Sponsorlu Bağlantılar
   

Ceza Mahkemesi Hukuku Konu anlatımı

Açık Öğretim AÖF icinde Ceza Mahkemesi Hukuku Konu anlatımı konusu , açıköğretim adalet bölümü dersleri - ceza mahkemesi hukuku konu anlatımı Ceza muhakemesi suç haberinin alınması ile başlayıp yargılama sonucunda sanık hakkında bir hüküm verilmesine kadar geçen süreci ifade etmektedir. Bir ...

Yeni Konu aç  Cevapla
 
Seçenekler
Alt 25-11-2010   #1 (permalink)
Standart Ceza Mahkemesi Hukuku Konu anlatımı

Sponsorlu Bağlantılar


açıköğretim adalet bölümü dersleri - ceza mahkemesi hukuku konu anlatımı

Ceza muhakemesi suç haberinin alınması ile başlayıp yargılama sonucunda sanık hakkında bir hüküm verilmesine kadar geçen süreci ifade etmektedir. Bir ceza davasının açılması için bir takım maddi ve şekli şartların bulunması gerekmektedir. Bu şartlara DAVA ŞARTLARI adı verilmektedir.
DAVA ŞARTLARI OLMADAN DAVA AÇILAMAZ. AÇILMIŞ İSE DE DAVA REDDEDİLİR. YARGILAMA SIRASINDA BU DURUM ORTAYA ÇIKAR İSE ŞART GERÇEKLEŞMEZ İSE DÜŞME KARARI VERİLİR.
DAVA ŞARTLARI
1- İHBAR VE ŞİKÂYET: Kamu davasına konu suçlarda yani devletin re sen araştırma yaptığı suçlarda suç teşkil eden durumun ilgili makamlarca öğrenilmesi ile birlikte soruşturma kendiliğinden başlamaktadır. Ancak Kanunda takibi mağdurun şikâyetine bağlı tutulan suçlar için mutlak surette mağdurun şikâyeti gerekmektedir. Şikâyet olmadan soruşturmaya başlanamaz.
İhbar ve şikâyetin yapılacağı makam: Cumhuriyet Başsavcılığına veya kolluk makamlarına yapılabilir. Valilik veya kaymakamlık ya da mahkemelere yapılan şikâyet ve ihbarlar ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir. Yurt dışında işlenip de ülkede takibi gereken suçlarlarla ilgili olarak Türk elçiliği ve Konsolosluklara da ihbarda bulunulabilir.
İhbar ve şikâyet yazılı ya da sözlü yapılabilir. Kamu davası usulü ile takip edilen bir suç için yapılan kovuşturmada suçun takibi şikâyete bağlı bir suç olduğu anlaşılırsa bu halde MAĞDUR AÇIKÇA ŞİKÂYETTEN VAZGEÇMEDİKÇE yargılamaya devam edilir.
Takibi mağdurun şikâyetine bağlı olan suçlarda mağdur failin veya suç teşkil eden fiilin bilindiği ya da öğrenildiği andan itibaren 6 AY içinde şikâyetçi olmalıdır. Ancak failin ve fiilin öğrenilmesi zamanaşımı süresini geçemez.
2- DAVA SÜRESİ: Ceza kanununda kural olarak dava süresi bulunmazken bir takım suçlar için dava açma süresi öngörülmüştür. Bu dava süreleri içerisinde dava açılmazsa artık bu andan sonra o eyleme ilişkin olarak dava açılamayacaktır. Bu süreler hak düşürücü sürelerdir. Örn: Basın kanunu kapsamında işlenen suçlarla ilgili olarak suç teşkil eden eylemin öğrenilmesi veya basılı eserin ilgili makama tesliminden itibaren günlük süreli yayınlarda 2 AY içinde dava açılmalıdır. Bu süre hak düşürücü süredir. Artık bu sürenin geçmesinden sonra dava açılamaz.
3- KESİN HÜKÜM: Bir eylem hakkında daha önceden yargılama yapılmış ve nihayet bir yargı organı tarafından hüküm verilmiş ise artık aynı eylem hakkında ikinci bir yargılama yapılamaz. Bir suça ancak bir ceza kuralının bir yansıması olarak ikinci yargılama yapmak mümkün değildir. Eğer açılmış ise davanın reddi gerekmektedir. Ancak daha önceki muhakemeye ilişkin yeni ve ciddi bir delil bulunmuş ise yeniden yargılama yapılabilir.
4- İZİN: Bazı suçlarda yargılama yapılabilmesi için belli makamlardan izin alınması gerekmektedir. Örneğin memurların görevleri nedeniyle işlemiş oldukları suçlardan ötürü yargılanmaları için ilgili makamlardan kovuşturma izni almak gerekmektedir.
5- TALEP: Takibi belirli kimselerin talebine bağlı olan suçlarda kovuşturma yapabilmek için ilgili kimsenin talebi olmadan yargılama yapılamaz. Örn. Yurt dışında Türkiye aleyhine işlenen suçlarda yabancının yargılanması için Adalet Bakanı nın talebinin olması gerekir. Bu talep yok ise yargılama yapılamaz.
6- AÇILMIŞ BİR DAVA BULUNMAMASI: Bir eylem hakkında devam eden bir yargılama var ise bu yargılamanın varlığı sebebiyle ikinci bir dava açılamaz. Mevcut bir yargılamanın bulunması bir dava engelidir.
7- ÖN ÖDEME: Ön ödemeye konu suçlarda ön ödeme yolu uygulanmadan yargılama yapılamaz. Öncelikle Cumhuriyet Savcısı tarafından ön ödeme yolu denenmeden dava açılamaz. Eğer dava açılmış ise iddianamenin iadesi gerekmektedir.
Ceza davasının açılması ile birlikte soruşturma aşamasından kovuşturma aşamasına geçilmiş olur. İddianamenin kabulüyle birlikte, kovuşturma aşamasına geçilmektedir.
Bu aşamada açılmış olan ceza davasında yargılama yapılabilmesi için gerekli olan şartlara da YARGILAMA ŞARTLARI adı verilmektedir.
YARGILAMA ŞARTLARI
1- SANIĞIN HAZIR BULUNMASI: Ceza dava açılabilmesi için failin ve fiilin bilinmesi ve bunların iddianamede yer alması yeterlidir. Ancak iddianamenin kabulünden sonra başlayacak olan kovuşturma aşamasında yargılama için ilk ve belki de en önemli unsur SANIĞIN HAZIR BULUNMASIDIR.
Sanık hazır bulunmadan yargılama yapılması üç halde mümkündür:
- Gaiplik: Bütün arama ve tebligatlara rağmen sanık bulunamıyor ise bu durumda gaiplik söz konusudur. Bu halde yargılama yapılabilir ancak hüküm verilemez.
- Yokluk: Sanığın duruşmaya gelmemesi durumunu ifade etmektedir. Bu halde sanığa ulaşmak ve hatta zorla getirmek mümkündür. Oysa gaiplik durumundan hiçbir surette sanığa ulaşılamamaktadır. Yokluk halinde sanık daha önceden sorguya çekilmiş ise ve mahkeme sanığın duruşmaya gelmesini zorunlu görmemiş ise sanığın yokluğunda yargılama yapılabilir.
- Kaçaklık: Hakkındaki kovuşturmanın sonuçsuz kalmasını sağlamak amacıyla yurt içinde saklanan veya yurt dışında bulunan ve bu nedenle mahkeme tarafından kendisine ulaşılamayan kişidir. Kaçak sanık hakkında kovuşturma yapılabilir.
Ancak öncelikle kaçaklık halinin tespiti ve karara bağlanması gerekmektedir. Kaçak sanığın daha önce sorgusu yapılmamış ise mahkûmiyet kararı verilemez. Ancak daha önce sorgusu yapılmış ise her türlü karar verilebilir.
SANIK HAKKINDA ELDEKİ DELİL DURUMUNA GÖRE MAHKÛMİYET DIŞINDA BİR KARAR VERİLEMESİ DURUMU SÖZ KONUSU İSE SORGUSU YAPILMAMIŞ OLSA DAHİ SANIĞIN YOKLUĞUNDA HÜKÜM VERİLEBİLİR.
Sadece MAHKÛMİYET KARARLARI İÇİN SANIĞIN SORGUSUNUN YAPILMASI ZORUNLUDUR.
2- SANIĞIN AKIL HASTASI OLMAMASI: Suç işledikten sonra akıl hastalığına yakalanan kimse hakkında dava açılmış olsa dahi yargılama yapılamaz.
Fail suç işlediği sırada akıl hastası ise bu durumda genel hükümler uyarınca kusurluluğu kaldıran ya da azaltan bir neden söz konusu olur ve genel hükümlere göre bir değerlendirme yapılır. Ancak yargılama bakımından şart olan şey suç işledikten sonra akıl hastalığının ortaya çıkmasıdır.
3- GEÇİCİ YASAMA DOKUNULMAZLIĞININ OLMAMASI: Bir milletvekili ( ya da dışarıdan atanan bakan ) hakkında dava açılmış olsa bile yargılama yapılamaz. Öncelikle milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılması gerekmektedir.
Ancak AGIR CEZAYI GEREKTİREN SUÇÜSTÜ HALİNDE VE SEÇİMLERDEN ÖNCE SORUŞTURMASINA BAŞLANMIŞ OLMASI KAYDI İLE ANAYASANIN 14. Maddesindeki durumlarda yargılama yapılabilir. ( Bu iki istisna dışında parlamenterler tutulamaz, tutuklanamaz ve yargılanamaz ) YARGILAMA YAPILABİLMESİ İÇİN MİLLETVEKİLİ DOKUNULMAZLIĞININ T.B.M.M TARAFINDAN KALDIRILMASI GEREKMEKTEDİR.
4- BEKLETİCİ MESELENİN ÇÖZÜLMÜŞ OLMASI: Yargılamayı yapan mahkemenin işin görülmesi sırasında kendi uzmanlık alanı dışında bir sorun ( örneğin sanığın gerçek yaşının tespiti ile ilgili olarak başka bir mahkemede dava açılmış olması ) ile karşılaşması durumunda konuyu ilgili mahkemeye gönderir. Bu mahkeme sonuçlanıncaya kadar yargılama yapılamaz. Ancak başka bir mahkemede dava açılmamış ise ceza mahkemesi ceza kanunu hükümlerine göre karar verebilir.
Yargılama şartlarının bir bütün olarak bulunması zorunludur. Bu şartlar tamam olmadan yargılama yapılamaz. Bu şartların bir bütün halinde bulunmaması durumunda mahkemece DURMA KARARI verilir.
Tamamlanması beklenen şartın gerçekleşmeyeceği imkansızlaşır ise ( örn. Sanık hakkında gaiplik kararı verilmesi, sanığın akıl hastalığının iyileşmeyeceğinin anlaşılması gibi…) bu halde artık DÜŞME KARARI verilir.
CEZA MUHAKEMESİNE HÂKİM OLAN İLKELER
CEZA YARGILAMASI İLKELERİ
1- DAVASIZ YARGILAMA OLMAZ İLKESİ: Yargılama yapılabilmesi, kovuşturma aşamasının başlaması için C. Savcısı tarafından bir iddianame hazırlanarak dava açılması gerekmektedir. İddianame hazırlanmadan bir mahkemenin her hangi bir konu hakkındaki davaya bakması mümkün değildir.
2- DOĞRUDAN DOĞRUYALIK- YÜZ YÜZELİK: Ceza yargılamasında hâkim bütün delilleri vasıtasız olarak değerlendirmek ve sanık tanık ve diğer kişileri vasıtasız olarak dinlemekle karar vermelidir. Hakim gerek maddi delilleri ve gerekse tanıkları doğrudan doğruya görmeli, duymalı ve bizzat incelemelidir.
3- KOVUŞTURMA MECBURİYETİ: Suç ihbarı veya şikayetinin alınmasından sonra ister kamu davasına isterse takibi şikayete bağlı bir suç olsun C. Savcısı olayı takip etmek, delillere ulaşmak ve bir soruşturmak yapmak ve nihayet yeterli suç şüphesine ulaşmış ise dava açmak zorunda olması kovuşturma mecburiyetinin bir sonucudur.
İNSAN HAKLARINA İLİŞKİN İLKELER
1- HUKUK DEVLETİ: Suç soruşturmasında ve suç kovuşturmasında asıl olan ilke hukuk devletidir. Yargı organları yargılama yaparken hukuk devleti ilkelerine anayasa ve kanunlara uygun olarak hareket etmelidirler. Gerçekte hukuk devleti ilkesi kural koyanların ve kanunları uygulayan organların öncelikle bu kurallara kendilerinin uymasını zorunlu kılan bir ilkedir.
2- İNSAN ŞEREF VE HAYSİYETİNE SAYGI: Ceza yargılamasının asli unsuru şüpheli/ sanık olmakla birlikte bu kimse yargı organları elinde bir suje anlamsız bir konu olmaktan öte, suçlu olsa/ suç şüphesi altında olsa dahi sırf insan olması sebebiyle belirli haklara sahip olan ve bu haklarına saygı gösterilmek zorunda olan bir varlıktır. Bu sebeple suç işlemiş olsa dahi insanlık şeref ve haysiyetine uygun bir muameleye tabi tutulmalıdır. Bütün işlemler hukuk kuralları dâhilinde insanlık şeref ve haysiyetine uygun olmalıdır. Nitekim susma hakkı ve yasak sorgu usulleri ile elde edilen delillere dayanılma yasağı bu ilkenin yansımalarıdır.
3- MERAM ANLATMA İLKESİ: Şüpheli veya sanığın kendisini savunması ve kendi masumiyetini ispat yönünde delil gösterebilmesi ve bu savunma hakkının hiçbir surette kısıtlanamamasını ifade eder.
4- BAĞIMSIZ VE TARAFSIZ HÂKİM İLKESİ: Hâkimin hiçbir baskı altında kalmadan, emir, talimat almadan objektif olarak Anayasa ve kanunlara uygun bir biçimde vicdanı kanaatine göre karar verebilmesi ve davanın taraflarından her hangi birisini üstün tutmadan bir hüküm vermesini ifade eden ilkedir.
5- ŞÜPHEDEN SANIK YARARLANIR: Suçluluğu mahkeme kararı ile sabit oluncaya dek hiç kimsenin suçlu sayılamayacağını ifade eden ilkedir.
Bu ilkeden hareketle bir mahkumiyet kararı verilebilmesi için sanığın suçu işlemiş olduğuna dair %100 bir kanaate ulaşılması zorunludur. %1 dahi olsa şüphe sanık lehine değerlendirilerek beraat kararı verilmelidir. Çünkü asıl olan masumiyettir ve masumiyetin %1 ihtimal bile olsa korunmasıdır.
CEZA MAHKEMESİ TEŞKİLATI
Mahkemeler üçe ayrılmaktadır. Bunlar, ilk derece mahkemeler, istinaf mahkemeleri ve temyiz mahkemesi ( YARGITAY ).
1- İLK DERECE MAHKEMELERİ: Ceza yargılamasının ilk derece mahkemeleri Sulh Ceza, Asliye Ceza ve Ağır Ceza Mahkemeleridir. İlk derece mahkemeleri her il merkezi ile bölgelerin coğrafi durumları ve iş yoğunluğu göz önüne alınarak HSYK ( Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu )nın görüşü alınarak ADALET BAKANLIĞINCA KURULUR.
İlk derece mahkemeleri Adalet Bakanlığının önerisi ve HSYK KARARI İLE KALDIRILIR.
Sulh ceza ve Asliye Ceza Mahkemeleri TEK HÂKİMLİDİR. AGIR CEZA MAHKEMESİ İSE ÜÇ HÂKİMLİDİR.
ASLİYE CEZA VE AĞIR CEZA MAHKEMELERİNDE yapılan duruşmalarda CUMHURİYET SAVCISI BULUNUR.
SULH CEZA MAHKEMESİ: 2 YIL ( dahil ) ve altında hapis cezaları ve bu cezalarla birlikte adli para cezaları ve sadece adli para cezalarına ve güvenlik tedbirlerine ilişkin konular bakar. Ayrıca Cumhuriyet Savcısının yokluğunda ya da iş yoğunluğu halinde SULH CEZA HAKİMİ BÜTÜN SORUŞTURMA İŞLEMLERİNİ YAPMAYA YETKİLİDİR.
ASLİYE CEZA MAHKEMESİ: Esas görevli olan mahkemedir. Sulh ceza ve agır ceza mahkemelerinin görevleri dışında kalan bütün işlere asliye ceza mahkemeleri bakar.
AĞIR CEZA MAHKEMESİ: Kanunların ayrıca görevli kıldığı durumlar saklı kalmak üzere, ağırlaştırılmış müebbet, müebbet ve 10 YILDAN FAZLA hapis cezasını gerektiren suçlarla Yağma, İrtikap, Nitelikli Dolandırıcılık, Hileli iflas, Resmi Belgede Sahtecilik suçlarına bakar.
2- İSTİNAF ( İKİNCİ DERECE ) MAHKEMELERİ: Kanunda var olmakla birlikte henüz istinaf mahkemeleri kurulmamıştır. Kurulma ve kaldırılma usulü ilk derece mahkemelerinde olduğu gibidir. Bu mahkemeler kurulduğunda ispat ve hukuka uygunluk incelemesi yapacaktır.
Kural olarak ilk derece mahkemelerine karşı başvurulabilecek üst yargı yolu istinaf olacaktır. Bu mahkemeler kurulduktan sonra YARGITAY bir içtihat mahkemesi haline gelecektir.
3- YARGITAY: Hukuk ve ceza mahkemeleri tarafından verilen ve kanunda başka mercilere verilmeyen hüküm ve kararların son inceleme yeridir. Hukuk ve ceza mahkemelerinin temyiz mahkemesidir.
Ayrıca YARGITAY BAŞKAN VE ÜYELERİNİN,YARGITAY C. Başsavcısı ve vekilinin işlemiş olduğu KİŞİSEL suçlardan dolayı yargılamayı yapacak olan makam YARGITAYDIR. Bu kimselerin görev ile ilgili suçlarından dolayı YÜCE DİVAN da yargılandığına dikkat etmek gerekmektedir.
CEZA MUHAKEMESİNDE KİŞİLER
A- HÂKİM: İddia ve savunmaları değerlendirerek uyuşmazlık konusunda bir karar vermekle görevli ve yetkili kimseye hâkim adı verilir. Sulh ve Asliye Ceza Mahkemelerinde tek hâkim bulunurken Ağır Ceza Mahkemesinde üç hâkim ( toplu mahkeme ) bulunmaktadır.
Hâkim bağımsız ve tarafsız olmalıdır.
Bağımsızlık: Hâkimlerin hiç kimseden emir almamasını ifade eder. Hiçbir organ makam veya merci ve kişi yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez, genelge gönderemez, tavsiye ve telkinde bulunamaz. ( Anayasa m. 138 ) Görülmekte olan bir dava hakkında T.B.M.M de görüşme yapılamaz, soru sorulamaz veya her hangi bir beyanda bulunulamaz.
Yine basın yayın organları da, kovuşturmanın başlamasıyla birlikte hüküm kesinleşinceye kadar hakim ve mahkemenin hüküm, karar ve işlemleri hakkında görüş yayınlayamayacağı düzenlenmiştir.
Hakimler azlolunamaz, kendileri istemedikçe 65 yaşından önce emekliye ayrılamaz, bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa, AYLIK, ÖDENEK, ve diğer ÖZLÜK HAKLARINDAN YOKSUN KILINAMAZ.
Tarafsızlık: Hakimin yargılamanın taraflarına eşit mesafede ve objektif olmasını ifade eder. Bu amaç için bir takım düzenlemeler yapılmıştır. Bunlardan ilke hakimin bazı hallerde davaya bakmasının yasak olmasıdır. Bu durumda, hakimin tarafsız olamayacağı öngörülmekte ve hiç kimse talep etmese de bizzat kendi kendine çekinmesi zorunlu görülmektedir.
HAKİMİN DAVAYA BAKMASI YASAK OLAN HALLER:
Hâkim;
a) Suçtan kendisi zarar görmüşse,
b) Sonradan kalksa bile şüpheli, sanık veya mağdur ile aralarında evlilik, vesayet veya kayyımlık ilişkisi bulunmuşsa ( NİŞANLILIK SAYILMAMIŞ !!!! )
c) Şüpheli, sanık veya mağdurun kan veya kayın hısımlığından üstsoy veya altsoyundan biri ise,
d) Şüpheli, sanık veya mağdur ile aralarında evlât edinme bağlantısı varsa,
e) Şüpheli, sanık veya mağdur ile aralarında üçüncü derece dahil kan hısımlığı varsa,
f) Evlilik sona ermiş olsa bile, şüpheli, sanık veya mağdur ile aralarında ikinci derece dahil kayın hısımlığı varsa,
g) Aynı davada Cumhuriyet savcılığı, adlî kolluk görevi, şüpheli veya sanık müdafiliği veya mağdur vekilliği yapmışsa,
h) Aynı davada tanık veya bilirkişi sıfatıyla dinlenmişse,
Hâkimlik görevini yapamaz.
Yine, tarafsızlığı sağlamak amacıyla yargılamaya katılamayacağı durumlar açıkça Ceza Muhakemesi Kanununda düzenlenmiştir.
YARGILAMAYA KATILAMAYACAK HÂKİM
- Bir karar veya hükme katılan hâkim, yüksek görevli mahkemece bu hükme ilişkin olarak verilecek karar veya hükme katılamaz. ( ilk derece mahkemesinde hüküm veren hakim Yargıtay da görevlendirildiğinde ilk derece mahkemesinde vermiş olduğu kararın temyizine katılamaz )
- Aynı işte soruşturma evresinde görev yapmış bulunan hâkim ( örn. Soruşturma işlemlerini sulh ceza hakimi yapmışsa ve daha sonra bu hakim kovuşturmayı yapacak mahkemede görevlendirilmişse ) , kovuşturma evresinde görev yapamaz.
- Yargılamanın yenilenmesi halinde, önceki yargılamada görev yapan hâkim, aynı işte görev alamaz.
Bu sayılan, RED ve YARGILAMAYA KATILINAMAYACAK HALLERDE hâkim bizzat çekinmek zorundadır. Ancak hakim çekinmemiş ise bu hallerde taraflar da hakimi reddedebilirler. YASAK HALLERDE HAKİM YARGILAMANIN HER AŞAMASINDA ÇEKİLEBİLİR VE REDDEDİLEBİLİR.
Çekilmemiş ise , C. SAVCISI, Şüpheli, sanık veya müdafii, katılan veya vekili hâkimi reddedebilir.
Hâkimin davaya bakmasının yasak olduğu haller dışında hakimin tarafsızlığından şüphe edilen durumlarda da hakimin reddi istenebilir.
Yasak haller sınırlayıcı olarak kanunda sayılmakla birlikte tarafsızlığından şüphe edilen haller sayılmamıştır.
Örneğin hâkimin nişanlısı sanık ise bu durumda yasak sebebi olmamakla birlikte tarafsızlıktan şüphe duyulan bir hal vardır ve hakim reddedilebilir.
Hakimin tarafsızlığından şüphe duyulan hallerde red istemi süreye bağlıdır. Bu hallerde ilk derece mahkemesinde sanığın sorgusundan önce, Bölge Adliye Mahkemelerinde ( İSTİNAF ) duruşmalı işlerde görevli hakimin inceleme raporu okununcaya ve diğer hallerde ise inceleme başlayıncaya kadar red istemi yapılmalıdır.
Red sebebi sonradan ortaya çıkmış ya da öğrenilmiş ise duruşma ya da inceleme bitinceye ve nihayet öğrenilmesinden itibaren 7 gün içinde red istemi yapılmalıdır. Red istemi reddi istenen hakimin mensup olduğu mahkemeye yapılır. Red istemi hakkında yapılan görüşmeye reddi istenen hakim katılamaz.
REDDİ İSTENEN HAKİM RED İSTEMİ HAKKINDA KARAR VERİLİNCEYE KADAR SADECE GECİKMESİNDE SAKINCA BULUNAN İŞLERİ YAPABİLİR.
Red istemi: süresinde yapılmamış ise, red sebebi ve delil gösterilmemiş ise ve red istemi duruşmayı uzatmak amacıyla yapılmış ise geri çevrilir.
Ret isteminin kabulüne karar verildiğinde, gecikmesinde sakınca bulunan hâl nedeniyle yapılmış işlemler dışında, duruşma tekrarlanır.
Hakimin reddine ilişkin hükümler ZABIT KATİBİ ve BİLİRKİŞİ hakkında da uygulanır.
MAHKEMELERİN ( HAKİMLERİN ) YETKİLERİ
1- MADDE BAKIMINDAN YETKİ ( GÖREV )
Bir suça hangi mahkemenin bakacağını gösteren kurallardır. Yani suça sulh, asliye veya ağır ceza mahkemelerinden hangisinin bakacağını belirleyemeye yarayan kurallara görev kuralları ya da madde bakımından yetki kuralları adı verilir.
Mahkemelerin görevi KANUNL A BELİRLENİR.
- Madde bakımından yetki ( görev ) kamu düzenine ilişkindir.
- Mahkemenin her aşamasında ileri sürülebilir. ( Temyiz aşamasında dahi )
- Hakim kendiliğinden dikkate almak zorundadır, taraflar da mahkemenin her aşamasında görev itirazında bulunabilirler.
- Görev konusunda mahkemeler arasında uyuşmazlık çıktığında, görevli mahkemeyi ortak yüksek görevli mahkeme belirler.
İddianamenin kabulünden sonra; işin, davayı gören mahkemenin görevini aştığı veya dışında kaldığı anlaşılırsa, mahkeme bir kararla işi görevli mahkemeye gönderir.
Adlî yargı içerisindeki mahkemeler bakımından verilen görevsizlik kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir.
GÖREVSİZLİK KARARI VERİLEMEYECEK HÂL
Duruşmada suçun hukukî niteliğinin değiştiğinden bahisle görevsizlik kararı verilerek dosya alt dereceli mahkemeye gönderilemez. Ancak suç üst mahkemenin görevine giriyorsa DOSYA ÜST MAHKEMEYE GÖNDERİLİR.
GÖREVLİ OLMAYAN HÂKİM VEYA MAHKEMENİN İŞLEMLERİ
Yenilenmesi mümkün olmayanlar dışında ( dinlenen tanığın ölmüş olması, akıl hastası olması gibi durumlar dışında ), görevli olmayan hâkim veya mahkemece yapılan işlemler hükümsüzdür. Çünkü görev kamu düzenine ilişkindir.
Suçlar ya da failler arasında bağlantı var ise bağlantı söz konusu olur. Ve bağlantı olan durumlarda ORTAK GÖREVLİ YÜKSEK MAHKEMEDE DAVA AÇILIR.
Kovuşturma evresinin her aşamasında, bağlantılı ceza davalarının birleştirilmesine veya ayrılmasına yüksek görevli mahkemece karar verilebilir.


2- YER BAKIMINDAN YETKİ:
Bir suça hangi yerdeki ( coğrafi olarak ) mahkeme veya hakimin bakacağını gösteren kurallar da yer bakımından yetki kurallarıdır. Yer bakımından yetki itirazları DURUŞMA BAŞLANGICINDA VE İDDİANAME OKUNMADAN ÖNCE YAPILMALIDIR.
Davaya bakmak yetkisi, suçun işlendiği yer mahkemesine aittir.
- Teşebbüste son icra hareketinin yapıldığı, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği ve zincirleme suçlarda son suçun işlendiği yer mahkemesi yetkilidir.
- Suç, ülkede yayımlanan bir basılı eserle işlenmişse yetki, eserin yayım merkezi olan yer mahkemesine aittir. Ancak, aynı eserin birden çok yerde basılması durumunda suç, eserin yayım merkezi dışındaki baskısında meydana gelmişse, bu suç için eserin basıldığı yer mahkemesi de yetkilidir.
- Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olan hakaret suçunda eser, mağdurun yerleşim yerinde veya oturduğu yerde dağıtılmışsa, o yer mahkemesi de yetkilidir. Mağdur, suçun işlendiği yer dışında tutuklu veya hükümlü bulunuyorsa, o yer mahkemesi de yetkilidir.
- Görsel veya işitsel yayınlarda da bu Maddenin üçüncü fıkrası hükmü uygulanır. Görsel ve işitsel yayın, mağdurun yerleşim yerinde ve oturduğu yerde işitilmiş veya görülmüşse o yer mahkemesi de yetkilidir.
SUÇUN İŞLENDİĞİ YER BELLİ DEĞİLSE AŞAĞIDAKİ SIRA TAKİP EDİLEREK YETKİLİ MAHKEME BELİRLENİR
- Suçun işlendiği yer belli değilse, şüpheli veya sanığın yakalandığı yer, yakalanmamışsa yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.
- Şüpheli veya sanığın Türkiye'de yerleşim yeri yoksa Türkiye'de en son adresinin bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir.
- Mahkemenin bu suretle de belirlenmesi olanağı yoksa, ilk usul işleminin yapıldığı yer mahkemesi yetkilidir.
DENİZ, HAVA VE DEMİRYOLU TAŞITLARINDA VEYA BU TAŞITLARLA İŞLENEN SUÇLARDA YETKİ
Suç, Türk bayrağını taşıma yetkisine sahip olan bir gemide veya böyle bir taşıt Türkiye dışında iken işlenmişse, geminin ilk uğradığı Türk limanında veya bağlama limanında bulunan mahkeme yetkilidir.
- Türk bayrağını taşıma hakkına sahip olan hava taşıtları ile demiryolu taşıtları için,TESCİLLİ OLDUKLARI YER VEYA UĞRADIKLARI İLK YER MAHKEMESİ
- Ülke içerisinde deniz, hava veya demiryolu taşıtlarında ya da bu taşıtlarla işlenen suçlarda, bunların ilk ulaştığı yer mahkemesi de yetkilidir.
- Çevreyi kirletme suçu, yabancı bayrağı taşıyan bir gemi tarafından Türk kara suları dışında işlendiği takdirde, suçun işlendiği yere en yakın veya geminin Türkiye'de ilk uğradığı limanın bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir.
Birkaç hâkim veya mahkeme arasında olumlu veya olumsuz yetki uyuşmazlığı çıkarsa, ortak yüksek görevli mahkeme, yetkili hâkim veya mahkemeyi belirler.
YETKİSİZLİK İDDİASI
Sanık, yetkisizlik iddiasını, ilk derece mahkemelerinde duruşmada sorgusundan, bölge adliye mahkemelerinde incelemenin başlamasından ve duruşmalı işlerde inceleme raporunun okunmasından önce bildirir.
Yetkisizlik iddiasına ilişkin karar, ilk derece mahkemelerinde sanığın sorgusundan önce, bölge adliye mahkemelerinde duruşmasız işlerde incelemenin hemen başlangıcında, duruşmalı işlerde inceleme raporu okunmadan önce verilir. Bu aşamalardan sonra yetkisizlik iddiasında bulunulamayacağı gibi mahkemeler de bu hususta re'sen karar veremez.
Yetkisizlik kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir.
DAVANIN NAKLİ
Yetkili hâkim veya mahkeme, hukukî veya fiilî sebeplerle görevini yerine getiremeyecek hâlde bulunursa; yüksek görevli mahkeme, davanın başka yerde bulunan aynı derecede bir mahkemeye nakline karar verir.
Kovuşturmanın görevli ve yetkili olan mahkemenin bulunduğu yerde yapılması kamu güvenliği için tehlikeli olursa, davanın naklini Adalet Bakanı Yargıtay dan ister.
YETKİLİ OLMAYAN HÂKİM VEYA MAHKEMENİN İŞLEMLERİ
Yetkili olmayan hâkim veya mahkemece yapılan işlemler, sadece yetkisizlik nedeniyle hükümsüz sayılmaz. Bu işlemler kural olarak geçerlidir.
Bir hâkim veya mahkeme, yetkili olmasa bile, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde, yargı çevresi içerisinde gerekli işlemleri yapar.
FARKLI YARGI KOLLARI ( ADLİ-İDARİ-ASKERİ YARGI ) ARASINDAKİ GÖREV UYUŞMAZLIĞINI UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ ÇÖZER.
ADLİ YARGI İÇİNDEKİ HUKUK VE CEZA MAHKEMESİ ARASINDAKİ GÖREV UYUŞMAZLIĞINI YARGITAY ÇÖZER.
YARGITAY DAİRELERİ ARASINDAKİ GÖREV UYUŞMAZLIĞINI YARGITAY BÜYÜK GENEL KURULU ÇÖZER.
B- SAVCI
Suç ihbarı-şikayeti haber alındıktan sonra soruşturma başlatan ve bu kapsamda soruşturma konusu ile ilgili şüphelinin lehine ve aleyhine delilleri toplayan ve nihayet yeterli suç şüphesine ulaştığından görevli ve yetkili mahkeme nezdinde kamu adına dava açan kimsedir. Savcılar hakimler gibi tam bağımsız değildir.
Savcı dava açtıktan sonra bunu devlet adına temsil ve takip eder. İddianamenin mahkemece kabul edilmesiyle birlikte KOVUŞTURMA AŞAMASI BAŞLAR, KAMU DAVASI AÇILMIŞ OLUR. Bu aşamadan sonra şüpheli artık SANIK olarak adlandırılır.
C- SANIK
Soruşturma evresinde suç şüphesi altında bulunan kimseye şüpheli, kovuşturma evresinde suç şüphesi altında bulunan kimseye ise SANIK adı verilir.
Sanığın hakkındaki suçlamayı öğrenme hakkı, susma hakkı, kendi lehine delil araştırılmasını isteme hakkı, tercüman yardımından faydalanma hakkı, yakınlarını durumunu bildirme hakkı vardır.
Sanık sadece KİMLİK BİLGİLERİ KONUSUNDA SUSMA HAKKINI KULLANAMAZ. Kimlik bilgilerini söylemek zorundadır. Bunun dışındaki bütün soru ve konularda susma hakkını kullanabilir. Bu yönü itibariyle susma hakkı mutlak ve sınırsız değildir. Sanık kimliğine ilişkin bilgileri söylemek zorundadır.
D- MAĞDUR VE ŞİKÂYETÇİ
Suç teşkil eden fiil ile hukuken korunmuş olan bir hakkı zedelenen gerçek veya tüzel kişiye mağdur adı verilir. Mağdur ile birlikte suç sayılan fiilden zarar gören yakınları ( eşi çocuğu vs. ) da suç nedeniyle mağdur durumda olmakla birlikte ceza yargılamasında bu kimselere Suçtan Zarar Gören denilmektedir.
Takibi için mağdurun şikâyetinin zorunlu olduğu suçlarda yetkili makamlara şikayette bulunan kimseye şikayetçi adı verilir.
E- MALEN SORUMLU VE KATILAN
Yargılama konusu işin hükme bağlanması ve bunun kesinleşmesinden sonra, maddî ve malî sorumluluk taşıyarak hükmün sonuçlarından etkilenecek veya bunlara katlanacak kişiye MALEN SORUMLU denir.
Mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlunun ilk derece yargılanmasında hüküm verilinceye kadar şikayetçi olduklarını bildirerek kamu davasına müdahil olmalarına KATILMA, bu şekilde müdahil olanlara ise KATILAN adı verilir.
- Katılma dilekçe veya sözlü başvuru ile olur,
- Katılma anından sonraki tebligatlar KATILANA da yapılır.
- Temyiz aşamasında KATILMA OLMAZ.
- Katılma DAVAYI DURDURMAZ.
- KATILAN CUMHURİYET SAVCISINDAN AYRI OLARAK TEMYİZ YOLUNA BAŞVURABİLİR. (C.Savcısı ile birlikte temyize başvurma zorunluluğu yoktur. )
- Katılan, vazgeçerse veya ölürse KATILMA SONA ERER.
- Mirasçılar, katılanın haklarını takip etmek üzere davaya katılabilirler.
F- TANIK
Beş duyu organı ile soruşturma ve kovuşturma konusu olay hakkında bir bilgi edinen kimseye tanık denir.
Ceza muhakemesinde tanıklık ZORUNLUDUR. Çağrıya uymayan tanık hakkında ZORLA GETİRME KARARI VERİLİR.
Cumhurbaşkanı kendi takdiri ile tanıklıktan çekinebilir. Tanıklık yapmayı istemesi halinde beyanı konutunda alınabilir ya da yazılı olarak gönderebilir.
TANIKLIKTAN ÇEKİNME
Aşağıdaki kimseler tanıklıktan çekinebilir:
a) Şüpheli veya sanığın nişanlısı.
b) Evlilik bağı kalmasa bile şüpheli veya sanığın eşi.
c) Şüpheli veya sanığın kan hısımlığından veya kayın hısımlığından üstsoy veya altsoyu.
d) Şüpheli veya sanığın üçüncü derece dahil kan veya ikinci derece dahil kayın hısımları.
e) Şüpheli veya sanıkla aralarında evlâtlık bağı bulunanlar.
Yaş küçüklüğü, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı nedeniyle tanıklıktan çekinmenin önemini anlayabilecek durumda olmayanlar, kanunî temsilcilerinin rızalarıyla tanık olarak dinlenebilirler. Kanunî temsilci şüpheli veya sanık ise, bu kişilerin çekinmeleri konusunda karar veremez.
Tanıklıktan çekinebilecek olan kimselere, dinlenmeden önce tanıklıktan çekinebilecekleri bildirilir. Bu kimseler, dinlenirken de her zaman tanıklıktan çekinebilirler.
MESLEK VE SÜREKLİ UĞRAŞILARI SEBEBİYLE TANIKLIKTAN ÇEKİNME
Meslekleri ve sürekli uğraşıları sebebiyle tanıklıktan çekinebilecekler ile çekinme konu ve koşulları şunlardır:
a) Avukatlar veya stajyerleri veya yardımcılarının, bu sıfatları dolayısıyla veya yüklendikleri yargı görevi sebebiyle öğrendikleri bilgiler.
b) Hekimler, diş hekimleri, eczacılar, ebeler ve bunların yardımcıları ve diğer bütün tıp meslek veya sanatları mensuplarının, bu sıfatları dolayısıyla hastaları ve bunların yakınları hakkında öğrendikleri bilgiler.
c) Malî işlerde görevlendirilmiş müşavirler ve noterlerin bu sıfatları dolayısıyla hizmet verdikleri kişiler hakkında öğrendikleri bilgiler.
A bendinde sayılanlar ( Avukat ve yardımcıları ) dışındaki meslek mensupları şüpheli veya sanığın RIZA GÖSTERMESİ HALİNDE TANIKLIKTAN ÇEKİNEMEZLER.
Ancak A bendinde sayılan avukat ve avukat yardımcıları yargı görevi ile ilgili konularda şüpheli veya sanık RIZA GÖSTERSE DAHİ TANIKLIKTAN ÇEKİNEBİLİR.
DEVLET SIRRI NİTELİĞİNDEKİ BİLGİLERLE İLGİLİ TANIKLIK
Bir suç olgusuna ilişkin bilgiler, Devlet sırrı olarak mahkemeye karşı gizli tutulamaz. Açıklanması, Devletin dış ilişkilerine, milli savunmasına ve milli güvenliğine zarar verebilecek; anayasal düzeni ve dış ilişkilerinde tehlike yaratabilecek nitelikteki bilgiler, Devlet sırrı sayılır.
Tanıklık konusu bilgilerin Devlet sırrı niteliğini taşıması halinde; tanık, sadece mahkeme hâkimi veya heyeti tarafından zâbıt kâtibi dahi olmaksızın dinlenir. Hâkim veya mahkeme başkanı, daha sonra, bu tanık açıklamalarından, sadece yüklenen suçu açıklığa kavuşturabilecek nitelikte olan bilgileri tutanağa kaydettirir.
Devlet sırrı ile ilgili tanıklık, hapis cezasının alt sınırı beş yıl veya daha fazla olan suçlarla ilgili olarak uygulanır.
Cumhurbaşkanının tanıklığı söz konusu olduğunda sırrın niteliğini ve mahkemeye bildirilmesi hususunu kendisi takdir eder.
KENDİSİ VEYA YAKINLARI ALEYHİNE TANIKLIKTAN ÇEKİNME
Tanık, kendisini veya yakınlarını ceza kovuşturmasına uğratabilecek nitelikte olan sorulara cevap vermekten çekinebilir. Tanığa cevap vermekten çekinebileceği önceden bildirilir.
Tanıklıktan çekinme durumu söz konusu ise C. Savcısı ve Hakim bunu ilgiliye bildirmek zorundadır.
YEMİN VERİLMEYEN TANIKLAR
Aşağıdaki kimseler yeminsiz dinlenir:
a) Dinlenme sırasında on beş yaşını doldurmamış olanlar.
b) Ayırt etme gücüne sahip olmamaları nedeniyle yeminin niteliği ve önemini kavrayamayanlar.
c) Soruşturma veya kovuşturma konusu suçlara iştirakten veya bu suçlar nedeniyle suçluyu kayırmaktan ya da suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirmekten şüpheli, sanık veya hükümlü olanlar.
TANIKLIKTAN ÇEKİNEBİLECEK KİMSENİN ÇEKİNMEMESİ
Tanıklıktan çekinme hakkı olan bir kimse çekinmeyip tanıklık edeceğini söylerse bu halde tanığın yemin edip etmeyeceğine hakim karar verecektir. Tanık yemin teklif edilse dahi YEMİN ETMEKTEN ÇEKİNEBİLİR. Bu husus kendisine bildirilir.
Tanıklıktan çekinmeye ilişkin hükümleri BİLİRKİŞİ HAKKINDA DA UYGULANIR. Şüpheli veya sanık ile aralarında tanıklıktan çekinmeyi gerektirir bir durum söz konusu olan bir BİLİRKİŞİ bilirkişilik yapmaktan çekinebilir. Böyle bir durumda bilirkişi reddedilebilir.
G- BİLİRKİŞİ
Çözümü bir meslek ve sanatta uzmanlık gerektiren konularda hâkime ilgili meslek ve sanat hakkında teknik konularda yardımcı olan kimseye bilirkişi adı verilir.
- Ancak hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukukî bilgi ile çözülmesi olanaklı konularda bilirkişi dinlenemez.( Eylemin hangi suç olduğu, kasıt ya da taksir olup olmadığı, nitelikli hallere girip girmediği gibi konularda.. )
- Bilirkişiyi hakim atar. Cumhuriyet Savcısı da soruşturma aşamasında bilirkişi atayabilir.
- Bilirkişi raporunu 3 Ay içinde vermek zorundadır. Zorunlu hallerde süre bir kez uzatılabilir.
- Bilirkişi raporunda, hâkim tarafından yapılması gereken hukukî değerlendirmelerde bulunulamaz. ( Suçun oluşup oluşmadığını, failin cezalandırılıp cezalandırılamayacağını veya kast ya da taksirli olduğunu yazamaz. )
- Bilirkişi reddedilebilir ve bilirkişi raporuna itiraz edilebilir.
- Bilirkişiye, inceleme ve seyahat gideri ile çalışmasıyla orantılı bir ücret ödenir.

 

SeLeN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Hızlı Cevap
Sponsorlu Bağlantılar
Alt 25-11-2010   #2 (permalink)
Standart Cevap: Ceza Mahkemesi Hukuku Konu anlatımı


KORUMA TEDBİRLERİ
1-YAKALAMA VE GÖZALTI
Yakalama emri kural olarak hakim tarafından verilir. Ancak aşağıda sayılan hallerde vatandaşlar, kolluk ve Cumhuriyet Savcısı da yakalama karar verebilmekte ve yakalama yapabilmektedir.
Aşağıda belirtilen hâllerde, herkes tarafından geçici olarak yakalama yapılabilir:
a) Kişiye suçu işlerken rastlanması.
b) Suçüstü bir fiilden dolayı izlenen kişinin kaçması olasılığının bulunması veya hemen kimliğini belirleme olanağının bulunmaması.
Bu şekilde yapılan yakalama neticesinde kolluğa teslim edilen veya ikinci fıkra uyarınca görevlilerce yakalanan kişi ve olay hakkında Cumhuriyet savcısına hemen bilgi verilerek, emri doğrultusunda işlem yapılır.
Kolluk görevlileri, tutuklama kararı veya yakalama emri düzenlenmesini gerektiren ve gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde; Cumhuriyet savcısına veya âmirlerine derhâl başvurma olanağı bulunmadığı takdirde, yakalama yetkisine sahiptirler.
Soruşturma ve kovuşturması şikâyete bağlı olmakla birlikte, çocuklara, beden veya akıl hastalığı, malûllük veya güçsüzlükleri nedeniyle kendilerini idareden aciz bulunanlara karşı işlenen suçüstü hallerinde kişinin yakalanması şikâyete bağlı değildir.
Kolluk, yakalandığı sırada kaçmasını, kendisine veya başkalarına zarar vermesini önleyecek tedbirleri aldıktan sonra, yakalanan kişiye kanunî haklarını derhal bildirir.
Yakalama emrine konu işlemin yerine getirilmesi nedeniyle yakalama emrinin çıkarılma amacının ortadan kalkması ( kişinin ölmesi vs. ) durumunda mahkeme, hâkim veya Cumhuriyet savcısı tarafından yakalama emrinin derhâl iadesi istenir.
GÖZALTI
Yakalanan kişi Cumhuriyet Savcılığınca bırakılmazsa, soruşturmanın tamamlanması için gözaltına alınmasına karar verilebilir.
Gözaltı süresi, yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesi için zorunlu süre hariç, yakalama anından itibaren 24 saati geçemez.
Yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilme için zorunlu süre 12 saatten fazla olamaz. ( EN FAZLA 36 SAAT.
Gözaltına alma, bu tedbirin soruşturma yönünden zorunlu olmasına ve kişinin bir suçu işlediğini düşündürebilecek emarelerin varlığına bağlıdır.
Toplu olarak işlenen suçlarda, delillerin toplanmasındaki güçlük veya şüpheli sayısının çokluğu nedeniyle; Cumhuriyet savcısı gözaltı süresinin, her defasında bir günü geçmemek üzere, üç gün süreyle uzatılmasına yazılı olarak emir verebilir. Bu halde toplu suçlarda gözaltı süresi toplamda EN FAZLA 4 GÜN OLMAKTADIR.
Yakalama işlemine, gözaltına alma ve gözaltı süresinin uzatılmasına ilişkin Cumhuriyet savcısının yazılı emrine karşı, yakalanan kişi, müdafii veya kanunî temsilcisi, eşi ya da birinci veya ikinci derecede kan hısımı, hemen serbest bırakılmayı sağlamak için sulh ceza hâkimine başvurabilir.
Gözaltı süresinin dolması veya sulh ceza hâkiminin kararı üzerine serbest bırakılan kişi hakkında yakalamaya neden olan fiille ilgili yeni ve yeterli delil elde edilmedikçe ve Cumhuriyet savcısının kararı olmadıkça bir daha aynı nedenle yakalama işlemi uygulanamaz.
Gözaltına alınan kişi bırakılmazsa, en geç gözaltı süreleri sonunda sulh ceza hâkimi önüne çıkarılıp sorguya çekilir. Sorguda müdafii de hazır bulunur. ( ZORUNLU MÜDAFİİLİK )
Hâkim veya mahkeme tarafından verilen yakalama emri üzerine soruşturma veya kovuşturma evresinde yakalanan kişi, en geç 24 saat içinde yetkili hâkim veya mahkeme önüne çıkarılamıyorsa, aynı süre içinde en yakın sulh ceza hâkimi önüne çıkarılır; serbest bırakılmadığı takdirde, yetkili hâkim veya mahkemeye en kısa zamanda gönderilmek üzere tutuklanır.
YAKALAMA ve GÖZALTININ BİLDİRİLMESİ
Şüpheli veya sanık yakalandığında, gözaltına alındığında veya gözaltı süresi uzatıldığında, Cumhuriyet savcısının emriyle bir yakınına veya belirlediği bir kişiye gecikmeksizin haber verilir.
Yakalanan veya gözaltına alınan yabancı ise, yazılı olarak karşı çıkmaması halinde, durumu, vatandaşı olduğu devletin konsolosluğuna bildirilir.
YAKALAMA EMRİ VE NEDENLERİ
Soruşturma evresinde çağrı üzerine gelmeyen veya çağrı yapılamayan şüpheli hakkında, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından yakalama emri düzenlenebilir. Ayrıca, tutuklama isteminin reddi kararına itiraz halinde, itiraz mercii tarafından da yakalama emri düzenlenebilir.
Yakalanmış iken kolluk görevlisinin elinden kaçan şüpheli veya sanık ya da tutukevi veya ceza infaz kurumundan kaçan tutuklu veya hükümlü hakkında Cumhuriyet savcıları ve kolluk kuvvetleri de yakalama emri düzenleyebilirler.
Kovuşturma evresinde kaçak sanık hakkında yakalama emri re'sen veya Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim veya mahkeme tarafından düzenlenir.
Yakalama emrinde, kişinin açık eşkâli, bilindiğinde kimliği ve yüklenen suç ile yakalandığında nereye gönderileceği gösterilir.
2- TUTUKLAMA
Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir.
İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.
Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.
b) Şüpheli veya sanığın davranışları;
1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,
2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma, hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa bir tutuklama nedeni var kabul edilir.
SUÇUN TOPLUMDA İNFİAL OLUŞTURMASI BİR TUTUKLAMA NEDENİ DEĞİLDİR. ( ESKİ KANUNDA BU HAL TUTUKLAMA NEDENİ SAYILIYORDU )
Yine kanunda sayılan bazı suçlar söz konusu olduğu hallerde de bir tutuklama nedeni var sayılmaktadır.
TUTUKLAMA HÂKİMİN TAKDİRİNDEDİR. BÜTÜN ŞARTLAR OLUŞSA DAHİ TUTUKLAMA TEDBİRİNİ BAŞVURMAYIP ŞÜPHELİYİ TUTUKSUZ YARGILANMAK ÜZERE SERBEST bırakabilir.
TUTUKLAMA YAPILAMAYACAK SUÇLAR:
Sadece adlî para cezasını gerektiren veya hapis cezasının üst sınırı bir yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez.
TUTUKLAMA KARARI
Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir.
Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.
Tutuklama istenildiğinde, şüpheli veya sanık, kendisinin seçeceği veya baro tarafından görevlendirilecek bir müdafiin yardımından yararlanır. ( ZORUNLU MÜDAFİİLİK )
Tutuklama kararı verilmezse, şüpheli veya sanık derhâl serbest bırakılır.
TUTUKLAMA KARARINA İTİRAZ EDİLEBİLİR.
TUTUKLULUKTA GEÇECEK SÜRE
- Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde tutukluluk süresi en çok 1 yıldır. Ancak bu süre, zorunlu hallerde gerekçeleri gösterilerek 6 AY daha uzatılabilir. ( EN FAZLA 1,5 YIL OLUYOR )
- Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk süresi en çok 2 YIL dır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam 3 YILI geçemez. ( EN FAZLA 5 YIL OLUYOR)
Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir.
Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinin devamına veya salıverilmesine hâkim veya mahkemece karar verilir. Ret kararına itiraz edilebilir.

TUTUKLANANIN DURUMUNUN YAKINLARINA BİLDİRİLMESİ
Tutuklamadan ve tutuklamanın uzatılmasına ilişkin her karardan tutuklunun bir yakınına veya belirlediği bir kişiye, hâkimin kararıyla gecikmeksizin haber verilir.
Ayrıca, soruşturmanın amacını tehlikeye düşürmemek kaydıyla, tutuklunun tutuklamayı bir yakınına veya belirlediği bir kişiye bizzat bildirmesine de izin verilir.
Şüpheli veya sanık yabancı olduğunda tutuklanma durumu, yazılı olarak karşı çıkmaması halinde, vatandaşı olduğu devletin konsolosluğuna bildirilir.
TUTUKLULUĞUN İNCELENMESİ
Soruşturma evresinde şüphelinin tutukevinde bulunduğu süre içinde ve en geç 30 GÜNLÜK süreler itibarıyla tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından 100 üncü Madde hükümleri göz önünde bulundurularak karar verilir.
Tutukluluk durumunun incelenmesi, yukarıdaki fıkrada öngörülen süre içinde şüpheli tarafından da istenebilir.
3- ADLÎ KONTROL
Şüpheli hakkında tutuklama sebeplerinin varlığı halinde, ÜST SINIRI 3 YIL veya daha az hapis cezasını gerektiren bir suç sebebiyle yürütülen soruşturmada, şüphelinin tutuklanması yerine adlî kontrol altına alınmasına karar verilebilir.
Kanunda tutuklama yasağı öngörülen hallerde de ( 1 YILDAN AŞAĞI HAPİS CEZASI GEREKTİREN SUÇLAR VE SADECE ADLİ PARA CEZASI GEREKTİREN SUÇLAR ), adlî kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir.
Adlî kontrol, şüphelinin aşağıda gösterilen bir veya birden fazla yükümlülüğe tabi tutulmasını içerir:
a) Yurt dışına çıkamamak. ( Bütün suçlarda uygulanabilir )
b) Hâkim tarafından belirlenen yerlere, belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurmak.
c) Hâkimin belirttiği merci veya kişilerin çağrılarına ve gerektiğinde meslekî uğraşlarına ilişkin veya eğitime devam konularındaki kontrol tedbirlerine uymak.
d) Her türlü taşıtları veya bunlardan bazılarını kullanamamak ve gerektiğinde kaleme, makbuz karşılığında sürücü belgesini teslim etmek.
e) Özellikle uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu Maddeler ile alkol bağımlılığından arınmak amacıyla, hastaneye yatmak dahil, tedavi veya muayene tedbirlerine tâbi olmak ve bunları kabul etmek.
f) Şüphelinin parasal durumu göz önünde bulundurularak, miktarı ve bir defada veya birden çok taksitlerle ödeme süreleri, Cumhuriyet savcısının isteği üzerine hâkimce belirlenecek bir güvence miktarını yatırmak. ( Bütün suçlarda uygulanabilir )
g) Silâh bulunduramamak veya taşıyamamak, gerektiğinde sahip olunan silâhları makbuz karşılığında adlî emanete teslim etmek.
h) Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim tarafından miktarı ve ödeme süresi belirlenecek parayı suç mağdurunun haklarını güvence altına almak üzere aynî veya kişisel güvenceye bağlamak.
i) Aile yükümlülüklerini yerine getireceğine ve adlî kararlar gereğince ödemeye mahkûm edildiği nafakayı düzenli olarak ödeyeceğine dair güvence vermek.
Adlî kontrol altında geçen süre, şahsî hürriyeti sınırlama sebebi sayılarak cezadan mahsup edilemez. ANCAK ŞÜPHELİ E BENDİNDE YER ALAN DURUMDA BİR TEDAVİ KURUMUNA YATIRILMIŞ İSE BU SÜRELER YARGILAMA SONUCUNDA VERİLECEK MAHKUMİYET SÜRESİNDEN İNDİRİLİR.
Kanunlarda öngörülen tutukluluk sürelerinin dolması nedeniyle salıverilenler hakkında birinci fıkradaki süre koşulu aranmaksızın adlî kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir.
ADLÎ KONTROL KARARI VE HÜKMEDECEK MERCİLER
Şüpheli, Cumhuriyet savcısının istemi ve sulh ceza hâkiminin kararı ile soruşturma evresinin her aşamasında adlî kontrol altına alınabilir.
Adli kontrole görevli ve yetkili diğer yargı mercileri tarafından da, kovuşturma evresinin her aşamasında hükmedilebilir.
Adli kontrole ilişkin kararlara karşı itiraz edilebilir.
TEDBİRLERE UYMAMA
Adlî kontrol hükümlerini isteyerek yerine getirmeyen şüpheli veya sanık hakkında, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun, yetkili yargı mercii hemen tutuklama kararı verebilir.
Adli kontrol sürecinde şüpheli veya sanıktan mahkemeye belli bir güvence göstermesi istenebilir. Bu yolla kişinin usul işlemlerinde hükmün infazında veya halen veya sonradan kontrol altına alınabileceği diğer yükümlülüklerini yerine getirmek üzere hazır bulunması garanti altına alınmış olur.
Eğer kişi bu yükümlülükleri yerine getirmez ve hazır bulunmaz ise güvence devlet hazinesine gelir kaydedilir.
Şüpheli veya sanık tarafından gösterilecek güvence ( KEFALET- TEMİNAT ):
a) Şüpheli veya sanığın bütün usul işlemlerinde, hükmün infazında veya altına alınabileceği diğer yükümlülükleri yerine getirmek üzere hazır bulunması.
b) Aşağıda gösterilen sıraya göre ödemelerin yapılması:
1. Katılanın yaptığı masraflar, suçun neden olduğu zararların giderilmesi ve eski hâle getirme; şüpheli veya sanık nafaka borçlarını ödememeleri nedeniyle kovuşturuluyorlarsa nafaka borçları.
2. Kamusal giderler.
3. Para cezaları hakkında da bir teminat niteliği taşır.

4-ARAMA VE ELKOYMA
Yakalanabileceği veya suç delillerinin elde edilebileceği hususunda MAKUL ŞÜPHE ( SOMUT OLAYLAR KARŞISINDA DUYULAN ŞÜPHE- Hayatın olağan akışında duyulan şüphe ) varsa; şüphelinin veya sanığın üstü, eşyası, konutu, işyeri veya ona ait diğer yerler aranabilir.
Şüphelinin veya sanığın yakalanabilmesi veya suç delillerinin elde edilebilmesi amacıyla, diğer bir kişinin de üstü, eşyası, konutu, işyeri veya ona ait diğer yerler aranabilir.
GECE YAPILACAK ARAMA
Konutta, işyerinde veya diğer kapalı yerlerde gece vaktinde arama yapılamaz. Gece: güneşin batmasından 1 saat sonradan başlayıp güneşin doğumundan 1 saat öncesine kadar olan zaman dilimidir.
Suçüstü veya gecikmesinde sakınca bulunan hâller ile yakalanmış veya gözaltına alınmış olup da firar eden kişi veya tutuklu veya hükümlünün tekrar yakalanması amacıyla gece konutta, işyerinde veya diğer kapalı alanlarda arama yapılabilir.
ARAMA KARARI
Hâkim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hallerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri arama yapabilirler.
Ancak, konutta, işyerinde ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda arama, hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının yazılı emri ile yapılabilir.
KOLLUK AMİRİNİN EMRİ İLE KONUTTA, İŞYERİNDE VE KAMUYA AÇIK OLMAYAN ALANLARDA ARAMA YAPILAMAZ.
Kolluk amirinin yazılı emri ile yapılan arama sonuçları Cumhuriyet Başsavcılığına derhal bildirilir.
Cumhuriyet savcısı hazır olmaksızın konut, işyeri veya diğer kapalı yerlerde arama yapabilmek için o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulur.
Askerî mahallerde yapılacak arama, Cumhuriyet savcısının istem ve katılımıyla askerî makamlar tarafından yerine getirilir.
ARAMADA HAZIR BULUNABİLECEKLER
Aranacak yerlerin sahibi veya eşyanın zilyedi aramada hazır bulunabilir; kendisi bulunmazsa temsilcisi veya ayırt etme gücüne sahip hısımlarından biri veya kendisiyle birlikte oturmakta olan bir kişi veya komşusu hazır bulundurulur. Kişinin avukatının aramada hazır bulunmasına engel olunamaz.
BELGE VEYA KÂĞITLARI İNCELEME YETKİSİ
Hakkında arama işlemi uygulanan kimsenin belge veya kâğıtlarını inceleme yetkisi, Cumhuriyet savcısı ve hâkime aittir.
KOLLUK BELGE VE KÂĞITLARI İNCELEME YETKİSİNE SAHİP DEĞİLDİR.
İnceleme sonucu soruşturma veya kovuşturma konusu suça ilişkin olmadığı anlaşılan belge veya kâğıtlar ilgilisine geri verilir.
ELKONULAMAYACAK MEKTUPLAR, BELGELER
Şüpheli veya sanık ile tanıklıktan çekinebilecek kimseler arasındaki mektuplara ve belgelere; BU KİMSELERİN ELİNDE bulundukça el konulamaz. Bu mektuplar şüphelinin elinde ise bu elkonulabilir.
ELKOYMA KARARINI VERME YETKİSİ
Hâkim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hallerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri, elkoyma işlemini gerçekleştirebilir.
Hâkim kararı olmaksızın yapılan elkoyma işlemi, 24 saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını elkoymadan itibaren 48 saat içinde açıklar; aksi hâlde elkoyma kendiliğinden kalkar.
Askerî mahâllerde yapılacak elkoyma işlemi, ... Cumhuriyet savcısının istem ve katılımıyla askerî makamlar tarafından yerine getirilir.
Elkoyma tedbiri uygulanabilecek değerler kanunda sayılmıştır. Bu sayma sınırlı saymadır. Yani bu sayılanlar dışındaki değerlere, eşyalara el konulamaz. Bunlar, taşınmazlar, kara, deniz ve hava ulaşım araçları, banka ve diğer kredi kurumlarındaki hesaplar, kıymetli evrak, gerçek ve tüzel kişiler nezdindeki her türlü alacak, ortak olunan şirketteki ortaklık payı, kiralık kasa içindekilere, diğer malvarlığı gelirleri.
( BU SAYILANLAR HAKKINDA ANCAK HÂKİM EL KOYMA KARARI VEREBİLİR. C. SAVCISI VE KOLLUK BU SAYILANLAR HAKKINDA EL KOYMA KARARI VEREMEZ. )
AVUKAT BÜROLARINDA YAPILACAK ARAMA
Avukat büroları ancak MAHKEME KARARI ile ve KARARDA BELİRTİLEN OLAYLA İLGİLİ OLARAK CUMHURİYET SAVCISININ DENETİMİNDE ARAMA YAPILABİLİR. Aramada baro başkanı veya görevlendireceği bir avukat da hazır bulundurulur.
5-ŞİRKET YÖNETİMİ İÇİN KAYYIM TAYİNİ
Suçun bir şirketin faaliyeti çerçevesinde işlenmekte olduğu hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi için gerekli olması halinde; soruşturma ( C. SAVCISI ) ve kovuşturma sürecinde, HÂKİM veya MAHKEME, şirket işlerinin yürütülmesiyle ilgili olarak kayyım atayabilir.
6-TELEKOMÜNİKASYON YOLUYLA YAPILAN İLETİŞİMİN DENETLENMESİ
Bir suç dolayısıyla yapılan soruşturma ve kovuşturmada, suç işlendiğine ilişkin KUVVETLİ ŞÜPHE sebeplerinin varlığı ve BAŞKA SURETTE DELİL ELDE ETME İMKANININ BULUNMAMASI durumunda, HÂKİM VEYA GECİKMESİNDE SAKINCA BULUNAN HALLERDE C. SAVCISININ kararıyla şüpheli veya sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişimi tespit edilebilir, dinlenebilir, kayda alınabilir ve sinyal bilgileri değerlendirilebilir.
Cumhuriyet savcısı kararını derhâl hâkimin onayına sunar ve hâkim, kararını en geç 24 saat içinde verir. Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi halinde tedbir Cumhuriyet savcısı tarafından derhâl kaldırılır.
Şüpheli veya sanığın tanıklıktan çekinebilecek kişilerle arasındaki iletişimi kayda alınamaz. Kayda alma gerçekleştikten sonra bu durumun anlaşılması hâlinde, alınan kayıtlar derhâl yok edilir.
Tedbir kararı en çok 3 AY için verilebilir; bu süre, BİR KEZ daha uzatılabilir.
Ancak ÖRGÜTLÜ SUÇLARDA hâkim HER DEFASINDA 1 AYDAN FAZLA OLMAMAK ÜZERE sürenin müteaddit defalar uzatılmasına karar verebilir.
BU TEDBİR SADECE KANUNDA SAYILAN KATALOG SUÇLAR İÇİN UYGULANABİLİR. BÜTÜN SUÇLAR İÇİN UYGULANAMAZ.
BU TEDBİR UYGULANIRKEN, şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi ya da HÂKİMİN ONAYLAMAMASI HALİNDE bunun uygulanmasına Cumhuriyet savcısı tarafından derhâl son verilir. Bu durumda, yapılan tespit veya dinlemeye ilişkin kayıtlar Cumhuriyet savcısının denetimi altında EN GEÇ 10 GÜN içinde yok edilerek, durum bir tutanakla tespit edilir.
Tespit ve dinlemeye ilişkin kayıtların yok edilmesi halinde soruşturma evresinin bitiminden itibaren, en geç 15 gün içinde, Cumhuriyet Başsavcılığı, tedbirin nedeni, kapsamı, süresi ve sonucu hakkında ilgilisine yazılı olarak bilgi verir.
KUVVETLİ SUÇ ŞÜPHESİ BULUNMASI VE BAŞKA SURETTE DELİL ELDE ETME İMKANI BULUNMAMASI DURUMLARINDA, SADECE KANUNDA SAYILAN KATALOG SUÇLARLA İLGİLİ OLARAK:
- GİZLİ SORUŞTURMACI ATAMA
- TEKNİK ARAÇLARLA İZLEME ( Teknik araçlarla izlemede KONUT İZLENEMEZ ) YAPILABİLİR.
KORUMA TEDBİRLERİ NEDENİYLE TAZMİNAT
SeLeN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Hızlı Cevap
Alt 25-11-2010   #3 (permalink)
Standart Cevap: Ceza Mahkemesi Hukuku Konu anlatımı


TAZMİNAT İSTEMİ
Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;
a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,
b) Kanunî gözaltı süresi içinde hâkim önüne çıkarılmayan,
c) Kanunî hakları hatırlatılmadan veya hatırlatılan haklarından yararlandırılma isteği yerine getirilmeden tutuklanan,
d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen,
e) Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen,
f) Mahkûm olup da gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği süreleri, hükümlülük sürelerinden fazla olan veya işlediği suç için kanunda öngörülen cezanın sadece para cezası olması nedeniyle zorunlu olarak bu cezayla cezalandırılan,
g) Yakalama veya tutuklama nedenleri ve haklarındaki suçlamalar kendilerine, yazıyla veya bunun hemen olanaklı bulunmadığı hâllerde sözle açıklanmayan,
h) Yakalanmaları veya tutuklanmaları yakınlarına bildirilmeyen,
i) Hakkındaki arama kararı ölçüsüz bir şekilde gerçekleştirilen,
j) Eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı halde elkonulan veya korunması için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya diğer malvarlığı değerleri amaç dışı kullanılan veya zamanında geri verilmeyen,
Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler.
TAZMİNAT İSTEMİNİN KOŞULLARI
Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren 3 AY ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen 1 YIL içinde tazminat isteminde bulunulabilir.
İstem, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa, en yakın yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanır.
Devlet, ödediği tazminattan dolayı, koruma tedbiriyle ilgili olarak görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanan kamu görevlilerine rücu eder.
TAZMİNAT İSTEYEMEYECEK KİŞİLER
Kanuna uygun olarak yakalanan veya tutuklanan kişilerden aşağıda belirtilenler tazminat isteyemezler:
a) Gözaltı ve tutukluluk süresi başka bir hükümlülüğünden indirilenler.
b) Tazminata hak kazanmadığı hâlde, sonradan yürürlüğe giren ve lehte düzenlemeler getiren kanun gereği, durumları tazminat istemeye uygun hâle dönüşenler.
c) Genel veya özel af, şikâyetten vazgeçme, uzlaşma gibi nedenlerle hakkında kovuşturmaya yer olmadığına veya davanın düşmesine karar verilen veya kamu davası geçici olarak durdurulan veya kamu davası ertelenen veya düşürülenler.
d) Kusur yeteneğinin bulunmaması nedeniyle hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilenler.
e) Adlî makamlar huzurunda gerçek dışı beyanla suç işlediğini veya suça katıldığını bildirerek gözaltına alınmasına veya tutuklanmasına neden olanlar.
SeLeN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Hızlı Cevap
Alt 25-11-2010   #4 (permalink)
Standart Cevap: Ceza Mahkemesi Hukuku Konu anlatımı


CEZA MUHAKEMESİNİN EVRELERİ
Ceza muhakemesi iki evreye ayrılmaktadır. Bunlardan birincisi soruşturma evresi, ikincisi ise kovuşturma evresi.
1- SORUŞTURMA EVRESİ
Suç sayılan eylemin gerçekleşmesinden sonra bu durumun yetkili mercilere ihbar/şikayet yoluyla bildirilmesi ile hemen yargılama aşamasına geçilmez. Bu ihbar/şikayeti alan Cumhuriyet Savcılığı suç, suçlu ve suça ilişkin deliller hakkında soruşturma yaparak neticede bir soruşturma dosyası hazırlar.
Kural olarak bu soruşturma evresi gizlidir.
Cumhuriyet Savcısı adli kolluk görevini yerine getiren kolluk personeline doğrudan doğruya emir verebilir ve adil kolluk işlemleri ile ilgili olarak bu personelin birinci derece amiridir. Adli kolluk personelinin bu görevi sırasında bir suç işlediği iddia edilirse soruşturmayı DOĞRUDAN DOĞRUYA CUMHURİYET SAVCISI YAPAR.
Cumhuriyet Savcısı acele hallerde sonradan yazılı hale getirilmek kaydı ile sözlü emir verebilir. Kişi özgürlüğüne müdahale teşkil edecek bir eylemde bulunmak gerekirse ( örn. Telefon dinleme, tutuklama, adli kontrol, yakalama vs. ) bu hallerde Cumhuriyet Savcısı SULH CEZA HAKİMİNE BAŞVURUR.
Yukarıda bahse konu olduğu üzere Cumhuriyet Savcısının iş yoğunluğunun fazla olması ya da Cumhuriyet Savcısına erişilemiyor ise Sulh Ceza Mahkemesi hakimi de bütün soruşturma işlemlerini tek başına yapabilir.
Soruşturma sonucunda suç oluştuğu konusunda YETERLİ SÜPHEYE ulaşılmış ise Cumhuriyet Savcısı tarafından bir İDDİANAME HAZIRLANIR. Hazırlanan iddianame yetkili ve görevli mahkemeye sunulur.
Cumhuriyet Savcısı iddianamede kanunen zorunlu olan bütün bilgi, isim, adres, delil gibi unsurlara yer vermek zorundadır. Cumhuriyet Savcısı sadece failin aleyhine değil LEHİNE BİR DURUM VAR İSE ONU DA İDDİANAME DE BELİRTMEK ZORUNDADIR.
Cezayı kaldıran bir sebep olarak etkin pişmanlık veya kişisel cezasızlık halleri var ise SAVCI DAVA AÇMADAN KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA KARAR VEREBİLİR. Bu hallerde dava açmasına gerek yoktur.
Yine soruşturma konusu suç TAKİBİ ŞİKAYETE BAĞLI İSE VE ÜST SINIRI 1 YILDAN AŞAĞI BİR CEZA VEYA DAHA AZ CEZA GEREKTİRİYOR İSE C. Savcısı, 5 YIL SÜRE İLE KAMU DAVASININ AÇILMASINI ERTELEYEBİLİR.
EĞER FAİL; 5 YIL İÇİNDE KASITLI BİR SUÇ İŞLEMEZ İSE KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA KARAR VERİR.
Cumhuriyet Savcısı yeterli delile ulaşamamış ise, suçun fail tarafından işlendiği hususunda yeterli şüpheye ulaşamamış ise ve suçun oluşmadığına kanaat getirmiş ise KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA KARAR VERİR.
Bu karara karşı, suçtan zarar görenler 15 GÜN içinde en yakın yer AĞIR CEZA MAHKEMESİNDE İTİRAZ EDEBİLİRLER.
Cumhuriyet Savcısının mahkemeye sunmuş olduğu iddianame mahkemece değerlendirilir. 15 gün içinde her hangi bir karar verilmeyen iddianame KABUL EDİLMİŞ SAYILIR.
Eğer mahkeme iddianamenin eksik olduğunu düşünüyorsa İDDİANAMEYİ CUMHURİYET SAVCILIĞINA İADE EDER. C. Savcısı bu karara karşı en yakın ağır ceza mahkemesi nezdinde itirazda bulunabilir.
MAHKEME HUKUKİ NİTELENDİRME HATASI SEBEBİYLE İDDİANAMEYİ İADE EDEMEZ. Yani eylemin hangi suç olduğu konusunda C. Savcısı ile aynı kanaatte olmasa bile sırf bu nedenden dolayı iddianameyi iade edemez. ( C. Savcısı eylemin hırsızlık olduğunu yazmış ve Mahkeme de eylemin dolandırıcılık olduğunu düşünüyorsa bu bir nitelendirme hatasıdır. Bu nedenden ötürü iddianame iade edilemez. )
İDDİANAMENİN KABULÜYLE BİRLİKTE KAMU DAVASI AÇILMIŞ OLUR VE KOVUŞTURMA AŞAMASI BAŞLAR. ŞÜPHELİNİN SIFATI ARTIK SANIKTIR.
2- KOVUŞTURMA EVRESİ
Kovuşturma evresinde duruşma yapılır. Duruşmada ilk yapılacak olan iş mahkemeye çağrılmış olan SANIK VE MÜDAFİİN HAZIR BULUNUP BULUNMADIĞIDIR.
Kanunda yazılı haller dışında ( gaiplik, kaçaklık, yokluk ) halleri dışında SANIK HAZIR BULUNMADAN DURUŞMA YAPILAMAZ. Sanığın hazır bulunması bir YARGILAMA ŞARTIDIR.
Çağrıya rağmen gelmeyen veya duruşmaya gelmesine gerek görülmeyen ( YOKLUK ) sanığın daha önceden sorgusu yapılmış ise dava yokluğunda bitirilebilir.
Yalnız veya adli para cezası ya da güvenlik tedbirine hükmedilecek durumlarda sanık gelmese bile duruşma yapılabilir.
KAÇAĞIN daha önce sorgusu yapılmış ise MAHKÛMİYET KARARI VERİLEBİLİR. Eğer sorgusu yapılmamış ise mahkûmiyet dışındaki kararlar verilebilir.
SANIK HAKKINDA TOPLANAN DELİLLERE GÖRE; MAHKÛMİYET DIŞINDA BİR KARAR VERİLMESİ GEREKTİĞİ GÖRÜLÜRSE SORGUSU YAPILMAMIŞ OLSA BİLE DAVA YOKLUĞUNDA BİTİRİLEBİLİR.
HÜKÜMDEN ÖNCE SON SÖZ HAZIR BULUNAN SANIĞA VERİLİR.
DOĞRUDAN SORU YÖNELTME ( 2008 KPSS SORUSU )
- Hakim/ler
- Cumhuriyet savcısı,
- Müdafi,
- Vekil sıfatıyla duruşmaya katılan avukat; sanığa, katılana, tanıklara, bilirkişilere ve duruşmaya çağrılmış diğer kişilere, duruşma disiplinine uygun olarak doğrudan soru yöneltebilirler. Sanık ve katılan da mahkeme başkanı veya hâkim aracılığı ile soru yöneltebilir. Dikkat edilirse doğrudan soru sorma SADECE yargılama işleminde yer alan HUKUKÇULAR için öngörülmüş bir yöntemdir.
Kural olarak duruşmalar alenidir. ( AÇIKLIK İLKESİ ). Ancak aşağıdaki hallerde duruşmalar gizil olarak yapılabilir:
- Genel ahlaka aykırı durumlar,
- Kamu güvenliği açısından sakıncalı olan durumlar,
- Sanığın 18 yaşından aşağı olduğu durumlarda duruşma gizli yapılır.
Duruşmada hüküm katılacak HAKİM, C. SAVCISI, ZABIT KATİBİ, zorunlu müdafiliğin kabul edildiği hallerde MÜDAFİİ BULUNMAK ZORUNDADIR. ( Sulh Ceza Mahkemelerinde duruşmada C. Savcısı bulunmaz. Asliye Ceza ve Ağır Ceza Mahkemelerinde C. Savcısı bulunur. )
ZORUNLU MÜDAFİİİLİK ( Devlet tarafından Avukat ATANAN DURUMLAR ):
Aşağıda sayılan hallerde SANIK- ŞÜPHELİ istemi aranmaksızın devlet tarafından atanan bir avukat yardımından faydalandırılır.
- Sağır, dilsiz ve kendini anlatamayacak derecede malul olanlar,
- 18 yaşından küçük sanıklar,
- İşlemiş olduğu suçun alt sınırı 5 yıldan fazla olanlar.
- Bu hallerde devlet tarafından atanan bir avukat şüpheli- sanığa hukuki yardımda bulunur. Müdafiin ücreti devlet tarafından karşılanır. Bu sayılanların yanında TUTUKLAMA ve SORGU SIRASINDA da avukat bulunması zorunludur.
Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz.
SANIĞA YÜKLENEN SUÇUN İSPAT EDİLMESİ
Yüklenen suç hukuka uygun olarak ele geçirilmiş olan deliller ile ispat edilebilir. Hukuka aykırı olarak ele geçirilmiş olan delillere dayanılarak hüküm verilemez. Hukuka aykırı deliller: Hukuka uygun surette elde edilmemiş HER TÜRLÜ DELİL YASAK DELİLDİR.
İFADE ALMA VE SORGUDA YASAK USULLER
İfade alma: Şüphelinin kolluk görevlileri veya Cumhuriyet savcısı tarafından soruşturma konusu suçla ilgili olarak dinlenmesini,
Sorgu: Şüpheli veya sanığın hâkim veya mahkeme tarafından soruşturma veya kovuşturma konusu suçla ilgili olarak dinlenmesini,
Şüphelinin ve sanığın beyanı özgür iradesine dayanmalıdır. Bunu engelleyici nitelikte kötü davranma, işkence, ilâç verme, yorma, aldatma, cebir veya tehditte bulunma, bazı araçları kullanma gibi bedensel veya ruhsal müdahaleler yapılamaz.
Kanuna aykırı bir yarar vaat edilemez. Yasak usullerle elde edilen ifadeler rıza ile verilmiş olsa dahi delil olarak değerlendirilemez.
ŞÜPHELİ VEYA SANIĞIN aynı olayla ilgili olarak yeniden ifadesinin alınması ihtiyacı ortaya çıktığında, bu işlem ancak Cumhuriyet savcısı tarafından yapılabilir. Bu halde KOLLUK İFADE ALAMAZ.
CEZA YARGILAMASINDA KARAR TÜRLERİ
1- BERAAT KARARI AŞAĞIDAKİ HALLERDE VERİLİR:
a) Yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması,
b) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması,
c) Yüklenen suç açısından failin kast veya taksirinin bulunmaması,
d) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmesine rağmen, olayda bir hukuka uygunluk nedeninin bulunması,
e) Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması, Hallerinde verilir.
2- KUSURUN BULUNMAMASI NEDENİYLE CEZA VERİLMEYE YER OLMADIĞI KARARI
a) Yüklenen suçla bağlantılı olarak yaş küçüklüğü, akıl hastalığı veya sağır ve dilsizlik hali ya da geçici nedenlerin bulunması,
b) Yüklenen suçun hukuka aykırı fakat bağlayıcı emrin yerine getirilmesi suretiyle veya zorunluluk hali ya da cebir veya tehdit etkisiyle işlenmesi,
c) Meşru savunmada sınırın heyecan, korku ve telaş nedeniyle aşılması, ( meşru savunma halinde BERAAT VERİLİR. BURADA MEŞRU MÜDAFAADA SINIRIN AŞILMASI SÖZ KONUSU )
d) Kusurluluğu ortadan kaldıran hataya düşülmesi,
Hallerinde, kusurunun bulunmaması dolayısıyla ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilir.
3- CEZA VERİLMEYE YER OLMADIĞINA
İşlenen fiilin suç olma özelliğini devam ettirmesine rağmen;
a) Etkin pişmanlık,
b) Şahsî cezasızlık sebebinin varlığı,
c) Karşılıklı hakaret,
d) İşlenen fiilin haksızlık içeriğinin azlığı, Dolayısıyla, faile ceza verilmemesi hallerinde, ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilir.
4- MAHKÛMİYET
Yüklenen suçu işlediğinin sabit olması halinde ( % 100 kanaat olacak ), sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilir.
Yüklenen suçu işlediğinin sabit olması halinde, belli bir cezaya mahkûmiyet yerine veya mahkûmiyetin yanı sıra güvenlik tedbirine hükmolunur.( MAHKÛMİYETLE BİRLİKTE GÜVENLİK TEDBİRLERİNE HÜKMEDİLMESİ ZORUNLUDUR )
Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa DAVANIN REDDİNE karar verilir.
Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir.
Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, DURMA KARARI verilir. Bu karara itiraz edilebilir.
Derhâl beraat kararı verilebilecek hâllerde durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez.
Adlî yargı dışındaki bir yargı merciine yönelik görevsizlik kararı kanun yolu bakımından hüküm sayılır.
5- HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI KARARI
Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, 2 yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. ( HÂKİMİN TAKDİRİNDEDİR )
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;
a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması,
c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi,
d) Uzlaşmaya tabi bir suç olmamalıdır.
Öngörülen 5 yıllık denetim süresi içerisinde fail KASITLI bir SUÇ işlemez ise 5 yılın sonunda DAVANIN DÜŞMESİNE KARAR VERİLİR. Bu 5 yıllık süre içerisinde hüküm açıklanmadığı için, mahkumiyetin hiçbir olumsuz etkisi olmaz.
UZLAŞMA
Türk Ceza Kanunu’nda yer alan ve Sadece kanunun belirlediği suç tiplerinde uygulanan bir yöntemdir. T.C.K. dışındaki kanunlarda düzenlenen; Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olanlar hariç olmak üzere; diğer kanunlarda yer alan suçlarla ilgili olarak uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için, kanunda açık hüküm bulunması gerekir.
Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile, etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda, uzlaştırma yoluna gidilemez.
Soruşturma konusu suçun uzlaşmaya tâbi olması halinde, Cumhuriyet savcısı veya talimatı üzerine adlî kolluk görevlisi, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar görene uzlaşma teklifinde bulunur.
Şüphelinin, mağdurun veya suçtan zarar görenin reşit olmaması halinde, uzlaşma teklifi kanunî temsilcilerine yapılır. Cumhuriyet savcısı uzlaşma teklifini açıklamalı tebligat veya istinabe yoluyla da yapabilir.
Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören, kendisine uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren üç gün içinde kararını bildirmediği takdirde, teklifi reddetmiş sayılır.
Uzlaşma teklifinde bulunulması halinde, kişiye uzlaşmanın mahiyeti ve uzlaşmayı kabul veya reddetmesinin hukukî sonuçları anlatılır.
Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma dosyasında yer alan adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle mağdura, suçtan zarar görene, şüpheliye veya bunların kanunî temsilcisine ulaşılamaması halinde, uzlaştırma yoluna gidilmeksizin soruşturma sonuçlandırılır.
Birden fazla kişinin mağduriyetine veya zarar görmesine sebebiyet veren bir suçtan dolayı uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için, mağdur veya suçtan zarar görenlerin hepsinin uzlaşmayı kabul etmesi gerekir.
Uzlaşma teklifinde bulunulması veya teklifin kabul edilmesi, soruşturma konusu suça ilişkin delillerin toplanmasına ve koruma tedbirlerinin uygulanmasına ( Arama, Tutuklama vs. ) engel değildir.
Şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar görenin uzlaşma teklifini kabul etmesi halinde, Cumhuriyet savcısı uzlaştırmayı kendisi gerçekleştirebileceği gibi, uzlaştırmacı olarak avukat görevlendirilmesini barodan isteyebilir veya hukuk öğrenimi görmüş kişiler arasından uzlaştırmacı görevlendirebilir.
Bu Kanunda belirlenen hâkimin davaya bakamayacağı haller ile reddi sebepleri, uzlaştırmacı görevlendirilmesi ile ilgili olarak göz önünde bulundurulur.
Uzlaştırmacı, dosya içindeki belgelerin birer örneği kendisine verildikten itibaren en geç 30 ( otuz ) gün içinde uzlaştırma işlemlerini sonuçlandırır. Cumhuriyet savcısı bu süreyi en çok yirmi gün daha uzatabilir.
Uzlaştırmanın sonuçsuz kalması halinde tekrar uzlaştırma yoluna gidilemez.
Uzlaşma sonucunda şüphelinin edimini def'aten yerine getirmesi halinde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir.
Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır.
Şüphelinin, edimini yerine getirmemesi halinde uzlaşma raporu veya belgesi, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 38 inci maddesinde yazılı ilam mahiyetini haiz belgelerden sayılır.
Uzlaştırma müzakereleri sırasında yapılan açıklamalar, herhangi bir soruşturma ve kovuşturmada ya da davada delil olarak kullanılamaz.
Uzlaşma teklifi ve uzlaştırıcının raporunun verilmesi arasında geçen sürede zamanaşımı ve dava açma süreleri İŞLEMEZ. Uzlaşma sonucunda verilecek kararlarla ilgili olarak bu Kanunda öngörülen kanun yollarına başvurulabilir.
MAHKEME TARAFINDAN UZLAŞTIRMA
Kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması halinde, uzlaştırma işlemleri mahkeme tarafından yapılır.
SeLeN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Hızlı Cevap
Alt 25-11-2010   #5 (permalink)
Standart Cevap: Ceza Mahkemesi Hukuku Konu anlatımı


KANUN YOLLARI
İki tür temyiz yolu vardır. Bunlar olağan temyiz yolu ve olağanüstü temyiz yolu.
KANUN YOLLARINA MÜRACAAT EDEBİLECEK KİMSELER:
- C. SAVCISI
- Şüpheli veya SANIK
- Katılan,
- Bunların Müdafii.
- Şüpheli veya Sanığın KANUNİ TEMSİLCİSİ VE EŞİ.
1- OLAĞAN KANUN YOLLARI
A- İTİRAZ: Kararı veren mahkemenin bir üst mahkemesine yapılan 7 GÜN İÇİNDE YAPILAN müracaata kararın denetlenmesi işlemidir. Hangi işlemlere karış itiraz yoluna gidilebileceği kanunda sayılmaktadır.
B- İSTİNAF: İstinaf mahkemeleri kurulduktan sonra ( 2008 İTİBARİYLE HENÜZ KURULMAMAŞTIR ) kural olarak birinci derece mahkemelerinin kararlarına karşı başvurulabilecek kanun yolu İSTİNAFTIR. İstinaf BÖLGE ADLİYE MAHKEMELERİNE MÜRACAAT YOLUYLA İLK DERECE MAHKEMESİ KARARLARININ DENETLENMESİ SURETİYLE YAPILIR )
C- TEMYİZ: İLK DERECE MAHKEMESİ KARARLARININ YARGITAY TARAFINDAN DENETLENMESİ- İNCELENMESİDİR. HÜKMÜN AÇIKLANMASINDAN İTİBAREN 7 GÜN İÇİNDE BU YOLA MÜRACAAT EDİLEBİLİR.
2- OLAĞANÜSTÜ KANUN YOLLARI
KESİNLEŞMİŞ KARARLARA KARŞI ÖNGÖRÜLMÜŞ KANUN YOLLARIDIR.
A- KANUN YARARINA BOZMA: Temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş hukuka aykırı görülen kararlara karşı ADALET BAKANLIĞININ İSTEMİ İLE YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCISI KARARIN TEMYİZİ İÇİN İLGİLİ YARGITAY DAİRESİNE BAŞVURUR.
B- YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCISININ İTİRAZI: Ceza dairesinin vermiş olduğu hukuka aykırı kararlara karşı 30 gün içinde YARGITAY CEZA GENEL KURULUNUN KARARI İNCELEMESİ AMACIYLA YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCISININ müracaat etmesidir.
C- YARGILAMANIN YENİLENMESİ
Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava, aşağıda yazılı hâllerde hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülür:
a) Duruşmada kullanılan ve hükmü etkileyen bir belgenin sahteliği anlaşılırsa.
b) Yemin verilerek dinlenmiş olan bir tanık veya bilirkişinin hükmü etkileyecek biçimde hükümlü aleyhine kasıt veya ihmal ile gerçek dışı tanıklıkta bulunduğu veya oy verdiği anlaşılırsa.
c) Hükme katılmış olan hâkimlerden biri, hükümlünün neden olduğu kusur dışında, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek biçimde görevlerini yapmada kusur etmiş ise.
d) Ceza hükmü hukuk mahkemesinin bir hükmüne dayandırılmış olup da bu hüküm kesinleşmiş diğer bir hüküm ile ortadan kaldırılmış ise.
e) Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa.
f) Ceza hükmünün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlâli suretiyle verildiğinin ve hükmün bu aykırılığa dayandığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması. Bu hâlde yargılamanın yenilenmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten itibaren 1 YIL içinde istenebilir. ( Bu hüküm, 4.2.2003 tarihinden sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurular üzerine verilecek kararlar hakkında uygulanır.)
İLK KARARI VEREN HAKİM YARGILAMANIN YENİLENMESİ HALİNDE YARGILAMAYA KATILAMAZ.
YARGILAMANIN YENİLENMESİNİN KABUL EDİLMEYECEĞİ HÂL
Kanunun aynı maddesinde yer almış sınır içinde olmak üzere cezanın değiştirilmesi amacıyla yargılamanın yenilenmesi kabul edilemez.
Hatanın giderilebilmesini sağlayacak başka bir yol varsa, yargılamanın yenilenmesi yoluna gidilemez.
YARGILAMANIN YENİLENMESİ İSTEMİ HÜKMÜ VEREN MAHKEMEYE SUNULUR. YARGILAMANIN YENİLENMESİ HÜKMÜN İNFAZINI ERTELEMEZ.
Yeniden yapılan yargılamada verilen hüküm ilk hükümden DAHA AGIR BİR CEZAYI İÇEREMEZ.
YARGILAMA GİDERLERİ
Harçlar ve tarifesine göre ödenmesi gereken avukatlık ücretleri ile soruşturma ve kovuşturma evrelerinde yargılamanın yürütülmesi amacıyla Devlet Hazinesinden yapılan her türlü harcamalar ve taraflarca yapılan ödemeler yargılama giderleridir.
Hüküm ve kararda yargılama giderlerinin kimlere yükletileceği gösterilir.
SANIĞIN YÜKÜMLÜLÜĞÜ
Cezaya veya güvenlik tedbirine mahkûm edilmesi hâlinde, bütün yargılama giderleri sanığa yüklenir.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve cezanın ertelenmesi hallerinde de giderler sanığa yükletilir.


Öğr. Grv. Fatih BİRTEK


alıntı
SeLeN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Hızlı Cevap
Yeni Konu aç  Cevapla

Sayfayı Paylaş

Hızlı Cevap
Kullanıcı isminiz: Giriş yapmak için Buraya tıklayın
Sorunun cevabını alttaki kutucuğa yazınız. (Gerekli)

Mesajınız:

Seçenekler


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
KPSS Anayasa Hukuku İle İlgili Konu Anlatımı Mavi_inci SBS - ÖSS - Sınavlar 4 14-03-2011 00:31
İdare Hukuku Nedir - Ceza Hukuku Neye Denir? Mavi_inci Hukuk 0 14-03-2011 00:16
Açıköğretim İcra Hukuku Konu Anlatımı SeLeN Açık Öğretim AÖF 1 25-11-2010 17:46
Ceza Hukuku sleza Hukuk 1 06-02-2010 03:28
Davraniş Normu Olarak Ceza Hukuku NeslisH Hukuk 0 31-12-2008 19:45


Saat: 20:14.


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO ©2011, Crawlability, Inc.
Frmartuklu.Net ©2008 - 2014