci yarısına tarihlendirilir. Ankaralı Mehmet Emin Efendi tarafından satın alınmış, XIX.yüzyılda da yenilenmiştir.

Mimari plânı çifte hamam düzeninde olup, üç yöne açılmaktadır. Kuzey-güney yönünde uzanan bölüm erkekler kısmı, güney yönündeki bölümü de kadınlar kısmıdır. Moloz taş örgülü hamamın duvarlarında kesme taş kullanılmış, çok sayıda dışa açılan penceresi bulunmaktadır. Erkekler kısmının soyunmalığına kuzeyden kemerli bir kapı ile girilir, kare planlı soyunmalıkta iki katlı soyunma odaları vardır. Soyunmalığın içerisinde sekizgen bir havuz olup, üzeri kubbe örtülüdür. Ortasında kare göbek taşının bulunduğu sıcaklığın üç yanında birer halvet yer almaktadır. Sıcaklığın üzerini örten kubbe mukarnaslı pandantiflerle duvarlar üzerine oturmaktadır. Hamamın güneybatı köşesindeki tonozlu bir koridorla geçilen kadınlar kısmında aynı plan düzeni uygulanmıştır. Hamamın her iki bölümünde de sıcaklık boyunca su depoları, onların ardında da külhan bulunmaktadır.


Çarşı Hamamı (Kalecik)

Kalecik Belediye Meydanı’nda, Kalecik Çarşısı içerisindeki hamamın yapı üslubundan XVIII.yüzyılda yapıldığı anlaşılmaktadır. Çifte hamam olarak yapılan hamamın kadınlar ve erkekler bölümündeki soyunmalık kısımları yıkılarak ortadan kalkmıştır. Bunların yerine de hamamın önüne dükkanlar yapılmıştır. Erkekler bölümü diğerinden daha büyük yapılmıştır. Geç devirlerde her iki bölüm arasında bir kapı açılarak tek hamam haline getirilmiştir.


Şeyh Hamamı (Kızılcahamam)


Kızılcahamam Güven bucağı Yukarı Kisa köyünde bulunan bu hamam Roma dönemi kalıntılar üzerine yapılmıştır. Burada l976 yılında yapılan kazılarda Roma dönemi hamam ve kaplıcalarına ait duvar kalıntıları ortaya çıkarılmıştır.

Hamam moloz taş duvarlı olup yer yer düzgün kesme taşlar da kullanılmıştır. Roma döneminin ardından XIV.yüzyılda yapılan hamamın iki sıcak su havuzu, kubbeli soğukluğu ve sıcaklığı bulunmaktadır. Çifte hamam olarak yapılan hamam sıcak su kaynağı üzerine yapılmıştır. Plan olarak geleneksel Osmanlı hamam tiplerine de uymamaktadır.
=FiRaRi isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Hızlı Cevap
Sponsorlu Bağlantılar
Yeni Konu aç  Cevapla

Sayfayı Paylaş

Etiketler
ankara, bilgi, hakknda

Hızlı Cevap
Kullanıcı isminiz: Giriş yapmak için Buraya tıklayın
Sorunun cevabını alttaki kutucuğa yazınız. (Gerekli)

Mesajınız:

Seçenekler


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Ankara'nın İklimi Hakkında Bilgi Mavi_inci Ankara Tanıtımı 0 13-01-2012 16:09
Ankara'nın Tarihi Geçmişi Hakkında Bilgi Mavi_inci Ankara Tanıtımı 0 13-01-2012 16:04
Ankara Muharebesi Hakkında Bilgi Eylül Tarihi Bilgiler 0 29-07-2011 00:48
Ankara Antlaşması hakkında bilgi Mavi_Sema Tarihi Bilgiler 0 22-02-2011 01:57
Eğrekkaya Barajı Hakkında Bilgi - Ankara SeLeN Ankara Tanıtımı 0 12-11-2010 13:38


Saat: 00:27.


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO ©2011, Crawlability, Inc.
Frmartuklu.Net ©2008 - 2014