FrmArtuklu

FrmArtuklu

Kaliteli Paylaşımın Adresi


Go Back   FrmArtuklu > (¯`·.(¯`·.Genel Yaşam ve Hayat ·´¯).·´¯) > Sağlık Merkezi > Ağız ve Diş Sağlığı



Sponsorlu Bağlantılar
   

Diş Resimleri ve Dişlerimiz Hakkında Bilgiler

Ağız ve Diş Sağlığı icinde Diş Resimleri ve Dişlerimiz Hakkında Bilgiler konusu , Diş Resimleri ve Dişlerimiz Hakkında Bilgiler Diş ağız boşluğu içinde bir uçları üst ve alt çene kemiklerinin alveol çıkıntıları içine gömülü diğer uçları ise serbest olan küçük kemik görünüm ve ...

Yeni Konu aç  Cevapla
 
Seçenekler
Alt 27-09-2009   #1 (permalink)
Standart Diş Resimleri ve Dişlerimiz Hakkında Bilgiler

Sponsorlu Bağlantılar


Diş Resimleri ve Dişlerimiz Hakkında Bilgiler




Diş ağız boşluğu içinde bir uçları üst ve alt çene kemiklerinin alveol çıkıntıları içine gömülü diğer uçları ise serbest olan küçük kemik görünüm ve sertliğindeki oluşumların her biri olup çiğneme ve sesin söze dönüşmesi fonksiyonuna yardımcı olmaktadır.
Diş, sindirim sisteminin başlangıcı olan ağızda yeralan, ana işlevi besinlerin mekanik sindirimini sağlamak olan organlarımız dır. Mekanik sindirimin yanısıra fonasyon ve estetik işlevleri de vadır.
Hayvanlarda bu görevlerine ek olarak, saldırı, bir nesneyi taşıma ve savunmaya yardımcı olma gibi çok hayati görevleri daha bulunmaktadır. Kuş cinslerinin pek çoğunda diş bulunmamaktadır. Kuşlarda diş yerine, amacı mekanik sindirim olan “taşlık” bulunmaktadır.
20 birincil diş (sütdişi ya da dentes deciduii) genellikle bebek altı aylıkken çıkmaya başlamakadır. Çocuk yaklaşık altı yaşına geldiğinde bunlar yerlerini kalıcı dişlere bırakmaya başlamaktadır. İlk çıkan daimi diş (dens permenante), altı yaş dişi olarak tabir edilen birinci molar dişlerdir. Daimi birinci azı dişlerinin üzerinde süt dişi olmadığı için, bu diş çıktığında 20 süt dişi de yerindedir. Bu diş ağızda çiğneme fonksiyonunun anatomik olarak merkezidir ancak çoğu zaman süt dişi sanıldığı için kolayca çektirilmektedir. Akıl dişleri 18-20 yaşlarında çıkmaktadır.
Yedi yaş civarında daimi kesici dişler süt dişlerinin altından sürer. Daimi dişlenme genellikle en son kanin (dens caninus/köpek dişi) çıkmasıyla 13 yaş civarında sona ermektedir. (16-20 yaş civarında çıkan 20 yaş dişleri yeni nesilde tam bir devamlılık arzetmediğinden onlardan ayrıca söz edileseğiz.) Diş sürme zamanları her ne kadar matematiksel bir cetvel gibi verilse de kişinin kemik yaşıyla ilgili genetik bir olaydır ve zamanlama kişiden kişiye farklılıklar gösterebilmektedir. En isabetli tahmini yapıp gelişim bozuklarını tespit etmek için bir dişhekimi ya da ortodontist tarafından kemik yaşı tesbiti yapılmalı.
20 yaşına gelmiş yetişkinlerin çoğunun 32 dişi bulunur. Bazı kişilerde 20 yaş dişleri hiç çıkmayabilir ya da oluşmaz. Dişler düzgün konuşmaya ve yüzü şekillendirmeye yarasalar bile asıl görevleri besinleri çiğnemektir. Kesiciler ve köpek dişleri lokmayı kesip parçalara ayırır, küçük ve büyük azı dişleri ise ezip öğütmektedir.
Diş minesi vücütdaki en sert madde olsa da besinlerin artıklarının ağızda uzun süre kalması sonucu, ağızda varolan bakterilerin besin artığının içideki şekerleri fermente etmesiyle oluşan asit yüzünden aşınıp çürüyebilmektedir.
İnsan Dişlerinin Sınıflandırılması
Ergin bir insanın ağzında genellikle 28 adet diş vardır. Bu rakamı 32’ye tamamlayan 3.büyük azılar yani yirmi yaş dişleridir. Bu 28 diş 4 ayrı diş grubundan oluşur.
1. Kesici dişler: Alt ve üst olmak üzere 8 tane dir.
2. Köpek dişleri: Alt ve üst olmak üzere 4 tane dir.
3. Küçük azı dişleri: Alt ve üst olmak üzere 8 tane dir.
4. Azı dişleri:Alt ve üst olmak üzere 8 tane dir.

Süt Dişleri
5 yaşına kadar olan çocuklarda ise 20 adet süt dişi bulunmaktadır. 6 aylıkken ilk olarak alt ön keser dişlerle başlayan sürme süreci 3 yaşında tamamlanmaktadır. 5 yaşına kadar çocukların tüm süt dişleri ağızda bulunur. 5 yaşından itibaren süt dişlerinin yerini daimi dişlere bıraktığı karma dişlenme süreci başlar ve bu süreç ortalama 13 yaşında tüm daimi dişlerin ağızda yerini bulması ile son bulmaktadır.
Diş Anatomisi
Diş, klinik olarak taç , boyun (kole, collum dentes) ve kök (radix dentes)kısımlarından oluşmaktadır. Taç kısım ağızda görünen ve mineyle kaplı bölüme denilir. Kole yani diş boynu dişetiyle sarılı mine-sement birleşimidir. Kök ise periodontal ligament tarafından kemiğe bağlandığı için çene kemiğinin içide kalan kısıma denilir.
Mine, dentin,sement dişin sert tabakalarını oluştururken pulpa dişin yumuşak olan tek tabakasıdır. Mine dişin en dış tabakası olup dişe şeffaflığını vermektedir. Mine doğada elmastan sonraki en sert maddedir ve hidroksi apatitten meydana gelmektedir. Sement ise diş minesi gibi kök yüzeyini örten ince tabakadır. Sement ve minenin altındaki tabaka dentin tabakasıdır. Dentin; pulpanın diş tabakalarında yoğun olarak yeralan ve diş pulpası (özünün) temel hücreleri kabul edilen (odontoblast)’ların uzantılarının yoğunlukta olduğu yarı sert bir tabakadır. Dişe sarı-koyu rengini vermektedir. Diş yaşlandıkça, dentin miktarı artar mine miktarı azalır bu da dişlerin yaşlandıkça daha sarı görünmesine neden olmaktadır.
Dişin iç kısmındaki boşlukta ise pulpa (diş özü) adı verilen damar ve sinirden zengin özelleşmiş bir bağ dokusu bulunur. Pulpa; dişin özüdür ve dişin basınçları, termal etkileri algılamasını, kanlanmasını sağlayan kısmıdır. Pulpa temelde bir bağ dokusudur, içinde yaşla ters orantılı olarak azalan Odontoblast, Fibroblast, kılcal damarlar, sinirler ve yaşla doğru orantılı olarak artan bağ dokusu barındırmaktadır. Dişlerin ağrıya hassas olmasının en önemli nedeni pulpadaki sinirlerin vucuttaki en hızlı sinirler olmasıdır. Kapalı çürükler olarak tabir edilen diş çürüklerinde pulpada ödem oluşur, pulpa çevresinde ödemin akacağı ya da şişlik oluşturacağı kadar alan olmadığı için sinirler basınçtan aşırı etkilenir ve en kötü ağrı olarak tabir edilen diş ağrısı oluşurur. Diş ağrısının geceleri daha fazla hissedilmesinin sebebi vücudun biyolojik saati nedeniyle geceleyin dokulara kan akışının fazla olması ve bu nedenle de pulpadaki hiperemi ve ödemin artmasıdır.
Pulpadaki odontoblastlar dentin yapmakla görevlidir. Diş yaşlandıkça dentin miktarının artmasının nedeni odontoblastların hayat boyu süren dentin üretimidir.
Diş, çene kemiklerinin “alveol” kısımlarına “periodontal ligament” ile tutunur. Periodontal ligament, diş kökünü saran sementin alveol kemiğe tutunmasını sağlayan farklı yönde ve uzunlukta bir çok ligamentin ortak ismi dir.
Periodontal ligament ve alveol kemik kaybı periodontitis olarak isimlen dirilir. Bu dişin mobilitesine (sallanmasına, dental mobilite) neden olan genelde ağrısız bir hastalıktır. Dişeti (gingiva) çevresinde biriken gıda artıkları diş çevresindeki diş etinde önce gingivitis denen daha hafif bir enfeksiyona sebep olur. Diş çevresi temizlenmedikçe olay ilerler ve dişetinin altında bulunan periodontal ligament ve hatta alveol kemiğe kadar ulaşır ve periodontitis oluşur. Periodontitis, genelde ağrısız olduğu için hasta tarafından önemsenmez ve bu nedenle çürüklerden daha tehlikeli bir diş kaybı sebebi dir.
Periodontiumun temel olarak, ağızda yeralan mikroorganizmalara karşı bir bariyer oluşturur ve çiğneme (mastikasyon) esnasında dişe gelen basınçlara süspansiyon sağlayarak amortisör görevi görmektedir. Periodontium, alveolar kemik, dişeti, sement ve periodontal ligamentten meydana gelir.
Dişler normalde çene kemiğine çakılı (ankiloz) vaziyette değildir. Nadiren ankiloze dişler ile karşılaşılabilmektedir. Çene kemiği ile diş arasında bulunan aralığın yani periodontal aralık adı verilen boşluğun calsifiye olması (kalsifiye ya da kireçlenme) sebebiyle diş alveolüne ankiloze olmaktadır.
Günümüzde dahi dişlerin nasıl ya da neden sürdükleri tam olarak açıklanamıyor. İnsan vücudunda sadece dişler yumuşak dokuyu yararak çıkan sert organlardır. Bunun haricinde tüm kalsifiye organlarımız yani kemiklerimiz yumuşak dokularla sarılmıştır. Diş minesi, elmastan sonra en sert madde dir. İçinde GBLL adlı bir madde bulunmaktadır. Bu madde hem dişe hem de mine ye sertliğini vermektedir. Bilimsel araştırmalara göre GBLL maddesinin dişe beyaz rengini verdiği açıklanmıştır .Ancak bu maddeyi yenilemek için günde en az 2 kere ve yaklaşık 3 dakika fırçalanması gerekir. Aksi takdirde GBLL kendi yenilyemez ve plaklanmaya başlar buna da diş plağı diyoruz.
Diş oluşumu (dentogenesis)
Dişler Os maxillae (Üst çene kemiği) ve Os mandibulae (alt çene kemiği) nın pars alveolaris (alveolar kısmında), diş torbası (pericoronium) adı verilen torbacık bezeri yapılar içinde gelişmektedirler. Ameloblastlar mine (enamel), odontoblastlar dentin, fibroblastlar ise ilgili bağ dokuyu meydana getirirler. Ameloblastlar, mine oluşumu tamamlandıktan sonra kaybolurlar ancak odontoblastlar ve fibroblastlar diş ömrü boyunca çalışmaya devam ederler.
Diş oluşum evreleri
1. tomurcuk safhası
2. takke safhası
3. çan safhası

Taç kısmı oluştuğunda ameloblastlar kaybolurken odontoblastlar dentin sentezine devam ederek kökü meydana getirirler. Bu arada diş, kökü oluştukça sürme düzlemine doğru hareket eder. Bu hareketin fizyolojisi hala tam açıklanamamıştır. Kök oluşumu diş ağıza sürdükten sonra da yaklaşık 2 yıl devam eder ve sonunda diş kökünün ucu (apex dentis) damar ve sinir giriş çıkışına izin veren bir por bırakacak şekilde kapanmaktadır.
Yirmi yaş dişleri
Alt sağ, alt sol ve üst sağ, üst sol olmak üzere toplam 4 adet yirmi yaş dişi bulunmaktadır. Yirmi yaş dişerinin ağızlarda yer bulamamasının temel nedeni insan neslinin daha yumuşak gıdalarla beslenmesi sonucu çenelerinin küçülmesidir.
Bazı ağızlarda konjenital (doğumsal/genetik) olarak yirmi yaş dişleri hiç bulunmaktadır.
Bazı ağızlarda yirmi yaş dişleri oluşur ancak yer darlığı ve başka sebelerle sürmez ve çene kemiklerinde gömülü kalırlar.
Bazı ağızlarda yirmi yaş dişleri oluşur ve yarı yarıya sürerler. Sürme tam olmaz. Buna yarı gömülü yirmi yaş dişi denilmektedir. Yarı gömülülük iki tipte olabilmektedir. Birincisinde dişin taç (kron) kısmının üzerinde operkulum (operculum,pericoronium) adı verilen mukoza parçası olabilir. İkinci tipteyse dişin taç kısmının bir bölümü kemik dokuyla örtülüdür. Her iki şekilde de yarı gömülü yirmi yaş dişlerinin etrafında gıda artıklarının birikeceği enfeksiyona (iltihap) elverişli bir alan oluşur.
Bazı ağızlarda yimi yaş dişleri diğer azı dişlerinden farksız olarak gayet normal biçimde sürerler. Bazı ağızlarda yirmi yaş dişleri, sürerken önündeki dişleri iteleyerek yer darlığına neden olur. Bunun sonucu olarak da genelde alt keser dişlerde eğrilik oluşur. Yine bu “iteleme” esnasında, birbiriyle normal temasını kaybeden bazı dişler de çürüyebilir.





alıntıdır

 

Mavi_Sema isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Hızlı Cevap
Sponsorlu Bağlantılar
Yeni Konu aç  Cevapla

Sayfayı Paylaş

Hızlı Cevap
Kullanıcı isminiz: Giriş yapmak için Buraya tıklayın
Sorunun cevabını alttaki kutucuğa yazınız. (Gerekli)

Mesajınız:

Seçenekler


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Danua Köpekleri Hakkında Bilgiler Ve Resimleri Mavi_inci Kedi ve Köpekler 1 22-10-2011 16:10
Yoğurt ve Dişlerimiz Arasındaki İlişki DeMSaL Ağız ve Diş Sağlığı 0 11-03-2010 16:21
Ceylan Resimleri, Geyik Resimleri, Geyikler hakkında Bilgiler, Geyiklerin Çiftleşmesi Mavi_Sema Diğer Hayvanlar 6 28-10-2009 20:17
İnekler (Sığırlar) Hakkında Bilgiler. İnek Resimleri, Boğa,Öküz,Dana,Buzağı Resimleri Mavi_Sema Diğer Hayvanlar 10 15-10-2009 21:08
Dişlerimiz korumak için yontemler Mavi_Sema Ağız ve Diş Sağlığı 0 09-10-2009 14:12


Saat: 04:42.


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO ©2011, Crawlability, Inc.
Frmartuklu.Net ©2008 - 2014